Kıbrıslılar kenara atıldı ellerinde olan da alınmakta – Alpay Durduran

1062

durduran2Spor, gençlik ve kültür politikaları zaten güdük bir yetki ile ele alınırdı, şimdi o da olmayacak. Bunu spor, gençlik ve kültür için antlaşmayla yetki görevler Türkiye’ye ihale edildi diye tamamen elden kaçırdık anlamında söylemiyorum. Elde gene olanaklar var ama onları kullanacak hükümet ve yasal yetkili kurumlar uyuyorlar diye söylüyorum. Sivil toplum etkinlikleri olmasa hiçbir etki kalmayacak.

Asıl sorun Türkiye’den biri geldi mi egemen, üst düzeyde bir amir gelmiş gibi hemen başların eğilmesidir. Tarihimizin derin izleri taze iken İngiliz egemenin eline düştük sonra da Rum tehdidi bizi bizimkilerin bölgedeki voyvodalıklarına maruz kalacağız endişesi altında ezildik. Rum emeli tüm balkanlardaki trajediyi yaşayacağımızı düşündürdü, Osmanlı mirasına sahip çıkma umudu da bir şeyler düşündürdü ve saire… Celal Hordan’ın köy gezilerini tek tük kalan çarşafların atılmasına ve dilde pelesenk olmuş Rumca kelimelere yasak konulmasına emir verebilmesi başka nasıl izah edilebilir?

Tehdit Enosis, ama halkı tepkisini çekmeyelim diye bir endişe yok. Birliği bozacak iş yapmayalım çekincesi yok. Anasının çarşafını attırırsak, adamın Rumca sövmesine ceza kestirirsek direnişi tehlikeye sokarız düşüncesi yok. Haydi, solcuyu tehlike görüp ezdin, dindarı ezmek neden?

Belli ki saf milliyetçilik değil tam bir tahakküm var ve tereddüt yok. Kıbrıslı kızıp da ayaklanmaz inancı tam.

Enklavlardaki yaşam da etkilemiş. O kadar ki Türkiye’deki askeri kanadın desteklediği Kıbrıslı TMT, siyasi kanadın, yani hükümet kanadının isteğine rağmen Türk milletvekillerinin meclise dönmesine ve yargıçların istifa etmemesine dair isteğini uygulatmadı. Milletvekillerinin önceden onay verdiği vergi yasasına mecliste hayır demeleri emrini de TC hükümeti vermedi, asker kanadının emriyle TMT verdi. Bunu asker millet düşüncesiyle bile izah zor; çünkü asker de hükümetin emrinde olmalı değil mi? Ama hayır, Kıbrıslı Türkiye’den yetkili birinin kendi yasal yetkilisinden daha üsttür diye kabule zorlandı. O etki de hala sürüyor.

Seçilmişler de kafalarını kuma gömdüler ve emir kulu Kıbrıslılara yasal yetkili kişilerin yasaların üstünde kimse olamaz kuralına uyma inancını veremediler. Bu kadar yıldır tek bir Kıbrıslı yasal yetkisini ihlal edip bir Türkiyeli görevlinin isteğine karşı çıktı diye suçlanmadı ve cezalandırılmadı.

Türkiye’den DSİ çalışanları geldi ve boru döşeyecek; ne mülkiyet hakkı ne de su elektrik ve sair alt yapıya dikkat endişesi duymadı, kazıp ilerledi. Biri uyarıcı olunca siz bana karışamazsınız yanıtı aldı. Gazetelerde de haber oldu. Devamını haber yapacak birinin çıkmaması şaşılacak şey değil mi?

Dairelerde bunlarla ilgili başından çok şeyler geçmiş memurlar var. Bir aklı evvel kalktı geldi, adamızı yeniden harup ambarı yapacakmış, milyon harcattırdı. Hangi memurumuz düşünüp hesapladı da kararlaştırıldı? Başkası geldi, yeniden zeytin adası yapacakmış, harcattı gitti. Onun akıl hocası da gık çıkarmadı. Hohoba, cocoba gibi adlarla Omorfoda girişimler başlatanları da hatırlarız. Çok proje ilhamı veren oldu, bizimkiler alet oldu; ama bir Kıbrıslı çıkıp da cesaretle olmayacak duaya âmin demem demedi. Engel olan çıkmadı. Türkiyeli ise adam dilediği projeyi geçirdi ve parasını da TC yardımlarına dâhil etti. Şimdi de alıç ormanı kuyusu açıldı.

Su projesi de spor ve gençlik ajanı projesi de bizim yasal yetkili eziklerin dillerini yutmasıyla hazırlanıp yürürlüğe konuldu.

İki çıkar kapısı ile ilgili bilinenler var. Türkiye’den proje parası gelirse geçinen yerli ve Türkiyeli avantacılar bulunur. Onlar yolu öğrendiler, ya ihale fırsatı ya ödenek fırsatı vardır. Türkiye’nin projeleriyle yetinmezler. Yurtdışı ödenekleri ise çok aladır. Hem Türkiye’den hem bizim fonlardan maşallah iyi para çıkar. Türkiye Sayıştay’ı buradaki ödenekleri bilemez ki! İşleri rahattır. Bizim Sayıştay’ın denetleme yetkisi ise hiç olmadı. Kimsenin aklına denetlemek de gelmez.

Anlayacağınız bizim ezikler boyun eğdi, uyanıklarımız da bunu çıkar kapısına çevirdi.

Su boruları yüzlerce kişinin mallarını delip geçti. Anayasal hakları çiğnediler ama bir Kıbrıslı yargıya başvurmadı. Ezikliğimiz uluslararası incelemeye değer bir psikolojik travmaya işaret eder. Bakalım kimin aklına gelip inceleyecek!

İştahı kabarıp bir an önce gençlik ve spor ajansının onaylanmasını isteyenler zaten eziklerimizin desteğiyle onaylanacak olan antlaşmanın neresinden kendine pay çıkar diye hırslanıp duruyor. Yağma var yağma diye el ovuşturuyorlar.

Dünya da Kıbrıs’ta seçimlerle barışçılar gelir gider barış şansı artıyor diye umuda kapılıyor. Boşuna umut. Ezikliğimiz sürdükçe barış falan için bize bakmasınlar. Ne yazık ki halkımız bu ağır baskının altında kaldı. Hala bir hata eski günleri geri getirir, başımıza gelmedik kalmaz diye şartlandırıldığı korkunun esiri olmaya devam ediyor.

Öfkelenenlerimiz çaresizlerin halet-i ruhuyesi ile terbiye dışına bile taşan sözler eder ama halk cesaretleneceğine daha mı siner, ne? Eziklik devam eder. Türkiye’den bir işar varsa boyunlar kıldan ince… Yoksa hiçbir değerlendirmenin sonu ama bizimkiler doğru yolu gösterdiler de Türkiye olmaz mı dedi sorusuna ulaşmadan gelmesin olur muydu?