İskoçya bağımsızlığı ve dünya hali – Alpay Durduran

93

durduran2İskoçya’nın bağımsızlık için referandum yapılacak ve ilk kez bağımsızlık isteyenler istemeyenlerden fazla oldu.

Marks’ın tahmini doğru çıktı dünyada devlet hudutları kalbura döndü. Kuzey Kore gibi sistemin dışında kalmaya inat eden birkaç devlet dışında Marks’ın olakisi (tahmini) doğru çıktı. Geriye iç karışıklık içinde olduğu için hukuksal bütünlüğü olmayan birkaç ülke var. Gerisi özellikle ticaret bakımından delik deşik oldu.

Şimdi Çin ve ABD arasında ekonomik işbirliği alanı antlaşması ve AB ile ABD arasında ticari blok oluşturma çabası yepyeni bir gelişme öngörüyor.

Bu durumda İskoçya’nın bir AB üyesinde Birleşik Krallığı bölmeye gitmesi gelişmiş ülkelerde de temel dünya görüşü bakımından zaaf var.

Merkantilizm ve sonunda ulusal devlet kavramına yol açan görüşün kaynağında kendi ülkesini başka ülkelerle rekabete girerek zarara uğratmayı meşru sayan girişimler savaşların kaynağı olmuştur. Kapitalizm de Merkantilizmin ucuna eklenmiş ve ülke içi düzenle ulusal devlet politikasını birleştirmişti.

Ancak diyalektiğin kuralı olan bir şeyin çelişkisini içinde taşır olmasının desteklediği gelişme ile Kapitalizm iç düzenin çelişkisi olarak sosyalizmi güçlendirmiş ve sosyalist uygulamalara tanıklık edilmişti. Edilmektedir de… Merkantilizm anlayışının devamı olarak Kapitalizme eklenen kurallarda ise kapitalizmin ülkelere sığmayacak kadar büyümesi, irili ufaklı devletlerden oluşan dünyanın küçük devletlerinin büyüklerle yarışını olanaksızlaştırmasıyla devletler arası ekonomik birliklere ve hatta sonunda siyasi birliklere yolu açmıştı.

Demektir ki değişiklik diyalektiğin gösterdiği gibi sürmektedir.

Anıtkabir’de Misakı Milli müzesinin bulunması da o devrin hudutlarına sahip çıkmaya ve eski toprakları ilhak ederek genişlemeye yani istirdata kaşı çıkışı kurumlaştırmıştı. Onun için Türkiye cumhuriyet döneminde Kürt sorunu dışında barış için önemli sorun yaşamayarak yaşamıştı. Yoksa Suriye gibi ona musallat olmaya niyetli ülkeler vardı. Kıbrıs olayında bile ciddiye alınan bir istirdat (irridentizm) suçlamasıyla karşılaşmamıştı. Bunda tabii ki Kuzeyi ilhak edeceğim diye resmi bir ağızın kullanılmaması ve yeniden birleştirilmesi için dolaylı da olsa Rum tarafı ile görüşmeleri sürdürmesinin rolü vardır.

Böyle bir dünyada hem de AB üyesi bir ülkede ayrılıkçılık görülmesi AB üyeliğini kabul eden İskoçların sapla samanı birbirine karıştırması olmaktadır.

İnsanlar sapla samanı birbirine karıştırmazlar mı? Hem de çok.

İskoçlar hem Birleşik Krallıktan ayrılacaklar hem de Sterlin kullanacaklar ve AB üyesi kalacaklar. Dahası da doğal kaynaklar ve savunmada da işbirliğine devam edecekler. Yani bizim ortalama bir insanımızın egemenlik diye anladığı esaslardan çoğunu istemeyecekler.

Birleşik Krallığın ana unsuru olan İngilizler madem isterler kendileri bilirler diyor. Galler de ayrı bir düzen istediler ama ayrılmayı reddettiler.

İngilizlere göre bir toplum kendi isteği ile birlikte kalır. İstemeyen ayrılabilir. Ayrılma isteğini ilan edebilen dil bir paylaşımla ortak değerleri paylaştıktan sonra mesele yok.

İngiliz dünya egemenliğini elde etmek ve sürdürmek için entrika çevirmekle suçlanırken evine sahip çıkmak için ayrılmak isteyenlere silah göstereceğine akıl vermeye çalışıyor. Alan alır almayan almaz diyerek akıl veriyor. Galler aldı, İskoç’un reddedeceğine ihtimal veriliyor.

Uluslararası ilişkiler işte böyle kafa karıştıran çelişkilerle doludur. Sanırım çelişki yaşamın bir parçası olarak sürer.

Türkiye cumhuriyeti misak-ı milli ilkesi yanında başkalarının işine karışmama ilkesini de vazetmişti. Bağdat ve Balkan paktları onun işine karışmama ilkesinin işbirliği yapmaya engel olmadığının kanıtıdır. Ancak işine karışmama ilkesinin tanımını yapmak gereklidir. Örneğin Osmanlı Barışı tanımıyla Paix Romana karıştırılır ve Roma’nın egemenliğinin Akdeniz çevresinde barış sağlamasıyla benzer sayılırsa komşulara musallat olmak anlamına gelir.

Yeni Osmanlıcılık onun için tehlikeler taşımaktadır. Yüzbinlerle Suriyeli sığınmacı bunun tehlikelerini AKP hükümetine anlatmaktadır.

Dünyanın yürüdüğü yönde hudutların delik deşik olması iyi bir şey olabilir. Sonuçta refahın hudut aşırı yayılmasını kolaylaştırır ve başımıza dertler açan büyük gelişmiş farklılıkları azalmaya başlar. Ancak gönüllülük ilkesine dayanması, ayrılma kapısının açık olması ve savaşa neden olmaması mutlak gerekliliktir. Çünkü ortaya çıkarsa büyük tepkiler yaratır barış içinde bir arada yaşamayı zorlaştırır.

Hudutların refah dağılımına kolaylık yaratması ayni zamanda birinin gelişmişliğinin diğerlerinin gelişip ona yetişmesine engel olmaması da şarttır. Onun için bu gelişmiş farklılıklarının Kapitalizmin eşitsizliği gelişmeyi kamçılayan etmen olarak reklam ettiği şekilde korunmasını değil sosyalistlerin amaçladığı şekilde giderilecek bir sakatlık şeklinde anlaşılması gerekir.