Hrant ve “haince söylemler var”

88
Hrant’ı da vurdular… Ape Musa, Musa Anter’i de yaşamının kışında vurmuşlardı, Metin Göktepe’yi ise yaşamının baharında… Kutlu Adalı, avukatlar Ayhan Hikmet ve Ahmet Muzaffer Gürkan, Fazıl Önder ve diğerleri bu coğrafyada vurulup, öldürülenlerdi… ve niceleri dünyanın onlarca yerinde karanlığa karşı gözlerini kırpmadan ölümün üstüne yürüdüler ve hiçbirisinin arkasından ‘yazık, boşuna öldü’ denmedi… Şairin dediği gibi her ölüm erkendi ama bir kez ölüm kapıyı çalmışsa, onu da ayakta karşılamak gerekirdi, yine öyle yapıldı, düşmana inat ‘hepsimiz kardeşiz’ denerek bir kez daha sokaklara dolundu, karanlığa bir kez daha meydan okundu…

Ölen değil aslında asıl cezalandırılan, kalanlardır. Hrant yaşadığı son dönemde zaten işkencenin en ağırına maruz kaldı. Sürekli hırpalandı, hatta fiziki saldırıya dahi uğradı.
Gazetelerde onun boy boy fotoğrafları çıktı ve altına “işte hain” yazıları yazıldı. Köşe yazarları, hatta şimdi arkasından timsah yaşı dökenler bile, onun ‘ne hain bir Ermeni’ olduğunu yazdılar. Sokaktaki bütün gözlerin onun üstüne çevrilmesini sağladılar, her köşe başında, gelecek saldırıyı bekler hale geldi, ‘ürkek bir güvercin’ gibi davranıyordu artık… Bu, bir insana yapılacak en ağır işkenceydi zaten…
Bu yazılanlar size yabancı mı geliyor?
Eski defterleri karıştırıp onlarca yazı bulmayacam, ya da onlarca örnekleri sıralamaycam yalnızca bir hafta geriye gidecem…
Tarih 19 Ocak 2007, yer Gülseren, komutanın biri yine tehditler savuruyor, “haince söylemler var” diyor, gazeteler bunu başlığa çıkarıyor. Ne demişlerdi Hrant’ın katili, direk veya dolaylı azmettiricileri, ‘gazetelerden, internetten okuduk, vatan haini idi, vurduk, vurdurduk’… demek ki vatana ihanetin cezası varmış ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Mehmet Eröz kürsüden kükrüyor, ‘barışçı’ olduğunu iddia eden gazeteler dahi bunu sayfalarına, başlıklarına taşıyorlar; “haince söylemler var”
Ne diyor Ersöz; “Türk askeri; vatanına, bayrağına ve namusuna göz dikilmedikçe kışlasından çıkmamıştır, çıkmamaktadır ve çıkmayacaktır. Ancak, sınırlarını kanıyla çizerek, vatan yaptığı topraklarına göz dikenlerin, bu topraklarda sahnelemeye çalıştıkları sinsi oyunlarına karşı mücadelesini, her ortam ve şartta sürdürmeye devam edecektir”…
Birilerinin ‘sinsi oyunları var’, haince söylemler var diyor, yoksa Ersöz birilerine çağrı mı yapıyor?!…
Ersöz devam ediyor, “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, KKTC’de, sözde barış propagandası yapmakta ve yaptırmakta olduğunu” söylüyor…
Yani birileri yalnız sinsi oyunlar oynamıyor, Kıbrıs Rum Yönetimi adına Kıbrıs’ın kuzeyinde barış propagandası da yapıyor…
Ersöz hızını alamıyor, “Enosis hayalperestlerinin, sinsi propagandalarla nifak tohumları ekmeye, halkın ordusuna güvenini zedelemeye ve ordusuna karşı kışkırtmaya çalıştığını” da söylüyor…
Ama Ersöz rahatmış, “Bu kara propagandalar, bu kışkırtıcı ve haince söylemler, KKTC halkının sağduyusu karşısında etkisiz ve çaresiz kalmaktadır” diyor…
Türkiye Cumhuriyeti Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ da süreci devam ettiriyor. Kıbrıs’a geliyor ve çeşitli kurumları ziyaret ediyor. Ziyaretlerinden birinde, “Kıbrıs Türk halkının TSK ile omuz omuza vererek, kan dökerek ve şehitler vererek kazandığı bir zafer” olduğunu söylüyor, “kimse kalkıp da Kıbrıs Türk halkının Kıbrıs Rum halkına karşı bir güven duyduğunu söyleyemez” diyor. Başbuğ (Annan Planının) “reddedilmesi bile bizim bu konuda çok dikkatli olmamızı ve dolayısıyla KKTC’nin ve Kıbrıs Türk halkının güvenliğini daima elimizde tutmamız gerektiği düşüncesindeyim” da diyor.
Devam etmek, tüm konuşmayı buraya aktarmak mümkün ama neden, yeterli değil mi?
Başbuğ ve Ersöz bir süre önce başlatılan geçici 10. Maddenin kaldırılması ve bir yıldır devam eden “askersiz Lefkoşa” ile ilgili kampanyalara karşı cephe alıyorlar. Kampanyayı organize edenleri kuzeyde Kıbrıs Rum yönetimi propagandası yapmakla, huzur ve güveni tehdit etmekle, haince söylemlerde bulunmak suçluyor, ellerinde silahları ile…
Başbuğ ve Ersöz’un konuşmalarını koca koca sayfalarına taşıyor anlı şanlı gazeteler, köşe yazarları ellerine kalemi alıyor vatan hainlerine karşı yazılar yazıyor, koca koca harflerle hainler işaret ediliyor, birileri göreve çağrılıyor sanki de…
Acaba bir yerlerde, internetten ya da gazetelerden bunları okuyup görev çıkaracak birileri var mı? Acaba görev bölümleri mi yapılıyor şimdi, kim bilir?! Koca koca yıldızlı yetkililer demişse, her anlı şanlı Türk gencine vatanı korumak düşmez mi? Bu defaki bu şanlı görev kime verilecek, yine 17 yaşında bir tetikçi mi bulacaklar…
Ötesi yok, hiçbir tehdit bugüne kadar kolayına birilerini yolundan döndürememiş, yine yola devam edilecek ama bu olaylarla bir kez daha, ‘çağdaşlaşmanın yapı taşı olan “silahlar sivillerin önünde diz çöksün” hukuk ilkesini’ hatırladık. Bu ilke çalışıyor olsaydı ne Ersöz, ne Başbuğ bir dakika bile görevlerinde kalamazdı. Nasıl ki Şubat 2006’da Katalonya özerklik anayasası tartışılırken askeri zevat ‘açıklama yapmış’, İspanya hükümeti de kendilerini görevden almıştı, bunca sivillere tehditten sonra, Türkiye hükümeti ya da Kıbrıs Türk liderliği de kendileri görevden alabilirdi ama bunun için irade gerek…
***
Güvercinler bir kez daha ürkekçe havalanmaya devam edecekler Hrant’ın dediği gibi, bu kez biraz daha ürkek, çünkü bilecekler ki güvercinlere de dokunurlar ama…
Ancak, özgürlük onların yaşam şekilleri olduğu için yine sokaklarda olmaya devam edecekler, silahlara inat, sözümüz silahımızdır diyecekler, sözcüklerini özgürce sokaklarda haykıracaklar…
——— ——————— ————————
Alıntı yapılan konuşmaların internet siteleri
http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/36289/PageName/Ic_Haberler
http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/36375/PageName/Ic_Haberler