|
YKP’den bir
delegasyonun da katıldığı, 4 Mayıs'ta Yunanistan'ın başkenti Atina'da başlayan 4.
Avrupa Sosyal Formu, 7 Mayıs’ta yayınlanan bir sonuç bildirgesi ile tamamlandı.
Bildirge
dernek, sendika ve hükümet dışı organizasyonlardan oluşan Sosyal Hareketler Genel
asamblesi tarafından onaylandı.
Bildirgede,
'Avrupa Anayasası'nın reddedilmesi, liman hizmetlerinin liberalleştirilmesi
direktifine karşı hareketlilik ve kısa bir süre önce Fransa'da CPE'ye karşı
öğrencilerin zaferinin umut işaretleri' olarak görüldüğü belirtildi.
ASF,
'çatışmaların durması için' Avrupa'nın her yanında 23 Eylül'den 30 Eylül'e
kadar eylemlerde bulunmaya çağırdı.
Sosyal Forum
ayrıca Kağıtsızlar için (kaçak göçmenler) uluslararası mücadele günü olan 7
Ekim'de, G8 zirvesinin yapılacağı Haziran 2007'de (Almanya'nın Rostock
kentinde) eylemlerde bulunma kararı aldı.
Forumun sonuç
bildirgesinde 6 Mayıs'ta on binlerce kişinin savaşa karşı yaptığı gösteride
anarşistler ile güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışma da kınandı.
4 gün boyunca
yüzlerce seminer, kültürel etkinlik ve atölye çalışması ile birlikte bir de büyük
eylem yapıldı. Etkinlikler boyunca yüzlerce örgüt ayrıca kendi standlarını
açarak, çeşitli etkinlikler gerçekleştirdi.
Uluslararası
Af Örgütü CIA’nin gizli uçak seferlerini kınayan gösterisi de büyük ilgi gördü.
Salonun ortasında turuncu giydirilmiş mahkum rolünde uçak koltuğunda oturan
yolcu ve yanındaki normal yolcu ile birlikte bir hostes çevredekileri uçağa
‘CIA Class’da uçması için davet etti. Ayrıca çeşitli standlarda dünyanın
çeşitli yerlerindeki sorunlarla ilgili imza kampanyalarına imza toplandı ve
bildiriler dağıtıldı, dayanışma mesajları iletildi.
Savaşa
hayır eylemi
ASF'nin
Atina'nın merkezinde Irak işgaline ve ABD'nin İran'a yönelik tehditlerine karşı
on binlerce kişinin katıldığı bir de eylem yapıldı, gösteri sırasında yaklaşık onlarca
kişiden oluşan bir grup ile güvenlik güçleri arasına sert çatışmalar yaşandı.
Champ de Mars Meydanı'nda toplanan göstericiler, 'Küresel Guantanamo'ya karşı
direniş', 'İran'a dokunma', 'Bush, Blair, CIA bugün ne kadar çocuk öldürdünüz',
'Terörist Bush, Blair', 'Filistin özgür olacak' sloganları attı.
Kortejin
başında 'Irkçılığa, Savaşa ve Neol-iberalizme karşı' yazılı döviz dikkat çekti.
Yaklaşık 3
bin 500 polis yürüyüş boyunca yoğun güvenlik önlemleri alırken, Atina'nın
birçok yerinde trafik kilitlendi. Amerikan ve İngiliz büyükelçilikleri kordon
altına alındı. Sakin başlayan yürüyüşte güvenlik güçleri ile anarşist gruplar
arasında çatışmaların çıkması üzerine polis göstericilere karşı gözyaşartıcı
gazlar kullandı.
Maskeli ve
siyahlar giyinmiş grup, güvenlik güçlerine molotof kokteylleri ve taşlarla
karşılık verdi. Anarşist grup, bir banka ve bir otomobili ateşe verirken,
Hilton oteli, Dışişleri Bakanlığı binası ve polis araçlarını da taşa tuttu.
Çatışmalar akşam saatlerinde dindi. Ancak çatışma sırasında en az üç kişi
yaralandı, bir polis kurşun yarası aldı ve 15 kişi sorgulandı..
