Davutoğlu çekildi, dünya da Türkiye de izledi – Alpay Durduran

436

durduran2Yasal düzene göre rejimin en güçlü adamı başbakandır. Cumhurbaşkanı sorumluluğu olmayan yetkisiz bir kişidir. Mecliste tek parti çoğunluğu vardır. Ama RTE, Ahmet’i çağırdı ve emirlerimi yerine getirmedin çekil dedi. O ise istifa etmeyeyim, AKP kurultayını çağırayım, yeniden aday olmayayım dedi. Pazarlık oldu ve hır çıkarmaması şartıyla onay aldı.

Sonra Ahmet Davutoğlu kurultay toplantısı arkasından basına konuştu.

RTE yanlısı, AKP yanlısı ve korkup onların yanlısı görünmeye mecbur olanlar, dediler ki Ahmet, hır çıkarmayacak, ondan parti içinde ayrışmalar ve muhalefet yaratacak girişimler beklenmemelidir.

O kadar çok aman AKP de nifak görülmesin isteği belirtildi ki insan inanamaz.

O kadar çok Ahmet hayranı ortaya çıktı ve bu bizim bildiğimiz Davutoğlu Ahmet mi yoksa başka Ahmet mi dikkat kesildim. Sonunda inandım ki bizim Ahmet Davutoğlu imiş.

Sonra aklım karıştı: Yahu bu Ahmet bu kadar saygıdeğer olarak kabul edimiş birisi idi ise ona kim ayar verip yallah çekebildi ki deye sordum.

Parti başkanı ki kimsenin parti başkanlarını adını hatırlayamadığı İngiltere’deki partiler gibi partilerin başkanı değil, Türkiye’deki partiler gibi başkan sultası olan partilerden birinin başkanı olacaksın ve etkisiz yetkisiz bir kişi geçmişte ünlü diye seni çağıracak ve düskur geçip yallah diyecek.

Vallah inanılacak gibi değil. Madem çağırdın kurultayı tekrar aday ol ve ona haddini bildir değil mi?

Açıkgöz şakşakçı medyadan bilgiçler, Ahmet’in elini kırdı, il ve ilçe teşkilatlarını görevden almak ve yerlerine yenilerini atamak yetkisini elinden alıp MKYK’ya vermiş dediler. Ahmet altta kalır mı: kimi görevden almışım ki, elimden aldılar diye tasalanayım!

Aferin genne… Demokrasiye sığar mıydı?

Kurucu ideallere bağlılığından, vefadan, asla hizipçi olmamaktan ve özverilerden söz ederek, hiç sorun çıkarmayacağını söyledi

Konuşması uzadıkça uzadı. Ağlama numarası yapan üyelerden etkilenmiş olsa gerek…

Batılı dinlediyse ne derdi diye konuşması tiye alındı.

Gördüm ki bazıları yemin billah Ahmet’in sorun çıkarmayacağını, partisine bağlı olduğunu ve içerde örgütlenip parçalamaya kalkmayacağını söylediler. Tvler uzun uzun bu inancı dile getiren papağanları yayımladılar.

Eskiden başka isyasetlerden bahsedenlerden bazıları da yeni sığındıkları mevzilerden papağan gibi konuştular.

İnanılmaz bir özgüvenle güvence üzarüne güvence verdiler.

Zavallı Ahmet bu inanç sahiplerinin sayısını bilde idi, konuşmasını uzatmaz sorun yok deyip yerine oturur beni de dinleme zametinden kurtarırdı ama uzattıkça uzattı.

AKP’ye mal edilmiş ne kadar dünyaya, bölgeye ve Türkiye’ye bela olmuş politika varsa sıraladıysa da orada bile durmadı. AKP’nin esas gücünü sağlayan refah artışı ve teknolojik gelişme ne kadar varsa sıraladı. Nen derseniz, bi arkadaşıma danıştım ve ona katıldım. Arkadaşım feleğin çemberinden geçmiş bir işinsanı ve isyasetçilerle haşırneşir birisi olduğu için ikna oldum.

