Eskiyemeyecek ‘birlik tartışması’ üzerine

92
Siz bu yazıyı okurken, belki Kıbrıs’ın kuzeyindeki yerel alt yönetimin yürütmeden sorumlu olduğu iddia edilen ‘hükümeti’nde bazı değişiklikler olmuş ya da koalisyon partnerleri değişmiş olabilir. Gerçi çok ‘mantıklı’ bulunmasa da BDH hükümete girmiş ya da hükümeti dışardan destekliyor da olabilir ama bunlar mevcut durumu değiştirmez, yazının bütünlüğü de bozmaz…

Seçimlerde TKP’nin ve BDH’nın aldığı oylar (siz bozgun da diyebilirsiniz) ve sonrasında Akıncı’nın parti başkanlığını bırakacağını açıklaması ile yeniden birlik sorunu gündeme geldi. BKP de seçim sonuçlardan kendinin haklı(!) çıktığını ilan ederek birlik çağrısı yaptı…
Şimdi herkes birlik sorununu tartışıyor, hatta aniden Venüezella, İtalya ve Almanya örnekleri de hatırlandı (BKP’nin bunları hatırlatması ile bunları ne kadar incelediği ciddi bir tartışma konusudur, çünkü elmalarla armutları birbirine karıştırarak sorunu çözemezsiniz özellikle İtalya ile Almanya’daki sol birlik/ittifak arasında hiçbir benzerlik yoktur)…
Birlik için önce temizlik şarttır, kirlenen siyasetin temizliği…
BKP, TKP ve BDH’nın da desteklediği icazetle meclisten oy birliği ile geçen ‘Türkiye Kıbrıs Cumhuriyetini tanımasın’ kararı altındaki imzalar temizlenmeli önce…
Önce ‘barışçı bir başbakanı devirmem’ söylemleri temizlenmeli, acentalık işleri de ‘özeleştiri’ ile net olarak masaya yatırılmalı (Hükümet ortaklıkları, KT parça devleti anayasası hazırlanma süreci vb) ve diğerleri…
Ve birlik görüşmeleri doğru bir zeminde yapılmalı, kaygan zeminden ne kadar kaçılırsa ömrü o kadar uzun olacaktır bunun için birliği ‘sağlam zemine’ oturtmak önemlidir;
Savaş koşulları ortadan kaldırılması için mücadele
Yerel seçimlerin ardından ortaya çıkan tartışmalarda Demokrat Parti yine ‘ateşkes koşulları’na atıfta bulunmakta, savaş halinin sürdüğünü belirtmektedir. Bunun pratikteki uygulamaları CTP kanadından gelmektedir.
Savaş halinin ortadan kaldırılmamış olması, sivilleşme ile ilgili uygulamalara engel oluştururken ayni zamanda yaşam alanları içindeki askeri birliklere de gerekçe yaratmaktadır. Şehirlerde, köylerde önemli alanları tutan, kuzey sahil şeridinde önemli noktalara konuşlanmış askeri birliklerle ne turizm gelişir, ne trafik sorunu çözülür, ne de şehirler çağdaş şekilde planlanabilir. Askeri birliklerin sınırdaki pozisyonları da Kıbrıs’taki çözüm sürecinin ilerlemesi için ihtiyaç duyulan gerginliğin azaltılmasına, güven ortamın yaratılmasına olanak sağlayacak imkânları sunmamaktadır.
Amaç sivilleşmeyi yalnızca polisin sivil otoriteye bağlanması sığlığına çekmek değilse, savaş koşullarının ortadan kalktığını ilan etmek, sınırdaki askeri birliklerin uzaklaştırılması, şehirlerin askersizleştirilmesi, GKK’nın ve RMMO’nun dağıtılması için uygun koşulların yaratılması ve yabancı askerlerin adadan en kısa sürede çekilmesi için mücadele, birliğin pratikteki ilkeleri olmalıdır.
Acenta düzenine karşı mücadele
Türkiye’deki sivil ve askeri bürokratlar ve yönetenler buradaki yönetimleri acentalık görevlerini yerine getiren kurumlar olarak tanımlamakta, bunun böyle olması için gereken önlemleri almaktadırlar. Her seçime ayni veya farklı metotlarla müdahale etmekte, acentalarını belirli aralıklarla ihtiyaca göre düzenlemektedirler.
