EGEMEN BAĞIŞ KIBRIS SORUNDUR DEDİ – Alpay Durduran

111

Kıbrıs sorun ise çözmeğe çalışmayana ne derler bilirsiniz.

Tabii hemen o çözmeye çalışan taraftandır diyecek olan çıkacaktır. Onlara göre Türkiye çözmeye çalışır ama Rum Yunan ikilisi olumlu yanıt vermediği için çözüm olmaz. Daha ileri gidip Rum neden çözüm istesin ki var mı bir çözümden kazancı? Diye soranlar da olur. Beni zorlayıp Rum tarafının çözümden kazanacaklarını sıralamaya itenler de bulunur.

Tabii ki bunlar boşuna çabalardır. Nitekim ben de onları zorlayıp çelişkilerini ortaya deşmek isterim ve sorarım; Rum barıştan bir şey beklemiyorsa onu bu hale getirmenin sorumlusu yok mu? Çözüm yani federal yeniden beraberlik, istediğimizse bunu gerçekleştirmek için Rum’un keyfinin gelmesini bekleyeceğiz? Ulusal bir hedef olduğu için federasyonu isteyenler bir yolunu bulup Rum tarafına dayatamayacaksa diplomasi suya düşmüş olmaz mı?

Örneğin Denktaş federasyonu savunurdu ve gerçekleştiremeden yıkıldı gitti. Şimdi sorma zamanı değil mi? Neden gerçekleşmeyecek bir hedef uğruna halkı oyaladın? Bunun hesabı yok mu? Üstelik masada daha fazla beklemeyeceğiz bir an önce antlaşalım diye demeçler verenler de onlar. Neden gerçekleştiremediklerinin hesabı sorulmuyorsa bunun karşılığını çektirmezsek bundan sonra gelen giden de ayni mavalları okumaya devam edecektir.

Şimdi de Derviş ayni nakaratı okuyor. Talat’tan farkı varmış o da Talat işin sonuna doğru yani ipler kopmaya giderken federasyon kaderimiz falan diyormuş. Amma ondan önce de ya çözeriz çözemezsek ilelebet bekleyecek değiliz derdi. Nitekim sonunda gene ayni nakarata döndü idi. Yani Denktaş’ın ne olduğu o kadar önemli değil onun için Talat’tan farklı olmasının da önemi yoktur, ikisi de ayni laflarla Türkiye’nin politikasını öyle sürdürürlerdi.

Bir ülke (sözüm ona) federal bir modelle birleşip barışı Ada’ya getirecek, insan haklarına saygıyı sağlayacak ve ortak idareyle başka amaçlar için uğraşabilecek diye umuyormuş ama karşı taraf bir türlü yola gelmiyormuş. Onun için usandım artık deyip yılsonundan sonra görüşmeler kesip tanınmayı bekleyecekmiş! O ülkenin idarecileri demokrasi olsa ayakta duramaz çünkü halk bizim için çok hayati önemde amaçlara ulaşmaktan usandıysan biz de senden usandık derler ve gereğini yaparlar.

Tam bu laflarla halk görüşmelerin kesilmesine alıştırılırken Egemen Bey ayıp etti ve Kıbrıs sorununun Türkiye’nin AB yolunun kesilmesinde en önemli sorundur dedi.

Bunu derken herkes AB üyeliğinden de asla vazgeçemeyiz dediğini hatırladı. Demek ki Türkiye çok önemli bir sorunla karşı karşıyadır ve çözmekle mükelleftir. Vazgeçerim diyemez. Eroğlu ve hükümeti Türkiye ne derse onu yapacak ama amaç hep Kıbrıs sorununun çözümü olacak yani Rum tarafının rızasını alan bir çözüm olacak.

Kaçamazsın. Bellidir. Olan ise Kıbrıslı Türklere olacak. Çünkü sorun devam ederken ve Türk yönetimi altında Kıbrıslı Türkler yaşayamıyor ve göç edip zavallı bir azınlık durumuna düşüyor. Derviş ve diğerleri milli dava diye diye Kıbrıslı Türkleri tarihe havale ediyorlar.

Bizim halimiz duman. Kendimiz ettik kendimiz bulduk ama bir halt ettiysek cezamız hala dolmadı mı? Kurtulma diye bir çabayla belki de çok ileri gittik ama ne olursa olsun cezamızı tamamlamış olmalıyız.

Yerlilerimiz bizim halimizden sorumludur. Atıp tuttuklarını yerine getirmiyorlar ve bizim halimizi de anlayıp çözüm bulmuyorlar. Biz çözüm olmadan Türkiye çare bulmaya izin vermez deyince de Biz Rum’un keyfine mi kaldık derler. Sonra da bizim çözüm olmadan çare olmaz dememiz üzerine de böyle deyip mücadeleden kaçtığımızı söylüyorlar. Hepsi de onlara mazeret olacak şey değil tabii. Varsa çareleri elli yıldır neden uygulamıyorlar.

Bazıları biliyoruz ki Kıbrıslıda para çok der. Hazıra dağ dayanmaz! Paralı olan var. Yatırım yapacak olsalar hesaplar tutmaz batacaklar. Devlet destek versin yapalım diyenlere de para dayanmaz. Onun için paralıları boş verin parasız ve az paralılar ki çoğunluktur onlara çare bulunmalıdır.,

İhracat için mal ve hizmet üretecek biri var mı? Kim yaklaşsa eli, yanar ve çekilip gider.

Lira kullanıldıkça fizible sektör yoktur. Boşuna aramayalım.

Egemen barış için konu daha basittir. Kıbrıs sorunsa yapılacak olan Rum tarafının da kabul edebileceği önerilerle ortaya çıkmak ve barışı dostların yardımı ile ele geçirmek. Bunun olamazı yok. Mutlaka olur. AB ve NATO’yu ilgilendiren bir konuda makul önerileri kabul ettirmemek düşünülemez.

Amma askerim kalacak garantilerden geçmem dersen bunu kabul edecek Rum bulmak olanaksızdır çünkü Kıbrıslı Türklere bu kadar eşitlik hakkı verdikten ve onların Türkiye’nin dediğinden çıkamayacak kadar zayıf olduğunu her gün yaşadıktan sonra Türk askeri ve garanti sultasıyla baş başa kalmak Türkiye ile koalisyona gitmek demektir. Kabul etmezler.

Egemen antlaşma istiyorsa Kıbrıslı Türklerin yakasından elini çekmelidir.