Kıbrıslılar
da ASF’deydi
Yeni Kıbrıs
Partisi, Yürütme Kurulu üyesi Murat Kanatlı, YKP Gençlik Genel Sekreteri Nevzat Hami ve YKP Gençlik Yürütme Kurulu üyesi Halil Sayın ve Salahi İnce’den oluşan bir
delegasyonla ASF’de yapılan çeşitli toplantılara ve eyleme katıldı.
Çalışmalarla
ilgili değerlendirmede bulunan Murat Kanatlı, küresel saldırıya karşı, küresel
direnişçilerle beraber olmanın kendilerine önemli artılar kattığını, önemli
temaslarda bulunduklarını belirterek, Foruma katılmanın önemine dikkat çekti.
Kanatlı yaşadıkları deneyimlerle ve Sosyal Forumlarla ilgili gelecek hafta bir
atölye çalışması yapacaklarını da belirtti.
Baraka Kültür
Merkezi, KGP, İşçi Demokrasisi (Ergadiki Demokratia), AKEL ve EDON’lu Atina’da
okuyan öğrenciler ve Kıbrıslı bazı aydın ve aktivistler de yapılan etkinliklere
ve eyleme katıldı. Baraka Kültür Merkezi, “bir arada, bir adada” başlıklı
Türkiye, Yunanistan ve her iki yandan Kıbrıslıların ortaklaşa üretimleri bir
film gösterimini de ASF’deki kültürel etkinlikler çerçevesinde gerçekleştirdi.
KGP de, Cumartesi günü gerçekleşen eyleme kendi pankartları ile katıldı.
Yapılan
yüzlerce semirden 3 tanesinin de ana konusu Kıbrıs ile ilgiliydi. Türk, Yunan
ve Kıbrıs’ın her iki yanından konuşmacılar, savaş karşıtı ve Kıbrıs sorunları
ile ilgili görüşlerini dile getirdiler.
Fotoğraflar
4. Avrupa Sosyal Formu: Forumun başarısı en iyimser
tahminlerin bile ötesine geçti
Yunanistan Sosyal Formu
Basın Bürosunun ASF sonrası yayınladı değerlendirme şöyle:
“4. Avrupa Sosyal
Forumu'nun (Atina, 4-7 Mayıs) başarısı en iyimser tahminlerin bile ötesine
geçti. Yapılan 100.000 kişilik yürüyüş ve 35.000'den fazla kişinin katılımcı
olarak yer aldığı seminer ve atölyelerle Forum, hem Yunanistan sosyal
hareketlerinin sahip olduğu potansiyeli hem de alternatif küreselleşmeci
hareketin gücünü kanıtladı. Atina, 4 gün boyunca direnişin Avrupa'daki
başkentiydi; dört gün boyunca onbinlerce insan "Başka bir dünya mümkün!"
mesajını verdi.
Katılımcı sayısının
büyüklüğü bir tarafa, 4. ASF'nin bazı nitel özelliklerinin de altını çizmemiz
gerekir:
1. Doğu Avrupa ve
Türkiye'den gelen aktivistlerin sayısı hiç olmadığı kadar fazlaydı (2.000
kişinin üzerinde). Bu durum, Forum'un yalnızca Batı Avrupa'yı değil tüm kıtayı
kucakladığını ortaya koydu.
2. Seminer ve
atölyelere katılım çok yoğundu. İnsanlar ortalıkta boy göstermek için değil
dinlemek ve tartışmak için geldiler.
3. Avrupa Sosyal
Forumu tarihinde ilk kez, sendikalar, organizasyon komitesinin üyeleri olarak
çok önemli bir rol üstlendiler.
4.
Gerçekleştirilen 120'nin üzerindeki kültürel etkinlik ve yüzlerce sanatçının
katılımı sayesinde sanat ve kültür, Forum'un temel unsurlarından biri oldu.
Yunanistan sosyal
forumu,
* Yunanistan'ın dört
bir yanından ve diğer ülkelerden gelip Atina'nın sokaklarını dolduran ve polisin
göz yaşartıcı gaz kullanmasına rağmen yürüyüşe kararlılıkla devam eden binlerce
kişiyi,
* 4. ASF'nin
organizasyonu için ellerinden gelen her şeyi yapan ve etkinliğin başarısını
borçlu olduğumuz yüzlerce Yunanistan Sosyal Forumu gönüllüsünü,
* Yürüyüşün,
organizasyon komitesi tarafından planlandığı gibi başarılı biçimde
tamamlanmasına katkıda bulunan Yunanistan Sosyal Forumu "koruma ekipleri"ni,
en içten duygularla
selamlar.
