Ekonomik politika değişmeyecek yani sürünmeye devam – Alpay Durduran

88

Müjde verdiler. Yakında EUROLİRA çıkarılacakmış. Yani Türk sermayesi EURO borçlanacak ama Lira olarak muamele görecek. Yani iç ve dış para değerinden etkilenmeyecek. Bundan bize ne demeyelim çünkü bu para politikaları bizi bitiriyor. Kalan canımız da böyle çıkacak. Aslında Dollar paritesi düştü, 1.80’nin altına geldi. Bundan memnun olmayan ihracatçı da şikâyete başladı. Türkiye ihracatçıların ucuz işgücüne dayanan üretimleriyle düşük döviz kurunu finanse etmeyi beceriyor ve ithalata dayalı üretimi yürütüyor. Bundan şikâyet etmekte olan ihracatçıya önem veren yok çünkü o da ithalata dayalı üretim yapıyor. Bu arada çark emeği sömürerek kalkınma olduğu ve yabancılara iyi kar sağladığı için ünlü değerlendirmeciler de yatırım yapılabilir derecesine çıkardı diye bayram yaptılar.

Açıkçası emeği sömür, ihracatı yerel kaynaklardan değil ithal teknoloji bulunabiliyor diye ithalata dayayarak yabancılara borçlanabil ve bir kesime refah sağla politikası yürüyor. Bunun alternatifi yerel kaynaklara uygun teknolojilerle üretim yapmaktır ama özen ister. Bunu yapacak sermayedar da yok, hükümet de yok. Üstelik hükümete üretim yasağı da geldi.

Bizim halimiz ise daha da feci. Bu politika bizde tutmaz çünkü emek onların istediği kadar düşük değil. Piyasa da hala Kıbrıslıya boş verelim dedikleri halde fiyat genel seviyesi izin vermiyor. Gelen Türkiyeli gariban bile bunlara göre pahalı oluyor. Dünyada bu fiyatlarla bunların ödemeye hazır oldukları ücrete çalışacak işçi bulunamıyor. Bulunsa bizimkiler de bizi terk edecek ama şimdilik bize ihracatı teşvik önlemlerini Kıbrıslılık adına sineye çekmemizle yetiniyorlar.

Yönetim tüm kurumları tüketti. Üreticilerin tümü devlet desteği almadan üretimini sürdüremez hale geldi. Bankalar ellerindeki parayı yurtdışında değerlendirmeye devam ediyor. İçteki varlıklarını da riske sokmaktan daha az korkmaya başladığı için denge bozuldu. Sıkıysa bizi batırın demek olan yüksek oranda borç vermeye başladı. Kısacası elde avuçta ne varsa harcandı. Ortada sadece dönen para var. Bir eksiklik halinde ne olursa olsun Ankara’ya havale edilecek.

Dollar değeri Lira’ya göre düştü. Sevinmek gerek diyeceğiz ama tam tersine ihracat için daha çok destek vermek gerekecek. İthalat ise ucuzlamayacak çünkü adet değil. Zarıncamaya devam edeceğiz.

Biz bu para politikasından kurtulamayacağız çünkü Türkiye izin vermeyecek. Seçilmesi muhtemel olanlar bunu realist olmalıyız veya Türkiye realitesini değiştiremeyiz diyecekler ve seçimlerden sonra da devam edecek. EEEE

Esi şu. Son çareye bakmak gerek. Yani unutmaya başladığımız Kıbrıs sorununu hatırlayacağız. Downer gidip geldiğine göre umut tükenmedi. Dünya Şırnak olma demek olan Türkiye’ye bağlanma olmayacak. Onun için biz kendimiz görüşmeleri tıkayan konuları hatırlamalı ve onlarda ne istediğimizi belirleyip partilerimize dayatmalıyız. Kaçmak yok. Kaçmak ölüm demek. Yani nüfus azalması ve azınlık olmak demek.

CTP örneğini vereyim. TV’lerde izledim. Çözüm için Talat’ı örnek göstermeye çalışıyor. Dilinde Rum liderin manevraları; bu manevraları yapmasaymış Talat’la işi halledebilirmiş, etmemiş şimdi niyetsiz Eroğlu ile karşı karşıya kalmış. Biz de Talat’ı eleştirdiğimiz için yazık etmişiz.

Ona görüşme gündeminin zorlu maddelerine sıra gelmemesi için Talat’ın manevralarını hatırlatmalıyız. O da duysun ona benzer ama Rum değişmez lafıyla daha da ileri güden barış yanlısı (!) DP gibi olanlar da duysun.

Biliyoruz ki esas sorun garantiler, askerler, yerleşikler, hudutlar ve mülkiyet haklarıdır. Bir de başlık ayrılmamış ama başlıklarda gizli “Türkiye’nin antlaşmadan sonra da Kıbrıslı Türkleri denetleyecek olanaklara sahip olması” başlığı var. Türkiye ile Kıbrıs arasında bir de Kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge sınırlaması ortaya çıktı. Bu başlıkların hiç birini görüşmeye yardımcı olmayan Talat, mülkiyet ile hudutları beraber görüşmeye bile razı olmadı. Garantilerin olduğu gibi kabulünü ve askerlerin Kıbrıs’la doğrudan ilgili olmayan işlere havale edilmesini önererek yokuşa sürdü. Garantörlerle toplantıyı da Hristofias başka konuları bitirelim de gidelim dediği için söylemediğini bırakmadı.

Bir şans eseri olarak güven yapıcı önlemler diye şimdiki zamanı değerlendirme önlemlerine de “bize kar sağlayanlar sağlamayanlar” diye ayırarak zararı olmayacağı halde o tarafa yararı olur diye önerileri reddetti.

Bunları düşünelim ve artık kabul edilebilir yeni bir sepet öneri ile ortaya çıkılmasını dayatalım. Kafayı değiştirdik, bundan kelli egoistlik yok, tüm Kıbrıs’a yarayacak şeye evet diyeceğimiz gösterelim.