İKİ TOPLUMLU BİRLEŞİK KIBRIS BARIŞ İNİSİYATİFİ “KIBRIS’TA ANLAŞMANIN ACİL BİR GEREKLİLİK OLDUĞUNU” VURGULADI

95

İki Toplumlu Birleşik Kıbrıs Barış İnisiyatifi, Kıbrıs’ta sadece siyasi değil aynı zamanda insan hakları nedeniyle de anlaşmanın acil bir gereklilik olduğunu vurgulayarak, 2011 yılı içerisinde kapsamlı bir anlaşmaya ulaşılabilmesi için gerçekçi bir zaman çerçevesi belirlenip görüşmelerin hızının artırılmasını istedi.

Süregelen ekonomik krizin üstesinden gelmenin tek yolunun adanın yeniden birleştirilmesi olduğunun giderek daha da belirginleştiğini belirten İki Toplumlu Birleşik Kıbrıs Barış İnisiyatifi, “toplum liderlerine ve siyasi partilere”, “daha yapıcı bir yaklaşımla potansiyel bir anlaşmaya katkıda bulunmaları” çağrısı yaptı.

İki Toplumlu Birleşik Kıbrıs Barış İnisiyatifi, bugün bir basın toplantısı düzenleyerek, 2010 yılıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu ve 2011’le ilgili beklentilerini ortaya koydu.

Lefkoşa’da, ara bölgedeki Alman Kültür Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında, hazırlanan ortak açıklamanın Türkçesini Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Genel Sekreteri Şener Elçil; Rumcasını ise Güney’deki Sosyoekonomik Çalışmalar Enstitüsü’nün Başkanı Takis Hadjidemetriou okudu.

2011 İLE İLGİLİ BEKLENTİLER

İki Toplumlu Birleşik Kıbrıs Barış İnisiyatifi’nin 2011 ile ilgili beklentileri de özetle şöyle sıralandı:

“Askeri bütçenin yarıya düşürülmesi konusunda görüşmelerin başlaması, birliklerin azaltılması ve akabinde tamamen askersizleştirilme;  ilave geçiş kapılarının açılması ve ara bölgenin, karşılıklı saygı ve işbirliği bölgesine dönüştürülmesi için harekete geçilmesi;  Mağusa’daki yerleşime kapalı bölgenin, yerleşimcilere geri verilerek şehrin yeniden inşa edilmesi ve Mağusa Limanının açılarak BM yönetiminde gerçekleştirilecek kapsamlı bir anlaşma ile çalışır hale getirilmesi; toplumda her sektörde iletişim ve işbirliği programlarının gerçekleşeceği çerçevede bir anlaşmaya varılması ve özellikle gençler ve eğitim yanında, iş, kültür vs.. alanlara da genişleyen bir ağ kurulması”.

Açıklamada, İki Toplumlu Birleşik Kıbrıs Barış İnisiyatifi’nin, Kıbrıs Türk sendikal hareketi ve 28 Ocak’ta gerçekleştirecekleri genel grev ile eylemleri desteklediği de vurgulandı.

TAM METİN

2011’de Kıbrıs Görüşmeleri ile ilgili, Birleşik Kıbrıs Barış İnisiyatifi’nin Görüşleri

İki toplumlu “Birleşik Kıbrıs” Barış İnisiyatifi’nin dikkat çekmek istediği noktalar, aşağıdaki gibidir:

1. Kıbrıs sorununa ilişkin herhangi bir çözüme ulaşılamadan bir yıl daha geçmiş bulunmaktadır. 40 yılı aşkın bir süredir, Kıbrıslılar kendilerine söz verilen bir ilerleme ve çözümü beklemektedirler fakat, şimdiye kadar henüz bir sonuç alınmamıştır. Bu noktada, çözümün aciliyeti bir abartma olarak görülemez: İlerlemenin durmasını Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin de onaylaması, liderlere olan güvenlerini giderek daha fazla kaybeden ve hayal kırıklığına uğrayan Kıbrıslılar tarafından şimdi daha da açık şekilde görülmektedir. Eğer yakın gelecekte herhangi bir dönüm noktası yaşanmazsa, karamsarlık ve olumsuzluk daha da büyüyen bir hale gelecektir. Bizim görüşümüze göre, çözüme ilişkin ihtiyaç, her zaman olduğundan daha da acildir.

