Lefkoşada nukleere karsi iki toplumlu eylem gercekleştirildi

124

no nuke 2014 no nuke 2014 no nuke 2014 no nuke 2014 no nuke 2014 no nuke 2014Çernobil faciasının 28. yıldönümünde, 26 Nisan 2014 tarihinde Çernobil mağdurlarını ateş-kes hattını boydan boya geçecek ve ara bölgeyi de kapsayacak şekilde Ledra Sokağı’nın iki yanında “insan zinciri” oluşturularak sembolik olarak anıldı.

Çalışan Halkın İlerici Partisi (AKEL), Kıbrıs Yeşiller Partisi, Yeni Kıbrıs Partisi (YKP), Tüm Kıbrıs İşçi Federasyonu (PEO), İşçi Demokrasisi, YKP Gençlik, EDON, Genç Yeşiller’in çağrısı ile gerçekleşen eyleme, partiler yanında nükleer karşıtı aktivistler, konuya duyarlı iki kesimden insanlar da katıldı.

Anma sırasında YKP Yürütme Kurulu üyesi Murat Kanatlı, AKEL Çevre Bürosundan Christina Nikolaou, Kıbrıs Yeşiller Partisi Genel Sekreter yardımcısı Savvas Philippou, EDON’dan Christos Christophides ve Genç Yeşiller’den Alexia Sakadaki kısa birer konuşma yaptı. Ortak açıklamayı ise YKP Yürütme Kurulu üyesi Didem Gürdür okudu…

Kanatlı, konuşmasında 1986 yılında, Çernobil’deki nükleer kazanın izlerinin hala devam ettiğini, böylesi koşullarda, Çernobil’deki Nükleer Tesisten sorumlu olan firmanın, Mersin Akkuyu’ya da Nükleer Enerji Santrali kurulmaya çalışıldığını söyledi. Kanatlı, 2011’den beri toplumsal bir duyarlılık yaratmak için, Çernobil başta olmak üzere tüm nükleer kazalarında yaşamlarını kaybeden ya da sakat kalanların anısına bu eylemleri gerçekleştirdiklerini anlattı. Kanatlı, nükleer tesislerde ne yapılırsa yapılsın güvenliğin sağlanamayacağını, Mart 2011’de Fukushima Nükleer Enerji Santrali kazasından bunun net olarak anlaşıldığını vurguladı. Kanatlı, Türkiye ve Yunanistan başta olmak üzere diğer nükleersiz bir bölge için çabalayanlarla dayanışma halinde mücadelelerini bugüne kadar sürdüklerini, bundan sonra da sürdüreceklerini vurguladı.

Açıklamaların ardından ara bölgede bir insan zinciri oluşturuldu, Çernobil başta olmak üzere tüm nükleer kazalarında yaşamlarını kaybeden ya da sakat kalanların anısına bir dakikalık saygı duruşu gerçekleştirildi, anıları için mumlar yakıldı. Bir süre ara bölgede kalan eylemciler daha sona dağıldı.

 

Ortak açıklama

YKP Yürütme Kurulu üyesi Didem Gürdür okunan ortak açıklamanın tamamı şöyle:

İnsanlık, 11 Mart 2011 Cuma günü meydana gelen depremin neden olduğu tsunami ve karmaşanın dehşet verici sonuçlarından acı çekmekte olan Japonya’nın yaşadığı trajediyi büyük hüzün ve endişeyle takip ediyor.

İnsanlık, çokça reklamı yapılan nükleer santrallerin güvenli olduğu olgusunun şüpheye ne kadar açık olduğu konusunda dramatik bir şekilde bilinçleniyor. Bu bağlamda, Avrupa ve dünya kamuoyunun seferberlik içinde nükleer silahlara ve santrallere hayır demesinin önemi ve zorunluluğu gitgide artıyor.

Japonya’daki nükleer kaza, birçok ülkenin nükleer projelerine karşı küresel bir protestoya neden olmaktadır. Bu ülkelerden biri de, Kıbrıs’ın karşı sahillinde ve deprem kuşağı üzerinde olan Akkuyu’da bir nükleer santral inşa etmeyi planlayan Türkiye’dir.

Buraya inşa edilecek bir santralin hem normal faaliyeti sırasında hem de ciddi bir kaza sonucunda yayılacak olan radyasyon, yakında yaşayan insanlar dâhil tüm canlıların yaşam kalitesini tahrip edecektir. Doğu Akdeniz havzası çok geniş ve iç içe geçmiş bir ekosistemdir. Bir radyasyon sızıntısı olması durumunda santralin çevresindeki onlarca kilometrelik bir alan zarara uğrayacaktır.

Yirmi sekiz sene önce bugün meydana gelen Çernobil kazası hâlâ Karadeniz havzası çapında insanlara ve çevreye sorunlar yaratmaktadır. Atmosfere radyasyon sızıntısı nedeniyle yaşanan binlerce ölüm, ölü doğumlar ve hastalıklar, aynı hatanın tekrarlanmasına izin vermemektedir. Japonya’nın bugün karşı karşıya kaldığı nükleer tehlike, dünyanın birçok bölgesi ve özellikle de Ecemiş fay hattı yakınında olduğu bilinen Akkuyu için önemli bir örnektir.

Nükleer atıklar kendi başlarına etkileri yüzyıllar sürecek büyük bir ekolojik faciadır ve sızıntı tehlikesinin her zaman var olması nedeniyle kimse güvenli bir şekilde ortadan kaldırılabileceklerini iddia edemez. Nükleer atıkların ortadan kaldırılmasının maliyetinin çok yüksek olması, nükleer enerjinin ucuz bir kaynak olduğu yönündeki iddialara bir yanıt oluşturmaktadır. Ne bu maliyet ne de çevreye verdikleri zararın maliyeti hesaplanmaktadır. Gerçekten merak etmekteyiz: Kim nükleer attıkları on binlerce yıl topraklarında muhafaza etmek isteyebilir?

Unutma, nükleer güç tehlikelidir. Nükleerin tehlikesini dün Çernobil’de, bugün Fukushima’da yaşadık, Girne’nin dibindeki Akkuyu’da böyle bir senaryonun tekrarlanmaması için hiç bir gerekçe yok!

Gelin, sesimizi çocuklarımızın geleceği için yükseltelim!