Hükümet gitti suçu durmaktı – Alpay Durduran

191

durduran2Bir seçilmiş veya atanmış, siyasal veya değil. Kamu görevlisin bilmesi geren ve ona bildirilmesi gereken yetki ve görevinin anayasayla ve yönetim bilimiyle kısıtlı olduğudur. Sistem ve halk bunu ona öğretmelidir. Öğretmezse hep beraber acısını çekeriz.

İstifalar bakanların uygulamalardan zamanında haberdar edilmedikleri iddiasına dayanıyordu. Anımsarsak CTP milletvekilleri de bilgisizlikten şikâyetçi idiler. Mecliste de vekillere bilgi verilmediğinden şikâyetler hep yapılmakta idi. Ayni zamanda bakanların kendilerini yok saydıklarını da belirttiler.

Sık sık bakanların kendilerine bilgi verilmeden ararlar alınıp uygulandığını da söylediler.

Bu arada iki ortak parti de sözünü tutmamak ve ses etmedikleri halde sonra habersiz olduklarını ileri sürmekle birbirlerini suçladılar.

Bir diğer konu da istifalar başladı ve hükümeti devirip paketteki kuralları yürürlüğe koyacaklar iddiaları yapıldı. Sapla saman karıştırılmaya başlanıldı. Karıştırmaya CTP de katıldı. Barış görüşünde olanların birliği bile dile getirildi.

Ortada bir hükümet olmadığı ayan beyan belli oldu. Sanırsınız ki artık takke düştü kel göründü ama değil. Kargaşa eleştirileri arasında bir çıkıp da başbakanın bakanlıklar arasında koordinasyondan sorumlu olduğu anımsatmadı. Biri çıkıp da ülkenin genel yürütme sorunlarını ele almadı. Meclisin karar organı olduğunu anımsayıp da meclisin bilgisizlik ve habersizlik iddialarına karşı görüş bildirmedi. Bakanlar, bakanlar kurulu kararlarının oy birliği ilkesiyle alınması gerektiğini belirtip nasıl olur da bilgisizlik iddiası olur, kararları kim aldı, demedi.

Daha dün sayılacak bir geçmişte bakanın biri yetkili kılındım deyip başka bakanların haberi bile olmadan Ercan denetim konusunda şaibeli bir şekilde sözleşme bağlamış, yasaları çiğnemiş ve saire olmayan bir yetkiyi kullanmış. Hükümetin dahi yasaların emrine aykırı karar alamayacağını bilmezlermiş gibi yapmak geçer akçe olmuş. O kadarla yetinilmemiş, emirlerinde olduklarına inanan yüksekten alta memurlar yasadığı emirleri çatır çatır uygulamışlar. Ombudsmana da izlemesi kalmış.

Şimdi durup devrildi diye bu hükümete üzülecek miyiz?

Türkiye dayatıyormuş ve desteklenmeli imiş diye patırtı yapanlar var. Maaşları ödeyemeyecek hale düşünce çok uzun bir zamandır bu iddiayı yaptıkları ama kendi ayakları üzerinde durmak için ciddi hiçbir adım atmadıklarını unutarak susup oturmamızı beklediler, öyle de oldu yalnız bunlardan bir de entrikalarla yıkılmasınlar diye yardım mı edeceğiz? Ne bekleyeceğiz ki yardım edelim?

Şimdi de yeni siyasal partiler düzenine getirdikleri istifa eden başka partiye geçemez ve meclis çalışmalarına tam katılamaz gibi kısıtlamalar koyabilecek kadar küstah insanlar mecliste çoğunluğu korumaktadır. Mebus halkın mebusudur, kimse emir veya telkin veremez diyen Avrupa konseyi kuralını hatırlattığım eski mebuslara yeni ve genç yani bozulmamış olması beklenenler de katıldı ama sanki kendileri en iyisini bilirmiş gibi siyasi partilere gömlek biçtiler. Genel başkanı olacakmış, genel sekreteri olacakmış, her ilçede merkezi olacakmış, merkez genel bir yer olmayacakmış da bilmem ne!

