Games of 3. Havaalanı – İkbal Polat

143

ilkay polatŞubat ayında Nisan havası yaşıyorsak bunun elbette nedenleri var. Kar ve yağmur bulutları, yapılaşmanın olduğu kentin üzerinden dolanarak ilerliyor, teğet geçiyor. 3. Havalimanından sonra Şubat ayında Haziran havası yaşarız artık. Malum yağmur bulutlarını çeken kuzey ormanları da yok olacak.

6172 hektarlık orman alanının (yaklaşık 20.000 futbol sahası), 2,5 milyon ağacın kesileceği, 70‘i aşkın sulak alanın, Alibeyköy barajını besleyen 3 derenin yok olacağı öngörülüyor.

Peki bu kadar felakete neden olacak 3. havalimanı neden yapılıyor?

Öncelikle İstanbul’un çevre düzeni planından bahsetmek gerekir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, pek çok uzmanın, hocanın, şehir plancısının olduğu bir ekiple İstanbul Çevre Düzeni Planı’nı hazırladı. Bu plan hazırlanırken her kurumdan görüş ve öneriler alınıyor. İstanbul’un havalimanı ihtiyacı var mı yok mu diye.

Ulaştırma Bakanlığı ve DPT’nin imzasının da olduğu ‘Türkiye İçin Ulaştırma Altyapı İhtiyaçları Teknik Yardım Çalışması’ raporuna göre “2020’li yıllara kadar, Sabiha Gökçen ve Çorlu havaalanlarının kapasite sınırına erişmesi ve yeni havaalanı yapımı ihtiyacı söz konusu olabilir” deniliyor.

Ve plan raporunda da “İstanbul ve çevresinin gelecekte oluşacak ulusal ve uluslararası uçuş taleplerini karşılamak üzere Çorlu Havaalanı’nın genişletilmesi ve üçüncü ticari havaalanının –rezerv alan olarak- kentin batı yakasında, Silivri-Gazitepe’de konumlandırılması öngörülmüştür” diye kararlaştırılıyor.

Bundan ne anlıyoruz. 2020’ye kadar Sabiha Gökçen ve Çorlu havaalanlarının kapasiteleri sınıra erecek sonrası için ise ihtiyaç olursa Silivri-Gazitepe’de yeni bir havalimanı yapılacak.

Ama şimdi Cengiz-Limak-Kolin ortaklığı tarafından ihalesi alınan İstanbul 3. Havalimanı’nın ÇED olumlu kararının İstanbul 4. idare Mahkemesi tarafından yürütmesinin durdurulmasını konuşuyoruz.

Üstelik de Silivri-Gazitepe’de değil Terkos Gölü yakınlarındaki maden ocaklarının bulunduğu Arnavutköy-Göktürk-Çatalca yollarının birleştiği kavşaktaki bölgeye yapılan 3. Havalimanı.

Peki Başbakan neden yerini değiştirdi?

Eski TMMOB Şehir Plancıları Odası Başkanı Erhan Demirdizen“Üçüncü Havalalanının Yeri Neden Değişti?” başlıklı yazısında anlatıyor.

“Bunun cevabı fazla zor değil. Eğer Üçüncü Köprü güzergahı ile birlikte bakılırsa, yeni havaalanı yer seçimi çok daha iyi anlaşılabilir.

Bu bağlantı için bize gereken tek bilgi, üçüncü köprünün yap-işlet-devret ihalesinde devletin yükleniciye yılda 135 milyon araç geçiş taahhüdünde bulunmuş olması. Ya bu kadar geçiş bir şekilde sağlanacak ya da devlet bu kadar geçişin bedelini yükleniciye ödeyecek.

Üçüncü havaalanı ve kuzey sahillerinde inşa edilmesi öngörülen yeni uydu kentler olmadan üçüncü köprünün bu geçiş sayısına ulaşmasına olabilir gözüyle bakılmıyor.”

Tüm bu hikayenin özeti ise şu: devlet inşaat endüstrisinden besleniyor, AKP ile vücut bulan yeni rejimin yeni sermaye grubu, eski sermayenin alanında kendine yer açamadığı için inşaat, enerji gibi yeni sektörlerden palazlanmaya çalışıyor. Türkiye’de inşaat işlerinin, rantın en kolay para ettiği yer İstanbul. İstanbul’un yapılaşması lazım yeni rejimin yeni sermaye grubu da palazlanması lazım. Bunun için de köprünün yapılması lazım. 98’de söylenenler yutularak köprü yapılmalı. Ama sorun şu ki köprü maliyetli ve küresel kriz var. Yatırımcılar için cazip olmayan bu yatırım alanı devlet teşviği ile cazip hale getirilmeli. Nasıl olacak? Çeşitli garantiler verilerek. Yılda 135 milyon aracın geçiş taahhüdünün verilmesi gibi.

İstanbul’un kuzeyinde, ormanların içinden geçen bir yoldan yılda 135 milyon araç neden geçsin? Şu haliyle geçmez. Geçmesi için cazip fonksiyonlar lazım. Havaalanı, yeni uydu kentler gibi.

Ayrıca AKP, bu havaalanı ile İstanbul’u Frankfurt, Amsterdam vs gibi transit bir hava alanı yapıp senede 100 milyon yolcunun transit geçiş yapmasını hedefliyor. Bu nedenden dolayı havaalanı içinde onlarca tesis, alışveriş merkezi vs. var. Bu nedenle Avrupa’dakilerin iç işlerimizle işi var.

Özetle her şey açık ve net. AKP, kendi sermaye grubunu palazlandırmak için devlet eliyle yatırım alanları açıyor. Eski rejimin statükocu güçleri ile sermaye güçleri ise bunun için karşı çıkıyor. Yoksa umurlarında değil orman alanlarının, derelerin, barajların yok olması.

İstanbul halkı, 2014 yerel seçimlerinde bunu görerek davranmalı ve oy vermeli. Şehrine sahip çıkacak bir belediye başkanına oy vermeli yoksa taht kavgalarının mekanı haline gelen şehirlerini bir felaket bekliyor.

 Kaynak: Turnusol