Ergenekon komitesini Ergenekoncuları ziyaret eden vekil kapattı!

74

StarKıbrıs’tan alınan haberde “Türkiye’de Başlayan Ergenekon Soruşturmasının KKTC ile Bağını Ele Almak Maksadıyla Oluşturulan Meclis Araştırma Komitesi” UBP Milletvekili Ahmet Çaluda başkanlığında son kez toplandı. Meclisten verilen bilgiye göre Komite, hazırlanan raporu oy birliğiyle onayladı. Komite, Kuzey Kıbrıs’ta ‘Ergenekon Soruşturmasıyla’ ilgili olarak somut bir bilgiye rastlamadı. Komite, Haziran 2009’dan bugüne kadar 10 toplantı yaptı” denmekte…

11 Nisan 2009 tarihli Zaman’ın haberde; “Ergenekon soruşturması yaklaşık 2 yıldır Türkiye’nin birinci ana gündemi. Yüzden fazla kişinin tutuklandığı soruşturmada eski Türk Metal Sendikası Başkanı Mustafa Özbek’te çıkan belgeler sayesinde resmen KKTC’ye de uzandı” denmekteydi. Çalluda’nın bu belgelere ulaşmadığı anlaşılmaktadır.

StarKıbrıs’ın haberinin devamında “Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) milletvekili Ali Gulle’nin soru önergesine Kıbrıs Başbakanı Ferdi Sabit Soyer’in verdiği cevaba göre Özbek ile Türk Metal’in Kıbrıs’taki mal varlığı 9 milyon lira (4 milyon İngiliz Sterlini) idi. Soyer’in yazılı olarak verdiği cevapta, Özbek ile sendikaya kayıtlı mal varlığının tapu kayıtları çıkarıldı denilmekte idi. Buna göre Özbek’in şahsî malı olarak kayıtlı bir fabrika, bir bina, iki apartman dairesi, 2 tarla, 2 müstakil bina ve bir zeytinlik bulunuyor. Bu malların değeri 1 milyon 189 bin İngiliz Sterlini buluyor. Özbek’in üzerine kayıtlı şahsî mal varlığının yanı sıra Türk Metal üzerinde de çok sayıda mal varlığı söz konusu. Tapu ve Kadastro Dairesi kayıtlarına göre sendika üzerine kayıtlı 15 adet daire, 1 otel, 4 tarla, bir müstakil ev, bir arsa ve çok sayıda ağaç var. Bu malların değeri de 2 milyon 730 bin sterlin” denilmekteydi. Komite bunları da bulamadı herhalde…

StarKıbrıs’ın haberinde komitenin neyi incelediğinin cevabı var; “bugüne kadar Polis Genel Müdürlüğü’nün, Nüfus Kayıt Dairesi’nin, Bakanlar Kurulu Sekreterliği’nin, Başbakanlık Müsteşarlığı’nın, Başbakanlık Denetleme Kurulu’nun ve Başsavcılık’ın bilgi ve görüşlerine başvurulduğu belirtilen açıklamada, bilahare Türkiye Cumhuriyeti’nden gelen bilgileri de detaylı bir şekilde değerlendirdi”

Geçen aylarda tahliye olan Özbek’le ilgili de Çaluda, “sendikal mücadelede yer aldığı 1994 yılından itibaren Mustafa Özbek ile çok yakın dostluğu bulunduğunu ve bu dostluğun devam ettiğini” komitenin kapatılması sonrası yapılan eleştirilere cevaben vermişti. Çaluda, Özbek’i Ergenekon davasından tutuklu yargılandığı süreçte ziyaret da etmişti. Bu suretle Meclis’in komitenin başına tilkinin kümese bekçi yapılması gibi getirildiği ortaya çıkar.

Özbek’in de içinde olduğu Ergenekon’un Kıbrıs bağlantısını araştırmak için oluşturulan komitenin başına getirilen Çaluda’nin komite üyelerinin bazılarına haber vermeden şerikleriyle apar topar komiteyi kapatması ile ilgili kendisine inanmamızı istiyor! Hoş devam etse n’olacaktı? Kutlu Adalı’nın cinayeti araştırma komitesinin başına gelenden daha fazla olabilir miydi? Sahi meclis denen yer, vekil denen kişiler ne işe yarar?!

Resmi yerli Ergenekon raporunda ne var?

“Cumhuriyet Meclisi İçtüzüğünün 120’nci maddesi uyarınca Meclis, Türkiye’de başlayan ve Ergenekon Soruşturması kod  adı ile bilinen asker sivil yüksek yargı ve diğer bürokratların derin devlet de denilen gizli örgütlerinin marifetlerini ele alan soruşturma konularının Kıbrıs’la bağını ele almak maksadıyla, meclisin 18 Haziran 2009 tarihli 13’üncü Birleşiminde 16/1/2009 Sayılı Kararla kurulmasına karar verilen ve 17/1/2009 Sayılı Kararla kurulan Komite, 25 Haziran 2009 tarihinde yaptığı ilk toplantıyla çalışmalarına başlamış, 16 Temmuz, 16 Eylül 2009, 3 Şubat, 30 Mart , 3 Haziran, 19 Ekim, 3 Kasım, 16 Aralık 2010 tarihli toplantıları ile çalışmalarına devam etmiş ve 23 Aralık 2010 tarihli toplantısı ile çalışmalarını tamamlamıştır.

Komitemiz, 16 Temmuz 2009 tarihli 2’nci birleşiminde çalışmaların daha verimli olabilmesi ve çıkabilecek spekülasyonlara mahal vermemek amacıyla usulen toplantılarının gizli olarak yapılması kararını oybirliğiyle almıştır. Rapor aşamasına kadar kapalı şekilde çalışmalarını sürdüren Komitemiz, 23 Aralık 2010 tarihli son toplantısında oybirliği ile gizlilik kararını kaldırmış ve araştırma sonuçlarını bir Raporla Genel Kurulun bilgi ve değerlendirmesine sunmayı uygun görmüştür.”