Ne için kurulurlarmış, hangi temel ilkelere aykırı olmayacaklarmış ve saire…

Tabii ki siyasi partiler yasası kuruluş veya bilmem ne yasası olmadan parti kurulamaz diye saplantın olursa eline kalemi almışken uzatır durursun. Ancak demokratik ülkelerde öyle bir siyasal partiler kuruluş yasası yoktur. Güney’de ve bizde öyle bir yasa yoktu ama siyasi partiler yasası vardı. CTP kurulduğunda siyasi partiler yasasının olmadığı bile bile yaptık. Güney’de hala yoktur ama siyasi partiler vardır ve seçimlerde orada da bağımsızların seçilme şansını hiçe indiren güçlendirilmiş siyasi partiler çalışmaktadır.

Ey, meclisteki siyasi partiler şimdi hükümetiniz istifa etti. Sen ey çalışıp da yasa önerisi veren mebus, senin önerini görüşme yasağı geldi. Hâlbuki mecliste eksik mebus yok. İlle de hükümet kurulacak ve iktidar partileri belli olacak da o zaman görüşülebilecekmiş! Yani iktidar partileri belli olunca onların önceliği sağlanacak ve seninki rafta bekleyecek. Kaç tane öneri, yani hükümetten değil mebustan gelen bir yasa komitede ele alındı?

Meclis yasa yapma asli yetkisine sahipmiş. Yasa olmadan yürütme olamazmış. Hükümet yasaları uygulamak asli görevine sahipmiş. İşe sana yasa bu ülkede anayasa uzun vadeli plan der, yasa beş yıllık plan der. Şimdi paket kavgası çıktı ve hükümet devrildi. Meclis de kilitlendi.

Bunların hangisi yasaya uygun? Uzun vadeli plan şimdi üç yıllık yapılır oldu. DPÖ bir 2016-2018 yılları programı yaptı. Bizim hükümet de biz yaptık dedi.

Peki, bu ayni yılları kapsayan TC KKTC yapısal dönüşüm programı da nenin nesi? Bu kavga ne kavgası?

Senin DPÖ’ne hazırlattığın program dururken bu programı yapan Türkiye’nin Kıbrıs Türk kesimi için görevlileri nereden cesaret buldular? Onlarla teması olup da DPÖ’nün programına kulak asmadan işbirliği yapan Kıbrıslı hangi görevlilerdir. Yoksa onlar kendiliklerinden bunu hazırlayıp önünüze mi koydu?

Bazı maddelerini ile sürüp bazı kesimleri bazı önlemlerle karşı çıkmalarını sağlamaya çalışırken senin yerine ülkemizi yönetmekte olan ve sizi  (Subordinated local administration of Turkey) yani Türkiye’ye madun alt yönetim halinde tutan bu tutuma itirazınız yok mu?

Bu madunluğu benimsemeyenleri seferber etmeye çalışırken verdiğin sözleri anımsamak için ille de UBP’nin hükümeti devirmesini beklemen gerekirdi?

Yarın su projesinde yaptığın gibi kıvırmayacağın garanti mi?

Biz bıktık! Su geliyor ama suyu ne yapacağımızı kaça kullanacağımızı bile bilmiyoruz. Senin hazırlattığın DPÖ programında da TC Kıbrıs komisyonunun programında da yok; yani al birinizi çalınız diğerine… Onu kendi kendinize oynuyorsunuz ve bizi gene amalinize alet etmek istiyorsunuz.

Tarım konusunda tahriklerde bulunuyorsunuz ama her iki programda da destek azaltılacak, sürdürülemez destek olarak değerlendiriliyor. Siz bunu Türkiye para vermiyor deyip budayacaksınız da farklı mı olacak?

Fasulyanın yahnisi, gitti geldi aynisi!

Destek istediklerinin boynuna basmağa çalışırken etrafına bakacak ve kimseyi görmeyeceksiniz. Alternatifinizi hazırlamaya çalışacaklarını unutmayın. Gık mı dediniz, yani memnunsuzluk mu gösterdiniz, alternatifinizden gık dememenin faziletini anlatacak daha usta demagogları bulacaklar. Yoksa gık diyebilecek olanları ağzını kapacaklar. Yani isteğiniz gık deme hakkı için mi? O kadar mı?

Kıbrıs’ı ada sayıp boğmayı Kıbrıs’ın birleşmesine aykırı görmeyenleri görmekten uzak körlük deve ettikçe çözüm mü olur? Kıbrıs bir devlettir ve sürdürülemez diye uzlaşılan yeniden birleşme çalışması devam etmektedir. Sıkışınca çözümden bahsetmek de silah oldu ama sesleri nerde? Denizlerde hakkımız yok diyenlere ne derler?