İnternet çıktı bilgi alma kolaylaştı – Alpay Durduran

97

Mecliste vekillerin etkinliğini arttıracağız diye konuşursan biri http://www.parliament.uk/business/committees/committees-a-z/lords-select/delegated-powers-and- regulatory-reform-committee/bills-considered/ adresinden mebusun ne kadar yetkili olduğunun örneğini bulur ve umar.

Tabii umut uzun zamanda sonucu işaret eder. Mebusun bir aza (üye) değil insan olduğunu kabul etmesi gerekir. Yoksa ona yetki veren meclis, meclis haline gelmez.

Avrupa konseyi demokrasinin şartlarından birisi olarak mebusun ve özelde muhalif mebusun yetkilerinin ne olması gerektiğini bir şart olarak açıklamış ve üye devletlere bu şartları izleyeceğini ve yerine getirilip getirtilmediğini denetleyerek üye ülkelerin demokratik olma şartına uyup uymadıklarını saptayacağını iletmiş bulunuyor. Türkiye ve Rusya gibi geri ülkelerin izleneceği de bakanlar komitesinin de gereğini yapacağını internetten öğrenebilirsiniz.

Sözde kuzey Kıbrıs da Avrupa konseyi üyesidir ve biri asıl biri yedek üye olarak iki kişi ile Kıbrıs ile ilgili konularda komitelerde konuşma hakkı elde etmiştir. Ancak Kıbrıs çatışmasının parçası olmaktan başka bir iş yaptıklarını duymayız. İsteseler yapabileceklerini incelettirip Parlamentonun nüfusunu kullanmaktan prestij olsun kazanabilirlerdi. Bunu geçelim ama farkına varsalar ki parlamento güdüktür ve değil muhalif, muvafıkların bile güvenoyu vermek dışında fonksiyonu hiçbir etkisi olmayan konuşma hakkı ile sınırlıdır onların peşine düşecekler. Şimdilik onları uyarmıyoruz çünkü içten bir istek bekliyoruz. Yani işe yaramak isteyen bir mebus bekliyoruz.

Partilerden şikâyetler var ama sadece sözlerinin dinlenmemesinden şikâyet ederler yasal bir yetki talebi yok. İçtüzük değişikliği için hükümetten ve mebuslardan girişimler oldu ama mebuslar yetki talebinde bulunmadılar. Bilgi alma haklarını bile arttırmaya gayret göstermediler.

Bizde seçimlerde oyu al çoğunluğu elde et amacı tek başına demokrasiyi beş yılda bir yaşanan bir olay haline getirir ve bunu yeterli görürler. Muhalifler de gelecek seçimde şans ararlar o kadar. Mebus kendini bir partinin kurşundan askeri görür ve partisinin emrine girer. Hâlbuki AKPM kararı ve Venedik komisyonun işlevi bir mebusa direktif veya telkin almayı yasaklar. Demokrasiye göre mebus tüm halkı temsil eden olgun birisidir. Partisinin bile emirlerini dinlemekten kendi iradesini kullanarak kaçınabilmelidir.

Demokrasinin kalitesi hakkında kuşku duyulmayan ülkelerde, çok ses getirdiği için Amerika örneğini sık sık duyarız, başka partilerle ayni doğrultuda uy kullanan mebuslar vardır ve partilerinden disiplin ihlali nedeniyle cezalandırılmazlar.

Disiplin ihlali sadece partinin disiplinine genel siyaseti açısından sakınca yaratan işlerden aykırılık doğarsa başvurulur.  Yani o mebusu partiye layık olmayan genel tutum içinde görmek gerekir.

Ne zaman uyanacağız bilmem.

Seçmen genel olarak günübirlik olaylara bakar ve ona göre oy kullanır. Sistem analizi yapması olanaksızdır. Seçtikleri konu edip halkın desteğini isterse seçmen duyar. Onun için halkı işlevi olan mebus istediğini seçimlerde gösterir ve bu halka basının desteği olarak ortaya çıktığı için değişiklik bekler ama değişiklik talebi “o kadar adam değiştiririz gene bir şey değişmez” diye şikâyet devam eder.

Belli ki sistemin farkında olan ve iş yapmak isteyen birisi mecliste ortaya çıkmıyor. Demek ki sistemde rol alanlar istediklerini sağlayacak sistem değişikliğinden bihaberdirler.

