Kazananı olamayan seçimler

73
Güneydeki 56 kişilik meclis için yapılan yarım milyon insanın katıldığı seçim tamamlandı.

Seçimin yapıldığı 21 Mayıs, Pazar günün akşamı DİSİ ve AKEL Merkez binalarının önü ana baba günüydü, yani seçimin galibi belli değil…
Ama 2001 ile karşılaştırırsanız ikisi de yaklaşık yüzde 3,5 oy kaybettiler…
Hayır cephesi yada bloğu olarak bilinen EDEK ve DIKO ise oy artırarak çıktılar…
EDEK, düşüşe girdiği son yıllardan çıkmış gibi, 2001 seçimleri ile karşılaştırıldığında yüzde 2,5 oy oranını artırdı. DIKO ise hükümetin başında olmayı ve referandumdaki hayır tavrını iyi kullanarak 2001 ile kıyaslandığında yüzde 3,5 oylarını artırdı.
Milletvekili sayılarında ise AKEL ve DISI 18, DIKO 11, EDEK 5, EVRO.KO 3 ve Çevreciler ve Ekologlar Hareketi de 1 kişi mecliste temsil edilecekler.
Kaba olarak herkesin gördüğü veya anladığının bunlar dışında bizce dikkat çeken çok daha önemli unsurlar vardı bu seçimlerde…
Mesela bunlardan ilki, DISI’den kopanlar ve aşırı sağcı Yeni Ufuklar (Kutsu) ile ADIK’in birleşiminden oluşan Avrupa Partisi’nin toplam sandalye olarak son dönemde 4 milletvekili temsil edilirken şimdi 3 milletvekili ile temsil edileceği yanılsaması durmaktadır. DISI’nin EVRO.KO’ya karşı tüm argümanlarla saldırısına rağmen aşırı sağcı EVRO.KO ciddi bir konuma geldi. DISI’den kopan ekibin geri DISI’ye geri dönmemesi veya DISI’nin bu partiyi eritememesi halinde EVRO.KO aşırı sağın merkezi durumuna gelebilir. Yaşaması halinde EVRO.KO hiç kuşkusuz sürekli olarak DISI’nin tabanına oynayacak, bu durum da DISI’yi sağa yanaştıracaktır.
İkincisi Yeşiller Partisi veya Çevreciler ve Ekologlar Hareketi’nin oy kaybı…
Seçim öncesi ikinci bir milletvekili kazanacak kadar olumlu bir havada olmalarına rağmen, çok az da olsa oy kaybı ile seçimi tamamlamaları önemli bir olguydu. Benzer şeyi EDI içinde söylemek gerek. Seçime merkezde hazırlanmak, merkezden seçimi götürmek, olumlu hava yaratsa da, fikirlerinizi bir çok kişi destekliyor gözükse de, günün sonunda örgütsel yapılar çalışıyor ve görüntüdeki hava tersine dönüyor. Geriye kalan sempati şampiyonluğu dışında, gönüllerin partisi olmanın dışında çok fazla bir şey kalmıyor. O yüzden doğru fikirler üretirken, ayni zamanda doğru örgütsel yapıların kurulabilmesi de ayni oranda önemlidir. Bu başarılamadığı koşullarda Yeşiller Partisi, EDI ve hatta birçok kez YKP’nin de yaşadığı yada bir önceki seçimde ÇABP’ın yaşadığını yaşamak kaçınılmaz olur.
Üçüncü önemli sonuç ise EDI’nin parlamento dışında kalmasıdır. EDI aslında Vasiliou’nun bırakması ile yeniden kurulma sürecine girmişti. Bazı sol grupların da desteklemesi ile umut veren bir siyasi oluşumdu. Seçim sürecindeki Annan Planı konusunda hiçbir partinin net tavır almaması ama onların referandumdaki evetin arkasında durması ile bir çok kişinin sempatisini kazanmışlardı. Ancak DISI ve AKEL’in girdiği yarış, bizim gibi demokrasi özürlü ülkelerde hep etkili olur. ‘Bu defalık’ gibi uydurduğumuz terminoloji ile gidip desteklemediğimiz partiye sırf falan parti kazanmasın diye oy verebilmekteyiz. Bu süreçte büyük partiler, siyasi olarak her türlü olanaklarını kullanıp, bu durumu manipüle etmeye çalışırlar. Ellerinde yönetme olanağının çıkarlarını dağıtma ve sözel şiddet dahil her şeyi yaparlar. Hatta mesela CTP’nin şu aşamada ‘uydurduğu’ ve bazı çevrelerin de buna inandırdığı “kuzeydeki referandumdaki evet” ile kendi oyları eşleştirme ve alacağı sonuç ile bunun doğrulanacağına yönelik yalan propaganda dahil büyük partiler her şeyi kullanırlar. Benzer şeyi AKEL son seçimde EDI’ye yaptı ve Annan Planını ile ABD politikalarını eşleştirip, EDI’yi ABD’nin uşağı şeklinde suçladı. Bunun yanında yapılan her şey bir şekilde gelip sizi de günün sonunda bulur. EDI 2001’deki seçimlere DISI ile koalisyon sonrası, DISI ile omuz omuza girmişti, bunun da avantajı ile bir oy oranı yakalamıştı ancak 5 yıl sonra bu dezavantaj olarak kendisine döndü. Yani EDI birçok şeyin kurbanı oldu ama umudu canlı tutarlarsa, Kıbrıs’ın geleceğine ciddi etkileri olacak bir siyasi oluşum olmayı sürdürebilir. Neşe Yaşın’ın adaylığı, seçimlerde tutarlı tavırları ile bunun işaretlerini verdileri, şimdi düştükleri yerden kalkabilmeyi öğrenmeleri ve yeniden yürümeye başlamaları gerek.
Seçime yönelik son ilginç durum ise yüzde 11 katılmama oranı. Gidip de boş oy veya geçersizlerle beraber bu oran yüzde 16’ya çıkmasıdır…
Çok kapalı ve katı olduğu düşünülen Kıbrıs Rum toplumu açısından ilginç bir oran… Bu aslında hem Yeşiller, hem de EDI için aslında ayni zamanda umudun da adı. Seçimlere taraf olmayan, kendi sesini bulamayan yüzde 16 ciddi bir orandır ve sağın ve aşırı sağın oyları kendi yapılarında toplayabilme gayretleri düşünüldüğünde geriye kalanların apolitik veya politik ama küskünler olduğu rahatça anlaşılabilir.
Seçimler üzerine son söylenecek ise herhalde bu seçimlerle Kıbrıs sorununda her şeyin bittiğine yönelik varsayımların boş bir söz diliminden başka bir şey olmadığıdır. AKEL ve DISI hala kendi içlerinde ciddi bir çözüm isteyen tarafı barındırmaktadır. Ve tüm olumsuzluklarına rağmen AKEL dengeyi korumaya devam ediyor. Bu nedenle bundan sonra her şey daha kötü olacak varsayımı çok da doğru değildir. Ancak her şeyin de istediğimiz yönde gitmediği de bir gerçek…
Bu yüzden şairin dediği gibi matemler tutmaya vaktimiz yok, kaldığımız yerden mücadeleye devam…