ASKERSİZ LEFKOŞA

Lefkoşa’nın askersizleştirilmesi mümkün, yeni Kıbrıs da mümkün, bunun için katıl ki ‘askersiz bir Lefkoşa’yı’, birleşik bir Kıbrıs’ı mümkün kılalım…

ΛΕΥΚΩΣΙΑ ΧΩΡΙΣ ΣΤΡΑΤΟΥΣ

Η αποστρατιωτικοποίηση της Λευκωσίας είναι εφικτή, μια νέα Κύπρος είναι επίσης εφικτή – για αυτό, λάβετε μέρος ώστε να μπορέσουμε να επιτύχουμε μια Λευκωσία χωρίς στρατούς και μιαν επανενωμένη Κύπρο…

A DEMILITARIZED NICOSIA

The demilitarization of Nicosia is possible, a new Cyprus is also possible – for this, participate so that we can realize ‘a demilitarized Nicosia’ and a reunified Cyprus...

 


YKP çözüme giden süreçte askersiz Lefkoşa kampanyasının birinci yılını değerlendirdi

‘anne bak kral militarist’

Çözüme giden süreçte “askersiz Lefkoşa” kampanyasının birinci yılında Yeni Kıbrıs Partisi 17 Şubat, Cumartesi günü, surlariçinde, kampanyanın ilk başladığı yerde, Bandabuliya yanında, Kıbrıslı Türk, Kıbrıslı Rum ve BM askerlerinin açıkça birbirlerine ne kadar yakın olduğunun gözüktüğü sınırdaki duvarın önünde bir kez daha kitlesel basın toplantısı yaptı. Basın toplantısına Parti Yürütme Kurulu üyeleri Rasıh Keskiner, Alpay Durduran, Erdinç Selasiye, Murat Kanatlı, Kemal Aktunç, Celal Devrim Önen, Lefkoşa İlçe Sekreteri Gülay Kaşer, Mağusa İlçe Sekreteri Mustafa Noyan ile birlikte Parti Meclisi üyeleri, İlçe Yürütme Kurulu üyeleri, üyeler, sempatizanlar ve parti dostları katıldı

YKP Yürütme Kurulu üyesi Murat Kanatlı tarafından okuna “anne bak kral militarist” başlıklı açıklama ile kamuoyuna bir senelik kampanya sürecinin değerlendirilmesi ve sonrasına yönelik düşünceler açıklandı…

Açıklamada Kanatlı “Yeni Kıbrıs Partisi’nin “çözüme giden süreçte: askersiz Lefkoşa” başlığı ile Şubat 2006’da başlattığı kampanya, bugün kitlelerce tartışılan, farklı kesimlerin kendince anlamlar yüklediği ama sokaktaki çocukların bile ne demek istediğimizi çok iyi anladıkları bir noktaya geldi” dedi. Kanatlı askersiz Lefkoşa yapılan eleştirilere değinerek “Yıllar alacak askersizleştirme için kısa, orta ve uzun vadeli planlar yapmak bunları gerçekleştirmek için çalışma ortaya koymak zorunluluk olduğuna göre, YKP’nin kısa vadeli önerilerinin niçin böylesi saldırı altında olduğunu anlamamak mümkün değil… Bu saldırıları anlıyoruz ve haki rengi düşünceleri ile açığa çıkanlara ‘anne bak kral militarist’ diyoruz” diyerek cevap verdi. Kanatlı aşırı sağdan, faşistlerden de gelen eleştirilere de “ırkçı, faşist yayın organlarının tükettikleri sözler Ogün Samast gibilere mesaj olup şiddet olarak döndüğünü, dönebileceğini bile bile yine de susmadık, susmayacağız, susturamayacaklar… Yükselen şoven ve ırkçı hezeyanlar içinde bu kampanyaları sürdürmeye, Kıbrıs’ın ve Kıbrıslıların birleşmesi için mücadeleye kararlı olan YKP böylesi tehditlere hep ayni cevabı verdi; ‘vız gelir’” diyerek cevap verdi.