2. 2010da çözüm üretilmemesine rağmen, yine de önemli olumlu sonuçları da beraberinde getirmiştir, ve bunlar anlaşılır ve geliştirilebilir sonuçlar olmuştur. 2010 Yılının Ocak ayı, Kıbrıs sorununun esası olan yönetim konusunda gözle görülür bir ilerlemenin gerçekleştirildiği ay olmuştur: İki toplumun liderleri Hristofias ve Talat, ilk kez iki toplumlu, iki bölgeli federasyon idaresindeki paylaşımları konusunda ilk kez bir uzlaşmaya vardılar. Bu, ileriye atılmış çok önemli bir adımdır ve kesinlikle azımsanamayacak kadar değerlidir. Sn Eroğlu’nun seçim öncesinde vermiş olduğu vaatlere rağmen, daha evvel verilen kararlara bağlı kalması zorunluluğunun belirtilmesi de bir tesadüf değildir. İki lider olarak yaptıkları son görüşmede, Eroğlu’nun yönetim konusundaki geri adım atışını, görüşmelerde önemli bir hamle olarak görüyor ve onu, anlaşma yapılan çerçeveye geri dönmesi için çağırıyoruz.  Bu önemli ilerlemeyi takiben, daha sonra da Ekonomi ve AB ilişkileri ile ilgili konularda da gelişmeler olmuştur. Bu uyum, halen iki taraf arasında taahhüt edilmektedir ve şu anda bir çözüm anlaşmasının köşe taşının yerli yerine oturtulması da yeniden doğrulanmaktadır.

3. 2010’un ilk çeyreğindeki hız kaybı, 18 Kasım 2010’da yoğun bir görüşme serisi programına ve BM karargâhından çıkan olumlu sonuca doğru yönlendirilmişti.   Toplumlararası görüşmeler ise içinde bulunduğumuz zaman içerisinde ilerleme kaydediyor. Ocak ayı sonuna kadar Cenevre’de yapılacak olan Yüksek Temas toplantısı yine olumlu sonuçları da doğuracak ve 2011 yılının ikinci yarısında yapılması umut edilen Uluslararası Konferansın gerçekleştirilmesine de vesile olabilecek görüşmeler yapılacaktır. Yine de, görüşmelerin bu kadar uzatılması ve ilerlemenin birkaç aydır durması, iki tarafta da insanların karamsarlığa kapılmasına sebep olmuştur. Ekonomik krizle beraber bu gerçek, iki tarafı da etkilemiş ve işsizliğin artmasıyla birlikte milliyetçi ve ırkçı grupların kendilerini daha da göstermesi için bir atmosfer de yaratmıştır. Özellikle dikkat çekmek istiyoruz ki, ülkemizin kuzeyinde şu anda oldukça zorlaşan sosyo-ekonomik durum, Ankara’nın empoze ettiği sert dayatmalardan kaynaklanmaktadır.

4. Süregelen siyası çıkmaz ve boşluk, aşırı sağ ve Neo-nazi grupların ırkçılık, nefret, xenofobi ve hoşgörüsüzlük tohumlarını ekmeleri için de bir fırsat olmuştur.  Bir kısım sorumsuz polpülist siyasetçinin de desteği ile, şimdiki ekonomik krizin yarattığı güvensizlik ve korkuyu da kullanarak, faşizm 60ların sonu ve 70lerin başında da olduğu gibi yine çirkin yüzünü göstermeye başladı. Kıbrıslı Türkler’in yanında, göçmenlerin de hedef alındığı Kıbrıs toplumu, sorunun kaynağı gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Negative ve xenofobik hava, birçok siyasetçinin de yükselen aşırı sağcılığa karşı sesini yükseltmesini de engellemeye başlamıştır ve bu durum, yaklaşan milletvekili seçimlerini kaybetme korkusu yüzünden de yaşanmaktadır.

5. Kıbrıslı Türk müzisyen Sertunç Akdoğu’nun geçen yılın Kasım ayında Finikoudes’te düzenlenen  Rainbow Festivali’nde bıçaklanması, ırkçı şiddetin, ırkçı ve miliyetçi şövenist grupların daha da cesaretlendiğini gösteren öneml bir tırmanış noktasıydı. Bu şiddetli eylemi kınıyor ve otoritelerin bu konuda ve ırkçı şiddete karşı harekete geçmelerini ve ırkçı nefreti tetikleyen örgütleri yasaklamaları için önlemler almalarını talep ediyoruz. Aynı zamanda, Sertunç Akdoğu’ya tam destek vereceğimizi ve sempatimizi ifade ediyor, ırkçılığa, milliyetçiliğe karşı savaşımızı daha da yoğunlaştıracağımızı ve adamızın yeniden birleştirilmesi  için mücadele edeceğimizin altını çiziyoruz. Irkçıların, milliyetçilerin ve neo-Nazilerin eylemlerini devam ettirmelerine izin vermemeye söz veriyoruz.

6. Türk takım Pınar Karşıyaka’nın Lefkoşa’da APOEL ile yapmış olduğu basketbol karşılaşmasında Kıbrıslı Rum fanatikler tarafından saldırıya maruz bırakılması bir diğer kabul edilemez ve iğrenç saldırıdır. Bu eylem, son 5 yılda Kıbrıs’ta kendini gösteren sosyal ve siyasi fenomenin bir birleşimidir. Ör: (a) Genellikle sporla, örneğin futbolla alakalı fanatizme dayalı şiddet,  (b) etnik-ırkçı ideolojiler, nerfet ve şiddet. İkiside, yukarıda belirtilen saldırıda gerçekleşmiştir.

