Gazinolar Kapansın Merkez Bankası Lirayı Serbest Bıraksın – Alpay Durduran

53

Bu küçük ülkede döviz kurlarını etkilemeye kalkmanın sıkı bir para politikası için ipleri ele almanın gerektiği apaçık. Buna rağmen Dövizin değerini etkilemeye çalışmak Rum tarafındaki ve Türkiye’deki fiyatları etkilemeye çalışmak ve bu etki için para bulup piyasaya sürmek gerekecek ve sadece yasayla bu kadar olsun demek yetmeyecek. Yeterli para da bulunamayacak. Onun için et ve tırnak gibi bir birine bağlı ve ayrılmaz kopmaz  bir parça olan Türkiye’ye Dövizi serbest bırak demek ve dinletmek gerekecek. Yoksa aşırı değerli Lira ile buradan ihracat beklemek Türkiye’nin her yıl artan oranda para göndermesini ve unutmasını gerektirecektir.

Olmayacak şey. Tabii ki. Şimdi turist başına 105 Dolar destekle sayıyı arttırdılar ama devam etmeyeceğini ve turistin ayağı alışınca duracağını umuyor ki pakette Türkiye sübvansiyonların devam etmeyeceğini söylüyor. Narenciye, süt ve et ürünleri patates de öyle. Amma bizimkiler turizmi geliştirme yasasını gündeme aldı bile. Biliyor ki bu çark dönsün diye yeni kaynaklar gerekecek.

Turizmi teşvik yasasını eski maliye bakanı turizm bakanlığı yaparken geçirmiş ve diğer bakanlardan babasının çitliği gibi kullandığı suçlaması ile “böyle olacağını bilemeyecek kadar salak olduğumuzu düşünmüyordum”, yaptık bir hata ama geri de dönemiyoruz çünkü alıştı turizmciler ve onların etkisini kıramayız diyenler olmuştu.

Bu arada turizm fonun daha uzun süre ayakta tutmak için çare olmuş olacak, bu yeni yasa. Tam panayır usulü konu komşuyu da içine alan bir kurulla yasaya sokulan ve ilk baskıda önce ihlal sonra iptal edilecek sınırlamalar da süs olarak konulmuş.

Bizimkiler uğraşadursun yardım heyeti gerçek sınırı onlara gösterecek.

Tüm sektörlerin devlet desteği ile yani hazineyi yağmalama olmadan ayakta durmayacağı bir yapı yürütülmeye çalışılıyor. O zaman da dövizi serbest bırakın demekten başka yapacak bir şey yok. Türkiye’nin dinleyeceği de yok. Amma çare ararsan çare de bununla başlar.

Son TC Merkez bankası operasyonu ile Dolar aşağı çekildi. Baskı devam ederse daha da satış yapıp istediği yere getirmeye çalışacak ama Dolar’ın yükselişinin arkasında TC ekonomisi var. O da yerinde durmuyor. Yeni programı diye açıkladığı belgede Merkez bankası enflasyonun döviz kuruna bağlı olmasını dikkate alacağını ve Lira’yı destekleyeceğini cari açığı da azaltacağını açıkladı. Kısacası dövizler karşısında Lira’nın gerçek değerini almasına izin verilmeyeceğini vurguladı. Bununla cari açığın azalmasını beklemek olanaksız olduğu gibi enflasyon yaratan sebeplere de eğilinebilecek değildir. Yapacakları sadece ufak ufak oynamalarla bir yeni dengeye ulaşmaktır. Çünkü sorun çözme değil cari açığın yıkıcı olmaması ve taşınabilir kalması sağlanmak isteniyor.

Sağlıklı bir ekonomi olsaydı neden enflasyondan kaçınılamasın, neden cari açık yani hesaba gelmeyen borçlar almak zorunda kalınsın ve neden ikide birde alarm ortaya çıksın!

Bunların bilinçli yapılabilmesi için döviz kurunu ortaya çıkaran etmenleri bilmek gerek ama serbest döviz borsasındaki işlemler anlamlı bir sonuç vermiyor. Başka ülkelerin borsalarına baktığımızda ülke dış ticareti sıkıştığında hisse senetlerinin değeri aşağı düşerken paranın değeri de etkilenir ama Lira bunu ifade etmez. Hisse senedi borsalarındaki oynamalarla para borsasındaki oynamalar ekonominin durumunu yansıtmaz. Oralara müdahale onun için neye yarayacak diye tahminde bulunmak olanaksız. Nitekim ikisinin ilişkisi hiç konu edilmez. Yazan çizen çok ama ekonominin seyri ile borsaların hareketliliğini izah etme çabası orta yok. Yani önlemler tamamen yoklama halinde ama Merkez bankası dövizi kaça elde eder kaça satar da deneme yapılır kimse izah etmez.

Dövizlerin Merkez bankasına gidişi halkın servetini ilgilendirir. Merkez bankası kendiliğinden para biriktirip de savursa halka etkisi olmaz demek için aptal olmak gerek. Döviz sıkıntısını yaşamış olan Türkiye halkı o günleri unutmuş olma. Ancak cari açık ne olduğu belli olmayan ve hesaba gelmeyen para kaçışı demektir. Olanı biteni satmak Lira’ya alınan yüksek faizlerle dövizi ucuz tutmak demektir. Olanı biteni sata sata bir istikrar ve yüksek üretim sağlamak uyuşturucu bir etki yapmış ki esas olanın mal ve hizmet üretip ithalat yapacak döviz elde etmek olduğu unutulmuş.

Borsalar ekonomiyi yansıtmıyorsa sorun vardır. Afra tafra çekip eğreti üretim artışı ile oyalanmak sonunda büyük bir yıkılışla sona erecek ve gene Türkiye halkına acı ilaca hazır olun denilecektir.

Borsalar kumarhane gibi ekonomiden değil iki borsadaki oyuncuların amaçsız daha doğrusu sadece para kazanmak için rulet oynamaya benzeyen kumarcılar gibi hareket etmesine dur demek şarttır. Borsaların kumarhane olmasına son verilmelidir.

Onların gazinosundan bize hayır gelmedi. Lira’yı bize mecbur ederek gazinolarının sonuçlarının acısını çekmemize daha ne kadar izin verilecektir? Hem de kendileri için dahi yıkıcı olacağını söyleyen IMF dahil tüm ilgililere ve ekonomistlerine rağmen.

Merkez bankasını sözcüsünü dinlerken hangi renge oynarsa ve ne kadar para basarsa bu kez kazanacağını anlatan kumarbaz gibi konuştuğunu anlamamak olanaksızdı. Her söylediğine ama bu da ona göre böyle kötü etki yapacak diye yanıt vermek ihtiyacını hissetmemek olanaksızdı.

Sosyalist bir ekonomist dinlese onun söylemediklerine odaklanacak ve üretim nasıl, neden oynamaya gerek duyuldu, hangi dış faktörler ihracatta sıkıntı yarattı gibi sorular soracaktı. Ancak kapitalistleri sadece para ve kar ilgilendirdiği için mal hiç konuşulmadı.

Bizim derdimizi soran da çıkmadı ama bizim paramızı da tayin edecekler.

Yunanistan’da Faiz %21,24 değil, onun için Türkiye Yunanistan’a gülerken kırk kez düşünmeli. Para bir kağıt parçasıdır, el değiştirirken yılda %21,14 kazanç getirmesi birileri tarafından ödenmesi demektir. Kim ödüyor ve kim hak etti?

Gazinolar kapatılsın para gerçek değerine gelsin!