Geleceğimiz için daha fazla mücadele

190

Kıbrıs sorunu

Yeni Kıbrıs Partisi, Kıbrıs sorunu ile ilgili YKP Parti Meclisi kararını açıklamak ve bundan sonraki tavrını ortaya koymak için bugün (11 Ekim, Cuma günü) saat 11’da YKP Genel Merkezinde basın toplantısı düzenledi.

Basın toplantısında YKP Yürütme Kurulu üyeleri Celal Devrim Önen, Murat Kanatlı ve Parti Meclisi üyesi Rasıh Keskiner hazır bulundu.

Basın toplantısında Murat Kanatlı tarafından okunan açıklama şöyle:

30 Ekim’de yeni yaşına girecek olan Yeni Kıbrıs Partisi’nin 24 yıldır Kıbrıs soruna dair ortaya koyduğu görüşlerinin bugün de geçerliliği sürdürmesi bizler için gurur kaynağıdır.

Herşeye rağmen yaşam durağan değil, son dönemdeki gelişmeler çerçevesinde Kıbrıs sorununda yeni girişimlerin konuşulduğu bugünlerde YKP de, Eylül ayı içinde bir dizi çalışma yaparak, hem kitle toplantısında hem ilçelerdeki toplantılarla partili veya partisiz kesimlerle süreci değerlendirdi.

Bu tartışmaların sonucunda YKP’nin Kıbrıs sorununa yaklaşımını bir kez daha ortaya koyan Parti Meclisi kararı 7 Ekim 2013 tarihinde oybirliği ile onaylandı.

Gene yapılan tüm bu toplantılardan çıkan sonuç neticesinde Kıbrıslı Rum siyasi parti ve örgütlerle görüşülmesine de karar verilmişti. Tüm partilerle temasa geçilmiş ve şu ana kadar netleşenler; 18 Ekim’de Birleşik Demokratlarla (EDI), 25 Ekim’de Yeşiller Partisi ile ve 5 Kasım’da EDEK ile görüşmelerimiz olacak. Diğer siyasi partilerden randevu beklemeye devam ediyoruz…

Görüşmelerimiz temel olarak Kıbrıs sorunundaki son siyasal gelişmeler ve Kıbrıslı Türkleri de etkileyen troykanın dayatması ile geçen yeni Sağlık yasası gündemi ile olacak…

Bu arada Yeni Kıbrıs Derneği ile de görüşmelerimiz devam ediyor, Kıbrıs’ın farklı yerlerinde ortak iki toplumlu etkinlik organizasyon çalışmalarımız onlarla da sürmektedir.

 

PARTİ MECLİSİ KARARI

YKP Parti Meclisi kararı sorunun tanımlanması ile başlanmakta veYKP, 1974’te TC’nin işgali ile coğrafik bölünen ama öncesinde emperyalist amaçlar güden güçlerle işbirliği halindeki iki tarafın liderlikleri tarafından toplumları da bölünmüş Kıbrıs’ın birleşmesini, sorunun çözümünü bulunduğu coğrafyanın en önemli konusu olarak görür. TC’nin sürdürdüğü fetihçi politikanın adanın kalıcı bölünmesine neden olacağı için acil bir çözüm için mücadeleyi hep gündeminin ilk sırasına koyar. Kıbrıs sorunun devamını/çözümünü Kıbrıslı Türklerin yok/var oluşu ile ilişkilendirdiği için yakın hedef olarak bir antlaşmanın erken bulunması için sürekli mücadeleyi benimser” denmekte…

YKP açısından Kıbrıs sorunu en önemli gündem maddesidir, kararda buna da dikkat çekilmekte ve konu şu şekilde ortaya konmakta; “Kıbrıs sorunu yaşamın her alanını etkilemektedir. Bir hastalık gibi yaşamın tüm alanlarını zehirlemektedir. “Kıbrıs sorunu”, gelecek sorunu ile birlikte birçok alandaki eşitlik, hakların ve özgürlüklerin ve mücadelelerinin önündeki önemli bir engeldir. Bu nedenle YKP, Kıbrıs sorunun bir antlaşma ile çözümünü önemli bir gündem maddesi kabul eder bunun için çalışma yapar

