Gezi’de halk konuştu diyebiliriz – Alpay Durduran

88

Halk şunu bunu ister diye çok laf edilir. Ancak genelde olaya katılan bellidir ama gerisi halktır. Bu inanılacak gibi görünmez ama halkı pasif bir kitle ve devletin dizginlediği ve dinlemek değil, işitmek değil idare etmek istediği bir kitle olarak görme alışkanlığının sonucudur. Örneğin kitle hareketi Ankara’da eylem yaparken bir gurup da onlara saldırdı. Haberde eylemcilere halk saldırdı dediler. Çünkü kitle eylemi halk değildi ama bundan rahatsızlık duyanların sevk ettiği güruh halk olarak adlandırıldı. Çünkü halk eylem yapmaz. Onun görevi eylem yapanlara katılmaması devlet tarafından garanti edilen pasif insanlar olarak uslu durmaktır veya devlette oturanı desteklemektir.

Bu kafa hala yüce devlet diye bir kanıya sahiptir ve eylemciler ne yaparlarsa yapsınlar onlara karşıdır. Halk iktidarı lafı boşuna söylenir halkı evinde oturup görüş bildirmemesi gerekenler olarak değerlendirir.

Tayyip seçime gelin dedi. Sanabilirsiniz ki seçimi kaybederse haksız olduğunu düşünecek. Hiç sanmayın halk iktidarını anlamış olsaydı halk iktidarında yasaların ve evrensel ilkelerin dışında parmak sayısına dayanıp emirler vermek olmadığını anlamış olurdu.

Gazeteciler kısa bir aradan sonra dillerine izin verdiler. Konuşuyorlar. AKP’nin seçim bildirgesini bile incelemeye aldılar. Çünkü AVM veya Rezidans yok dedi de tutar mı sözünü incelemesi yaptılar. Sözlerinin değerinin olmadığı ortaya çıktı. Seçim bildirgesi ne derse desin Tayyip bildiğini okumuş!

Bizim halimiz de ayni değil mi? Seçimde söylenen söz seçimde kalır diye demeçler verilmiyor mu?

Halk iktidarı nasıl işleyecek?

Seçime girenler sözler verecekler, halk da seçecek. Seçilen sözünü unutursa elinde iktidar ve hatta muhalefet gücünü tutmaya ise devam edecek. Hukuk onu denetleyemezse sözünü tutmadı diye bir şey yapamayacaksan halk iktidarı işleyemeyecek.

Bu nedenledir ki seçimle ele geçirilen gücün sınırlanmasını sağlamak halk iktidarını isteyen halkın başarması gereken olmazsa olmazdır.

Tayyip gitse başka bir Tayyip veya Recep geleceği için çare bulunmaz. Seçimler sonucu gücü ele geçirenlere dur bakalım diyecek bir güç olmalı. Bunun birinci koşulu parti içi demokrasidir. Halk işini anladıysa partilerin için demokrasiyi sokmalıdır. İkinci koşulu bizde olduğu gibi memura güvence vermektir. O zaman memur yasadışı uygulamalara, keyfi emirlere ve hukuka aykırı kayırmacılıklara direniş kazanılmış olur. Tek başına işe yaramadığı bizdeki halden bellidir ama olmazsa olmazdır. Diğer koşullar gelirse bu da olmalıdır. Üçüncü koşul yargı denetimidir.  Ancak bu denetim sözde kalmamalıdır. Onun için yargıya başvuru hakkı ucuzlatılmalı ve süre kısaltılmalıdır. Meclisin görevi ve çalışma usulleri değiştirilmeli ve mebusa yetki ve görev verilmelidir. Muhalefetin etkin denetim olanakları olmalıdır.

Bunlar yoksa halkın yapabileceği sadece isterim deyip sokağa çıkmaktır. Madem ne ve nasıl olacak diye bir düşünce birliği yok yani bir siyasi program yok ne yapsınlar diye düşünmemek gerek. Çünkü halk isteyecek ve vermeyene sokakta hesap soracak hale gelmişse ona siyasi programlar sunacak olanlar a ortaya çıkmaya başlayacaktır. Halk bir de partilere baskınlar yapmayı düşünmeye başlarsa yolun yarısını kat etmiş oluruz.

Türkiye’ye dönersek, Tayyip seçime buyurun demiş. Halka sormuşlar: “Meydanda eylem yapan göstericiler, seçimlerin çözüm olmadığını belirtti. Ellerinde ‘kent için adalet’ yazan pankartlarla Taksim’de toplanan kalabalık, eylemlerine devam edeceklerini açıkladı.

Eylemcilerden Metin Göksel, “Başbakan diyor ki sandıkta cevap verilsin. Sandık demek onların yaptığını meşrulaştırmak demek. Gerçek olan sandıkları kırmaktır, seçimleri boykot etmektir ve sokağa inmektir. Gerçek olan doğru olan budur” dedi.

Çevreci protestonun demokratik şekilde bitmesini isteyen Sema Özyurt ise “Seçimlere kadar buranın Taksim’in böyle devam etmesini istiyorum. Çünkü yeşil için, yeşili korumak adına başlayan bu hareket aslında daha da büyük bir toplumsal harekete dönüştü. Elimizden geldiğince burada bilinçli insanlar olarak destek vermeye devam edeceğiz. Ama seçim gibi demokratik bir süreçle bu iş noktalanırsa daha doğru olacağını düşünüyorum” diye konuştu.”

İki görüş burada da ortaya atıldı. Halkın seçimleri boykot etmesini isteyenlerden birisi olarak bu iki görüşü de desteklerim. Çelişki yok mu demeyin çünkü yoktur. Seçimi kabul eden Sema Özyurt “seçim gibi demokratik bir süreçte bu iş noktalanırsa daha doğru olacağını düşünüyorum” dedi. Yani noktalanırsa dedi. Evet noktalanırsa tamam ve sandığı kırıp yeni sandık istediği belli olan biri gibi “sorun çözülürse” diye konuşmuş oldu.

Halk iktidarı seçimsiz olmaz. Burada başka hayat tarzı yokmuş ve olamazmış gibi giden ve partileri üyelere destek olmaktan başka işi olmazmış gibi çürümüş kuruluşlar halinde tutan bir ortam vardır. Bunu yıkmak gereklidir.

AKP ekonomik büyüme sağlamış, geçmişte ise bu olmamış yalanlarını bir tarafa bırakalım. Öncekilerin yedikleri naneleri geçelim, AKP’nin yaptıklarının daha da iyisi bir kenarda dururken yolsuzluk ve adam kayırmacılıklar ve insana saldıran dincileştirme ve geçmişin intikamını şimdiki kuşaklardan çıkarma tutumunu değiştirmek için halk ayaklandı ise katkısı büyük olacaktır. Gerisini de getirecektir. Eylemlerden destek alanlar uygarlığın deneyimlerinden yararlanıp yol çizeceklerdir.

Esas olanın halkın isteme hakkı olduğunu unutmamaktır. Halka madem ne nasıl olacak bilmen sus da otur denilemez. Bizim örgüt gerçeği bilirdi, halka duyurdu idi deyip halka gülmek de olmaz. Halk isteme hakkına sahiptir ve isteğini dayatma yolunu da öğrenecektir. Çocuğuna iş isterken devlet küçülsün ve ekonomiye karışmasın oyununa gelmeyecek kadar öğrenecektir.