Göstericileri polisle
aralarında kalkan olarak kullanan gruplar, bu hereketleriyle Forum'u ve
içerisindeki insanları düşman olarak gördüklerini ortaya koydular. Onların
Cumartesi günkü eylemde sergiledikleri tutum, aşırı otoriterlik yanlısı bir
politik tutum örneğidir.
4. ASF'nin ardından,
hem alternatif küreselleşmeci hareketin hem de önümüzdeki dönemde
Yunanistan'daki mücadelenin potansiyeli hakkında iyimser olmak için sağlam
gerekçelerimiz var. 4. ASF'de gerçekleşen etkinliklerde yer alan herkes,
hepimiz, yaklaşmakta olan baharın soluğunu hissettik…”
ÖDP ve
SYNASPİSMOS ortak açıklaması
Yunanistan
SYNASPİSMOS Başkanı Alekos ALAVANOS ve ÖDP Genel Başkanı Hayri
KOZANOĞLU’nun 6 Mayıs 2006’da Atina’da, 4. Avrupa Sosyal Forumu Kapsamında
Yaptıkları Ortak Basın Açıklamasısı şöyle:
Bush yönetimi
bu defa İran’ı hedef göstererek coğrafyamızı yeni bir savaşla tehdit eder ve de
olası bir savaşta nükleer silahların kullanılması söz konusuyken, bizler ilk
önceliğimiz olarak barış için mücadele etmeyi önümüze koyuyoruz. Barış için
hiçbir çabadan kaçınmamaya ve mümkün olan her düzeyde, bölgesel ölçekte, Avrupa
çapında ve uluslararası alanda, barışı korumaya ve geliştirmeye kendimizi
adıyoruz.
İkinci bir
Irak vakasının yaşanmasını kategorik olarak reddediyoruz. Petrol için daha fazla
kan dökülmemeli, ülkelerimizin toprakları savaşı kolaylaştırmak için
kullanılmamalı. BM Güvenlik Konseyi’ne çağrımız şudur: İran’a dair nükleer
krizini çözmek için güç kullanımını öngören her türlü ABD baskısı
reddedilmelidir. AB ve Avrupa ülkeleri aktif bir biçimde bu yönde katkı
sunmalıdır.
Nükleer
silahlar ve bunların yayılması konusundaki olumsuz tutumumuz tavizsizdir. Fakat
Amerikan hükümetinin İran’a karşı kampanyasının temelinde nükleer karşıtı bir
kaygı yatmamaktadır. Nükleer silahların yayılmasının önlenmesi ancak siyasi
araçlarla gerçekleştirilebilir ve zaten siyasi araçlarla gerçekleştirilmelidir.
Bu araçlar İran’ın da taraf olduğu uluslararası anlaşmaları ve Uluslararası
Atom Enerjisi Kurumu’nun denetimlerini de kapsamaktadır.
Ortadoğu
nükleer silahlardan arındırılmış bir bölge haline gelmelidir. Bölgedeki tüm
işgallere son verilmeli ve İsrail devletinin yanında bir Filistin devleti
kurularak bölgede kapsamlı bir barış egemen kılınmalıdır.
Ortadoğu’da
siyasi durumun iyice bozulması olasılığı, Yunanistan, Türkiye ve Kıbrıs’taki
barış güçlerinin daha da etkin bir çaba içine girmesini ihtiyaç haline
getirmektedir; Kıbrıs sorununun daha fazla geciktirilmeden BM çerçevesi içinde
ve BM kararları doğrultusunda çözülmesini gerektirmektedir. Yunanistan ve
Türkiye arasındaki sorunlar ise barış ve diyalog yoluyla, uluslararası hukuk
çerçevesinde ele alınmalıdır. Bizler bu yöndeki çabalarımız artıracağız ve üç
ülkenin ilerici ve sol güçleri arasındaki işbirliği ve dayanışmayı
geliştireceğiz.