Kanatlı bildirinin sonunda YKP 8 başlıkta önerileri okuyarak tüm siyasi partileri bunlar için mücadele etmeye çağırdı.

Basın açıklamasını tam metni şöyle:

 

Sokaktaki çocuklar bile ne demek istediğimizi anladı

Yeni Kıbrıs Partisi’nin “çözüme giden süreçte: askersiz Lefkoşa” başlığı ile Şubat 2006’da başlattığı kampanya, bugün kitlelerce tartışılan, farklı kesimlerin kendince anlamlar yüklediği ama sokaktaki çocukların bile ne demek istediğimizi çok iyi anladıkları bir noktaya geldi.

Kampanyanın yoğun olarak sürdürüldüğü Haziran 2006’ya kadar ki süreçte, Kıbrıs’ın her iki yanından, Yunanistan’dan ve Türkiye’den örgütlerin ve aktivistlerin desteklediği ortak açıklama üzerinden çalışmalar yapıldı, yüzlerce imza toplandı, çeşitli eylemler yapıldı. Ama her kampanyanın süreli olması zorunluluğundan ya da doğası gereği, bir süredir çalışmalar minimuma inmişti… Ancak Ledra Caddesinin açılmasına yönelik yeni girişim (veya mış gibi hareketler) gösterdi ki ‘askersiz Lefkoşa’ yalnız mümkün değil ayrıca zorunluluktur da…


Yeni Kıbrıs Partisi bu koşullarda, bir kez daha kampanyayı canlandırarak, Ocak 2007’de Yeşiller Partisi ile ortak bir açıklama yaparak Lefkoşa’nın askersizleştirilmesini talep etti. Hemen ardından ortak metni hızlı bir şekilde çeşitli kurumlara dağıtarak Kıbrıs’ın iki yanında ve Avrupa’da kamuoyu oluşturabilmek için çalışmaya başladı.

İlk süreçten farklı olarak bu defa sokakta değil, birebir temaslarla kampanyayı sürdüren bizler, yakın bir gelecekte bir kez daha sokağa ineceğiz ve bir kez daha tüm Kıbrıslılarla birlikte askersiz bir Lefkoşa için mücadeleyi yükselteceğiz…

Ancak bu hali ile bile kampanya çok şeyi başardı… Kıbrıs’ın kuzeyinde anti-militarist olduğu iddiasındakilerin, militarist yanları tamamıyla ortaya çıktı, maskeleri düştü. Apoletli açıklamalar, savaş gemilerinde, askeri törenlerde verilen demeçler, gazetelerdeki köşe yazıları ak koyun, haki koyunun belli olmasını sağladı…

 

Sözde soldan gelen eleştirilere karşı: ‘anne bak kral militarist

“Askersiz Lefkoşa” söylemine karşı ‘ama biz tüm Kıbrıs’ın askersizleştirilmesini, hatta dünyanın askersizleştirilmesini isteriz’ şeklindeki demeçler, köşe yazıları ise ciddiye bile alınmayacak demagojik yaklaşımlar oldular. Çünkü Kıbrıs’taki orduların, askerlerin bir sabah kalktığımızda buharlaşıp, uçmayacağı gerçeği ile, askersizleştirme bir süreç olacaktır ve bu Ghali’de olduğu gibi Annan Planında da mevcuttur. Yıllar alacak askersizleştirme için kısa, orta ve uzun vadeli planlar yapmak bunları gerçekleştirmek için çalışma ortaya koymak zorunluluğu olduğuna göre, YKP’nin kısa vadeli önerilerinin niçin böylesi saldırı altında olduğunu anlamamak mümkün değil… Bu saldırıları anlıyoruz ve haki rengi düşünceleri ile açığa çıkanlara ‘anne bak kral militarist’ diyoruz…

Haki rengi sevdalı politikacılar bize saldırmak için, ortak iş ve güç birliği yaptığımız örgütlere de saldırmaktadırlar. Kendileri, Annan Planına hayır deyeceğini kürsülerden açıklayan, bunun için mücadele eden birileri ile hükümetçilik oynarken, onu dış ilişkilerinin başına koyarken, bizim Yeşillerle ortak açıklama yapmamıza kızabilmektedirler, şimdi hükümetçilik oynadıkları Annan Planına ne demişlerdi, bunu bilmiyorlar mı?!