Bundan sonra bizim Ahmet içerde temas halide çalışacak ve Suriye’de bir gelime mi var, benim AKP’em bunu yapmazdı deyip susacak. BBP başkanını İsrail’de derdest etmişler gibi bir sorun çıkıp da akabinde İsrail’le anlaşma olursa benim AK partimi karaya çalışyorlar deyip sızlanacak ve ne yapsak diye konuşacak.

Faizleri aşağı çektirip de arkasından enflasyonun düşmesinbin beklerken döviz kurlarının yukarı hamle yaptığını görünce bu partiyi tanıyamıyorum, RTE’nin elinden partiyi kurtamak için gereken neyse yapmak partiyi sevmenin gereği oldu diyecektir.

İçerden darbelerle bu ama a yürüdükçe şenlik çıkacak, süreç hızlanacak ve başa gelen çekilecek.

O halde basına söylenen sorun yok lafı ne içindi diye sorarsanız, sorun çıkarmanın zamaanlaması ve içerden çalışmanın hazırlığı idi derim.

O kadar yalaka medyada sorun yok, çelik gibi AKP’ye uygun bir durum derken ben tam tersini söylüyorum. Halbuki usta olan onlar. Yalnız son on yılda zikzaklarını sıralayan o Pelikan raporu onları anlamaya yeter de artar.

AKP bir dava partisi imiş! O dava onları birleştirirmiş! Geçin bunları… Dincilik ne zaman birleştirici olmuş ki? Muammet öldü, zekat savaşları başladıydı. O zamandan bugüne tarihte Anadolu cumhuriyet devri dışında bu kadar barış dönemi geçirmedi ki biliyoruz, bu dönemde bile ara ara kan akıtıldı.

İslamcılar takiyyecilikte usta idiler Ahmet de takkeyi giymiş de takvayı delip kendini saklamış gibi yapmadı ama bir az olsun gizlenip içede çalışma olanağını korumaya çalıştı. Yalakalar enayi mi? Yok canım. Ben acemi onların bildiğinin çok azını bile bilmem. Onn için bir kaç gün sonra ağıran Ahmet’e ayar çekeceklerini görmeyi beklerim.

Trol basınında gitti ayaklarına, şunula temas kurdu, ola ki Gül gülümsedi ve saire diye haberlerle RTE’nin savunuculuğunu  yapacak çok kişi çıkacaktır. Ürkütürlerse Ahmey hapı yutacak ve onlar Reis’ten ödüller koparacaktır.

İzleyin yem gagalayanları, yem miktarını ve Ahmet’in dışarı taşıp eki dostları kucaklamasını ve kararı siz verin. Üşenmezseniz bir yalaka sayısını, vurgun miktarı tahminini ve ihanetcilerin ihanet ettiklerinin değişme hızını ve değerlendirin. İşte bizim kültürümüzün ürünü budur. Cumhuriyetin eğitim ve öğretim ürünlerinin neler yetiştirdiğini tartın.

Haline bakmadan dünya hakimliğine soyunmaktan çekinmeyip belaya batmalarının nedenini siz görün.

Bakmayın ümmet demelerine, bunlar laik cumhuriyetin yetiştirdiği kuşakların sırtında başımıza çıktılar. Ümmet ne millet ne? Ümmet-i Muhammet dünyasının dertlerine ortak olduk, devamını görmek için mesrur olacağım dedi ya, Ahmet bizim Tayyib’e partinin politikasından saptı demek için hazırlığı yaptı. Arkasından tanımı kalacak Burma veya miyanmar ve oradaki Çinli müslümanlar savunuldu mu yoksa ateş kararı alan BM mi desteklendi diye sıkıntı çıkınca bakın bakalım Ahmetçiler ne yapacaklar? Siz görün.