İnsan olmak alet olmamak – Alpay Durduran

114

durduran2Manzara dersler çıkarmamıza yeter.

İnsan alet olmayı kabul etmişse birinin peşinde gider. O bir liderdir. Sağa sapsa sağa, sola sapsa sola gitmek gerekir. Önemli olan birlik korunsundur. Ancak kimin veya netin peşinde gidilecektir. Konusu değişir. Bazı yollar ücretli bazıları güvenlidir diye gidilir. Kişi buna karar verir. Ücretliler her adımda ücret beklerler. Güvenli yollar korkutulmuşların yollarıdır. Yolu kendi seçmez, birileri buradan git yoksa yakarım demiştir veya yakacağı belli olmuştur. Yol bir konuda değiş çok konuda önümüze çıkar ulusal birlik ve beraberlik gereklidir veya kazanılmış ganimet vardır gibi genel konulu yollarda da seçme yapılır. İnsan olan ve bunu koruyan inandığı yola girer. Alet olmayı kabul eden yola işaret edenin peşinde olur.

Karmaşık bir anlatım oldu ama esas olan insanlığını koruyup tehdit edilmediği bir ortamı yaratmış olmaktır. Yaratamamışsa insan tehlikeye göğüs gerip alet olmayı reddetmek zorunda olur.

İnsan olmak isteyen yani alet olmak istemeyen birisinin esas sorunu demokrasi ve hukuk devletini gerçekleştirmektir. Gerisi sadece bir sorundan öbürüne savrulmayı getirir.

İsterse insan Ortak Bildiriyi beğenmez ve karşı çıkar. Eroğlu milliyetçilerin safındadır diye imzaladığı bildiriyi görmezden gelip “ona güveniyoruz ve destekliyoruz” diye açıklama yapmaz. Böyle bir açıklamayı onun imzaladığı bildiriyi destekleyen yapar da diyemeyiz çünkü aslında Eroğlu bildiriyi beğenmedi ama imzalamamak yerine imzalayıp koltuğunu korumayı ve aleyhine çalışmayı seçti. Yani ortak bildiriye veya Eroğlu’na veyahut sürece destek vermeye kalkan birisi bunu yutmadığını göstermeli ve görüşmelerin altına konulmuş bir bomba demek olan Eroğlu’nu ifşa etmelidir.

Onun için ona destek olanlar bir şey anlatır. Onu ziyaret ettikten sonra açıklamalarda bulunanlar bunu gayet açık ifade ederler. Açıklamalara bakın görürsünüz.

Anlaşmaya karşı olanlar garantileri ve siyasi eşitliği koruyacağına inanıyoruz gibi açıklamalarla “Ortak bildiri yayımlandı ve beğenmedik ama inanıyoruz ki o bizi yolda bırakmayacak ve iki ayrı devletli durum devam edecek” demek isterler ve bunu iki kurucu devletle vurgularlar. Başka şeyler de söylerler. Dikkat ederseniz anlaşılır. Bu şifreli ifadeler insanın açık konuşmaya çekindiği zamanlarda ortaya çıkar. İrade sahibi insan açık konuşur. Lakin irade satılmışsa ve alet olma benimsenmişse bir saf tutma öne geçer. Birinin peşinde gidecekler ama onun saptığını görseler de gidecekler. Onun ortak bildiriye imza atmış olması önemsizdir.

Antlaşma istediğini bildiklerimiz de açıklama yaptılar veya onlar adına Eroğlu yaptı ve ulusal birliğin ilk kez sağlandığını ilan etti. Barışçılar inandılarsa Eroğlu’nun yolunu değiştirdiğine diyecek bir şey yok. Ancak inandıklarına inanamadım. Sadece görüşmelerin başlamasını selamladılar. Barışçı görünüp oy devşirenler ve aslında artık olasılık kalmadığını düşünenlere hükümettirler ve Türkiye de baskı altında kaldı, buna evet dedirtirler kanısıyla sürece destek verdiler. İyi ilişkileri korumaya önem vermek de bir neden olabilir. Ancak YKP bildiri yayımlayıp görüşmelere, bir sonuç alınmasını isteyerek ve yollar önererek tam destek verdi ama ortadaki oyuna da işaret etti. Nitekim barışçı oyununu oynayan hükümet kanadına bakarsak aslında barış için hiçbir çaba göstermeyeceğini ve, saptırmak ve Annan planı ve sonra da Talat dönemi oyununu oynamaya destek olmak için çalışacağını görürüz. Yoksa ikide birde kurucu devletler laflarıyla şeytan Rum açıklamalarına başvurmazlardı.

Ortada bir masum yok. Eski tas eski hamam aktörler yerlerini aldı. Afişe olmuş ayrılıkçılarla eklenti barışçılar bir yandan sertlik gösterisi diğer yandan nazik ifadeli elma şekeri yapılmış üstü kapalı uyuşmazlık önerileri ile suçlama oyunu sürdürülecek. Bunu görüşme sürecini desteklemek açıklamalarıyla geçiştirmek olanaksız. Tabii ki masaya geçerseniz antlaşma kotarmak isteyenler peşinize dişerler baskılarını hissedersiniz. Bu iyi bir şey ve baskı yeterli olursa suçlama oyunu derken paçayı kaptırıp tuş olmaları da olası… Bunu destekliyorsanız amenna… Lakin destekleyip de n yapacaksınız? Sizden sadece sesinizi kısmanızı beklerler. Yoksa destek olmak için fiili durum yaratmaya kalksanız ve gücünüz yetse efendiler zor durumda kalacakları için “uzak uzak” diye feryada başlayacaklardır.

Barışa destek amacıyla ne yaparsa yapsın herkesi selamlarım. Kaş yaparken göz çıkarma da olacak iş değil çünkü barışçılarımızın zaten etkisi yok. Hatta Eroğlu’ndan bile etkisiziz.  Kötü niyet de olmadığına göre sorun yok. Gene de insanlara doğru yolu göstermek daha yararlıdır.

Ulusal birlik beraberlik oyununa gelmemek de önemlidir. Sanmam ki Eroğlu, YKP ona destek verdi veya barışçı bir kişi destek verdi diye sevinecek veya görüş değiştirdi ve doğru yola girdi diye onurlanacak, Uzlaşmaz kampı kalabalıklaşırsa üleşecek sayısı da kabarır. Dünya kimin ne istediğini iyi bilir. Bir ara muhalif ses çıkmadı diye endişe edecek biri yoktur. Hepimiz hep bir ağızdan bağırsak da bağırtıldığımızı düşünürler ve yollarını değiştirmezler. Çıkarları nerede ise oraya yönelirler.

Bizi dinleyebilecek olan sadece bu Ada’nın bu tarafında yaşayanlardır. Onlara doğru değerlendirme yapalım, tabii herkes kendi doğrularını anlatsın.