Anayasanın geçici bir maddesini bile kaldırmaya gümanı olamayanların, bunun için kendi parti programını reddedenlerin, apoletli siyasetine karşı, askersiz Lefkoşa mümkün diyoruz ve bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz…

Bu süreç içinde bazıları da, YKP’nin askersizleştirme için kısa, orta ve uzun vadeli önermeler sunduğunu anlamayacak kadar sığ siyaset üreterek, Kıbrıs üzerinde bazı silahları onayladığımızı, rıza gösterdiğimizi iddia ederek, yerli yersiz saldırılar yapmışlardır. YKP kurulduğu günden beri askersizleştirme ile ilgili ne demek istediyse, gene ve yeniden bunu söylüyor ve bunun için mücadele ediyor. Sıfır silaha giden süreçte YKP, çözüm sürecine kısa vadede önemli katkı sağlayacağını düşündüğü önermeleri kamuoyu ile paylaşmaya devam edecek. Bu süreçler devam ederken ve öncesinde de YKP, adadaki askeri üslerin ve dinleme tesislerinin varlığının hem, Ortadoğu başta olmak üzere tüm komşu ülke halklarına, hem çevreye, hem de orda yaşayan insanlara etkilerini bilerek yıllardır bu üslerin önünde üslerin kaldırılması için de eylemler yapmakta, uluslararası kampanyalar örmekteydi, örmeye devam edecektir. Evinde oturup teori üreten sol lafazanların bu nedenle bizlere saldırılarını çok da önemsemiyoruz çünkü 17 senedir YKP ne yaptığını hep bildi, bilmeye devam ediyor…

 

Aşırı sağdan gelen eleştirilere karşı: “Ogün Samast gibilere mesaj olup şiddet olarak döndüğünü, dönebileceğini bile bile yine de susmadık, susmayacağız, susturamayacaklar”

Ve bu çalışmalar sürerken sağcılar, paramiliter gruplar bizi hep hedef gösterip sözlü ve önemli olmayan fiziki saldırılar yaptılar. Neo Nazi artığı yapıların, askerden beslenen ‘sivil’ olduğu iddia edilen ‘toplumluğu’ tartışılan sivil toplum örgütlerinin, ırkçı, faşist yayın organlarının tükettikleri sözler Ogün Samast gibilere mesaj olup şiddet olarak döndüğünü, dönebileceğini bile bile yine de susmadık, susmayacağız, susturamayacaklar… Yükselen şoven ve ırkçı hezeyanlar içinde bu kampanyaları sürdürmeye, Kıbrıs’ın ve Kıbrıslıların birleşmesi için mücadeleye kararlı olan YKP böylesi tehditlere hep ayni cevabı verdi; ‘vız gelir’…

 


Hemen şimdi “Askersiz Lefkoşa”

Bir kez daha mevcut koşullar bizi doğrulamıştır ki Lefkoşa’nın askersizleştirilmesi önemli süreçlerin önünü açabilecek potansiyeldedir.

Sınırları belli, dünyadaki bir kaç surlarla çevrili kentlerden olan Lefkoşa’nın askersizleştirilmesi için daha önce de ortaya koyduğumuz düşünceler geçerliliği korumaktadır.

“Lefkoşa, özellikle eski Lefkoşa (surlariçi) Kıbrıs’ı bölen hattın birbirine en yakın olduğu yerdir.

Bu, kimi yerde bir yolun ayırdığı hatta, yaşları çoğu kez 18 olan iki tarafın gençlerinin birbirlerini görerek nöbet tutukları tek bölgedir.

