ELEKTRİK ÖZELLEŞTİRİLECEK!

131

ykplogo2YKP Yürütme Kurulu’nun elektrik konusu ile ilgili yeniden bir değerlendirme yaptı. Açıklama şöyle:

Elektrik konusunda toplum yanıltılmakta, oyalanmakta, özelleştirmeye geçiş için gün ve gün çalışma yapılmaktadır. Bir kurumun en iyi özelleştirileceği konum, mali çıkmaza girmesidir. CTP hükümetlere geldiği 1990’lardan beri aldığı kararları harfiyen uygulamakta, kurumu zarara sokacak kararlar almakta, alınması gerekenleri ise almayarak sorunların büyümesine yardımcı olmaktadır. Kurum bu yapılan ve yapılmayanlardan dolayı satılmaya müsait hale getirilmiştir, CTP, özelleştirme için gün saymaktadır.

 

1995 Bakanlar Kurulu kararı

CTP aslında istikrarlı bir şekilde süreci devam ettirmektedir. 1995 yılından beri yolundan hiç sapmamıştır.

Hatırlatmakta yarar var, 3 Ekim 1995 tarihli karar numarası A-1255-95 olan ve Resmi Gazetede yayınlanmamak kaydı ile alınan Bakanlar Kurulu kararında şöyle denmekteydi:

“KKTC’de Elektrik Üretim, iletim, dağıtım ve ticaret yapma görevinin sağlanması amacıyla TC’de kayıtlı STFA ELTA Şirketi ile Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu arasında bir sözleşme yapmak ve yasal düzenleme de dahil gerekli çalışmaları başlatmak üzere Tarım, Doğal Kaynaklar Bakanlığı ve Enerji ile Maliye Bakanlığı’nın yetkili kılınmalarına karar verdi”

O dönemde Tarım, Doğal Kaynaklar ve Enerji Bakanı olan Ferdi Sabit Soyer imzasına sadık kalmış, partisi ve kendisi 2000’lerde hükümete yeniden geldiğinde gereklerini seri şekilde yerine getirmiştir. STFA ile yapılamayan antlaşmalar AKSA ile yapılmış ama henüz süreç tamamlanamamıştır.

CTP, 3 Ekim 1995 tarihli karar numarası A-1255-95 olan Bakanlar Kurulu kararından geri atmamıştır, kimse özerkleştirme hayali kurmasın, CTP imzasına sahip çıkıyor ve elektriği özelleştirecek…

 

Herkes her şeyi zaten biliyor!

CTP, bugün konuşulan tüm sorunlardan haberdardır…

24-27 Mayıs 2007 tarihinde “Kuzey Kıbrıs’ta enerji-sorunlar-öneriler” alt başlıklı Enerji Politikaları Sempozyumunda herkes konuştu, KTMMOB de bu konuşulanları kitap haline getirdi.

KIB-TEK Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hüdaoğlu ve Yönetim Kurulu üyesi Kadri Bürüncük bu Sempozyum’daki ortak sunumunda şöyle demekteydi;

“Kurum ürettiği enerjinin maliyetinin altında satış yapmakta ve zarar etmektedir. Hatta zararına sattığı enerjinin tutarını bile tahsil edememektedir (…) Kurum ürettiği enerjiyi zararına satmakta, fakat santrallerin ihtiyacı olan yakıtı bankalardan kredi alarak sağlamaktadır. Kurum süratle bu borçların tahsili (…) için çalışmalar son aşamaya gelmiştir.”

CTP, bu sempozyum yapıldıktan sonra 3 yıl daha, güçlü şekilde hükümette kalmıştır ama bu çalışmalar hiç tamamlanmamıştır.

CTP, yıllar öncesi meclis kürsüsünden de dile getirilen Kurumun yasal sorunlarını da hükümet olduğu zamanlarda çözmemiştir. Gene Hüdaoğlu ve Bürüncük’ün ortak sunumunda Kurumun kesin görev sınırlarını belirleyen Fasıl 170 ve 171 olduğunu bunların da geçerliliğinin devletin çeşitli kademelerinde tartışıldığını yazmışlardı.

