GDO’ya kapıyı açan tohumcuya evi verir!

137

gdo_cocukevrensel.net

Dünyanın en büyük GDO tekeli Monsanto’nun tohumculukta yeni hedefi Türkiye. Bu habere GDO’lu pirinç soruşturmasına bakanların dahli de eklenince tarımda kaygılar artıyor.

Tarım tekellerinin gözü Türkiye’de… Bu tekellerden birisi de dünyanın en büyük GDO şirketi Monsanto… Şirketin yakın zamanda açıkladığı yeni yönelimi; Türkiye tarımı ve tohumculuğunu tehdit eder nitelikte.

Monsanto AB’deki genetiği değiştirilmiş ürün başvurularını geri çektiğini açıkladı. Şirket bu geri çekmenin gerekçesini AB’deki “ticari perspektif eksikliği”ne bağlarken, birçok çevre bunu şirketin tepkiler karşısında yenilgisi olarak yorumladı. Bu kararda, AB vatandaşlarının çok büyük bir bölümünün GDO’lu ürünleri tüketmek ve çiftçilerin de GDO’lu tohum kullanmak istememesinin belirleyici olduğu ifade edildi.

Monsanto bu açıklamasının yanında Türkiye tarımını da yakından ilgilendiren yeni yönelimlerini sıraladı. Şirket Avrupa’da geleneksel tohum üzerine ticaret yapmaya konsantre olacağını, 2020 yılına kadar 300 milyon dolarlık bir yatırımla Türkiye, Fransa, Portekiz ve Romanya’daki mevcut mısır üretim tesislerini genişletmeyi amaçladıklarını açıkladı.

 

AVRUPA’DA YENİLDİ ROTA TÜRKİYE

Şirketin bu açıklamalarının ne anlama geldiğini konuştuğumuz Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık önemli uyarılarda bulundu. Atalık, Monsanto’nun GDO’ya direniş karşısında Avrupalı çiftçilerle bağını koparmamak için GDO’suz tohum üretimi ve ıslahına yöneldiğini belirtti. Monsanto’nun ülkemizde mısır tohumu üretimine ağırlık vereceği açıklamasının yerli tohumculuk için büyük bir tehlike olduğuna dikkat çeken Atalık şunları söyledi: “Ülkemizde mısır tohumluğu tamamıyla özel sektör eliyle üretilmektedir. Bu kapsamda Monsanto’nun bu alandaki yatırımlarını artırması yerli şirketlerimizi muhtemelen zora sokacaktır. Çokuluslu şirketler, kendilerine rakip olabilecek yerli firmaları önce batırma, başaramazlarsa satın alma yoluna gitmektedir. Tohum ihtiyacımızı yerli firmalar ve yerli çeşitlerimizin geliştirilmesi suretiyle karşılayabilmek için tohum üretiminin ciddi bir şekilde devlet tarafından desteklenmesi gerekmektedir.”

Atalık, gıda tekeli Monsanto’nun ticari tohum işine gireceği ve Türkiye’deki yatırımlarını artıracağı haberlerini yerli tohumculuğu bitirecek bir gelişme olarak niteledi. Tarım Bakanlığını da uyardı.

 

BAKANLIĞIN SORUMLULUĞU

GDO’LU ürünler konusunda da uyarılarda bulunan Atalık şunları söyledi: “Ülkemizde GDO’lu tohumla tarım yapmak yasaktır. Ancak, dünyanın en büyük GDO şirketinin, dünya ticaretine konu olan dört GDO’lu tarım ürününden biri olan mısır tohumunun üretimine ülkemizde ağırlık verecek olması, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın gerek ülkemizde üretilen gerekse dışarıdan getirilerek pazarlanan tohumları daha sıkı bir şekilde analiz etmesini gerektirir. Zira, mısır bitkisinin anavatanı Meksika’da GDO’lu mısır ekimi yasak olmasına karşın, mısırların yüzde 80’e yakın bölümünde bulaşma sonucu genetik yapıda değişim tespit edilmiştir. Yapılan detaylı incelemeler sonucunda ülkeye dışarıdan sokulan tohumlardan kaynaklandığı saptanmıştır.”