Acentalık ilişkilerine karşı mücadele net olmalıdır. TC Yardım Heyetinin kapatılması, TC Elçiliğinin yetkilerinin ‘normalleştirilmesi’, Sivil Savunma Teşkilatının ‘sivilleştirilerek’ şeffaflaştırılması, Merkez Bankası ve benzeri kurumların başındaki TC’li bürokratlarının (asker veya sivil) görevlerinden alınması için mücadele edileceğinin açıklanması da birliğin ana ilkeleri arasında olmalıdır…
TC’nin yetkililerinin ısrarla yaptığı ‘yavru vatana yardım’ açıklamalarının da deşifre edilmesi önemlidir. Çok uzun süredir TC’den gelen paralar kredi adı altında karakaplı deftere yazılmakta ve bunlar Kıbrıs’ın kuzeyinin dış borcu olarak gözükmektedir. Çözüm halinde TC bu paraların tamamını veya bir kısmını faizleri ile yeni kurulacak Kıbrıs Devletinden alacak ya onlara borç olarak yazacak ya da belli tavizlere karşı koz olarak kullanacaktır. Bu nedenle bir süredir özellikle AB’den gelecek kredi veya yardımların önünün kesilmesi için çeşitli manevralar yapılmaktadır. Ayni şekilde TC’ye olan bağlılığı sürdürmek için ithalat kanalları çeşitli ayak oyunları ile kapatılmaktadır, Türkiye üzerinden yapılmaya mecbur edilmektedir. Tüm bunlar TC’nin buradaki acenta düzenin sürmesi için yerel işbirlikçilerle birlikte yapılan organizasyonlardır.
Tüm nedenlerle her türlü acentalık ilişkilerine karşı, talimatla yönetilmeye karşı mücadele açık ve net olmalıdır…
Nüfus yapısının ortaya çıkarılması
Kimin seçmen olduğunun bilinmediği, nüfusun hala daha gizli bilgi sayıldığı koşullarda ‘seçimler yolu ile’ mücadele kolay değildir, hele de böylesi seçim sonuçlarının şaibesiz sayılması çok fazla saflık olur…
Bu koşullar altında uluslararası gözlemciler ve şeffaf metotlarla, Kıbrıs Cumhuriyeti kayıtları da kullanılarak tam şekli ile nüfus yapısı ortaya çıkarılmalı, uluslararası anlaşmalar göz önüne alınarak seçmenler belirlenmelidir. Bunun belirlenmesi, seçime seçim deyebileceğimiz koşulların yaratılması için mutlak olması gerekenlerdendir…
Olası birlik bunun için de mücadele edeceğini, kimin seçmen, kimin vatandaş olduğunun ortaya çıkarılması için çalışmalar yapacağını açıklamalıdır.
Devletin propaganda yapması engellenmelidir
Bugün Kıbrıs’ın kuzeyindeki rejim propaganda amaçlı, çeşitli kurumların siparişi üzerine ‘paket haber’ler ürettirmekte ve basın yayın organları da bunları dağıtmaktadır. Tek elden çıktığı belli olan bu paket haberler ya çeviri yapılarak ‘ayarlanmakta’ ya da açıklamalara ‘yorum’ eklenerek ve ‘gereksiz’ kısımları eksiltilerek hazırlanmaktadır…
Devletlerin propaganda yaparak toplumlara görüş dayatması yalnızca despotik rejimlerde mümkündür ki Kıbrıs’ın her iki yandaki rejimler de böylesi yapılardır. Her haberi, her durumu kendince yorumlayarak paket haber yapanlar, bu haberler aracılığı ile hayali koşullar yaratmakta, yurttaşları da bu hayali senaryolarla oyalayarak, yönetmektedirler. Böylesi propagandaların önüne geçilmeli, milyon dolarlar harcanarak yapılan paket haberciliğin, devlet eliyle kamuoyu yaratma sürecinin durdurulmasına yönelik mücadele de seçime seçim deyebilmenin diğer önemli konusudur. Olası birlik, devlet eliyle propagandanın engellenmesi için mücadele çağrısı yapmalı, bu sürecin durdurulması, deşifre edilmesi için mücadelenin ilkeleri arasında olduğunu açıklamalıdır.
***
Bunun dışında neo-liberal uygulamalara, şovenizm ve milliyetçiliğe, siyasal kirliliğe karşı, kamu reformu, kamu yararı olan hizmetlerin geliştirilmesi için mücadele de birliğin ana ilkeleri arasında yer almalıdır. ‘Kim olursan gel’ felsefesi ile dar boyutlu, Kıbrıs sorunu üzerinden birlik sürecinin yaşaması zordur. Bunun için daha sığ, kısa süreli birliktelikler aranabilir ama olası uzun erimli birliğin net şekilde sol karakterine vurgu yapıcı ilkeler ön plana çıkarılmalıdır.
Tüm bunları yapabilecek siyasi irade var mı, yoksa amaç yeniden meclise dönmek için mücadele mi bunu zaman gösterecektir ama bu ilkelerin tümünün samimi olarak yer alacağı birliktelikte niçin olmayalım?