Özellikle
Türkiye ve Yunanistan’ın askeri bütçelerinin kısılmasını ve karşılıklı bir
silahsızlanmayı öngören teklifi destekliyoruz. Bu doğrultuda ortak bir kampanya
yapacağız. Böylelikle kendi toplumlarımızda oluşturulabilecek en geniş
hareketin örgütlenmesini sağlayacağız. Bu önerinin benimsenmesi sadece barış
yolunda büyük bir adım olmayacak, aynı zamanda iki ülkenin akut toplumsal
sorunlarının çözümünde kullanılabilecek büyük miktarda mali kaynağın serbest
kalmasını da sağlayacak.
Atina’da
biraraya gelmemiz için fırsat sağlayan 4. Avrupa Sosyal Forumu toplantısı
vesilesiyle, bu büyük “hareketlerin hareketi”ne çekincesiz desteğimizi ifade
etmek isteriz. Umarız ki forum süreci daha da gelişecektir.
4.
Avrupa Sosyal Forumu Sosyal Hareketler Toplantısı Sonuç Bildirgesi
Bizler,
Avrupa çapındaki toplumsal hareketlerden gelen kadınlar ve erkekler, yıllarca
süren ortak deneyimin, savaşa, neoliberalizme, emperyalizmin her biçimine,
sömürgeciliğe, ırkçılığa, ayrımcılık ve sömürüye, ekolojik bir felaketin tüm
risklerine karşı mücadelenin ardından Atina’da buluştuk.
Bu yıl çok
önemliydi; çünkü Avrupa Anayasası Anlaşması, AB Limanlar Direktifi ve
Fransa’daki CPE yasası gibi neoliberal projeleri engellemek konusunda pek çok
kampanya ve toplumsal mücadele başarıyla sonuçlandı.
Neoliberalizme
muhalif hareketler büyüyor ve yalnızca ulus ötesi şirketlerin, G8’lerin, DTÖ,
IMF ve Dünya Bankası’nın gücüyle değil, aynı zamanda devletlerin ve Avrupa
Birliği’nin neoliberal politikalarıyla çarpışıyor.
Latin
Amerika’da neoliberal saldırıları sarsan önemli siyasi gelişmeler gerçekleşti
ve bunların bir kısmında halk hareketleri özelleştirme sürecini tersine
çevirmeyi başardı.
Mevcut
durum, hem fırsatlarla hem de önemli tehlikelerle dolu. Savaşa ve Irak işgaline
karşı muhalefet ve direniş, İngiltere ve ABD stratejisinin iflas ettiğini
ortaya çıkardı. Dünya, İran’da yeni bir savaşın kabusu ile karşı karşıya
geliyor. AB’nin Filistin Ulusal Yönetimi’nin fonlarını kesmeye ilişkin keyfi
kararı kabul edilemez; bu varolan durumu daha da ağırlaştıran bir karardır.
Kürt halkı üzerindeki baskı hala sona ermedi.
Kuzey ve
Güney’deki muhafazakar güçler baskı altındaki insanları bölmeyi hedefleyen bir
“medeniyetler çatışmasını” körüklüyor; bu da en nihayetinde göçmenlerin ve
azınlıkların haklarına ve onuruna karşı kabul edilmesi mümkün olmayan bir
şiddet, barbarlık ve daha çok saldırı doğuruyor.
AB’nin
dünyanın en zengin bölgelerinden biri olmasına karşın, onlarca milyon insan ya
kitlesel işsizlik ya da iş gücünün geçicileştirilmesi sebebiyle yoksulluk
içinde yaşıyor. AB’nin Avrupa içinde ve dışında rekabeti durmadan genişletme
zeminindeki politikaları; istihdam, emekçiler ve refah devleti, kamu
hizmetleri, eğitim, sağlık sistemi, vs. karşısında bir darbe oluşturuyor. AB
yalnızca geçicileştirmeyi genel hale getirmeyi değil, işçi ücretlerini ve
istihdam kazanımlarını da azaltmayı planlıyor.
Bu
neoliberal Avrupa’yı ve Anayasa Anlaşması’nı yeniden balşatma yönündeki
herhangi bir çabayı reddediyoruz; başka bir Avrupa için, feminist, ekolojist,
açık bir Avrupa için, barışın, toplumsal adaletin, sürdürülebilir yaşamın, gıda
egemenliğinin ve dayanışmanın, azınlık haklarına saygının Avrupa’sı, halkların
kendi kaderlerini tayin ettiği bir Avrupa için mücadele ediyoruz.