 

YASA BÜYÜK SORUN

Tohum ve biyoçeşitlilik konusunda ülkemizdeki önemli bir sorunun da Tohumculuk Yasası ile çiftçimizin kendi geliştirdiği çeşitleri, ticari amaçlı tohumları satamaması olduğunun altını çizen Atalık, yasanın çiftçinin sadece ihtiyacı kadar olanı kullanabilmesine ve bu çerçevede diğer çiftçilerle takas edebilmesine olanak tanıdığını söyledi. Çiftçinin yaklaşık 10 bin yıldır tarımsal üretimi kendi geliştirdiği tohumlarla devam ettirdiğine vurgu yapan Atalık, çiftçinin önünde bulunan bu engelle biyolojik çeşitliliğin sekteye uğradığına işaret etti. Atalık; “Biyolojik çeşitlilik doğanın ve insan sağlığının korunması demektir. Tarıma kazandırılabilecek pek çok çeşit sınırlandırılacak, pek çok yerel tohum süreç içerisinde yok olmaya yüz tutacaktır“ dedi.

 

TİCARİ TOHUMDA ABD LİDER

ABD yaklaşık 12 milyar dolarlık ticari tohum pazarıyla dünya lideri konumunda. Fransa 2.8 milyar dolar, Almanya 1.2 milyar dolar, İtalya 767 milyon dolar, İspanya 660 milyon dolar, Hollanda 590 milyon dolar, İngiltere 450 milyon dolar, Çek Cumhuriyeti 305 milyon ile AB’nin en büyük tohum pazarı konumunda ülkeleri.

Monsanto’nun ABD ticari soya tohum pazarındaki payı yüzde 60, mısır tohum pazarındaki payı yüzde 62 ve sebze tohum pazarındaki payı da yüzde 40’tır.

Ayrıca, AB’nin dünya ticari tohum ihracatı içindeki payı yüzde 60. Ülkemizde ticari tohumluk pazar hacmi 750 milyon dolar. Türkiye’nin ticari tohum pazarında çok uluslu şirketlerden Monsanto, Syngenta, Bayer, KWS, Limagrain gibi şirketler de yer alıyor.


LATİNLER MONSANTO’YA KARŞI

Latin Amerika’da Monsanto’nun genetik değişimli ve kimyasal temelli tarım üretimine karşı karşı köylü hareketleri ekolojik açıdan daha sağlıklı tarımsal üretim için mücadele veriyor. Köylü hareketleri, gıda üretilen ekinlerin zehirli gazlarla böceklerden temizlenmesine karşı mücadele etmiş ve aile geçiminde önemli yeri olan koka tarımını savunmuşlardır. Brezilya, Orta Amerika (özellikle Guatemala’da), Ekvador, Paraguay, Bolivya, Peru, Kolombiya ve Meksika’da, Amerikalar Arası Serbest Ticaret Anlaşması’na (ALCA) karşı mücadelede köylü hareketleri önder rolü oynamaktadır. Monsanto’nun başını çektiği tarım tekellerine karşı mücadelede, şehirlerde daha geniş “patlamalar” oluşturan hareketlerin başlamasına da katkıda bulunmuştur. Bunlar arasında Ekim 2003 Bolivya ayaklanması; Ocak 1994 Zapatista’ların ayaklanması; 2000 yılında Ekvador’daki Kongre’nin işgali ve 2000’li yıllarda Brezilya’daki toprak işgalleri sayılabilir. Belki Brezilya’daki son isyan da…

 

TOHUM TEKELLERİ

Dünya ticari tohum pazarı yaklaşık 45 milyar dolarlık bir hacme sahip. Bu pazarın büyük bölümü 10 tekelin kontrolünde. İşte bu 10 tekel:

1. Monsanto (ABD) % 35

2. DuPont (ABD) % 22 

3. Syngenta (İsviçre) % 13

4. Groupe Limagrain (Fransa) % 8

5. Land O’akes (ABD) % 7 

6. KWS AG (Almanya) % 5

7. Bayer Crop (Almanya) % 4

8. Sakata (Japonya) yüzde 3

9. DLF-Trifolium (Danimarka) % 2 

10. Takii (Japonya) % 2