DAÜ ve YDÜ’lü öğrencilerden açlık grevindeki tutsaklara destek

66

24 Ekim, Çarşamba günü saat 12’de DAÜ Merkezi Derslikler Meydanında buluşan yaklaşık 200 Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) ve Yakındoğu Üniversitesi (YDÜ)  öğrencileri, Türkiye cezaevlerinde sürdürülen açlık grevlerine ilişkin basın açıklaması düzenledi.

Yapılan açıklamada, Çarşamba itibariyle 43. güne girilen açlık grevlerinde, bazı tutuklularda kanama, görme yetisinin kaybı gibi ciddi rahatsızlıkların baş gösterdiğine dikkat çekildi.

Açlık grevlerinin, yalnızca Kürt halkının değil, tüm dünya halklarının 21. yy’ın sistemik krizinden kurtulmasını da amaçladığına dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“21. yy kapitalist sisteminin yarattığı mekanikleşmiş, ruhsuzlaşmış, bencilleşmiş zihniyet yapısı bugün Türkiye’de kendini Kürt halkı üzerinde yoğun bir fiziki, sosyal, kültürel bir soykırım olarak göstermektedir.

Bunların sorumlusu olan AKP hükümetinin bu duruma cevabı ise yalnızca halkın iradesi üzerindeki tecridin daha da ağırlaştırılması, seçilmiş siyasetçilerin, öğrencilerin, akademisyenlerin ve kendisine muhalif olan herkesin terörize edilerek cezaevlerine doldurulması yönünde olmuştur.

Uygulanan baskı ve zulüm politikalarına karşı 12 Eylül tarihinde cezaevlerinde başlatılan süresiz ve dönüşümsüz açlık grevleri bugün itibarı ile 43. gününe girmiştir. 40. gün ile birlikte kritik aşamaya gelen bu süreçte bazı tutsaklarda kanama, görme yetisinin kaybı gibi sağlık sorunları baş göstermiştir.

Onurlu bir barışın sağlanabilmesi için bedenlerini ölüme yatıran tutuklu ve hükümlüler, halkın iradesi üzerindeki tecridin kaldırılarak müzakere yollarının açılması, en temel haklar olan anadilde savunma ve anadilde eğitim haklarının verilmesi uğruna mücadele ediyor.

Açlık grevleri ölümlere dönüşmeden; vicdani, ahlaki, insani, ilkeli siyaset gereği, cezaevlerinden gelen bu çığlığa duyarsız kalmamak bir insanlık görevidir. Ülkeyi şiddet ortamından geri çevirmek ve var olan çatışmaları durdurmak için ortaya konan bu talepleri desteklemek, salt Kürt halkının değil, tüm dünya halklarının 21. yy’ın sistemik krizinden kurtulmasını da amaçlaması bakımından evrenseldir.

Bu anlamda kendisini devrimci, sosyalist, demokrat olarak tanımlayan herkese çağrımızdır: Cezaevlerindeki bu sese kulak verelim, seslerine ses olalım!”