Durmanın cezalandırıldığı zamanlardan geçiyoruz

76

Birleşik Kıbrıs Partisi, Barikat Gazetesi, Baraka Kültür Merkezi, Kıbrıs Sosyalist Partisi, Yeni Kıbrıs Partisi, E.K.İ.M Kültür, Gelecek Gazetesi ortak açıklaması şöyle:

Tayyip Erdoğan’ın protesto edilmemesi için yapılan tüm hazırlıklara, tüm engellemelere, sendika binalarındaki pankartlara olan tahammülsüzlüklere rağmen, Hamitköy çemberine doğru yola çıktı insanlar. Hamitköy çemberine gelmeden önce çekilen polis barikatı, silahlı polisler, karşılarındaki halkı düşman bellemişlerdi. Eyleme katılacak örgütler, eylemlerini önceden duyurmalarına, kaçak oynamamalarına, demokratik çağrılarını yapmalarına rağmen, polis ve çevik kuvvet halkın karşısına barikatlarını dikmişler, Hamitköy’deki insanların üzerinde askeri helikopterlerini uçuruyorlardı. Tüm bu baskıya rağmen kitle, sağduyusunu yitirmeyip çatışmaya yanaşmamasına rağmen, polisler, hem de eylemciler oldukları yerde dururken, eylemcilerin üzerine yürüyüp kitleyi kışkırtmaktan çekinmemişlerdi.

Durmanın cezalandırıldığı zamanlardan geçiyoruz.

Kameraların kaydettiği ve internet ile televizyona düşen görüntülerde, polisler KTHY binası önünde duran eylemci kitlenin üzerine doğru, yüzlerinde alaycı bir gülümseme ile yürüyorlardı. Eylemciler; ki eylemciler insanlardı, kadınlar, erkekler, gençler ve yaşlılardı; ellerini birbirlerine kenetlemişler, KTHY binasının önünde duruyorlardı. Polisler; ki insanlardı, karşılarında sadece kenetlenmiş duran halkı gördüklerinde, kendi insanlıklarını unutmuşlardı.

Üstü başı kan içinde, burnu patlamış, kaburgaları zedelenmiş, yerlerde sürüklenmiş, art arda yüzüne yumruklar yemiş insan manzaraları ortaya çıktı polis şiddetinden sonra. 6 tutuklu ve onlarca yaralı insan manzarasına bakıldığında, halkın umutsuz ve çaresiz bir halde olduğunu zanneden egemenler, ve işbirlikçileri, polislerin suratındaki alaycı gülümsemeyi paylaşıyorlardı; fakat unuttukları, ve çok yakında yüzlerine bir tokat gibi vurulacak bir gerçeğin farkında değiller şu an. Öyle bir dönemden geçiyoruz ki, durmanın bile cezalandırıldığı, duran kitlelerin üzerine polislerin saldırtıldığı bir dönemde bile halk geri çekilmedi, bir an bile orada bulunmaktan şikayet etmedi. Eylem gecesi televizyondan, burnu patlayan bir eylemcinin pes etmemiş sesi geliyordu : “Eğer bir şeyler değişecekse, ben yine dayak yemeye hazırım!” diyordu… Farkında değil egemenler, işbirlikçiler ve onların polisleri… Halkın üzerine olanca kuvvetleri, binlerce kişilik polis orduları ile saldırdıkları bir anda, yani sözün bittiği bir anda bile, halkın tek bir adım bile geri atmadığını, polisin ve egemenlerin üzerine yürümeye devam ettiklerini, sloganlarında hala daha egemenleri ve onların işbirlikçilerini lanetlediklerini cümle aleme gösteriyorlardı.

Dün Hamitköy çemberinde ve KTHY binası önünde yaşananlar, toplumsal bir milattır. Artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının garantisidir. Saldırıya uğrayan halktaki öfke, hiç beklenmedik bir anda, hiç beklenmedik bir yerde patlayacaktır. Gözlerinin önünde sevdikleri, tanıdıkları, selamlaştıkları insanlara saldırıldığını gören halkın içindeki öfke, en kısa zamanda taşacaktır. Egemenler ve işbirlikçileri, polisleri aracılığı ile son kozlarını kullanmışlar, ve bu son koz, bırakın halkı geriye püskürtmeyi, halkı daha da bilemiş, daha da hazır hale getirmiştir öfkesini egemenlerin suratında patlatmak adına. Biliyoruz ki bu mücadele bir süreçtir. Kolay olmayacak, kısa sürede sona ermeyecektir bu mücadele. Direndiğimiz müddetçe, çoğalttığımız öfkemiz, daha fazla insana yayılacak, daha da güçlü ve yenilmez bir hale bürüneceğiz. Dün Kıbrıslı Türkler bir zafer kazandı. Tayyip Erdoğan, sahte ve yapmacık gülümsemeler, köylerinde ellerine para tutuşturularak havaalanında karşılamaya gönderilmiş sahte insanlar, normalde çukurlarla dolu olan yollara yapılan sahte ve geçici düzenlemeler, bir gün sonra kirlenecek sahte sokak temizlikleri… Öte yandan Hamitköy çemberinde ve KTHY çadırında, gerçek insanlar, orda olmak istedikleri için orda olan insanlar, bu toprakların insanları, gerçek öfkelerini biriktirip, hesap soracakları gerçek günlere karşı bileniyorlardı. Devletçilik, egemenlikçilik ve bağımsızlıkçılık oyunlarının arasında uçuşan sahte gülücüklerin karşısında, dün, halkın gerçek öfkesinin sancılı doğumu başlamıştı. Doğum gerçekleştiğinde, egemenlerin ve işbirlikçilerin suratlarında, takınacakları sahte bir gülümseme bile kalmayacaktır.

Halkın öfkesinin örgütlenmeye ve daha da güçlendirmeye ihtiyacı vardır bugün. Sendikal Platform’un başlattığı Toplumsal Varoluş yürüyüşünün miladına gelmiş bulunmaktayız. Faşizmin sadece psikolojik düzeyde kalmadığı, artık bizzat sokakta eli silahlı ve sopalı bir şekilde kol gezdiği bir dönemdeyiz. Faşistler yüzlerini gösterdiler, halk da buna karşı durdu. Şimdi sıra bu karşı duruşu daha geniş kitlelere yaymak, ve halkın yenilmez gücünü sokağa koymakta. Bu bağlamda Sendikal Platform’a, faşizme karşı örgütlenme, halkımızın maruz kaldığı baskılara ve saldırılara karşı göğüs germe noktasında bir araya gelme ve tüm halkı örgütleyip mücadeleye kanalize etmesi için en erken zamanda kitlesel anti-faşist eylemlilikler örgütlemeye çağırıyoruz.