EL FEM: Eşitlik için mücadeleye devam!

93

Avrupa Sol Partisi, EL FEM, yayınladığı 8 Mart Çağrısında Avrupalı kadınların eşitlik mücadelesinin 100 yılını özetledi: ‘Biz, baskısız ve ayrımsız, şiddet içermeyen insancıl bir dünya için, gezegenimizin yok edilmesine karşı ön saflarda mücadele ediyoruz…’

Açıklamanın tamamı şöyle:

 

‘EKMEK VE GÜL, EŞİTLİK, ONUR, ÖZ BELİRLEME, DÜNYA KADINLAR GÜNÜ’NÜN 100 YILI’

“Kadınlar 100 yıldır, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadın-erkek eşitliği için hareket halindedir. Kadınlar; kapitalist sömürü ve patriyarkadan kurtuluşu isteyenlerin göz ardı edemeyecekleri gerçek bir gücü temsil etmektedir.

Geçtiğimiz yüzyılda Avrupalı kadınlar, seçme ve politik mevkilere seçilebilme haklarını elde ettiler. Giderek, yasal değişiklikleri gerçekleştirerek, çeşitli Avrupa hükümetlerinde yer almaya başladılar. Avrupa Parlamentosu seçimlerinde kadın kotası şartı, kadınların tüm vatandaşlık haklarına sahip olmalarını temin etmek için kesinlikle gereklidir.

Avrupa ülkelerini vuran toplumsal, iktisadi ve siyasi bunalımlar, AB ve hükümetlerin sosyal yardımları ortadan kaldıran kemer sıkma politikalarını dayatmaları bağlamında kadınların durumu özellikle kaygı vericidir. Bütün eşitsizliklerin kurbanları, birçok adaletsizliğin ve ayrımcılığın durdurulması ve tersine çevrilmesi için temel hareketli güçlerdir.

Biz, EL FEM’in kadınları olarak, saygı ve dayanışmanın insan ilişkilerini biçimlendireceği, bütün cinsiyetlerin eşit hak ve fırsatlarının olacağı, bir kadın olarak doğmanın aleyhte bir durum olmadığı bir toplumun hem bugünden hem de yarın yaratılması için uğraşıyoruz. Bizler; içinde insanın ve demokratik bir üretim, tüketim ve dağıtımın olduğu bir dünyanın mümkün olduğunu biliyoruz.

 

KADINLAR, İŞTE VE SOSYAL YARDIMDA CİNSİYET EŞİTLİĞİ

Bütün Avrupa’da kadın hakları, kadınların gerçek gereksinimlerini göz ardı eden kemer sıkma politikalarının tehdidi altındadır. Kesintiler kamu sektörünü özellikler sosyal yardımları vurduğunda kadınlar, işlerini kaybederek, kamunun yürüttüğü çocuk bakımı ve yaşlı bakımını üstlenerek etkilendiler.

Özelleştirmeler kadınları erkeklerden daha fazla etkiledi. Çünkü kadınlar; çalışma ve aileyi birlikte sürdürebilmek için, erişilebilir ve ortalama fiyatlı hizmetlere gereksinim duymaktadır. Yoksulluğun feminizasyonu ile harçların uygulamaya konulması ve arttırılması kadınları orantısız biçimde etkilemektedir.

Bütün Avrupa’da kadın hakları, kadınların gerçek gereksinimlerini göz ardı eden kemer sıkma politikalarının tehdidi altındadır.

Feministler ve sosyalistler olarak, bütün çalışmalarımızda ve savaşımlarımızda “cansız sermayenin, canlı emeği yönetemeyeceği” (K. Marx) emeğin kurtuluşuna ulaşmak için oluşturacağımız seçeneklerimize yoğunlaşıyoruz.

Bu yoğunluk üretim, teknoloji ve insanlarla birlikte çalışmayı, bakım, sosyal yardım, boş zaman ve kültürü içerdiği kadar ücretli ve ücretsiz işleri, ürün ve hizmetlerin üretimin ve insanın yeniden üretimini de kapsıyor.

