‘Gün birlik olmak günü’ymüş!!

107

Ve döndük yine birlik sorununa. Birlik sorunu üzerine yazılan ve yazılacak yazıların asla sonu gel(e)meyecektir. Ancak tüm tartışmalar boyunca ortaya konması gereken asıl çaba, ‘bu süreçte yanyana durma olanağı ortaya çıkmadı ama bir sonraki süreçte yanyana gelinebilir’, bu yüzden eleştiri ve pratikler de bunu karşılayacak düzeyde olmalıdır. Geçmiş süreçte bizlerin de dozunu fazla kaçırdığımız eleştiriler olabilir ama yaşam bize bazı şeyleri öğretebilmelidir.

Düşman kelimesi ağır bir tanımlamadır ve ortaklaşma imkanı olanların birbirlerini ‘düşman’ terimi ile tanımlamaları bir sonraki sürecin de önünü tıkar ve bir sonraki süreçte ‘düşman’ olarak tanımlananın birlik sürecine yanaşmama hakkını doğurur[1]. Militarist[2] olmayan bir düşünce biçimi ile bakıldığında ‘birlik’ çağrısı yapılır, birlik olma emri verilmez. Eğer emir değilse herkesin kendi yolunu seçme hakkı vardır. Ama militarist bir bakış açısı ile bu emirdir ve emre uymayanlar da çeşitli tanımlamalarla tarif edilebilirler[3]. Demokratik yapılanmalarda bu kabul edilebilir bir davranış değildir. Bu emre itaatsizliği düşman sınıflaması ile de tanımlanması sonrası süreç başka bir boyutta devam eder.

Sözde Sosyalist Parti, militarist bir eğilimle birlik emri verdi ve emre itaat etmeyenleri düşman saflarında yer almak suçladı. Bu suçlama sonrası ortaya çıkacak tüm ayrılık süreçlerinde sözde Sosyalist Parti sorumlu olacaktır.[4] Ama bunu örtmenin yolu da yine militarist fetvalar çıkararak kendi yüce gölgesi altında toplanma önerilerini sürekli sunarak, bilgiyi manipüle ederek, günde 50 kez birlik sözcüğü geçen açıklamalarla ne yüce bir birlik taraftarı olduğu ortaya konmasıdır. Ancak yüce birlik dergahı şeyhlerinin unuttukları, birlik önerisi yaptıkları yapıların çoğu sürecin birinde kendi tanımlamaları ile düşman saflarındaydı. O zaman yapılması gereken dergaha katılmak için düşman saflarında olanların tövbe etmesi yada yüce birlik dergahının şeyhinin af çıkarmasıdır. Ancak aslında murat edilen birlik değil herkesin, kendi yüce gölgesinde toplanması olduğu için bunlar aslında takkiyedir ve sokaktakilere ne kadar büyük ve yüce bir birlik savunucuymuş gibi davranabildiğini ortaya koyabilmektir. O yüzden yüce birlik dergahının şeyhi çağrılarını sürdürür, emirler, fetvalar verir, katılmayanlar ise kafirdir. Kafirlikten tövbe edilerek mi yoksa afla mı dergaha katılınabilir bunun bir el kitabı olsa gerek!!!…

Bir olalım birlik olalım amma benim saflarımda

Haziran ayının son günlerinde TKP, BKP ve KSP gençlik örgütleri ‘gün birlik olma günüdür’ başlığı ile bir bildiri dağıttı. Dönüp bunu çok okunan gazetelerde de tam metin yayınlattılar.

Aralık 2002 tarihinden başlayarak uzun süre çeşitli kesimlerden gençlik örgütlerinin oluşturduğu ‘Geleceğimizi Kurtarma Operasyonu’ (GKO) içinde farklı kesimlerde binlerce genç çeşitli düzeylerde çalışmalar yapmıştı.

