Dinciler azgınlaşıyorlar – Alpay Durduran

86

En çok satan gazetede dindarlara yönelik yazılar yazılmasına tanık oluruz. Bir ara BRT’de de dinlerdik dindarlar için programları. Gittikçe azdılar galiba. Dinsizler dindarlarla oynamazlar. Bazıları bir büyük güç var ve dünyayı yarattı deyip saklanır. Dincilerin azılıları onlar için bir tehdittir. Korkarlar ama bir dinci gazetede açık tehditlerini yazarken onları bildiğini ve affetmediğini söyledi.

Birisi avukattır. O tehditleri için dolaylı yollar kullanır. Onları teşhir etmeye ve kendisinden değil ama başka dincilerden korkmalarını sağlamaya çalışır. Hakaret etmeyi ise uygun görür. Darwin’in evrim ile ilgili araştırmalarına inananlara “onların ataları maymun”, maymun soyundan geldiler” gibi yakıştırmalarla aile arasına nifak sokmaya da çalışır.

Bunları uzun yıllardır gördük işittik ama Darwin orda ve Darwinizm dimdik ayaktadır. Okullarda ders olarak okutulmaması için bu dinciler yapmadıklarını bırakmadılar. Başaramadılar. Türkiye’deki benzerleri TÜBİTAK gibi pozitif bilim kuruluşunu ele geçirince Darwin yılında dergisinin yayımlanmasını engellemeye kalktılardı. Sonra alay dolu eleştirilere direnemediler ve dergiyi gecikmeli olarak yayımladılar.

Dergiye uzun çok uzun süre abone idim. Orada araştırmacı sınıf arkadaşlarım vardı ve sürekli ilgilenirdim. Artık vazgeçtim. Dincilerin laikliğe bağlı olduklarını söyleyenlerinin iktidarında artık dergi okunamayacak hale geldi.

Sözde ekonomik liberal oldukları için düşünce liberalizmine de bağlı numarası yapan şimdiki iktidar okul öncesinden Kuran’a dayalı eğitimi zorunlu yaparak at gözlüğü takmış nesiller yaratmaya çalışıyor. Belki gerçekten düşünceden korkmanın gereği yok, biz düşüncelerimizin doğruluğuna inanıyoruz diyenlerden olabilirler ama gene de dincilerin sövgülerine ilişmemekle gösteriyorlar ki “tamam özgürlük ama yok da bu kadar” kafasındadırlar.

Bundan öteye gidemiyorlar. Özgürlük olsun ama dini değerlere saygılı olsun. Dini değerlere dokunan yanar diye bilinsin” icraatındadırlar.

Darwin bir papazdı ve hiçbir zaman insanı Allah yaratmadı, o maymunun geldiği soydan evrim geçirerek çağımızdaki haline gelen bir şeydir demedi. Onun evrimle canlıların değişiklikler geçirdiğinin kanıtlarını saptadı ve yayınlarında yayımladı. Gerisi başkalarının düşünceleridir. Kiliseden ve başka yerlerden kimseler bunu yorumladılar. Dindarlara göre bu sadece yaratılışın nasıl olabileceğini yani Allah’ın insanı hangi yoldan yarattığını anlatmaktan başka bir şey değildir. Yani gene Allah yarattı ama bulgulara göre evrim yolunu seçti. Hatta evrim derken ani değişimler yani mutasyon da olasıdır diyenler oldu.

Bizimkiler ise Allah’ın nasıl yarattığını Kuran’a bakarak öyle bir yorumladılar ki Azrail’e kadar meleklerini dünyaya yollayıp balçık istemiş, dünya vermeye bir tek Azrail gelince razı olmuş gibi hikâyeler bile uydurmuşlar.O balçıktan da ilk insanı yaratmış. Kilise de Âdem ilk insandır inancında olduğu o da hesap kitap yapmış ve dört bin yıl gibi bir başlangıç bulmuş. Bunlar fennin bulguları karşısında tutunamayacakları için ya inanç dünyası ile deneysel dünya arasında ayrım yapmaya ya da inanç dünyasını esas alıp fenni reddetmeye veyahut dini yani inanç dünyalarını reddetmeye mecbur olurlar. Allah’ın kendilerinin savunmasına muhtaç olduğuna inananlar saldırgan olurlar.