Üniversite ülkesiyiz artık diye atıp tutanlar da boşuna konuşuyorlar. Çünkü üniversiteler bir yığın tez ve araştırma raporu üzerinde çalışırlar ama ortaya ülkemizdeki konulara bakmazlar. Genellikle kitaplardan yuvarlak lafalar olarak yansıyan dünya genelinde de değil Türkiye basınında dikkat çeken konuları işlerler.

Ben bir tane bile ülkede halkın işlevsiz mebuslar ve meclis olmasının nedenlerini ve halkın şikâyetlerini inceleme görevini yüklendiklerini duymadım. Nedenleri hakkında ne hukuk fakülteleri ve de idari işler fakülteleri bir çalışma yaptırmadı. Dolayısıyla o konuda çalıştığı için bilgilenen kimse göremiyorum.

Ülkemizde Anglosakson hukuku uygulanıyor, yasalarımız da ona göre yapılıp ona göre uygulanabilir ama bunun anlamını araştıran ve bir inceleme yaptıran kürsü de tanımıyorum. Türkiyeli öğrenciler ezici çoğunluktur diye Kıta Avrupası hukuku üzerinde durulur diyenler var ama onların bile bizim hukukumuz hakkında bilgi almaları çok yararlı olacağı gibi içinde yaşadıkları ülkenin nelerinin incelenmesi gerektiği hakkında bilgi sahibi olmaları çok yararlı olur. Bizimkiler için ise daha valilik olmadığımız için Anglosakson hukukunu öğrenmeleri şarttır ve daha da dikkati çeken ülkelerine üniversite disiplini içinde araştırmalar yapmaları hayati önemdedir. Üniversite kitap okutturmak ve kitapları anlatmak demek değildir, dünya yaşamıyla ilgilenmek ve ülkeye katkıda bulunmak demektir.

Bilgi vermek yetmez bilgi üretmek görevi vardır.

Kıbrıs sorununda yolun sonuna mı geldik diye soranlar çoğalmıştır. Nihayet TDP ile bile görüşmeden Kıbrıs ziyaretini de yapan Davutoğlu gelip gitti ama biz karanlıkta bırakıldık. Sonrasını molla Gülen ile başbakan Recep bilir ama çözüme gidiş olursa onun da Türkiyeli seçmenin desteğine ve referandumda evete ihtiyacı olacaktır. Hade bizimkisi çantada keklik ama Türkiyeli gaza sonucu alınan topraklardan vazgeçmek diye gördüğü bir antlaşmaya evet diyecek mi?

Rum liderliği şimdiden hayal kırıklığı yaşadığını açıkladı. Gene Annan dönemindeki gibi onların reddedeceği bir metin mi hedeflendi yoksa petrol ve enerji çıkarları için hareketlenen güçlerin desteği ile referandumsuz bile ayrı devlet dayatması mı hedeflendi, yaşayıp göreceğiz.

Bir meclis sahibi bile olamadık, demokrasi diye etkisi sıfır bir muhalefetle yetindik, nüfus çoğunluğunu da kaptırdık olacağı uzaktan seyretmekle yetineceğiz.

Mecliste temsil edilsin edilmesin partilerle görüşme şovu olurdu, vazgeçildi; mecliste temsil edilen bir parti de görüşme düzeninden çıkarıldı; sivil toplum görüşür ve bilgi alır diyecekler ama mecliste yoktur diye o partilere bilgi vermeye gelince sivil toplum arasında bile görülmüyorlar mı? Meclise girdin mi sıraya girdin denirdi, bir aykırılık gördüler ki TDP’yi de dışladılar. Uygulama belli değil mi? Duymasında sakınca olanlar listesi hazırda imiş demek ki! TDP de onların arasına sokuldu. O kadar.

Acaba ne diyecek oldu ki Davutoğlu şovundan atıldı? Eroğlu’nu dinlediler, Nami’yi der dinlediler; ama onların görüşmesinden halk ne duydu ki Davutoğlu görüşmesinden sonra da duymasın istediler. Resmi görüşler Rumlara da dünyaya da servis edildi. Bir gariban bizim ahali imiş ki o duymasın mı istediler? Sanmam ondan gizli işler çevirmeleri ilk değil ve TDP dâhil sivil toplum örgütleri de muhalefetlerini değil milli politikaya desteklerini gösterdiler. Onun için başlarına geleni hak ettiler.

Seçmen derdi olan bir ülkede bu numaralara rastlanmaz. Anlaşılan seçilmeyi becerenler halkın egemenliği diye bir derde sahip değiller. Onun için bize bir meclis gerek yalnız göstermelik olmamalıdır.