16 Nisan sonrası bir kaç kez toplantılar yapılabilmiş ama sonuç alınamamıştı. GKO içindeki onlarca örgütün oluşturduğu ‘birlik’ hiçbir gerekçe gösterilmeden ‘pratik olarak’ çeşitli gençlik örgütleri tarafından çalışamaz hale getirilmişti[5]. Bazı gençlik örgütleri ‘biz yeni birşey kurmaya karar verdik’ deyip çıkıyorlar ortalığa ve başlık da atıyorlar ‘gün, birlik olma günüdür’. Ne bir eleştiri, ne de çekilme kararı ve sanki de birileri birlik olmaya karşıdır da onlar birlik olacaklar. GKO zaten birlikti ve on binlerce genç Kıbrıslıyı sokağa çıkarabilmişti. GKO dururken, onu ortadan kaldıracak koşullar açıklanmadan birlik çağrısı yapmak kelimenin diğer anlamı ile işin komik/acı tarafı ‘birliği’ ortadan kaldırıp, GKO ile ilgili tek kelime etmeden küçük hesapları bırakıp(!!) ‘birlik olma’ çağrısı yapılmasıdır. Yavuz hırsız ev sahibi bastırırmış, hem birliği dağıtacan sonra da bunları yazacan, bu kabul edilebilir bir siyasi yaklaşım değildir.

Hade var sayalım GKO konusunda mazeretleri var, o zaman parti gençlik örgütleri ile ilgili sorunları nedir?

24 Nisan 2003 tarihinde Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) gençlik örgütünün çağrısı üzerine BKP binasında YBH Gençlik olarak kendileri ile toplantı yaptık. Bize dediler ki, ‘TKP ve KSP ile oturduk ve şu taslak ortak deklerasyon çerçevesinde yeni bir birlik olacağız, ne düşünürsünüz?’ Bizim yanıtımız ise, çözüm için mücadele konusunda GKO sürecinin devam edip edemeyeceğinin önce sorgulanmasını ve sonuçlandırılmasını; taslak bildiri konusunda ise görüşümüzü resmi olarak kendilerine en kısa sürede bildirebilmek için ivedi olarak bizlere ulaştırılmasını istedik. O tarihten sonra bir daha BKP gençlik birimi tarafından bu konu ile ilgili YBH Gençlik aranmadı ancak gene de bizler zaman zaman BKP gençlik birimindeki arkadaşlardan bu bildiri taslağını talep ettik. 22 Mayıs tarihinde yine BKP ve KSP gençlik örgütlerinin çağrısı ile Yakındoğu Üniversitesindeki faşist saldırı konusunda CTP Gençlik Kollarının da katılımı ile BKP’nin binasında toplantı yapıldı ve toplantı sonunda birlikte hareket edilmesine verilen öneme dikkat çekilerek birlikte nelerin yapılabileceği değerlendirildi. İlk etapta BKP gençlik birimi tarafından bir taslak bildiri hazırlanacak ve tüm gençlik örgütleri bunu en kısa sürede değerlendirip gerekli düzenlemeleri gerçekleştikten sonra basına dağıtımı yapılacaktı. Bu konuda da BKP gençlik birimi üzerine düşeni yap(a)mamış, bildiri de hazırlan(a)mamıştı. BKP gençlik örgütü birlikte hareket için çağrı yapıyor, toplantı organize ediyor ama sonrasında yapılması gerekenleri yerine getirmeyerek aslında birliktelik konusundaki olanakları da tüketiyor. Bu birlikteliğe hiçbir şey kazandırmaz tersine birlikte hareketin önünü tıkar…

Daha önce de sorumsuzluk konusunda KSP gençlik birimi ile de bazı sorunlar yaşanmıştı[6]. Gençlik örgütleri arasında hazırlanan ortak bildirilerin Kıbrıs’ta Sosyalist Gerçek gazetesinde yayınlanması dışında, YBH Gençlik’in 5 Nisan 2003 tarihinde TC Elçiliği önünde ‘TC bu coğrafyadan sorumludur’[7] başlıklı eylem sürecinde de sorumsuzluktan kaynaklanan sorunlar yaşanmıştı. 27 Mart 2003 tarihinde YBH Gençlik’in çağrısı ile YBH’nın merkez binasında toplanan BKP ve KSP gençlik birimleri temsilcileri, ortak eylem önerisini değerlendirmişler ve TKP Gençlik Kollarının da toplantıya çağrılabilmesi için toplantı 31 Mart tarihine ertelenmişti. Kimi zaman eylem sürecinde saatlerin bile önemli olduğu bilinen bir gerçektir. 31 Mart tarihine kadar KSP gençlik birimi tarafında YBH Gençlik hiçbir şekilde bilgilendirilmemiş ve toplantı tarihinde de TKP Gençlik Kollarına haber verilmediği , zaten eyleme de katılmayacaklarını açıklamışlardı.