Dünyanın bir yaratan tarafından yaratıldığını herkesin dedikleri yani ateistleri dışarıda bırakan herkesin kabul ettiğini ileri sürerler ama dünyada insanların çoğunluğu Budist, doğacı ve sair dinlere bağlıdır. Yaratan olduğuna inanan Müslüman, Hıristiyan, Musevi ve diğerleri azınlıktadırlar. Ama ne yazık ki bunlar kendilerini dev aynasında görürler ve gerisini es geçerler. Müslümanlar çok daha radikaldirler. Onlara göre kendi dinlerinden olmayanlar öldükten sonra cehennemde yanacaklardır. İyi olmaları, iyi işler yapmaları da boşunadır. İlânihaye cehennem ateşi onları beklemektedir.

Kuran’da sonsuz cennet yaşamı vaadi bir az şüpheli ise de dindarların yorumuna göre sonsuz bir cennet yaşamı olacaktır. Dünyaya ve Güneş sistemine bile ömür biçen Astrofizik orada dursun sonsuz bir mutluluk vaadi vardır.

Gene de şüphe içindedirler ve dinin savunulması için her türlü zulmü gerekli görenleri vardır.

Utanmadan Darwin’in bulgularına dayalı teorileri reddetmeyenlere sövüp sayarlar. Onun devamı olan insan evrimini de inanarak bir kırık dişe dayalı şaşırmacalar olarak eleştirirler. Ama internete girenler evrimin araştırılmasının sonuçlarını izleyebilirler. Şu an açın EURONEWS haberlerini orada bir haklanın daha ortaya çıkarıldığını göreceksiniz. Ancak bilim orada durmaz. Yeni bulgular için her yerde çabalar sürer. Bir sakat durum ortaya çıkar çıkmaz o güne kadar ortaya çıkanlar yeniden derlenip yeni sonuçlara varılır. Biz Darwin’e inandık bu yeni bulguyu kabul etmeyiz demezler. Dinciler ise bir zamandaki iddialarının savunulacak tarafı kalmayınca onu bırakıp başka iddialarla kitaplarını savunurlar. Yıldızların gökteki delikler olduğunu iddia ederken savunulacak yanı kalmayınca onların Güneş benzeri gök cisimleri olduğu iddialarını kabul etmeyenlere yaptıkları işkenceleri unuttular. Şimdi galaksilerin UV ışınlarıyla çekilmiş görüntüleri ile filmler göstererek Arapça ayetler okuyorlar.

Aya çıkılamaz bu Ateist Komünistlerin ve kâfir Amerika’nın propagandasından başka bir şey değildir derlerdi. Şimdi ağızlarına almaz oldular ama ayın ve gezegenlerin incelenmesine gerek yok her şey Kuran’da mevcuttur deyip rasathaneyi yaktıklarını ve insanları Allah’ın işine karıştı diye linç ettiklerinin hesabını vermezler.

AKP ile gelen dindarlaşma çabaları ve paralelindeki tehditler gazetelere din sayfaları yapma ve dinci makaleler yayımlama gereği getirdi. Lakin buna boyun eğdiler öbür gün başka işlere sıra gelebilir. Laik devletin törenlerinde dualar okunmazdı, şimdi giderek uzayan Arapçaları dinliyoruz. Arkası ne?

Bilimin deneysel olanı ile olmayanını kavrayamamış, inançla bilimsel bulguyu ayırmayan kafaların küfürler sallamasına izin verilirse ona yanıt veren de çıkar. Küfür ve hakaret yarışması mı açılacak?