Kuzey Kıbrıs’a su projesi – Yusuf Gürsucu

169

Slide3Geçtiğimiz aylarda Türkiye’den Kuzey Kıbrıs’a döşenmeye başlanan su boru hattı ile ilgili haberler basında yer almıştı. Başbakan Erdoğan’ın “hayalin gerçeğe dönüşmesi, Ferhat ile Şirin’in aşkı” diye nitelediği “KKTC Su Temin Projesi”nin hızla ilerlediği ve dünyada ilk kez uygulanacak deniz yüzeyinin 250 metre altında, askılara yerleştirilecek özel yapım borularla Türkiye’den Kuzey Kıbrıs’a yılda 75 milyon metreküp su taşınması sağlanacak projeye “Asrın Projesi” ismi uygun görülmüş.

Başbakan Erdoğan, K.Kıbrıs Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun doğum günü olan 7 Mart 2014 saat 13.00’te asrın projesi ile taşınan suyun K.Kıbras’a ulaşacağını açıklamıştı. Başbakanımızın bu çok ince yaklaşımını bozacak gelişmeler ise müjde olarak sunuldu ve projenin daha önce biteceği açıklandı.

 

Projenin arka planı

Proje için taşıma maliyeti 1.1 milyar TL olacağı ve ihale hatlarıyla birlikte bu rakamın 1.5 milyar TL’ye çıkacağı açıklanmış. Proje ile gelecek su K.Kıbrıs’nin yüzde 97’sine ulaşacakmış. 75 milyon metreküp suyun yarısı içme, yarısı ise tarımsal amaçlı kullanılacakmış. Proje maliyetinin tamamı Türkiye tarafından karşılanıyormuş.

K.Kıbrıs Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Ali Çetin Amcaoğlu, projenin sadece Türkiye ve K. Kıbrıs’ın değil, yabancı ülkelerin de ilgisini çektiğini bir Fransız televizyonunun bu konuda kendisiyle söyleşi yaptığını açıklamış. Türkiye ile yapılan protokol uyarınca, iki ülkenin uygun göreceği koşullarda suyun başka bir ülkeye de verilebileceğini söyleyen Amcaoğlu, suyun maliyeti içinse “İnsanımıza, bugünkü durumdan daha fazla bir maliyet getirmeyeceğini” ifade etmiş.

Amcaoğlu açıklamalarına, aynı hattan elektrik gelmesiyle elektrik maliyeti yanında su maliyetlerinin de düşeceğini, projenin finansmanının Türkiye tarafından karşılandığını, “işletmeci firma için yatırım maliyetinin söz konusu olmayacağını” söylemiş. Bakan devam eden açıklamalarında suyun fiyatının belirlenmesinde iki ülkenin de söz sahibi olduğunu, devletin vatandaşını koruma adına bugünkü konumdan daha ağır bir mükellefiyet getirecek sonuç yaratmamaya özen göstereceğini belirtmiş.

Amcaoğlu, suyun özellikle Güzelyurt yöresinde tarımda kullanılması için proje çalışmalarının sürdüğünü açıklarken, Türkiye’den gelen ekiplerle Su İşleri Dairesi’nin bir çalışma yürüttüğünü; su projesinin gündeme geldiği tarihten itibaren bakanlık bünyesinde “bitkisel üretim planlama çalışması” başlattıklarını konunun ekonomik boyutlarının incelenmesinden sonra üreticilerin bilgilendirilip yönlendirileceğini, yeni ürün çeşitlerinin de gündeme geleceğini, teşviklerin de buna göre düzenleneceğini anlatmış. Üretimin karşılığının alınmasıyla sürebileceğine işaret ederek, ihracatı kolay ürünler üzerinde durulacağını söylemiş. Suyun adaya gelişiyle birlikte yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulacağını ve bu nedenle “Su Yasa Tasarısı” hazırladıklarını ve tüm “paydaşlarla” tartışılarak hazırlanan tasarının son haline gelindiğini vurgulamış.

 

Gasp edilen toprak ve su

Türkiye bu yılın başında Afrika kıtasının yoksul ülkesi Sudan’da 5 milyon dönüm araziyi 99 yıllığına Tarım İşleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) eliyle kiraladı. TİGEM yaptığı açıklamada, Sudan’ın birçok ülkeyle bu tür anlaşmalar yaptığını bu nedenle Türkiye’nin de bu imkandan yararlanmak amacıyla böyle bir yola başvurduğunu ifade etmiş. Sudan’ın bu kapsamda ilk ve son örnek olmayacağı, Türkiye tarafından bölgedeki imkanların araştırıldığı, Etiyopya, Madagaskar, Mali, Mozambik, Tanzanya gibi ülkelerde de ‘toprak kiralama’nın gündeme gelebileceği açıklamalara eklenmiş. Projenin gerekçelerinden biri de Sudan’da kiralanan arazilerde işçilik ve sulama maliyetlerinin çok düşük olmasıymış. Kota sınırlaması yüzünden üretilemeyen ürünler Sudan’da daha ucuza üretilip yurttaşın sofrasına gelecekmiş.

Özelleştirme İdaresi Başkanvekili Ahmet Aksu geçen yıl yaptığı bir açıklamada şöyle diyordu “Kamu İktisadi Teşebbüslerinin (KİT) özelleştirilmesine devam edilecek, “PTT, BOTAŞ, TİGEM ve ÇAYKUR’un özelleştirilmesi gerekli şartlar oluştuğunda gündeme gelecek ve bu kurumlar da özelleştirilecek.”

Sudan ve Kıbrıs’ta açıkça ortaya konan yönelim temel olarak aynıdır. Her ikisi de hükümet tarafından direkt korunan şirketlerin birikim yollarını büyütmek amacı güdülmektedir. Sudan’ı boydan boya parsellemiş olanlar aynı yol ve yöntemi Türkiye’de de uygulamaktalar. Kiraladıkları bölgelerde meyve yetiştireceklerine de asla inanmıyoruz, Sudan halkı meyveye doymuş da artanı buraya getirecekler. Yetiştirecekleri tek şey enerji tarımında kullanılan bitkilerden başkaca birşey olamayacaktır. Kıbrıs’ta hazırlanan su yasası Türkiye’dekinin bir benzeridir. Amaçlanan şey suyun tamamen ticari bir meta haline getirilmesi ve bu yolla sermaye birikiminin büyüyerek devam etmesidir.

 

Ferhat ile Şirin’in aşkı

Başbakanın Kıbrıs’a su götürmeyi Ferhat ve Şirin efsanesi olarak ortaya koyması bir tesadüf olmamalı. Burada zavallı Şirin’in ne istediği ve hangi koşullarda neyi isteyeceği hiç sorulmaz. Kıbrıs halkına asla mutluluk getirmeyecek olan bu adımın ardında ki planları açığa çıkarmak en doğru şey olacaktır. Sudan’da ön gördüğümüz ürünlerin yani enerji tarımının yapılacağını söylerken aynı şeyin Kıbrıs içinde geçerli olduğunu görebilmeliyiz. Amcaoğlu nasıl diyordu, suyun Kıbrıs’a gelmesiyle “bitkisel üretim planlama çalışması”da taraflarca yapılacak ve” ihracatı kolay ürünler” üzerinde durulacak.

 

Yusuf Gürsucu – Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Ekoloji Komisyonu Üyesi

Kaynak:

http://www.ozgur-gundem.com/index.php?haberID=85015&haberBaslik=Kuzey%20Kıbrıs’a%20su%20projesi&categoryName=Dosya&categoryID=7&authorName=Yusuf%20GÜRSUCU&authorID=369&action=haber_detay&module=nuce