Tüm bu süreçlerin hatırlanmasında yarar vardır çünkü birlik istediğini söyleyen ve ‘günün küçük hesaplar günü değil’ diye yazanların pratik olarak ortaya koydukları önemlidir.

Gazetelerinde YBH’ya ve onun gençlik birimine karşı seviyesizce[8] ve yalana dayalı[9] yayınları uzun süredir sürdüren sözde Sosyalist Partinin en büyük birlik taraftarı olması[10] ama sorumluluk konusunda umarsızlıkları/duyarsızlıkları ve bunun sonucu birlikte hareketi tıkamaları sürekli hatırla(tıl)(n)ması gereken bir gerçektir.

Ortaya koydukları birlik çağrısı yalnızca kendilerini bağlar. Toplantı yapılmış sonrasında tekrar bilgilendirilmediği koşullarda YBH Gençlik’i zan altında bırakacak şekilde bazılarının sokağa çıkıp bildiri dağıtarak, gazetelere çıkıp birlik nutukları atarak çağrılar yapması da yalnızca kendilerini bağlar. Kimse kendi sorumsuzluğundan dolayı herhangi bir örgütü zan altında bırakamaz. Bu hiçbir etik kurala sığmaz.

Birlik, birbirine güvenen, inanan taraflar arasında, eşit düzeyli tartışmalarla oluşturulabilir. Yoksa üç beş şefin çağrısı ile kendini Kaf dağı tepesinde sanan örgüt yöneticileri ve onların dergah üyelerinin nutukları ile birlik sağlanamaz.

Farklılıkları tolere edemeyen, görünürde solcu yaşam alanında sağcı örgüt yöneticilerinin pratikleri ile aslında birlik değil kendi koltuklarını garantiye almak niyetleri rahatlıkla görülebilir.

Evet, ‘gün birlik olma günüdür’ ama böyle değil!!!…

Birlik olabilmek için gün önce arınma ve özeleştiri günüdür…



[1] Bu konuda Kıbrıs’ta Sosyalist Gerçek (KSG) gazetesi sürekli bu tanımlamaya uygun bir yayın yapmaktadır. Son olarak 97. sayıda ‘Birlik Sorunları’ isimli makalede: “Deklerasyona uyunuz veya gideceğiniz yere gidin! Çözüm düşmanlarının safina yani” (abç)

[2] Militarizm kelimesi rastgele seçilmiş bir kelime değildir. Militarizm yalnızca askeri düzeni anlatan bir kelime değil, sivil yaşamda da ifadesini bulan bir davranış ve yaşam biçimidir. Militarist yaklaşım askeri kurgu ve kuramlara uygun olgu ve olaylara yaklaşım olarak çok kısa özetlenebilir ve bu yalnızca haki renkli üniformalılara özgü değildir…

[3] KSG’nin 97. sayısında bunula ilgili onlarca örnek vardır. Başyazıda: halkımız tarafından cezalandırılmalarını, seçime katılırlarsa seçimlerde bir tek oy bile alamaz duruma düşürülmelerini, seçime katılmazlarsa tüm örgütlerden dıştalanmalarını beklemek hakkımız.” Kendine hak olarak gördüğü, kendi safında olmayan için yok olup gitmesidir. Ayni şekilde yazının sonunda “Bu talebe uymayanları halkımız aforoz edeceği açıktır” demek gene militarist bir yaklaşımdır. Çünkü genel bir kütle/kitle olduğu ve bunun kendi emirlerine uygun hareket etmesi gerektiği yaklaşımı ile, farklılıkları yok sayarak bir durum tesbiti yaratılıyor. Yani halkın ‘büyük çoğunlu’ yada benzeri eklerle istisnaları gözeten bir yaklaşım değil, genelleştirilmiş ve sürüleştirilmiş bir tanımlama ile ‘halkın’ birilerini kendi isteklerine göre aforoz edeceği deklere ediliyor.

