Haberin değeri, yayınlar ve tehditler – Alpay Durduran

130

durduran2Dijital devrim desek yeridir. Günümüzde kolay yayım ve iletişim olanakları o kadar arttı ki iş kolaylaştı. Ancak kapitalizmin kâr amacının her şeye egemen olması ile birleşince işler karıştı. Kendimizi uyarlamamamız ve gerçeklerden kopmamamız gerekli oldu.

Yayımlara bakarsak insan olarak yoğun bir baskı altına alındığımız bellidir.

Örneğin her gün gazetelerin haberleri televizyon ve radyolardan bedava önümüze konuyor. Medya da kendi süzgecinden geçen haber değeri olduğuna inandığı haberler yanında diğerlerinin süzgecinden geçenleri de veriyor. Bir tanesi atmasyon veya dayanağı şüpheli veya yayımlanması sakıncalı (çocuk, dayanaksız suçlama veya yargı erki ile ilgi) haberleri vermemesi doğru bir davranış ama ekrana gelen görüntüler gene de haberi ele veriyor ve merak yaratarak yayılmasına destek kazandırıyor. Yani pet işe yaramıyor. Sonra YYK bir işlem yapsa da zarar önlenemiyor.

Dahası kamu destekli ve ucuz yayın olanakları batıp çıkan bir sürü yayımın kolayca bilinçli başlayıp sonra bağımlılık yaratan abuk sabuk düşüncelerin de yayılmasına yardımcı oluyor.

İlginç bir örnek masturbasyon yapanın elinin hamile kalacağını peygamber sözü destekli iddiadır. Sakal uzatıp sarık saran biri sesli ve görüntülü olarak bu uydulardan duyuruyor.

Bunu dinleyen başka sakallı ve sarıklı peygambere hakaret olarak sayıp Allah’ın sözüne işaret ediyor ve onun katlinin Müslümanın görevi olduğunu ileri sürüyor gibi sözü dolaştırıyor. Durumdan vazife çıkaracak birisinin ne yapacağı da belirsiz.

İş bu kadarla sınırlı değil. DAEŞ veya İŞİD diye ORTADOĞU ve onun dışında dünyanın birçok yerinde büyük kitle kırımları dâhil yıkımlar yaratan örgütlü teröristler bu ve benzeri olanaklarla yapılan beyin yıkamayla ortaya çıkmaktadırlar. Taliban örgütü bunun ilk örneği sayılabilir. Amma gene de Haşhaşiler ilk sayılabilir. Kaynak açıktır. Kuran gibi Allah’ın sözü olarak kabul edilen ve sonra peygamber ve ardıllarının yorumlarıyla kutsallaştırılan kurallar için yaşamını bile feda edip öbür dünya için yaşamı için savaşmayı seçenler kaynaktır.

Bunlar radikal insanlardır. Kabul ettikleri doğrular dincilerin ilke olarak kabul ettikleri gibi şüpheye yer olmayan doğrulardır. Onun için sonsuz cennet yaşamının ve cehennemden sakınmanın tek yolu kendi gibi düşünmeyenlerin yok edilmesi için ne gerekiyorsa yapılmalıdır yoksa bir şey yapmamak bile onları cennetten uzak tutacak ve cennetin alternatifi cehennem olduğu için cehennem azabıdır. Hem de sonsuz zaman…

IŞİD’in emrinde olmayan ve ondan farklı olarak yoruma sahip olan Elnusra cephesinin reisi bile Müslüman olmayana şimdilik ilişmemek gerektiğini söyleyebildi. Yani Hristiyan veya Dürziyi mesajın verilmesi ve Müslüman Elnüsra ile antlaşması halinde serbest bırakacağını söyledi. Hristiyan’a yaşama izni vermenin kuralları olarak ne gibi yorum yaptıysa açıp kitaplarını bakacak ve peygamber veya esas kabul ettiği ardılları ne yaptı veya yapılmasını söyledi ise ona göre davranacak.

Bunlara bakarsak Irak cumhurbaşkanının dediği gibi ya biz öleceğiz ya da onlar, onlarla antlaşmanın olanağı yok.

Demokrasi ve laiklikte hak hukuk evrensel ilkelere göre anayasa ve meclisler tarafından kurallar konur. Onun için suç ve ceza noktası ve virgülü sorgulanamayacak din veya geleneklere göre değil insanın hukuk ve adalet hakkındaki mantığına göre konur. Onun için din veya geleneklere bağlı olup gerisini reddeden din adamlarına suç ve ceza saptama yetkisi varsayanlar tehlikelidir. IŞİD’in ve benzerlerinin kaynakları buradadır.