1952 tarihli Fasıl 171 Elektrik İnkişaf Yasası’nda “Kıbrıs Elektrik İdaresi adı altında bu Yasa ile bir kurum oluşturulur” denmektedir yani KIB-TEK diye de bir Kurum yoktur… Elektrik Kurumu isimli bir şey vardır! Bakanlar Kurulunun 1 Mart 1975 tarihli 6216 sayılı kararı ile Kıbrıs Türk Elektrik Kurumuna dönüştürülmüştür ama Yasada değişiklik yapılmamıştır!

Elektrik ile ilgili tüm düzenlemeler 1941 yılına ait Fasıl 170 Elektrik Yasası çerçevesinde yapılmaktadır. Yasanın 43. Maddesi “Devlet Demiryolları Müdürü ve Başkalarının Korunması” olduğu düşünüldüğünde durumun içler acısı hali daha iyi anlaşılır ama CTP on yıllarca hükümetlerde olmasına rağmen KIB-TEK diye bir kurumu oluşturacak gerekli yasal düzenlemeleri yapmamıştır. Bunun sebebi iyi araştırılmalıdır!

KTMMOB’un bu kitabında ayrıca dönemin EL-SEN Başkanı Çağlayan Cesurer’in de sunumu vardır. Cesurer sunumunda Kurumun 1993 yılında 75,875 abonesi ve 519 çalışanı olduğunu 2007 Mart ayında ise 127,714 abonesi ve 655 çalışanı olduğunun bilgisini vermiş, artan tüketici ama o oranda artmayan çalışan sayısına dikkat çekmişti. Cesurer sorunları net ortaya koymuştu;

“Bunun sonucu olarak ise projelerin birikmesi, bakım ve onarımların zamanında yapılamaması, müşteri memnuniyetinin ortadan kalkması ve en önemlisi arka arkaya yaşanan arızalarda uzun süreli elektrik kesintilerinin yaşanmasına sebebiyet verilmiştir. Kadrolar takviye edilip yeni organize edilmiş ekipler kurulmadığı sürece, bu sorunlar devam edecektir.”

Bu tespitler yeni değildi, yeni bile olsalar bu tarihten sonra CTP, 3 yıl daha hükümette kalmış ama sorunları çözmemiştir çünkü sorunları çözmek demek, CTP’nin1995’te attığı imzadan geri dönmesi demekti.

Cesurer sunumunda “Tahsilat tam anlamı ile gerçekleştiği gün tüm sorunların çözümü çok daha kolay olacaktır” da demişti. Bunun da tarihi 2007’dir. Sendika bunu daha önce de defalarca belirtmişti.

Bu nedenle bugün bunları tekrar ederek CTP’yi ve onu desteleyen sermaye kesimlerini durduramayacağımızı bilelim. Sorunların çözümü daha önce de söylendi ama CTP bilerek isteyerek bunlarla ilgili gereklerini yerine getirmedi, kabül etme zamanıdır ki getirmeyecektir de…

Hala daha CTP’ye zaman tanımak, sorunların çözümünün şimdi hayata geçirileceğini düşünmek için safın ötesinde olmak gerekir… CTP, harfi harfine 1995 Bakanlar Kurulu kararının izinde yürüyüşünü sürdürüyor, artık uyanma ve gereğini eğer gerçekten istiyorsak yapma zamanıdır.

Yoksa CTP, elektriği şu veya bu şekilde ve koşulda uygun zamanı bulduğunda özelleştirecektir. Bunun için her fırsatı kullanmış, olabildiğince özel sektörü bu işin içine kendisi sokmuştur. Fırsat bulduğu her anda da bunu yapmıştır.

 

Özelleştirme ne getirecek?

