Küçük, Yeni Büyüktür – Vandana Shiva

94

vandana-shivaBüyüklüğe kafayı takmış bir çağda, “büyük büyüktür” yanılgısı içinde yaşıyoruz: büyük daha çok üretir, büyük daha güçlüdür. Gıda ve su ihtiyacımızı karşılamak için büyük çiftliklere, büyük barajlara, büyük firmalara ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. Dev şirketler daha da büyüdüler; sonuçta “tohum arzını, gıda arzını ve su arzını kontrol altında tutan beş firma var.

Gerçekte ise “küçük büyüktür”; ekolojik, ekonomik ve politik olarak.

Ekolojik açıdan biliyoruz ki en büyük ağaçlar küçük tohumların içinde yatar. Bir tohumda binlerce, milyonlarca tohum verme potansiyeli vardır. Bu tohumların her bininde yeni binler ve milyonlar vardır. İşte bu bolluktur. Bu nedenle, Hindistan’da ekim yaparken şöyle dua ederiz: “Bu tohum bitip tükenmez olsun”

Ancak tohum, patenti alındığında ya da biyolojik olarak kısırlaştırıldığında çoğalamaz ve çoğaltılamaz. Bu sefer dua şuna döner: “Bu tohum tükensin ki kârlarımız bitip tükenmez olsun”

Tohumlar gıdamıza dönüşür ve gıda ekonomisinde küçük büyüktür. Navdanya çiftliklerimizde gördüğümüz gibi küçük, biyoçeşitliliğe sahip çiftlikler büyük çiftliklerden daha fazla gıdaüretirler.

Tohumları saklayarak ve biyoçeşitliliği yoğunlaştırarak çıktıları ve geliri iki katına çıkarabiliriz. Tarımda küçüğün büyük olduğunu çok uzun zamandır bilmemize rağmen, büyüğe, gıda güvenliğimizce iltimas gösterilmiştir.

Kendisi de bir tarım ekonomisti olan, Hindistan’ın eski başbakanı Charan Singh küçük çiftliklerin büyüklerden daha üretken olduğunu söylemişti: “Tarım bir yaşam sürecidir. Mevcut şartlar altındaki uygulamalarda dönüm başına alınan rekolte çiftliğin boyutu büyüdükçe düşmektedir. Bir diğer deyişle ise dönüm başı işçilik ve bakım azaldıkça… Bu sonuçlar hemen hemen evrensel olarak geçerlidir diyebiliriz. Hektara yapılan yatırım başına çıktı küçük çiftliklerde daha yüksektir.Dolayısıyla, eğer Hindistan gibi kalabalık ve kaynakları kısıtlı bir ülkenin 100 dönümlük bir çiftlik veya 2,5 dönümlük 40 çiftlik arasında seçim yapması gerekirse ihtiyaç duyulan sermaye küçük çiftliklerin tercih edilmesi halinde daha düşük olacaktır.”

Hindistan’da ve dünyanın diğer ülkelerinde gıda güvenliğinin yolu küçük çiftçilerin korunup desteklenmesinden geçmektedir.

Küçük çiftlikler büyük endüstriyel çiftliklere göre daha fazla gıda üretmektedir, çünkü küçük çiftçiler toprağa, hayvanlara ve bitkilere daha fazla özen göstererek biyoçeşitliliği yoğunlaştırmaktadır, kimyasal girdileri değil. Çiftlikler büyüdükçe emeğin yerini makinaları besleyen fosil yakıtlar, çiftçilerin ilgi ve bakımının yerini ise zehirli kimyasallar aldı. Dönüm başına gıda üretimi azalmaktadır ancak çiftliklerin üretkenliğini yüksek göstermek için iki yanıltıcı yönlendirmeye başvurulmaktadır.

Bunlardan ilki dikkate alınan tek girdinin işçilik olmasıdır. Böylelikle küçük çiftlikler ve aile çiftlikleri yerlerini makinalara ve kimyasallara bırakırken yanlış hesaplar bize üretkenliğin arttığını söylemektedir. Toplumsal bir trajedi “daha çok” söylencesine dönüşmektedir. Ve bu söylence açlığın çözümü olarak dünyaya sunulmaktadır.

İkinci “üçkağıt” ise çiftliğin toplam çıktısı yerine yalnızca monokültür olarak üretilen emtianın rekoltesinin hesaba katılmasıdır. Monokültür zihniler biyoçeşitliliğin bahşettiklerini görmemekte ve düşük gıda çıktısını üretim artışı olarak sunmaktadır.