Kararda YKP’nin görüşme sürecine dair yaklaşım da şu şekilde ortaya konuyor; “YKP var olan koşullarda, çözüme yönelik görüşme sürecini desteklemektedir. YKP, üzerinde daha önce uzlaşılan kararlar çerçevesinde sorunu çözecek bir antlaşma yapılması ve bu antlaşmanın da demokrasi, hukukun üstünlüğü ve etnik ayrımcılığı yasaklayan bir temelde olması için mücadele eder. YKP, artık uzlaşılan konuların uygulanmaya başlamasına izin verecek şekilde paket/bütünlüklü antlaşma yapma kararından tarafları, bütünlüklü çözümün hedef olarak kalması şartıyla, vazgeçmeye çağırdı, çağırmaya devam eder.

(…) Federal Kıbrıs, tek egemenliği olan etnik olarak temizlenmemiş çift bölgeli, tek vatandaşlığı olan çift toplumun birleşik formunu, toplumlar arasında ise ilgili Güvenlik Konseyi kararlarında tanımladığı şekli ile, aritmetik değil siyasi eşitlik olacak şekilde daha önceki kararlarda tanımlandığını hatırlatır. (Ghali, De Cuellar vb)

Kıbrıs’ta bulunacak çözüm Kıbrıs’ın çok kültürlü kimliklere saygı çerçevesinde olmalıdır.”

Kararda taviz konusu da ele alınmakta ve YKP’nin yaklaşımı ortaya konmakta; “YKP, Kıbrıs sorunundaki al-ver süreçlerini taviz olarak anlamaz. Toprak düzenlemeleri ile mülklerini kullanma hakkı elinden alınanların insan haklarının yeniden tesisi ve güç paylaşımı konusunu ise yönetimden ayrı düşen Kıbrıslı Türklerin yeniden yönetime katılma hakkı, yani toplumların ihlal edilen haklarının yeniden tesisi arasında görüşme süreci teknikleri açısından üzerinde uzlaşmaya varılmış durum mevcuttur. Ancak konu taviz vermek değil, win-win (kazan-kazan) ile kullanılamayan hakların yeniden kullanımı için bir süreçtir. Bu nedenle toprak düzenlemesindeki tek taraflı oldu-bittiler, Kıbrıs sorunun çözümünü zora sokacak, önemli konulardır, YKP bu nedenle tarafları bu konuda hassas olmaya davet eder.”

YKP’nin Avrupa Birliği ile uyum sürecine de yaklaşım gene Kararda mevcut; “AB müktesebatının kuzeyde uygulanmasının askıda daha fazla durması AB için bir yüz karası ve Kıbrıslı Türkler için acı vericidir. Kuzey, Türkiye’nin ekonomik hegemonyası altında sorunlarını halledemeyecek halde bulunmakta ve üretim sektörleri devlet desteksiz ayakta duramayacak halde sürünmektedir. Bunun sebebi Kıbrıs’ın kuzeyindeki olağandışı durum nedeniyle Türkiye’nin para politikası ve ekonomik düzeninin dayatılmasıdır. YKP tanınmaya neden olmayacak şekilde bir an önce doğrudan ticaret tüzüğünün uygulanmasından başlayarak uyum yasalarının yapılması ve daha da önemlisi AB kararlarının kuzeyde nasıl yürürlüğe gireceğinin yönetiminin bir yasa ile gösterilmesi gerektiğine inanmaktadır.”

Kararda askersizleştirme ve garantörlük konusunda YKP’nin tavrına da yer vermekte; “YKP, Kıbrıs sorununun çözümünün yalnız Kıbrıslıların değil, Türkiye ve Yunanistan halklarının, bölge ve dünya barışının da çıkarına olduğuna inanmaktadır. Kıbrıs sorunu göstermiştir ki, uzlaşmazlık ve adamıza silah yığmak, adada militarizmi yükseltmekte, başta Türkiye ve Yunanistan, sonra da bölge ve dünya barışını tehdit etmektedir. Bu nedenle Ada koşulsuz ve istisnasız tamamen askersizleştirilmeli, garantör ve garanti diye adamızı devamlı müdahale altında tutan kurallar kaldırılmalıdır.”