Eski Lefkoşa, askeri bölge olması ya da ara bölgede kalması nedeni ile, bir zamanlar yaşamın olduğu ama şimdi kullanılamayan tarihi de önemi olan ölü bölgeyi de içinde barındırır…

İşte bu noktada, Lefkoşa’nın askersizleştirilmesi, tüm adanın askersizleştirilmesine yönelik ilk ve en önemli adım olabilir” diyerek mücadelemizi sürdürdük, sürdürüyoruz…”

Askersizleştirme bir zamanların önemli caddelerinin yeniden insanlaştırılmasına olanak sağlayacak, yeniden Baf Caddesi, Ermu Caddesi, Ledra ve Girne Caddesi ile buluşabilecek, binalar yıkılmadan bir kez daha yaşam bulabilecekler…

Bu nedenle tüm tarafları, çözümü gerçekten talep eden tüm taraflara, yeni askeri önlemlere değil, askersizleştirmeye destek verme ve Lefkoşa’nın askersizleştirilmesinin kısa vadede Kıbrıslılara sunacağı olanakları iyi değerlendirilme çağırısı yapıyoruz…

 

Sıfır Silaha giden süreçte kısa vadede askersizleştirme önerilerimiz

Kıbrıs adasındaki silahlanma, ateşkes durumu ve adadaki silahlı birliklerin durumu acil ‘karşı –askeri’ düzenlemeleri gerekli kılmaktadır.

Nihai hedef olarak adanın silahsızlandırılması, en son BM planında da ön görüldüğü şekli ile en az 20 yıllık bir süreyi kapsayacaktır.

Bu koşullar altında çözüme giden süreçte Kıbrıslıların güvenlik, sivilleşme ve demokratikleşme talepleri ile askeri çözüm ve ihtiyaçlar çelişmektedir. Bunun ötesinde özellikle Lefkoşa şehrinin çağdaş yeniden planlanabilmesinin önünde, şehrin içindeki askeri bölgeler ciddi sorun yaratmaktadır.

Temas hattı ve adanın yüzde üçünü kapsayan ara bölge, silahlı birliklerin pozisyonlarından ötürü kullanılamamaktadır.

Tarihi ve kültürel değeri olan Lefkoşa’nın ara bölgesindeki binalar geri dönülmez bir süreçle karşı karşıyadır.

Bu koşullar altında tarafların son Annan Planındaki birçok maddeye birçok itirazları olmasına ve teknik bazı detaylara rağmen ana olarak askersizleştirme sürecini kabul ettikleri bir gerçektir.

 

Bu koşullar altında

1-     Adaya yeni silah girişinin durdurulması ve bunun etkin denetiminin sağlanması,

2-     Lefkoşa surlariçinin hemen, Lefkoşa’nın tümünün mümkün olan en kısa sürede silahsızlandırılması,

3-     Ara bölgedeki askeri birliklerin birbirlerinden uzaklaştırılması, ana hedef olarak kuzeydeki birliklerin, güneydeki birliklerin de eş değeri bir mesafe çekilmesi,

4-     Maraş’ın hemen askersizleştirilerek 1992 Ghali Fikirler Demeti içindeki Güven Artıcı Önlem temelinde yeniden iskana açılması,

5-     Annan Planında da ön görülen, Maronitlerin 1974 öncesi yerleşim yerlerine dönebilmeleri için gerekli düzenlemelerin yapılması, bu yerleşim yerlerinin askersizleştirilmesi,

6-     Annan Planında da ön görülen, GKK ve RMMO’nun dağıtılması için gerekli çalışmaların başlatılması,

7-     Adadaki yabancı silahlı birliklerin çekilmesi için takvimlendirme yapılması ve takvimin çalıştırılması için gerekli çalışmanın hemen yapılması

8-     Adada kalacak yabancı silahlı birliklerin kamplarını terk edebilmeleri için Annan Planındaki hükümlerin uygulamaya geçirilmesi

çözüme giden sürece önemli katkı sağlayacağı için tüm siyasi parti ve örgütlere bu yönde mücadele etme çağrısı yaparız.”