Çağdaş devletlerde ayrımcılığa karşı mücadele araçları – Alpay Durduran

86

durduran2Son zamanlarda siyasi ayrıma yani partizanlığa ek olarak diğer ayrımcılık yapılan konular gündeme geldi. Tabii siyah ve çingenelere yapılanlar da bilinir ama üzerinde durulmazdı. Engellilere yapılanlar da esefle anılır ama önlemler alınmadığı için engelli engellenmiş olarak kalırdı.

Meclis gibi halkı çeşitli kesimlerini temsil eden bir en yetkili organın avlusundan taşan ve yola gelen geçeni tehdit eden dikenli ağaç dalları bile görmezlerin yaralanmasına neden oldurdu. Ancak uyarılar olmadan budama yapılmazdı.

Bunlara cinsiyet ayrımları için uyanıklık eklendi. Kadınlarımız yalnız kendilerine yapılan ayrımcılığa dikkati çekmekle kalmadılar diğer konuları da gündeme getirdiler.

Lakin ayrımcılığı yasaklamak yetmez, zaten yasaktır. Anayasamızda yasaklanmıştır; yani yasa yapıp geliştirmek, tüzük ve yönetmelikler ve genelgelerle görev ve yetkileri düzenlemek olasıdır. Gene de bunu başaracak araçları öğrenmek gereklidir. Onun için ayrımcılıkla mücadele edip mesafe kat eden Amerika’da geliştirilen araçları öğrenmek gerek ki devlet gücüyle ayrımın kalkması için çaba gösterilebilsin. Buna (affirmative action) pozitif ayrımcılık da denir ve çevre şahadeti ile suç ispatı usulü ile desteklenir.

Pozitif ayrımcılık ayrımın tersidir. Örneğin bir işyeri yeni personel alacağında iş yasasına göre ayrım yapmamak ve seçimini sadece işle ilgili konulara dayanarak yapmak zorundadır. Bizim iş yasasında da öyledir. Ancak bu yasanın ilgili maddesini kullanarak ayrımcılık yapıldığını iddia eden tek bir dava açılmamış ve tek bir kişi suçlanmamış ve cezalandırılmamıştır. Ortada ayrımcılık yapıldığına bu kadar inanç varken kimsenin dava açmaması açıkça mahkemelerden çare aramaktan vazgeçildiğini gösterir. İnsanımız ayrımcılığa karşı var olan önlemlerin manasız olduğunu kabul etmiştir.

İngiltere’de balıkçı restoranda bir tezgahtar isterseniz ve gelen kadın olunca onu başınızdan savarsanız size dava açar ve cezasını çekersiniz. Çünkü orada ilk başvuru mahkemesi tribünal denilen hemen davayı gören bir yerdir. Yani yıllarca beklemezsiniz. Sonra başvurmak için kadın olmanız yeter. Çünkü şikâyetiniz kadın olduğunuz için işe alınmamaktır. Artık işveren sizin o işi yapmaya ehil olmadığınızı kanıtlamak zorundadır. Yoksa mahkûm olur. Sistem size acele bir çözüm sağlar.

Bizim sistemde derdinizi anlatamazsınız. Ben bu işvereni tanımam, neden ona iftira edeyim, beni işe almaması için kadınlığımdan başka bir neden ortada yok deseniz, kadınlığınızdan başka ispat edebileceğiniz bir şey yoktur. Sizi sıraya koyup da yıllar sonra davanızı dinleyecek bir hâkimle yüz yüze gelmeyi başarsanız da hâkim size ispat edin der ve kaybedersiniz. Hem de avukat tutup masraf yapsanız da avukatınızın hâkimle beraber sizi davadan vazgeçirmeye çalıştığını görürsünüz. Onun için buna çare aramak gerek ama yasa hazırlayacak olanlar sadece ayrım yasaktır der ve orada kalır.

Yasa hazırlama bir meslek konusudur. İçimizde bunu öğrenen veya öğrenmeye çalışanı hiç duymadım. Bir mebus adayına kitabımı verdim ama kim olduğunu da unuttum; çünkü hiç ilgilenen birini görmedim.

Ancak dava konusu olmayan konularda da ayrımcılıkla savaş verilir. Yasa ile savaş kapısı Amerika’da bütün özel ve resmi kuruluşların bünyelerinde ve işlemlerinde bölgesinin renklerini temsil zorunluluğu getirilmiştir. Bunu yasalaştıran çağdaş idareye layık bir şekilde kimin izleyeceğini ve nasıl yaptırım uygulayacağının provasını yapmıştır. Ezbere yasa yapmaz ve ben yasayı yapayım da uygulayan bulunur demez. Uygulanamayan yasa yapmamaya çalışır.

Amerika’da bunu yapan idare Bank of Amerika’nın yedi yılını izledi ve kredi verdiği kişilerin cinsiyetinin istatistiğini tuttu. Gördü ki kredi için başvuran kadınların kredi alanlarının oranı erkeklerden çok fazladır ve ona iki yüz milyondan fazla para cezası kesti. Bu vesile ile birkaç milyon lira ile cezalandırılan ırk ayrımı yapan bankaların da haberini eklediler ve Kıbrıs’ta bunu öğrenmiş oldum.

Yönetimlerde de kuruluşlar ırk dağılımını da temsil edecek şekilde seçim ve atamaları yapmak zorundadırlar ve yaptırım için peşlerinde olan memurlar vardır. O memurların başarılı görünüp prim almaları ve terfi zamanı geldiğinde terfi etmeleri o bölgedeki durumun incelenmesine ve ihlaller varsa yakalamış olmalarına bağlıdır.

Tabii sadece ihbar etmek değil iddiasını kanıtlamak da memurların görevidir.

Bu usulleri bilmez miyiz? Biliriz. Polise bu mahallede şu kadar trafik ihlali olur o kadar suçlu yakalamazsanız görev yapmadığınızı düşüneceğiz denir. Bazılarımız bunu gaddarlık olarak görür veya para kazanmak maksadıyla maliyenin veya belediyenin dalaveresi diye kabul eder. Amma çağdaş bir devlette polis mahkemeye gidip davasını ispat etmekle mükelleftir. Bizde yargıç sizi kapıdan def eder ve polisi davasını ispat etmeye çalışmaz. Çünkü sabit para cezasını davadan kurtulmak için fırsat olarak kullanır yargıçlarımızın çoğu…

Çıkın yüksek bir binaya ve kentlerimizin haline bakın. Her tarafta yasak yere park edenler, savrulmuş eşyalar, pislikler, apartman yanlarından gelen kokular ve saçma sapan tabelalar her tarafın geri kalmış bir toplumun kanıtı olarak gözünüze batar.  Sorumluların ise mazeretleri vardır ve enkaz edebiyatı ile kendilerini acındırmağa çalışırlar. Lüks izleriyle yan yana rezalet kültür seviyemizi kanıtlar.

Çevre bize ne olduğumuzu gösterir ama çevre şahadetini kanıt olarak kullanma hakkımız yoktur.