7. Aynı zamanda, din hizmetleri de dahil her türlü insan hakkının ihlal edilmesini de kınıyoruz: Dinsel törenler ve ibadetlere saygı duyulması gerekmektedir. Dipkarpaz (Rizokarpao) ve Sipahi’de  (Ayia Tria) “Noel” dini kutlama veya ibadetlerin engellenmesini de kınıyoruz. Kaydı ihtirazı ile belirtmek istiyoruz ki, Eroğlu’nun seçilmesinin ardından, Kıbrıs Türk toplumunda nefret, ırkçılık ve milli şövenizm, genel aşırı sağcı kurumlar ve medyada değil, okullarda yeniden verilen tarih kitaplarında da dikkat çekilmeye başlanmıştır. Eğitim sistemlerinin tüm bu şiddet, nefret, ırkçılık ve milli şövenizmi içeren kavramlardan kendilerini arındırmlarını, uzak tutmalarını talep ediyoruz: Eğitim, barışı, anlaşmayı, uzlaşmayı, işbirliğini ve karşılıklı saygıyı teşvik etmelidir.

8. Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumlar içerisindeki negatif fenomenin yayılmasına, geciktirilen görüşmelere ve yavaşlamaya rağmen, BM Genel Sekreterinin de hemen dahil edilmesiyle birlikte, süregelen durum, yeni fırsat pencerelerinin açıldığını ve önemli bir ilerleme kaydedildiğini göstermektedir. Aynı zamanda, her iki toplumda da daha geniş kitleler, iki-toplumlu, iki-bölgeli federasyon ve yeniden birleştirilmiş bir ada ile ilgili desteklerini sürdürmeye devam etmektedirler.

Birleşik Kıbrıs Barış İnisiyatifi, iki tarafa da şu çağrıyı yapmaktadır:

1. 2011 yıl içerisinde kapsamlı bir anlaşmaya ulaşılabilmesi için, gerçekçi bir zaman çerçevesi belirleyip görüşmelerin hızını arttırmak. Sadece siyasi değil aynı zamanda insan hakları nedeniyle, anlaşma acil bir gerekliliktir. Hem Kıbrıslı Rumlar hem de Kıbrıslı Türkler için; süregelen ekonomik krizin üstesinden gelmenin tek yolunun adamızın yeniden birleştirilmesinin olacağı,  giderek daha da belirginleşmektedir. Bu şekilde, ekonomik gelişim, yeni iş olanakları, yatırımlar ve ilerlemenin de yolu açılacaktır.

2. Bu bağlamda, iki toplumun liderlerine ve tüm siyasi partilere, daha yapıcı bir yaklaşımla potansiyel bir anlaşmaya katkıda bulunmaları için çağrı yapıyoruz.

3. Askeri bütçenin yarıya düşürülmesi konusunda görüşmelerin başlamasını ve birliklerin azaltılmasını ve akabinde tamamen askersizleştirilmesini talep ediyoruz: bu, hem barış için önemli bir adım hem de ekonomik açıdan mantıklı bir hareket olacaktır.

4.  İlave geçiş kapılarının açılması ve ara bölgenin, karşılıklı saygı ve işbirliği bölgesine dönüştürülmesi için harekete geçilmelidir.

5. Mağusa’daki yerleşime kapalı bölgenin, yerleşimcilere geri verilerek şehrin yeniden inşaa edilmesi ve Mağusa Limanının açılarak BM yönetiminde gerçekleştirilecek kapsamlı bir anlaşma ile çalışır hale getirilmesi. Bu, her iki toplum için de önemli kazançlar sağlayacak ve tüm alanlarda işbirliği yapılabilmesini de beraberinde getirecektir.

6. Toplumda her sektörde iletişim ve işbirliği programlarının gerçekleşeceği çerçevede bir anlaşmaya varmak. Özellikle gençler ve eğitim yanında, iş, kültür vs.. alanlara da genişleyen bir ağ kurulmalıdır.

İki Toplumlu Birleşik Kıbrıs Barış İnsiyatifi, bir kez daha Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türkleri mobilize ederek, ortak amacımız olan adamızın yeniden birleştirilmesi için liderleri olumlu adımlar atmaya ve Kıbrıs sorununu önümüzdeki aylar içerisinde çözüme kavuşturmaya teşvik etmek istediği yönündeki kararlılığını vurgular. Bu bağlamda, Kıbrıs Türk Sendikal hareketi ve 28 Ocak’ta gerçekleştirecekleri genel grev ve eylemleri tam anlamıyla desteklediğimizi ve dayanışma içerisinde olduğumuzu bildiririz. Çözüm bulunana kadar, mücadelemizi yoğunlaştıracağımızın ve kitleleri hareketlendirmeye devam edeceğimizin altını çizeriz.