Doğu ve
Batı Avrupa’da muhaliflerin sorgulanmasını ve taciz edilmesini, küreselleşme
karşıtlarının ve diğer ilerici hareketlerin kriminalize edilmesini kınıyoruz.
Doğu ve
Batı’daki hareketler arasında daha iyi bir koordinasyon yönünde bir adım daha
atarak, barış, daha çok iş ve sosyal güvenlik için mücadele kararlılığıyla
Atina’daki Avrupa Sosyal Forumu’ndan ayrılıyoruz. ASF ağlarında geliştirdiğimiz
ortak platformlardaki meselelere ilişkin, Avrupa çapındaki kampanyaları ve
hareketleri yükselteceğiz.
Gelecek
dönem için etkin bir strateji tanımlamak ve hareketlerimizi güçlendirip
genişletmek adına çalışmalarımızı koordine etmemiz gerekmekte.
ASF süreci
çerçevesinde gelecek aylar boyunca atacağımız yeni ortak adımlara ilişkin hep
birlikte karar vermek için, Avrupa’daki bütün hareketlere büyük bir tartışma
başlatma çağrısı yapıyoruz.
Şimdiden
gündemimizde bazı önemli etkinlikler var:
•
Irak ve Afganistan’dan askerlerin hemen çekilmesi için, İran’a yönelik yeni bir
savaş tehditine , Filistin’in işgaline, Avrupa’daki askeri üslere karşı,
nükleere silahsızlanma için eylem yapacağız ve 23 – 30 Eylül 2006 tarihleri
arasında bir haftalık eylem çağrısı yapıyoruz.
• 7
Ekim 2006’da, Avrupa’da tüm göçenlerin koşulsuz olarak yasallaştrılması ve tüm
göçmenlere eşit haklar verilmesi; dışlanmanın sona ermesi, sınırdışı edilmelerin
sonlanması, Avrupa’da tüm mülteci kamplarının kapatılması için Avrupa ve Afrika
çapında uluslararası eylem günü çağrısı yapıyoruz.
•
Kamu hizmetlerinin dağıtılması ve taşeronlaştırılmasına karşı ve sosyal haklar
için gelecek aylar içinde yürüyeceğiz.
Ocak
2007’de, DSF Nayrobi’de buluşacak. Afrikalı sosal hareketlerin büyümesi dünya
için çok önemli. Dünya Sosyal Forumu’nun inşası, Avrupa sömürüsü ve
neo-kolonyalizme karşı mücadele için bir fırsat olacaktır.
2007
Temmuz’unda, Avrupa Sendikalar Konseyi’nin bir toplantısı olacak ve bu yıl
Temmuz ayında St. Petersburg’da yapılacak olan G8 zirvesinden sonraki G8
toplantısı da yine Temmuz 2007’de, Almanya Rostock’da yapılacak. Bizler
bu olayları mücadelelerimizin ortaklaştırılması için bir fırsat olarak
değerlendireceğiz.
YORUMLAR
Yalnız
değilmişiz...
Rıdvan
Akar - Birgün
Hani şu
"duvar çöktü" veya "Yıkılan komünizm" türü söylemler
içinizi acıtıyor mu?
Hani
1970'lerdeki o büyük dalgayı yaşamış olanlar, bugünden umutlanıyor mu?
Hani "elbet
bir gün hesap sorulacak" türü bir inanç için imanınız mı zayıfladı?
Hani
"neden sadece binlerle ölçülen oy oranına sahibiz" diye mi
düşünüyorsunuz?
Hani
yalnızlık mı çekiyorsunuz?
Atina'ya
gelmeliydiniz.
Atina'daki Avrupa
Sosyal Forum'u izlemeliydiniz.
Avrupa'nın
hatta dünyanın pek çok ülkesinden devrimci/sosyalist/savaş
karşıtı/femi-nist/çevreci/anarşist ve muhalifi buluşturan o coşkuyu
yaşamalıydınız.
Atina'nın
eski havaalanında yapılan Forum'a yüzlerce örgüt katıldı. Katılımcılar arasında
Yu-nanlılar'dan sonra ikinci sırada Türk gruplar vardı, 'yaman bir çelişki'ydi.
Zira Türkiye solunun hali pür melalini bilmeyen için katılıma bakılacak olsa,
Türkiye'de devrim yakın sanılabilirdi.
