“Kimse kimseyi aldatmasın böyle meclis olmaz”

102

ykplogo2YKP, Yasagücünde kararname konusunu yeniden değerlendirdi, muhalefetin rolüne dikkat çekti. Açıklama şöyle:

Yasagücünde kararname meclisin yasama yetkisini bakanlar kurulunun kullanması yani yetkisine tecavüz etmesi demektir. Krallara karşı harekete geçen halkın desteği ile meclis yasama yetkisini alınca bunu tehlikeli ve kendine karşı yapılan bir iş olarak gören krallar kararname çıkarma yetkilerini yasagücünde de yani önce uygulamaya koyup sonra meclisten geçirilecek kararnameler şeklinde meclisleri islemez hale getiren uygulamaya geçmişlerdi. Abdülhamit de meşrutiyet ilan edilip bir meclis getirilince onu devre dışı bırakarak ülkeyi kararnamelerle idareye başlamıştı. Onun için yürütme organları meclisleri aşmak için kararnameler talep etmektedirler. O nedenle kararnameler yasa yerine geçecekse acele iş yapabilmeyi mazeret olarak ileri sürerler. Aldanıp da anayasayla böyle bir yetki alırlarsa istismar edecekleri beklenmelidir. Bu uğurda devrim yapılıp can verilmiştir.

Her iki anayasa görüşmesinde de kararnameler onun için uzun uzun tartışılmış ve çok ivedi ve ekonomik konuda olmak şartıyla yetki verilmesi kararlaştırılmıştı. Buna ek olarak da acele mecliste görüşülmesi öngörülmüştü. Yasagücünde kararname yetkisine karşı direnenlerin haklılıkları zaman içinde ortaya çıkmıştır. Bakanlar kurulu KTFD anayasasında meclis karar verinceye kadar yürürlükte kalır ifadesini istismar ederek Kıbrıs Liraları hakkında çıkardığı kararnameyi görüştürmemiş ve seçim sonrası kadük düşen yasaların arasında onları da gündemden çıkarmıştı. Ancak yürürlükte kalan kararnameleri anayasa mahkemesi iptal etmiş ve ivedilik olmayan konuda kararname çıkarılmasının anayasaya aykırılığını göstermişti.

Ondan sonra KKTC anayasasında yasa gücünde kararname çıkarma yetkisini olmamasını isteyenlere daha dikkatli olunacak ve mahkeme kararı da var denilerek kulak verilmemişti.

Ancak meclise saygısı olmayan kültürümüz nedeniyle çık daha ihlal edilmiştir. Gelen giden hükümetler meclisin yetkisine müdahale etmiş ama meclis kendini savunmamıştır. Milletvekilleri meclisi savunmazsa onlara ceza vermek düşünülemeyeceği için onları halka ve ihlalleri görüp itiraz eden siyasete ilgi duyanların uyarılarını vurgulayıp halkı bilgilendirecek basına havaleden başka yol kalmamıştır. Çünkü yargı kolay anayasaya aykırılık davası açılmasını önlemek gayretindedir ve dava masraflarını arttırmış, başarılı dava açılması halinde bile masrafları sorumlu olanlara yüklemeye niyet etmemiştir; dava açılmaması için de mutlak mağdurluk şartını abartarak kullanır olmuştur. Ne yazık ki hukuku mahkeme kararları ile geliştirme gayretine girmemiştir. Baro da üzerine düşmesi gereken hukuk devletini savunma görevini ihmal etmiştir.

Muhalefet mecliste öneri yapma hakkına sahiptir ama komitelerde hükümet yanlıları çoğunluktadır onun için muhalefetin yasamaya yardımcı olma gayretini eleştiri ve hükümeti zora sokacak önerilerle propaganda yapacak aklıyla gündemin sırasına dikkat etmeyerek görüştürmemektedir. Onun için gündem sırası çök önemli bir muhalefet hakkıdır, gündeme madde koymak çıkarmak da çok önemlidir. Onun için İçtüzükte verilen yetkinin dışında gündemle oynamak muhalefete karşı bir harekettir. Ne yazık ki gereksizlik gibi bir iddia ile komite bu hakkı ihlal ederek kararnameleri gündemden çıkarmıştır ama yanlışlığı görerek geri almıştır.

Dileriz muhalefetin bile saygı duymadığı bu çok önemli hakkı ihlale tekrar kalkılmaz.

Ancak meclis tartışmaların yapıldığı sırada yasa gücünde kararname yetkisinin mali konularda olması şartını yeteri kadar açıklığa kavuşturmamıştır. Tabii ki önce yetkinin meclisin yetkisine müdahale olması nedeniyle kapsamının dar tutulması şartı da çok önemlidir. Onun için ekonomik konularda ve ivedilik olması şartıyla verilen bir hakkın ekonomik mi mali diye değerlendirilmesi de gerekir. Üniversiteler ekonomik olanla mali olanı ayırt edip ayrı fakülteler veya kürsüler kurarlar ama muhasiplerin bile ekonomist diye anıldığı ülkemizde ekonomik konuyu halkın ayırt etmesi beklenemez. Mahkemelerimiz bunun tanımını yapıp anayasaya uygun hareketi göstermeli idi. Hâlbuki denetlemekten kaçınıldığı için bundan yararlanma fırsatı elde edilememiştir. Muhalefet ise zaten çoğunluğun meclise saygısı olmaması nedeniyle etkili olamamıştır.

Neticede kararname konusu gene çözümlenmemiş olarak gelecek kuşaklara gidecektir. Çünkü mecliste üç hukukçu var diye açıklamayı okuyunca meclisin ve milletvekillerinin hiçe sayıldığı ve hükümetin egemenliğini sürdürme anlayışının devamının engellenemeyeceği anlaşılmıştır.

Halkımıza elli mebus çok bile dedirttikleri için meclisin güçlendirileceğini beklemek de kolay değildir. Hangi meslekten olursa olsun bir mebus mecliste ancak daimi işi olarak yasama konusunda yetişmiş ve mali müfettiş kadar mali tabloları öğrenmiş personelden yardım almadan ve zaman zaman komu görevindeki kendi seçecekleri personelden yararlanmadan görevini yapamaz.

Kimse kimseyi aldatmasın böyle meclis olmaz. İsteyen yenicag.com.cy adresinden AKPA’nin demokratik meclis kararı olan 1601(2008)’e bakabilir. Demokratik ülke sayılıp Avrupa Konseyi’ne katılmak isteyen ülkeler bunları yerine getirmek zorundadırlar.