15 Aralık 2013 tarihinde Türkiye Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu, Türkiye genelinde yaşanan elektrik krizini değerlendirdiği açıklaması önemlidir. Açıklamadaki şu ifadeler dikkat çekicidir;

Elektrik dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesi sonucunda talep tarafının planlı ve sağlıklı idare edilebilme koşulları ortadan kalktı. Dağıtım şirketlerinin kâr arayışı içinde ülkenin geneli için risk oluştursa dahi en yüksek düzeyde elektrik satışı yapmaya devam etmek istemeleri serbest piyasanın mantığı gereği olduğuna göre, kamunun yararı gereği öncelik belirlenip bazı büyük tüketicilerin devreden çıkarılması da geçmişte olduğu gibi yapılamamaktadır.

Yaşanan sıkıntı ağır kış şartları nedeniyle trafo patlaması, aşırı yüklenme, bakım ve onarım gibi gerekçelerle açıklanamayacak ölçüde büyük ve geniş çaplıdır. Uygulanan enerji politikaları iflas etmiştir. Özelleştirmeler ve serbest piyasa ısrarı sonucunda vardığımız nokta iddia edildiği gibi kaliteli, kesintisiz ve ucuz enerji değil, tersine kalitesiz, arzı sorunlu ve pahalı enerjidir. Bir an önce kamu adına enerji alanına yönelik müdahalelerde bulunulması zorunludur.

AKP’nin enerjide serbest piyasa modelinin iflas ettiğini Türkiye EMO defalarca açıklamıştı. Bugün net şekilde özelleştirmenin nelere mal olacağının örnekleri burnumuzun dibinde, Türkiye’de yaşanıyor…

 

Toplu sözleşmeyi tartışmaya hatalıdır!

Yaşanan süreç bu kadar netken Elektrik Kurumunda çalışanların haklarını ve toplu sözleşmeyi kamuoyu önünde tartışmaya açmak hiçbir emekten yana örgüte ve siyasi partiye yakışmayacak bir davranıştır.

Kıbrıs’ın kuzeyinde toplu sözleşme hakkı ciddi şekilde daraltılmıştır. İLO sözleşmeleri ile güvence altına alınmış olmasına rağmen Kıbrıs’ın kuzeyinde çok nadir uygulanabilen toplu sözleşme hakkının, zar zor var olabildiği böylesi koşullarda tartışmaya açılması kabul edilemez…

Kurum içinde personel yapısı sorunludur ve gene 2007 yılındaki Sempozyumda da bir kez daha tescil edilmişti. Kurumun teknik ağırlıklı personel yapısında olması gerektiği ama rakamların tersine döndüğü Hüdaoğlu ve Bürüncük’ün ortak sunumunda belirtilmişti. Ancak bunun sorumlusu çalışanlar ve sendika değil, hükümetlere gelen siyasi partilerdir ki oralarda yerli yersiz personel aldırmışlardır.

Benzer tespitler çok önceden başka raporlarda da ele alındığına eminiz ama ne UBP ne de CTP tüm bu tespitlerin gereklerini tek bir nedenden yerine getirmediler, elektriği kesin olarak özelleştirmeye karar verdiler, o güne kadar Elektrik Kurumunu siyasi menfaat için çiftlikleri gibi kullanacaklar…

 

Sonuç yerine

Sorun olan bizlerin onları durdurmaya karar verip vermediğimizle ilgilidir, yoksa CTP’ye çok daha elverişli koşullarda bugün yapılan tespitler ve çözüm önerileri yıllar önce de yapıldı ama CTP’e özelleştirme konusunda kararını verdiği, aklında sonuçlandırdığı için bunları hayata geçirmedi.

CTP’den hala çözüm beklemenin tek anlamı var, özelleştirmeye seyirci kalmak!

Bu koşullar altında YKP, tüm kesimleri kamusal çıkarların korunması ve elektriğin özelleştirilmesinin durdurulması için direk CTP’yi hedef alacak şekilde harekete geçmeye çağırır…