Tarık
Ali'den Chris Harman'a Avrupa'nın önde gelen düşünürleri oradaydı.
Dört günde
tam 274 seminer/sempozyum ve 104 kültürel etkinlik gerçekleştirildi.
Afrikalılar
ile Filistinliler birlikte dans etti.
Cumartesi
günü ise savaşa karşı dev bir miting yapıldı. Binlerce Yunan ve diğer ülkelerin
göstericileri hep birlikte savaşa ve ırkçılığa karşı sloganlar attı. Miting
alanı rengârenkti. Saçlarına peruklar takmış İngiliz eğitimciler, palyaço
kıyafetiyle herkese sus işareti yapan Fransızlar, gelenekselleşmiş beyaz
başörtüleriyle TAYAD'lılar, el ele yürüyen eşcinseller ve birbirlerine
gülümseyen, tanıdık yüzler...
Türkler
meslek odaları aracılığıyla gruplar halinde gelmişti. Eczacılar, KESK'liler,
maden mühendisleri ve BAK...
Herkes
oradaydı.
Konuşmalar
anında pek çok dile çevriliyordu. Çeviriler minik radyolar aracılığıyla, radyo
frekansından dinleyiciye ulaşıyordu. Pek çok katılımcı için en zor olan tercih
yapmaktı. Zira aynı anda onlarca seminer vardı.
Benim
konuşmacı olarak katıldığım forumda Balkanlar'daki milliyetçilik, önyargılar ve
solun tavrı konuşuldu.
iki Yunan
konuşmacıdan söz etmeliyim.Giannis Glarnetatzis, Selanikli ırkçılık karşıtı
girişimin bir üyesiydi ve Batı Trakya Türklerinin yaşadığı ayrımcılığa dikkati
çekti.
Eirini
Lagani ise bir tarih profesörüydü ve Yunan resmi ideolojisinin aksine Osmanlı
İmpara-torluğu'nun işgali sürecinde yaşananlara bir tarihçi gözüyle bakıyor ve
milliyetçi söylemi o tarihten ayıklıyordu.
Benim için
yeni gelişmelerdi. Zira Yunanistan'da solun genel olarak milliyetçi söylemden
etkilendiğine ilişkin önyargılarıma son veriyordu. Yani ben de Forum'da bir
önyargımdan kurtulmuştum.
Mitinge
ilişkin son bir gözlemimi paylaşmalıyım.
Bizim
"bayrağımız önde yürüyoruz" marşı var ya, alanda herkes bu marşı
kendi dilinden okuyordu.
Orada olmalıydınız...Orada,
inandıklarınıza bir kez daha inanır, bir kez daha hatırlardınız Nâzım Hikmet'i;
"Aya
gidilecek
Daha da
ötelere,
Teleskopların
bile göremediği yere.
Ama bizim
dünyada ne zaman kimse
Aç
kalmayacak,
Korkmayacak
kimse kimseden
Emretmeyecek
kimse kimseye,
Yermeyecek
kimse kimseyi,
Umudunu
çalmayacak kimse
Kimsenin...
İşte ben
komünistim bu soruya karşılık verdiğim için..."
Rengârenk!..
Cemil Ertem
- Birgün
Bu yıl
Atina'da toplanan Avrupa Sosyal Forumu Avrupa Kıtasını da aşan çok geniş bir
yelpazeyi buluşturdu. Bu yıl Atina'da"neler vardı" diye sormak yerine
"neler yoktu" demek herhalde daha yerinde olur. Bu, aslında solun
devrimi. Kestirme, toptan ama işe yaramayan, çözümler(!) yerine, başımıza gelen
ve gelecek olan her konuyu en ince ayrıntısına kadar irdeleyen ve çözüm üreten
bir yaklaşım bugün sol için devrimden başka ne olabilir? Atina'da yapılan
seminer ve atölyelerde, kuş gribinden, modern sporlarda ırkçılığa, küçük
ölçekli kıyı balıkçılığının sorunlarından, 'AB liberalizmine karşı milliyetçi
olmadan nasıl mücadele edilir'e kadar bir yığın başlık ve tema işlendi.
Nihayet,
"iktidar olduğumuzun ilk sabahı, bütün şirketleri, borsayı,
bankaları..." diye başlayan "gelenekten" sıyrılıyor geleceğimiz.
