Kaldırım Taşlarının Altında Kumsal Var!

87
Geçen hafta Atina’daydık, Avrupa Sosyal Forumunun dördüncüsü de tamamlandı…

Avrupa Sosyal Forumu üzerine çok şey söylendi, söylenmeye devam ediyor. Aslında Sosyal Forumlar üzerine çok şey söylendi, söylenmeye devam ediyor.
Bu süreçte önemli olan olgulardan biri, ortodoks solcuların yada solu dogmalar bütünü olarak kabul eden grupların sosyal forumlardan hızla yollarını ayırıyor olmasıdır. İkincisi ise, Sosyal Forumlar ilk zamanki dağınıklarını üstlerinden attıkça, belli bütünlük sağladıkça, görece değişiklikler yaşanıyor. Geçmiştekinden daha az katılım olması gibi eleştiriler aslında bunun sonucu. Artık küreselleşmeye ulusalcı çerçeveden karşı duranlar da yollarını Sosyal Forumlarla ayırıyor. Bunlar aslında sağlıklı ayrışmalar olarak tanımlanabilir. Sosyal Forumlar daha fazla neo liberal politikalara yalnız anti emperyalist değil anti kapitalist bir cepheden de daha net karşı çıkmaya başladılar. Geçmiş yıllarda Forumun ana bileşkesi yoğun olarak savaş karşıtlığı olarak öne çıkarken bu defa eylemin pankartında neo liberalizme karşı olmak da vardı…
Tabii bunlar Kıbrıs koşullarından bakınca çok lüks gibi duran tartışmalar. Kıbrıs’ta biz hala temel sol kavramları tartışamadığımız ve en kötüsü kendimizi dünyanın merkezi saydığımız için bu tartışmaları anlayabilme koşullarında çok uzağız.
Hala daha Fransız gençlerinin yaptığı eyleme yalnızca sempati ile bakmak ile yetindiğimiz için, daha yürümemiz gereken çok yol olduğunu söyleyebilirim.
Fransa sokaklarının hep 20 yaşında kalacağını söyleyen ve kaldırım taşlarının altında hala kumsalın olduğunu belirten Fransız gençlerinin sesine Avrupa’nın kentlerinden, kendi kentlerinin kaldırım taşlarının altında özgürlüğü arayan, kumsalı arayan gençlerin sesine sesimizi katmayı düşleyemediğimiz için herşeye çok uzağız…
ASF’ye alternatif Foruma katılıp bu coğrafyanın sorunlarını oraya taşıyıp, ezber tekrar ettiğimiz için yeni bir Avrupa’nın, emeğin Avrupa’sının mücadelesine mesafeli kaldığımız ve bunu tartışamadığımız için uzağız.
Feministlerimize, çevrecilerimize, homoseksüellerimize, gençlerimize, emekçilerimize, kadınlarımıza, hayvan hakları savunucularımıza ve daha nicelerine Kıbrıs sorunu dışında söz söyledikleri için sözel şiddet uyguladığımız için daha çok şey öğrenmemiz gerekir.
Hala daha geleceği, kapalı kapılar ardında içe kapanık tartışmalarla geçirdiğimiz sürece de bu yaşanan gelişmeleri anlayabileceğimize yönelik çok da umudum yok…
Bu yönü ile Sosyal Foruma katılmış olmak, umutsuzluğumu ve umudumu bir o kadar artırdı.
Umutsuzluğumu artırdı, çünkü oradaki tartışmalardan ne kadar uzak olduğumuzu gördük… Özelleştirmeler, sosyal haklara saldırılar, katılımcılık ve diğerinin yani homoseksüellerin, kadınların, azınlıkların hakları tartışılırken bunların bizler için tekil cümleler olduğu, yaşamımızda ne kadar az yer tutuğunu gördük…
Geçen haftaki mülteci konusunda kamuoyuna yansıyan ve Kıbrıs gazetesinde manşete çıkan röportajlar ve sonrasında İçişlerin Bakanın açıklamalarını okuyunca bir kez daha umutsuzluğum arttı…
Temel kavramları bile bilmeden yapılan açıklamalardan düzey yakalamaya çalışsak da, hala hedeften çok uzağız. Temel kavramların içinden çıkamadığımız için ideolojik tartışmaya giremiyoruz. Mülteci konusu Avrupa’da çok farklı siyasi yaklaşımlarla ele alınıyor, bunların burada gündeme gelebilmesinin bile koşulları yok. Buradaki otoritenin temel kavramları bile kabul etmediği koşullarda fazlası lüks…
Homoseksüelliği Kıbrıs’ın kuzeyinde sorarsanız suç değil, herkes ne isterse yapar ancak yasal mevzuatta göre ise suç… İlgili yasal düzenleme Koloni döneminden kalma olduğu için güneyde de aynen vardı, vardı diyoruz çünkü 90’ların sonunda AİHM’e götürülen bu konu ile artık yok ama Kıbrıs’ın kuzeyinde bununla ilgili herhangi bir hareketlilik de yok, homoseksüellik hala doğaya aykırı cinsel ilişki…
Kıbrıs’ın kuzeyinde azınlıklar Maronitler ve Rumların haklarını kimse hatırlamıyor, yoğun bir Kürt nüfus olmasına rağmen Kürtçe ana dilde eğitim konusu da bizim için lüks… Din eğitim çok önemli değil dense de, önemli miktarda Alevileri de yok sayıyoruz… Bahailere kazara küçük bir miktar hak vermişiz ama gözükmemeleri için elimizden geleni yapıyoruz. Kadın haklarından çokça bahsediyoruz ama yaşamdaki kadının renginden eser yok…
Yani aslında karaya çok uzak, okyanusun tam orta yerindeyiz…
Böylesi koşullarda umut da, Sosyal Forumdan geldi. Orda olmak, yalnız olmadığımız hissini yaşabilmek, mücadelenin herşeye rağmen yükselerek sürdüğü görmek önemli bir motivasyondu katılan herkes için…
Yalnızca konuşmak değil, neyin nasıl pratikte yapılabileceğini, deneyimlerini de gelirken yanımızda getirdik…
Ve herşeye çok uzak olsak da, Lefkoşa’nın kaldırımlarının altında da kumsalın olduğunu biliyoruz, Atina’da bir kez daha bunu hatırladık…