Feminist Atölye, YKP’yi ziyaret etti

196

OLYMPUS DIGITAL CAMERA8 Mayıs, Salı günü saat 13:00’de Feminist Atölye, Yeni Kıbrıs Partisi’ni, YKP Genel Merkezinde ziyaret etti.

Ziyarette YKP Yürütme Kurulu üyesi Murat Kanatlı ve YKPfem aktivisti Tegiye Birey hazır bulundu. Feminist Atölye aktivistleri Doğuş Derya ve Fezel Nizam Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’nün Haziran 2011’de gerçekleştirdiği oturumda, ev işçilerinin insanca yaşam ve çalışma koşullarının sağlanıp çalışma haklarının korunması amacıyla 189 sayılı Ev İşçilerine İnsanca İş Sözleşmesi ve 201 sayılı Tavsiye Kararı üzerine başlattıkları imza kampanyasına destek için geldiklerini belirttiler ve YKP’den de destek talep ettiler.

YKPfem aktivisti Tegiye Birey, boyutu insan kaçakçılığa kadar ulaşan emek sömürüsüne karşı siyasi irade gösterilmesi için ILO sözleşmesinin yürürlüğe konması gereğine işaret etti. İmza kampanyasına destek verdiklerini açıklayan Birey, sözleşmenin kabulü halinde yasanın uygulanmasını takip edeceklerini de bildirdi. Birey, imza kampanyası için destek vereceklerini ama yalnız hukuki düzenlemelerin yeterli olmadığının altını çizdi, yapılması gereken çok şeyin olduğuna vurgu yaptı.

Toplantıda bu girişimin gerekçelerini ortaya koyan Doğuş Derya şunları belirtti

“Bu düzenleme uluslararası alanda uygulanabilen bir sözleşme niteliğinde iken, Tavsiye Kararı sözleşmenin uygulanmasına yönelik hükümler içermektedir. Feminist Atölye olarak 189 sayılı sözleşmenin Kıbrıs’ın kuzeyinde de yürürlüğe konulması için “EV İŞÇİLERİNE İNSANCA YAŞAM” adı altında bir imza kampanyası başlatıyoruz. Bu Sözleşmenin kabulü ile ev işçiliğinin ekonomik ve sosyal değerinin görünür olacağına, Kıbrıs’ın kuzeyinde çalışan ev işçilerinin çalışma ve sosyal hakları güvence altına alınması için önemli bir zemin teşkil edeceğine inanıyoruz.

Tüm dünyada yapılan araştırmalara göre bugüne kadar ev işlerini üstlenenler kadınlar ve ülkelerde bulunan göçmen bireylerdir. Özellikle erkek egemen yapı ve ırkçı yaklaşımlar neticesinde sözü geçen kesimlerin emeklerinin görünmez kılındığı ve kapitalist sistem içerisinde çifte sömürüye maruz kaldıkları yadsınamaz bir gerçektir. Ataerkilliğe dayalı kurgulanan cinsiyet rolleri gereği kadınların ev içinde yerine getirdikleri çocuk, hasta ve yaşlı bakımı, yemek pişirmek, temizlik yapmak gibi işler doğallaştırılıp kadınlığın ayrılmaz bir parçası olarak tanımlanır. Cinsiyetlendirilmiş roller ekseninde yerine getirilen bu işlerin herhangi bir ücret karşılığında yapılmaması ve esnek çalışma saatlerine sahip olması, kadınların sömürüye açık bir toplumsal kesim olmasına neden olur. Ev eksenli çalışmanın tam anlamıyla bir meslek olarak tanımlanmaması, bu alanda hizmet gören bireylerin örgütlenmesini ve sendikal haklardan da yararlanmalarını engellemektedir. Ev işçilerinin sosyal ve ekonomik haklarını güvence altına alan herhangi bir yasal düzenlemenin olmayışı, yaşanan sömürüye karşı mücadele etme imkânını da zorlaştırmaktadır.

189 no’lu Sözleşmenin kabul edildiği oturumda, genel olarak ev işlerinin değer kaybettiği ve görünmez hâle geldiği bu türden işlerin esas olarak kadınlar ve genç kızlar tarafından yapıldığı, bunların önemli bir bölümünün göçmen ya da kimi avantajlardan muaf ülke vatandaşları olduğu, ev işçilerinin istihdam ve çalışma koşulları bağlamında ciddî ayrımcılığa tabi tutulduğu ve diğer türden insan hakları ihlallerine maruz kaldığı tespit edilmiştir. Ayrıca resmî istihdam için tarihsel açıdan kıt imkânlara sahip gelişmekte olan ülkelerdeki ev işçilerinin ulusal işgücünün önemli bir bölümünü teşkil ettikleri ama öte yandan da bu işçilerin en fazla marjinalize edilen kesim oldukları vurgulanmıştır.

Feminist Atölye olarak, ülkemizde emeği görünmez kılınan, esnek ve güvencesiz çalışan bireylerin haklarını düzenleyen hükümler içeren 189 no’lu ILO Sözleşmesi’nin kabulü için 1 Mayıs-16 Haziran 2013 tarihleri arasında yürüteceğimiz “EV İŞÇİLERİNE İNSANCA YAŞAM” kampanyasına yüreği emek, adalet, özgürlük ve demokrasi için atan herkesi destek vermeye çağırıyoruz. Topladığımız imzaları 16 Haziran Dünya Ev İşçileri Günü’nde Cumhuriyet Meclisi Başkanlığı’na sunacağımızı bildirirken, bu süreç içerisinde vereceğiniz her bir imzanın ataerkil ve kapitalist sistemin ürettiği sömürü düzenini değiştirmek için önemli bir adım olacağını da belirtiriz.”