“Bu araştırmanın yürütülmesinde Türkiye Cumhuriyeti ile olan mevzuat farkından dolayı bazı sıkıntılar olabileceği gündeme gelmiştir. Şöyle ki, Kıbrıs’ta uygulanmakta olan Anglo-Sakson Hukuk Sistemine göre, suçun oluşması için aynı zamanda ispatlanmış olması da aranmaktadır. Bu özellik Türkiye Cumhuriyetinde uygulanan Continental Hukuk Sistemiyle aradaki en önemli farklardan birini oluşturmaktadır. Burada uygulanan hukuk sistemine göre bir kişinin aleyhindeki yazılı ifadeyi mahkemeye sunabilmek için o kişinin de bulunması gerekmekte, gıyabında işlem yapılamamaktadır. Dolayısıyla suç unsurunu oluşturan ögelerin eşzamanlı olarak tesbiti açısından imkansızlıklar mevcuttur.

Rapor araştırmayı engellemek için yalnız Çaluda’nın değil adli makamların da fesata dahil edilmiş olduğunu ortaya koymaktadır. Çünkü Anglosakson hukukunda da kontinental hukukta da mahkum edebilmek için delillerin ispatı şarttır. Ancak araştırma Türkiye’deki soruşturmalar sırasında çıkan bilgilerin elde edilmesi ve onlardan hareketle bırada yapılacak soruşturmaların geliştirilmesi üzerinde olmalı idi. Yoksa Türkiye’de davanın sonuçlanması ve suçu ispat edilenlerin burada da yargılanması değildi. Yargılama ancak delillerin toplanması sonucunda tanıkların celbi ve delillerin incelenmesi sonucunda savcılığın görev alması ile başlayacaktı.

Adli makamlara mal edilen değerlendirmenin komite üyelerini yanıltacağı belli idi.

Raporda “22 Haziran 2009 tarihinde Türkiye Adli Makamlarından gelen cevabi bilgi ve belgeler de İçişleri Bakanlığı tarafından başsavcılığa iletilmiş ve bu bilgi ve belgeler incelenmiştir. Bu belgelerde geçen münferit bazı isimler ve olaylarla ilgili sorular sorulmuştur. Başsavcılığın konu ile ilgili görüşlerine göre, söz konusu bilgi veya belgeler bir ceza yargılamasını başlatabilecek aşamaya henüz gelmemiştir. Ayrıca bir ceza soruşturması yapabilmek için ortada suç oluşturan hukuki tespitler gerektiği daha sonra bu suçla ilgili olarak tanıkların olması gerektiği de açıklanmıştır. Suçun ortaya çıkmasından sonra bulunan belge, emare, şahadet denilen tanık ifadelerinin tümü ilgili dosyanın müfredatını oluşturmaktadır.” denilmiştir. Ancak komitenin bir araştırma komitesi olduğu savcılığın verdiği söylenen ve yasak kalktığı halde hiçbir bilgi verilmeyen incelenmiş ise soruşturma için kaynak oluşturması gerekirdi. Komiteyi kapatmak onları halktan gizlemek ve görevi savsaklamak olmuştur.

“Başsavcılık Ergenekon’un Kıbrıs ayağı ile ilgili olarak cezai soruşturma başlatılabilecek olguların henüz tam olarak oluşmadığını kabul etmekle birlikte, belgelerde öne çıkan bazı isimlerin ve olayların muhakkak araştırılması gerektiğini de belirtmiştir.”

“Komitemiz, KKTC vatandaşı yapılan bazı kişilerin, Türkiye’de süren Ergenekon Soruşturması kapsamında değerlendirilen ve bazı terör olaylarının da failleri arasında bulunması ile ilgili kişiler üzerinde ilgili makamlarla yapmış olduğu yazışmalarda, gerek KKTC vatandaşı olmalarıyla ilgili yasal boyut çerçevesinde gerekse basında çıkan asılsız haberlere dayalı yazışmalar sonucunda bu kişilerin ülkemizle alakalı herhangi bir yasal olmayan bilgiye rastlanmadığını halkımızla paylaşmak gereğini duymuştur.” diyen raporda yasal olmayan bilgi deyiminin ne olduğu da anlaşılamamıştır. Suç işlendiğini gösteren bir bilgiye ulaşılamamış olduğu anlatılmak istenmiş olmalıdır.

Böylece gizli örgüt şeklinde Kıbrıs’ta politikaya müdahale eden, seçimlerde Türkiye’nin müdahalesi oldu suçlamalarının meclis tarafından bile bulgu yapılmasına neden olan ve cinayetler işleyip siyasi kişilere saldırılar düzenleyenlerin yurttaş yapılmasına yani çanak tutanlar hakkında yasal olmayan bir bilgi bulunamamıştır denilmektedir.

Muhalif üyelere haber vermeden komiteyi kapatmakla komite üyelerinin meclis komitelerinin polis, savcı ve istihbarat örgütlerinin yardımını alamadığından şikayetlerinin de önüne geçilmiştir.

Meclis ve mebuslar adam yerine konulmak istiyorsa meclis içtüzüğüne madde koyup yetki almalı ve komitelere araştırma istediklerinde görev yapmayanların hakkından gelme olanaklarını ele almalıdır Yoksa araştırma komitelerinin akıbeti eskilerinden farklı olmayacaktır. Ayıp olan muhalefetin bile bu gerekliliği dile getirmemeleridir.