Elektrik zammı gerekli değil – Alpay Durduran

121

durduran2Başlığı gereklidir diye de yazabilirdim. Çünkü duruma çare aramak fiyat artırma ile bulunacak dediğinizde neye çare aradığınıza bakar. Çare diye borçlanma hakkı kazanarak önümüzdeki ay yakıt satın alma olanağı elde etmekse tabii ki basacaksınız zammı.

Sendikalar zamma karşı olduklarını söylediler ama seslerini duyurmak için çaba sarf etmediler. Belli ki zammı yutalım belki özelleştirmeyi atlatırız düşüncesindedirler.

Çare bulunması ise özelleştirmeyi atlatmak değildir. Çünkü zamdan sonra fiyat artışlarını otomatiğe bağlamak ve sıvı gaz ile petrole yaptıkları gibi gıdım gıdım zam yolunu açmaktır.

Gafil halk gıdım gıdım gidince ve konu özelin de ürettiği malla ilgili olunca zammı afiyetle yer.

Buna çare demek Dünya Bankası’nın son raporunda geri kalmışlığın başlıca nedeni usulsüzlük/ yolsuzluk eşittir sefalet ifadesinde yerini bulan yolsuzlukların devamı demektir. Özelleştirilmiş ekonomilerde yolsuzluklara kapıyı açık tutan sistem varsa sefaletten hükümetler sıkıntıya girmez ve kader gibi görülür. Ta ki patlama noktasını geçen halk ayaklansın. Bazıları onun da kolayını buldu, AKP gibi seçim var devirin yoksa evinizde oturun der.

Halkın seçimle yolsuzlukları önlediği örnek çok azdır. Hong Kong son zamanlarda bildiğim tek örnektir. İlk ülkelerden ABD de “seçimle gelen seçtikleriyle gelir ve seçimle giderken seçtikleriyle gider” ilkesiyle kamu yönetiminde denetim sağlanamayacağını ve özel sektörün sıkı denetiminin de şart olduğunu yoksa ilerlemenin kaynaklar azaldıkça ve nüfus arttıkça duracağını ve gerileyeceğini görmüştü. İngiltere baştan bunu reddetmişti ve göreve gelmeyi objektif kurallara bağlamıştı. İleri ülkelerin hepsinde objektif kurallara göre yönetim kadroları oluşur. Üçlü kararname gibi bir rezalete yer yoktur.

Seçimleri de kamu yönetimi belirler çünkü yolsuzlukları kullanır ve en büyük siyasi parti gibi hareket eder.

Aklını peynir ekmekle yiyenler bir siyasete aktif olarak katılmalarını yasalaştırmayı çare gibi görür. Eşsiz deneyimlerinden yararlanacaklarmış! Engelleyen kim ki? Memur her dilediğini yapar. Yasalaştırsalar da daha fazla katkı beklemek yanlıştır. Çünkü bu sistem iflah olmaz.

Yazıya başladım akaryakıta da zam geldiğini internetten öğrendim.

Elektrik zammı için söylenen sözler zararına çalışan ve hesabı kitabı açık (sarih) olmayan bir kamu kurumunun zararına çalışma ve alacaklarını tahsil edememe nedeniyle borçlanamayacak hale gelme yüzünden yakıt alamayacak duruma gelmesine acele bir çare bulma amaçlıdır. Kimi acele çare bulunmazsa satılacak diye endişe eder. Ama sendikaların yumuşak gitmesi bu hükümetin hatırına mazeret dinlemeye başladığını gösterir. Demek ki onun karşısında zaafı vardır. Özelleştirme isteyen Türkiye bu zaafı kullanacaktır.

CTP’nin elinde bir formül varmış ve uygularsa genel olarak çareyi bulacakmış ama zamanı yetmemiş! Bu zaman hiç gelecek gibi görünmüyor. Çare acele para bulmak değildir. Çare mali disiplinin sağlanmasıdır. Üçlü kararnamelerle eşi dostu post kavgasına sokmak değildir. Bu kavgayı sürdürürken şişirilen kadroları dokunulmaz ve zavallı günahsızlar edebiyatı ile aklamak Türkiye’den yeni bir milyar lira sağlamadan bile çare bulunamayacağını gösterir.

Elektrik idaresi bir kurum ise her kurum gibi ayrı bütçesi ile kadrolarıyla hesap verebilir hale gelmelidir. Elinde bir işletme sermayesi olmayan ve sosyal fayda ileri sürülerek görev zararı devletçe karşılanacak bir kurumun iflah olmayacağı bir düzen vardır. Borçları varmış. Demek ki faiz öder. Faizi kim öder? Devlet ödese bile devlet gelirleri adaletsizliğin dik alasıdır. Kim kazanç verir ki? Ücretlilerinin verdiği vergileri kendi ödermiş gibi tafra satan yarı besleme sermaye sahipleri kimseyi kandırmasın. Halka ödettirdikleri dolaylı vergileri ödemezler çünkü ödemeye zorlanmaları sadece zamanında vergilerini vermeleriyle bir ölçüde sağlanabilir yoksa sonunda ödeyen tüketicidir ve sermayedar sayısı genel tüketicinin çok küçük bir cüzüdür.

Maliyeye demir gibi bir düzen gelmelidir. Onun birinci şartı da Serdar Denktaş’ın hükümetten atılmasını gerektirir. Fonların maliyenin denetimine verilmesine bile karşı çıkan ve bütçe komitesinde bakanlıklarının bütçelerini artırma önerisi yapmaya çalışacağını pervasızca ilan eden bir başbakan yardımcısının bulunduğu bir hükümet sakattır.

Elektrik zammı bir iki ay kazandırabilir. Ama sonrasında yeni zamma hazır olmak gerekir. Bütçede kısıntı yapmak şarttır. Bunun için de fazla personel sorununa ve atananın kaydı hayat şartıyla yerinde kalması garantisine çare bulmayan bir hükümet sonunda Türkiye’nin paketine muhtaç duruma gelecektir. Kısıntı yapsa bile giderek daha çok kısıntı yapmaya yönelik baskı üstünden kalkmayacaktır.

Ancak bu demek değildir ki çare yoktur. Görev zararı ödenecek de çare mi olacak diye iddia ederken konumuz dönüp dolaşır para politikasına gelir. Ekonomi çok boyutlu olaydır. Birine dokundunuz mu diğerleri de değişir. Elektriğe zam yap nefes al ama arkasından bu maliyeti kim taşıyacak sorusu gündeme gelir. Zamlı tarife ile çalışan işletmeler hem de daralan bir piyasaya çalışacaklar, zaten devletten prim almadan ayakta duranı yok, daha fazla prim diye tutturacaklar.

Para politikası öyle bir ortam yarattı ki kârlı çalışanı yok. Devlet olunca zararı devlet karşılasın ama devlete muhtaç olmayan yok. Türkiye Parayı arttırmadıkça çıkış yolu bulunamaz. O ise batın ve daha düşük yaşam düzeyine razı olun diye bastırmaktadır. Para politikasını Kıbrıs’sa teslim etmeyi ise hiç aklına getirmemektedir.