Kararda askeri alandaki güven artıcı önlemlere de yer verilmekte ve daha önceki YKP önerileri hatırlatılmakta; “çözüme giden süreçte askersizleştirme ve askersizleştirilen bölgelerin yeniden iskâna açılması, kısa vadede iki toplumlu ilişkiler açısından önemlidir. Maraşlıların, Maronitlerin yerleşim yerlerine dönmesi, ara bölgede kalan alanın yeniden canlandırılması çözüm sürecine kısa vadede önemli ivme katacaktır.”

Ayrıca Kararda günlük ilişkileri rahatlatacak güven artırıcı önlemler de dile getirilmekte; “toplumlararasında çok zayıflayan güven ortamının geliştirilmesi için günlük yaşamı etkileyecek güven yaratıcı uygulamaların hayata geçirilmesi önemlidir. Trafik, yol, köy isimlerinin çok dilli yazılmasının kararı daha önce alınmış, hemen hayata geçirilmesi bu dönemde önemlidir. Karşılıklı toplu geçişlerin teşviki edilmesi, yeni geçiş noktaları açılması, geçiş noktalarındaki bürokratik prosedürün kaldırılması, seyahat özgürlüğünü engelleyici veya kısıtlayıcı çift sigorta, uzayıp giden kayıt işlemleri gibi tüm uygulamalara son verilmesi de önemli bir güven artırıcı önlem olacaktır. Taraf arasında iletişim artırılması için doğrudan telefon hatları da devreye sokulabilmelidir. Çok toplumlu tüm etkinlikler teşvik edilmeli, mümkünse mali olarak desteklenmelidir.”

Karar son olarak YKP’nin uzak hedefi vurgulayarak son bulmakta; “YKP, sınırsız, silahsız, garantörsüz birleşik bir sosyalist Kıbrıs için mücadele eder.”


Kıbrıs sorunu üzerine Parti Meclisi kararı

Yeni Kıbrıs Partisi Parti Meclisi’nin 8 Ekim 2013 tarihindeki toplantısında “Kıbrıs sorunu üzerine” başlığı oy birliği ile aldığı karar şöyle:

1-     YKP, 1974’te TC’nin işgali ile coğrafik bölünen ama öncesinde emperyalist amaçlar güden güçlerle işbirliği halindeki iki tarafın liderlikleri tarafından toplumları da bölünmüş Kıbrıs’ın birleşmesini, sorunun çözümünü bulunduğu coğrafyanın en önemli konusu olarak görür. TC’nin sürdürdüğü fetihçi politikanın adanın kalıcı bölünmesine neden olacağı için acil bir çözüm için mücadeleyi hep gündeminin ilk sırasına koyar. Kıbrıs sorunun devamını/çözümünü Kıbrıslı Türklerin yok/var oluşu ile ilişkilendirdiği için yakın hedef olarak bir antlaşmanın erken bulunması için sürekli mücadeleyi benimser.

2-     Kıbrıs sorunu yaşamın her alanını etkilemektedir. Bir hastalık gibi yaşamın tüm alanlarını zehirlemektedir. “Kıbrıs sorunu”, gelecek sorunu ile birlikte birçok alandaki eşitlik, hakların ve özgürlüklerin ve mücadelelerinin önündeki önemli bir engeldir. Bu nedenle YKP, Kıbrıs sorunun bir antlaşma ile çözümünü önemli bir gündem maddesi kabul eder bunun için çalışma yapar.

3-     YKP var olan koşullarda, çözüme yönelik görüşme sürecini desteklemektedir. YKP, üzerinde daha önce uzlaşılan kararlar çerçevesinde sorunu çözecek bir antlaşma yapılması ve bu antlaşmanın da demokrasi, hukukun üstünlüğü ve etnik ayrımcılığı yasaklayan bir temelde olması için mücadele eder.

YKP, artık uzlaşılan konuların uygulanmaya başlamasına izin verecek şekilde paket/bütünlüklü antlaşma yapma kararından tarafları, bütünlüklü çözümün hedef olarak kalması şartıyla, vazgeçmeye çağırdı, çağırmaya devam eder.

Üzerine daha önce uzlaşılan konularda, örneğin iki bölgelilik konusunda (bi-reginal/bi-zonal) etnik temizlik yapılmış bölgeler yaratma şeklinde anlamadığının altını çizer. İki toplumluluğu, (bi-communal) iki apayrı hareket eden toplum olarak anlamaz. “Bi-” kelimesine Türkçe ve Rumca ‘iki’ denmesi ile anlam kayması yaşandığı ve milli politika inşacılarının bundan yola çıkaran anlamlar yaratmaya çalıştığı bir gerçek olarak önümüzde durmaktadır. Ancak kelime olarak aslında ‘çiftin birleşik formu’ (combining form of bis) şeklinde Latince kökten “bi-” takısının Türkçeye çevrilmesi gerekir.