Kilise onun için bugün eşcinsel evliliği İncil’de yasaklansa da benimsemeye ve sokaklarda eşcinsel avlama emri vermemektedir. Papa bile birçok adım atarak günümüzde dinle insanı barıştırmaya çalışmaktadır. İslam’ın yaratılışla evrimi ters görüp ateist düşünce diye reddetmesine rağmen Papa’nın onları buluşturan açıklaması öğreticidir. Papa Allah’ın nasıl yarattığını Allah bilir, diyerek yaratılışı evrimle yapıp yapmadığını bilemeyiz demesi bilimle kiliseyi çelişmekten kurtarmıştır. İslam bunu yapmayı reddetmektedir. Hem de İncil ve Tevrat, Kuran’ın devamı olarak kabul edilse de…

İnsan hiç olmazsa Kuran’ın yorumunun bu kadar farklılık göstermesine bakarak aklın önemini kabul etmelidir. Üstelik Kuran’da ayetler var ve aklın önemine işaret eder. Allah yarattı ama ebedi cehennemle cezalandıracak kadar da insana serbest seçim hakkı verdi. Siz karar vereceksiniz ve bazı yanlışlarınız sonucu cehenneme mahkûm olabileceğiniz bilin diyen Kuran’dır. Birisinin aklı öyle kesti diye başka birisinin canını alacak kadar suçlular bulması ve ordular bulup katliamlar yapması Kuran’a uygun olamaz. Ortadoğu bu kadar gayrı Müslim’i binden fazla yıl birlikte içerdi. Sürekli savaş durumu olsaydı soyu tükenen çok oldu. Din savaşları çok görüldü ama dinin istismarı esaslı ama çıkar amaçlı savaşlar olmasalardı sonu gelirdi. Haçlı seferlerinin bile çıkar amaçlı olduğunu tarih aydınlattı.

IŞİD’in örgütlü olduğu ve aslında eski Irak ordusunun asker ve komutanlarının örgütü kurdukları, militan dincilere dayandığı da bir gerçek ama sonunda kimin egemen olacağı da şimdiden bellidir. İbni Haldun’un saptadığı gibi buralardan bu gibi devletler istilalarla işe başlarlar, sonra asabiyet adı verdiği bu devir sona erer ve durgunluk devri başlar, arkası ise gerileme devridir. Onun için şimdiden insanlar cehennemin kapısını beklemekten vazgeçmelidir. Kendini cennete gitmek için uzanabildiği her yerde başka din ve mezhepten olanları yok etmek için görevli sayıp bu görevini yapmazsa cehenneme mahkûm görmekten ve buna inanmaktan vazgeçmelidir.

Kaynağının kendini Allah’ın emrinde din ve geleneklerin bekçisi görmek olduğunu görüyoruz. Lâkin dahası da var, insanlar refah farlılıklarıyla bölünmüş bir dünyada kendini aşağılanmış görmektedirler. Farklı dinden insanların kendi halklarına gelişme şansı bırakmayan tutumları yüzünden bunun oluştuğuna inanmaktadırlar. Kendi ülkesindeki gafillerle iş birliği yaptıklarını ve onları başlarında tuttuklarını düşünmektedirler. Solun kapitalizmin kâr hırsıyla dünyaya dayattıkları düzene yönelttikleri düşünceleri paylaşmaktadırlar. Ancak solla da uzlaşamazlar çünkü onlar da cennet yolcusu değillerdir.

IŞİD belki de refah dağılımındaki adaletsizliğin yaratığıdır ama ayni zamanda çok daha korkuncunu yaratmak için yola çıkmıştır.

Dijital devrim özgürleşme yolunu tamamlayamamış olan Türkiye’de bir yığın dinciyi konuşturuyor. Konuştukça din ve geleneklerin sorgulanamazlığına inancın nelere gebe olduğunu gösteriyor. Kendini mesajcı sanıp cennet cehennem dağıtmaya kalkanlar gözler önündedir. Onları kanaat önderi sayanlar köşe başlarına yerleşiyor. Tehdit IŞİD’in kapılarına dayandığı ve diğer dincilere kendilerini askeri yardım sağladıkları bir zamanda yayılıyor. Çare yalnız daha çok özgürlüktür.