Lefkoşa’da “nükleere karşı” iki toplumlu eylem gerçekleştirildi

93

[pe2-gallery album=”http://picasaweb.google.com/data/feed/base/user/101418267063791862141/albumid/5601978732682923153?alt=rss&hl=en_US&kind=photo”]

Nükleer karşıtı hareketlerin, Çernobil faciasının 25. yıldönümü olan 26 Nisan 2011 tarihini “Avrupa Anti – Nükleer Eylem Günü” olarak tayin etmesini destekleyen eylemciler, eylem sırasında Çernobil mağdurlarını ateş-kes hattını boydan boya geçecek ve ara bölgeyi de kapsayacak şekilde Ledra Sokağı’nın iki yanında “insan zinciri” oluşturarak sembolik olarak andı.

YKP, AKEL, Kıbrıs Yeşiller Partisi, BKP, EDON, KTÖS, KTOEÖS, DAÜ BİR – SEN, BES, Çağ – Sen, Kıbrıs Türk Demokrasi Derneği, Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), Makine Mühendisleri Odası (MMO), Endüstri Mühendisleri Odası (EMNO), Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO), Doğa Dostları Derneği ve Yeşil Hareketi’nin organize ettiği iki toplumlu eylemde, ortak açıklamayı İngilizce olarak DAÜ Bir – Sen Başkanı Tevfik Yoldaş okudu.

Yoldaş, insanlığın dün Çernobil, bugün de Japonya’da yaşanan nükleer felaket ve trajediyi büyük hüzün ve endişeyle takip ettiğini belirterek, “buna benzer bir senaryonun Girne’den 90 kilometre uzakta tekrarlanmasına hiçbir gerekçe olmadığı” görüşünü kaydetti. “Gelin sesimizi çocuklarımızın geleceği için yükseltelim” diyen Yoldaş, nükleer silah ve santrallere “hayır” denmesinin öneminin ve zorunluluğunun arttığını kaydetti.

Yoldaş, Japonya’daki nükleer felaketin küresel bir protestoya neden olduğunu, ancak şimdi de Türkiye’nin nükleer santral inşa etmeyi planladığını belirterek, Akkuyu’ya inşa edilmesi planlanan santralin yakınında yaşayan tüm canlıların yaşam kalitesini tahrip edeceğini kaydetti. 25 yıl önce meydana gelen Çernobil kazasının hala Karadeniz Havzası çapında insanlara ve çevreye sorunlar yarattığına dikkat çeken Yoldaş, Türkiye’de özellikle deprem fay hattına yakın olduğu bilinen Akkuyu’da nükleer santral yapılmasına izin verilmemesi gerektiğini belirtti.

Eylem sırasında ortak açıklamanın tamamı şöyle:

İnsanlık, 11 Mart Cuma günü meydana gelen depremin neden olduğu tsunami ve karmaşanın dehşet verici sonuçlarından acı çekmekte olan Japonya’nın yaşadığı trajediyi büyük hüzün ve endişeyle takip ediyor.

İnsanlık, çokça reklamı yapılan nükleer santrallerin güvenli olduğu olgusunun şüpheye ne kadar açık olduğu konusunda dramatik bir şekilde bilinçleniyor. Bu bağlamda, Avrupa ve dünya kamuoyunun seferberlik içinde nükleer silahlara ve santrallere hayır demesinin önemi ve zorunluluğu gitgide artıyor.

Japonya’daki nükleer kaza, birçok ülkenin nükleer projelerine karşı küresel bir protestoya neden olmaktadır. Bu ülkelerden biri de, Kıbrıs’ın karşı sahillinde ve deprem kuşağı üzerinde olan Akkuyu’da bir nükleer santral inşa etmeyi planlayan Türkiye’dir.

Buraya inşa edilecek bir santralin hem normal faaliyeti sırasında hem de ciddi bir kaza sonucunda yayılacak olan radyasyon, yakında yaşayan insanlar dâhil tüm canlıların yaşam kalitesini tahrip edecektir. Doğu Akdeniz havzası çok geniş ve iç içe geçmiş bir ekosistemdir. Bir radyasyon sızıntısı olması durumunda santralin çevresindeki onlarca kilometrelik bir alan zarara uğrayacaktır.

Yirmi beş sene önce bugün meydana gelen Çernobil kazası hâlâ Karadeniz havzası çapında insanlara ve çevreye sorunlar yaratmaktadır. Atmosfere radyasyon sızıntısı nedeniyle yaşanan binlerce ölüm, ölü doğumlar ve hastalıklar, aynı hatanın tekrarlanmasına izin vermemektedir. Japonya’nın bugün karşı karşıya kaldığı nükleer tehlike, dünyanın birçok bölgesi ve özellikle de Ecemiş fay hattı yakınında olduğu bilinen Akkuyu için önemli bir örnektir.

Nükleer atıklar kendi başlarına etkileri yüzyıllar sürecek büyük bir ekolojik faciadır, ve sızıntı tehlikesinin her zaman var olması nedeniyle kimse güvenli bir şekilde ortadan kaldırılabileceklerini iddia edemez. Nükleer atıkların ortadan kaldırılmasının maliyetinin çok yüksek olması, nükleer enerjinin ucuz bir kaynak olduğu yönündeki iddialara bir yanıt oluşturmaktadır. Ne bu maliyet ne de çevreye verdikleri zararın maliyeti hesaplanmaktadır. Gerçekten merak etmekteyiz: Kim nükleer attıkları on binlerce yıl topraklarında muhafaza etmek isteyebilir?

Nükleer karşıtı hareketlerin, Çernobil faciasının 25. yıldönümü olan 26 Nisan 2011 tarihini ‘Avrupa Anti-Nükleer Eylem Günü’ olarak tayin etmesini destekliyoruz.

Bütün Kıbrıslıları, 26 Nisan akşamı gece 9-10 saatleri arasında Ledra Sokağının her iki tarafında Çernobil mağdurlarını anmak için mumlarıyla toplanıp insan bir zincir oluşturmaya davet ediyoruz.

 

Unutma, nükleer güç tehlikelidir. Nükleerin tehlikesini dün Çernobil’de, bugün Fukushima’da yaşadık, Girne’nin kıyısından 90 km uzakta olan Akkuyu’da böyle bir senaryonun tekrarlanmaması için hiç bir gerekçe yok!

Gelin, sesimizi çocuklarımızın geleceği için yükseltelim!