Bu nedenle federal Kıbrıs, tek egemenliği olan etnik olarak temizlenmemiş çift bölgeli, tek vatandaşlığı olan çift toplumun birleşik formunu, toplumlar arasında ise ilgili Güvenlik Konseyi kararlarında tanımladığı şekli ile, aritmetik değil siyasi eşitlik olacak şekilde daha önceki kararlarda tanımlandığını hatırlatır. (Ghali, De Cuellar vb)

Kıbrıs’ta bulunacak çözüm Kıbrıs’ın çok kültürlü kimliklere saygı çerçevesinde olmalıdır.

4-     YKP, Kıbrıs sorunundaki al-ver süreçlerini taviz olarak anlamaz. Toprak düzenlemeleri ile mülklerini kullanma hakkı elinden alınanların insan haklarının yeniden tesisi ve güç paylaşımı konusunu ise yönetimden ayrı düşen Kıbrıslı Türklerin yeniden yönetime katılma hakkı, yani toplumların ihlal edilen haklarının yeniden tesisi arasında görüşme süreci teknikleri açısından üzerinde uzlaşmaya varılmış durum mevcuttur. Ancak konu taviz vermek değil, win-win (kazan-kazan) ile kullanılamayan hakların yeniden kullanımı için bir süreçtir. Bu nedenle toprak düzenlemesindeki tek taraflı oldu-bittiler, Kıbrıs sorunun çözümünü zora sokacak, önemli konulardır, YKP bu nedenle tarafları bu konuda hassas olmaya davet eder.

5-     AB müktesebatının kuzeyde uygulanmasının askıda daha fazla durması AB için bir yüz karası ve Kıbrıslı Türkler için acı vericidir. Kuzey, Türkiye’nin ekonomik hegemonyası altında sorunlarını halledemeyecek halde bulunmakta ve üretim sektörleri devlet desteksiz ayakta duramayacak halde sürünmektedir. Bunun sebebi Kıbrıs’ın kuzeyindeki olağandışı durum nedeniyle Türkiye’nin para politikası ve ekonomik düzeninin dayatılmasıdır. YKP tanınmaya neden olmayacak şekilde bir an önce doğrudan ticaret tüzüğünün uygulanmasından başlayarak uyum yasalarının yapılması ve daha da önemlisi AB kararlarının kuzeyde nasıl yürürlüğe gireceğinin yönetiminin bir yasa ile gösterilmesi gerektiğine inanmaktadır.

6-     YKP, Kıbrıs sorununun çözümünün yalnız Kıbrıslıların değil, Türkiye ve Yunanistan halklarının, bölge ve dünya barışının da çıkarına olduğuna inanmaktadır. Kıbrıs sorunu göstermiştir ki, uzlaşmazlık ve adamıza silah yığmak, adada militarizmi yükseltmekte, başta Türkiye ve Yunanistan, sonra da bölge ve dünya barışını tehdit etmektedir. Bu nedenle Ada koşulsuz ve istisnasız tamamen askersizleştirilmeli, garantör ve garanti diye adamızı devamlı müdahale altında tutan kurallar kaldırılmalıdır.

7-     YKP, Kıbrıs’ta süren TC işgaline, Yunan askeri hegemonyasına ve yabancı askeri üs ve tesislere karşı mücadele eder. TC askeri adadan hemen ayrılmalı, kuzeydeki işgal rejimi ortadan kaldırılmalı, Yunan askeri varlığı hemen sonlandırılmalı, Ada, diğer tüm yabancı askeri üs ve tesislerden arındırılmalıdır. YKP, bu amaçla adanın tümden askersizleştirilmesi için mücadeleyi güncel bir konu olarak önüne koyar.