[4] Bu küçük burjuva sol kesim konusunda da uzun bir değerlendirme yazısı da yazılmıştı:http://www.yenicag-net.com/muratkanatli/ksp/index.htm

[5] Bu konu aslında sürekli kendini tekrarlayan bir sorundur. Gençlik örgütleri çeşitli nedenlerle bir araya geliyorlar ama birlik süreci tamamlandığında açıklama yapmak yada bu konuda değerlendirme yayınlamak çok da alışılmış bir davranış biçimi değildir. YBH Gençlik Ağustos 2002 başlayan süreci kendi açısından sonlardığını Aralık 2002’de yayınladığı açıklaması ile ortaya koymuştu. Bu ayrışmanın ana nedeni gene KSP gençlik birimiydi. Ayrışma sürecinden sonra ilki 11 Aralık 2002 tarihinde yapılan eylemle başlayan ardından da çeşitli kesimlerden gençlik örgütlerinin katılımı ile genişleyerek Geleceğimizi Kurtarma Operasyonu oluşturulmuştu. 16 Nisan sonrası bazı kesimlerin seçimi ön plana çıkaran yaklaşımları nedeni ile farklılıklar ortaya çıkması ile GKO işlevsizleşmiş ve kendi kendini tüketir bir konuma gelmişti.

[6] Aslında bunlar büyük sorunlardı. Uzun süren ilişkileri askıya alma kararını YBH Gençlik 2002 Aralık’ında aldı ve yine iyi niyetli bir yaklaşımla ilişkileri en azından normalleştirme istemişti ancak KSP gençlik biriminin ‘saldırgan’ tarzı bu süreçte de sürmüştü. Bu konu ile ilgili detaylı olarak yazışmalarhttp://www.ybhgenclik.org/ksp/index.htm adresinden okunabilir…

[7] YBH Gençlik’in gerçekleştirdiği bu eylemin haber ve fotoğrafları www.ybhgenclik.org/050403adresindedir. Polisin saldırdığı bu eylem sonrası BKP gençlik biriminin bir açıklama yayınlamasına rağmen YDÜ’de Kürt öğrencilere yapılan saldırı yada DAÜ’de gazete satarken kendilere yapılanlarla ilgili duyarlılık talep eden ve bunun için eylem çağrıları yapan KSP gençlik biriminin bu konuda hiçbir yorum yada açıklama yapmaması da ayrıca ilginç ve hatırlanması gerek bir olaydı…

[8] Farklılıklar konusunun gündeme getirilmesi üzerine “arayan bulur derler, ya belasını ya da mevlasını” yada “birliğe madik atmaya çalışanlar” (KSG 97. sayı, Birlik sorunları)

[9] Kıbrıs’ta Sosyalist Gerçek gazetesindeki birçok sayısında bu konu ile ilgili örnek bulmak mümkündür. Bunlar içindeki en düzeysiz ve en çirkini 97. sayıdaki Referandum mu seçim mi başlıklı yazıda “yerel seçimlere karşı çıkıp oy vermeye sıra gelindiğinde CTP’ye oy veren YBH” Böylesi çirkin saldırıların uzun yıllar sağdan gelmesine alışmıştık ama sol iddiali bir oluşumdan gelmesi ciddi olarak bizi üzmenin ötesinde tedirgin etmiştir…

[10] İnsanların kendi kendilere (kimi zaman başkalarının katkıları ile) biçtikleri olumlu tanımlamalar kimi zaman uç örnekleri de ortaya çıkarır. ‘anne bak kral çıplak’ bunun güzel bir örneğidir. Çıplak olarak sokakta olan bu dostlar kendi kendilerine “bu girişimin en tutarlı tarafı KSP’dir” (KSG 97. sayı, Referandum mu seçim mi?) diyebilmektedir ve çıplak olduklarının söylenmesine de çok kızarlar…