Kamu ve özel sektörde, cinsiyetçiliğin ve eşitsizliğin teşvik edilmesine karşı yaptırım uygulanması yasasının her devlette kabul edilmesi şarttır.

 

KADINLARA YÖNELİK ŞİDDET

Biz, kadınların savaşta, evde, iş yaşamında sünnet edilmesi, tecavüze uğraması ve gündelik cinsiyetçilik biçiminde karşılaştıkları yaygın şiddete karşı herkesi uyarmak istiyoruz. Çok çeşitli biçimleri ile şiddet, kadınlar üzerinde en yüksek hâkimiyeti temsil etmektedir. Bu nedenle yasalar, programlar ve politikalar yeniden ele alınmalı ve bu patriyarka geri çekilmelidir.

Birçok ülkede, bir kadın hakkı olarak kürtaj kısıtlanmış ya da yasaklanmıştır.

Yıllardan beri Avrupalı feministler, tüm kadınların vazgeçilmez hakları olan kendi vücutları hakkında kendilerinin karar vermelerinin, bilgi edinme haklarının, gebelikten korunma ve kürtaj haklarının tüm ülkeler tarafından tanınmasını talep etmektedir.

Biz, kürtaj hakkını ortadan kaldıran Avrupa Konseyi’nin 1763/2010 nolu kararının geri çekilmesini talep ediyoruz.

 

LAİK TOPLUM VE CİNSİYET

Biz, din kılığına büründürülmüş kadın düşmanlığının yaygınlaştırılmasına karşı çıkıyoruz. Kadınlar, din adına hapsediliyorlar, zorla evlendiriliyorlar hatta taşlanarak öldürülüyorlar.

Biz, EL FEM’in kadınları, kendi ülkelerimizde laik yasaların uygulanmasının devam ettirilmesi ve garanti altına alınması için çabalarımızı katlayarak sürdürüyoruz. Laik toplum modelleri, demokratik ve sivil haklarının alanlarının açılması ve genişletilmesine hizmet etmelidir. Bütün tahakküm modellerinin özellikle patriyarkal ve kurumsal kontrol modellerinin yapısal çözümünü talep ediyoruz. Özellikle eşitlik ve haklar, dinler tarihi ve laik toplum modeli derslerinde eleştirel ruhunun geliştirilmesi için ulusal eğitimin rolü yeniden değerlendirilmelidir. İnsanlar, patriyarkal ilahi yasalardan arındırılmalıdır. Aynı şekilde, Avrupa’da faşizmin tırmanması ile birlikte aşırı sağcı eğilimi kınadığımızın ve karşı olduğumuzun altını çizmekteyiz. Bizler, kendimiz için daha iyi yaşam koşulları oluşturmaya çalışanlar değil, uluslararası eylemcileriz. Dünya üzerindeki bütün insanların yaşam koşullarının farkındayız ve başkaları pahasına kendimizi özgürleştirmeye çalışmıyoruz. Ortak olan her şeyi paylaşmaya hazırız.

100 yıl önce savaşım verenler; oy hakkına, kadınların örgütlenme, eğitim, iş ve analık haklarının korunmasına, kadının kurtuluşuna odaklandılar. Buna dayanarak bu gün, egemen politikalara biat etmeyi reddederek, güçsüzlüğümüzün üstesinden geliyoruz. Biz, baskısız ve ayrımsız, şiddet içermeyen insancıl bir dünya için, gezegenimizin yok edilmesine karşı ön saflarda savaşıyoruz. Erkek ve kadınlarda ortaya çıkan öz-dönüşüm ve değişimi kışkırtan değerlerin kökten değişimine biz sosyalist ve feminist kadınlar özgür ve eşit bir toplumun kurulması için yol göstereceğiz. “

 

Orjinali: http://www.european-left.org/nc/english/home/news_archive/news_archive/zurueck/latest-news-home/artikel/el-fem-appeal-for-the-8th-march-bread-and-roses-equality-dignity-and-self-determination-100-year-1/