Çözüme giden süreçte askersizleştirme ve askersizleştirilen bölgelerin yeniden iskâna açılması, kısa vadede iki toplumlu ilişkiler açısından önemlidir. Maraşlıların, Maronitlerin yerleşim yerlerine dönmesi, ara bölgede kalan alanın yeniden canlandırılması çözüm sürecine kısa vadede önemli ivme katacaktır. YKP’nin bu nedenle askersiz Lefkoşa ile başladığı kısa vadeli önermelerini geliştirerek sürdürmesi gelecek dönemde de önem taşıyacaktır.

Bununla birlikte Kıbrıs adasındaki silahlanma, ateşkes ve adadaki silahlı birliklerin durumu acil ‘karşı –askeri’ düzenlemeleri gerekli kılmaktadır. Ayrıca Kıbrıslıların güvenlik, sivilleşme ve demokratikleşme talepleri ile askeri çözüm ve ihtiyaçlar çelişmektedir.

Kıbrıs’taki işgal ve sonuçları günlük yaşamımızda da ciddi sorunlar yaratmaktadır. Lefkoşa şehrinin çağdaş yeniden planlanabilmesinin önünde, şehrin içindeki askeri bölgeler ciddi sorun yaratmaktadır. Tarihi ve kültürel değeri olan Lefkoşa’nın ara bölgesindeki binalar geri dönüşün imkânsız olacağı bir süreçle karşı karşıyadır. Temas hattı ve adanın yüzde üçünü kapsayan ara bölge, silahlı birliklerin pozisyonlarından ötürü kullanılamamaktadır.

Bu koşullar altında YKP daha önceki önerileri hatırlatır:

a)     Adaya yeni silah girişinin durdurulması ve bunun etkin denetiminin sağlanması,

b)     Lefkoşa surlar içinin hemen, Lefkoşa’nın tümünün mümkün olan en kısa sürede silahsızlandırılması,

c)     Ateşkes hattındaki askeri birliklerin birbirlerinden uzaklaştırılması, ana hedef olarak kuzeydeki birliklerin, güneydeki birliklerin de eş değeri bir mesafe çekilmesi,

d)     Maraş’ın hemen 1974’teki yasal sahiplerine devredilmesi, bölgenin askersizleştirilmesi ve bölünmüş kent Mağusa’nın yeniden birleştirilmesi,

e)     Maronitlerin 1974 öncesi yerleşim yerlerine dönebilmeleri için gerekli düzenlemelerin yapılması, bu yerleşim yerlerinin askersizleştirilmesi,

f)      Dillirga ve Mesarga bölgesinin askersizleştirilerek ara ve askeri bölgede kalan yerleşim yerlerine eski köy sakinlerinin geri dönüşüne izin verilerek yeniden iskâna açılması,

g)     GKK ve RMMO’nun dağıtılması için gerekli çalışmaların başlatılması,

h)     Adadaki yabancı silahlı birliklerin çekilmesi için takvimlendirme yapılması; bu çerçevede hemen şimdi 10 bin askerin çekilmesi ve kalanların çekilmesine yönelik takvim için gerekli çalışmanın hemen başlatılması,

i)      Adada kalacak yabancı silahlı birliklerin kamplarını terk edebilmeleri için Annan Planı’ndaki hükümlerin ve benzerlerinin uygulamaya geçirilmesi,

çözüme giden sürece önemli katkı sağlayacağı için bu yönde mücadeleyi yükseltmek görevlerimiz arasındadır.

8-     Toplumlararasında çok zayıflayan güven ortamının geliştirilmesi için günlük yaşamı etkileyecek güven yaratıcı uygulamaların hayata geçirilmesi önemlidir. Trafik, yol, köy isimlerinin çok dilli yazılmasının kararı daha önce alınmış, hemen hayata geçirilmesi bu dönemde önemlidir. Karşılıklı toplu geçişlerin teşviki edilmesi, yeni geçiş noktaları açılması, geçiş noktalarındaki bürokratik prosedürün kaldırılması, seyahat özgürlüğünü engelleyici veya kısıtlayıcı çift sigorta, uzayıp giden kayıt işlemleri gibi tüm uygulamalara son verilmesi de önemli bir güven artırıcı önlem olacaktır. Taraf arasında iletişim artırılması için doğrudan telefon hatları da devreye sokulabilmelidir. Çok toplumlu tüm etkinlikler teşvik edilmeli, mümkünse mali olarak desteklenmelidir.

9-     YKP, sınırsız, silahsız, garantörsüz birleşik bir sosyalist Kıbrıs için mücadele eder.