Navdanya’nın ölçütü, dönüm başına sağlık, göstermektedir ki daha fazla biyoçeşitlilik dönüm başına daha çok besin demektir ve bu biyoçeşitliliği ancak küçük çiftlikler sağlayabilir.

Konu gıda olunca küçük büyüktür. Büyük çiftliklere giden tüm maddi desteklere, endüstriyel tarımın gelişmesi için izlenen tüm politikalara rağmen küçük çiftlikler BM Gıda ve Tarım Örgütü verilerine göre bugün dünya nüfusunun %72′sini beslemektedir. Bu oranın üzerine mutfaklarda ve kent bahçelerinde yetiştirilenleri de eklediğimizde gıdanın büyük çoğunluğunun hala küçük ölçekte üretildiğini görürüz.
Büyük çiftliklerde üretilenler gıda değil, emtia. Dünya üzerinde üretilen mısır ve soyanın yalnızca %10′u doğrudan yeniyor. Gerisi biyoyakıt olarak arabalara yakıt oluyor ya da fabrika çiftliklerinde hayvanlara işkence niyetine yem olarak yediriliyor. Küçük, dünyayı besler. Büyük, zehir saçar ve daha fazla açlık getirir.

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın “Çok geç olmadan uyan: Değişen iklim koşullarında gıda güvenliği için tarımı gerçekten sürdürülebilir yap” isimli 2013 Ticaret ve Çevre Değerlendirmesi raporu, monokültür ekimin ve endüstriyel tarım  ihtiyaç duyulan yerlerde gıda sağlayamadığını ve çevreye giderek artan şekilde, sürdürülmezce zarar verdiğini ortaya koyuyor.
Rapor, zengin fakir fark etmez, tüm ülkelerin monokültür tarımdan daha fazla ekin çeşidi içeren, daha az kimyasal gübre ve girdi kullanılan, küçük çiftçilerin daha fazla desteklendiği, yerel üretim-tüketim döngülerine dayanan bir tarıma geçmeleri gerektiğini ortaya koyuyor.

Uluslararası Çalışma Örgütü‘nün 2012 tarihli “Sürdürülebilir Kalkınma İçin Çalışmak: Yeşil Ekonomide Sosyal İçerme ve Makul İşler İçin Fırsatlar” raporu küçük ölçekli çiftliklerin ekoloji krizine, gıda krizine ve istihdam krizine çözüm olduğunu söylemektedir. Afrika’daki küçük çiftliklerin, ekolojik tarım yoluyla gıda üretimini arttırdığı örneklere atıflarda bulunmaktadır. Kenya’nın Güney Nyanza bölgesinde her biri ortalama iki hektar işleyen 1000 çiftçiyi kapsayan bir projede hasat, organik tarıma geçildiğinden beri hektarda 2-4 ton arasında artış göstermiştir. Kenya’nın Thika bölgesinden gelen bir diğer örnekte ise organik tarıma geçişin üzerinden üç yıl geçmişken 30.000 küçük çiftçinin geliri %50 yükselmiştir.

Kalkınma için Tarımsal Bilgi, Bilim ve Teknoloji Uluslararası Değerlendirme de küçük ekolojik çiftliklerin dünyanın açlık sorununa Yeşil Devrim’den ya da genetik mühendisliğinden daha etkili bir çözüm sunduğunu kabul ediyor.

Küçük, gıda ağının ve su döngüsünün doğasıdır. Hem su hem gıda için küçük, insana daha cömert davranırken doğayı ve diğer türleri korur. Ekolojik yıkımının gölgesinde, büyük artık eski büyüktür. Gıda ve su sağlamaya geldiğinde küçük ise yeni büyük.


 

Vandana Shiva’nın Resurgence & Ecologist‘in Mart/Nisan sayısında yer bulan son yazısını Bora Kabatepe‘nin çevirisi

Vandana Shiva: Hint çevre aktivisti, biliminsanı Shiva, ülkemizde Sinek Sekiz Yayınevi ve BGST Yayınları tarafından yayınlanan birçok kitaba sahip. 1993 yılında “Alternatif Nobel” olarak da bilinen Right Livelihood ödülüne sahip olmuştu. Tohum özgürlüğü ve gıda egemenliği konusunda dünyanın öncü kuruluşlarından Navdanya’nın kurucularındandır.