Yani
İspanyol ırkçılarının yuhaladığı ETO'yu fark edebiliyoruz, yani hem
kıyılarımızı koruyup hem de kıyı balıkçılığı yapan balıkçıların dertleriyle
ilgilenmek artık dünyayı değiştirmenin bir parçası.
Evet bu
yeni bir enternasyonal. Kendini geçmişle değil gelecekle sınıyor. Eğitimden
sağlık sorununa, göçmenlerin sorunlarından borç sorununa kadar bir çok konu ele
alınmakla kalmıyor, bunların eleştirilerinden kalkarak yeni bir dünyanın nasıl
olması gerektiğine de varılıyor. Dolayısıyla Sosyal forumlar IMF, Dünya Bankası
ve DTÖ'nün politikalarına insanlığın Sosyal yanıtıdır.
Yaşama
doğru...
Üstün B.
Reinart (*) - sesonline
Atina'daki
4. Avrupa Sosyal Forum'unun ikinci günü. Öğle tatilinde, Forum'un yapıldığı
hangarın önünde, güneşte oturmuş etrafımı izliyorum... Rengârenk giysileri
barışı, çevreyi, kadın eşitliğini, demokrasiyi savunan rozetlerle dolu, canlı
ve sevinçli görünen binlerce insan akıyor önümden. Boyunlarla Filistin
atkıları. Karşımda özgürlük şarkıları söyleyen Latin Amerikalı bir grup.
Arkamda Danimarkalı heykeltraş Jens Galschiot'un dünyadaki adaletsizliği
simgeleyen sıska Afrikalilardan ve elinde bir adalet tartısıyla bir
Afrikalı'nın sırtına binmiş şişko bir beyazdan oluşan heykelleri. Binlerce
insanın aklı, yaratıcılığı, yaşam sevinci... Gülümsüyorum. Sonra da, bu
forumların kısa bir süre için, ve sınırlı bir mekanda bile olsa, dışardaki
toplumdan farklı bir dünyacık oluşturarak bizleri avutmasının tehlikeli
olabileceği geliyor aklıma.
Üç gün
boyunca burada yaşamsal konuları tartışıyoruz; barış, çevre, demokrasi, insan
hakları arasındaki bağlantıları görüyoruz, ulus ötesi dayanışmanın tadını
alıyoruz.
DOĞAYA
SAYGILI VE EŞİTLİKÇİ PAYLAŞIM İLKELERİ
Alçak
gönüllü, sevinçli, doğaya saygılı, eşitlikçi ve yaratıcı paylaşım ilişkileri. İşte
geleceğimizi kurtarabilecek, yaşama dönük seçenek!
Kuzey
Amerika'nın Hopi yerlilerinin şöyle bir sözü var: "Hınçla değil, yaşamı ve
doğayı kutsayarak uğraşalım. Bir kurtarıcı beklemeyelim cünkü o kurtarıcı ancak
biz olabiliriz."
Sosyal Forum’un
alternatif dünyacığında üç gün geçirdikten sonra, büyük ve karanlık güçlerin
yönlendirdiği egemen dünyaya geri döneceğiz. Buradan çıktığımız anda azınlıkta
olacağız. Çalıştığımız kurumların bile sürdürülemez bir gelişme modelini,
yaşamı yok eden güçleri beslediğini göreceğiz. Bu çelişkinin ve kulakları sağır
eden tüketim gürültüsünün içinden, aş, iş, aşk kaygılarının arasından, yaşamı
destekleyecek seçimler yapmaya, seslerimizi duyurmaya çabalayacağız.
Bahar
güneşinde ısınarak etrafıma bakınırken işte bunları düşünüyorum. Burada
birbirimizle konuşmamız yetersiz. Bu renkli görüntüyle, sloganlar haykıran
rozetlerimizle, birbirimizi anlamakla avunmamız ise neredeyse tehlikeli. Bize
düşen, burada netleşen bağlantıları dışardaki gerçek dünyada da sakince,
sabırla, yorulmadan anlatmaya devam etmek. Yani işin zor yanı forum bittikten
sonra başlıyor.
Ankara
yağmurluymuş. Olsun. Toprağa iyi gelir...
(*)
EGEÇEP ve Elele Hareketi temsilcisi (İzmir)
|