Bütçe meclise – Alpay Durduran

145

durduran2Bütçe meclise bir zamanların alaguduru harcamalarını ve kayırmacılığı önlemek ve doğal olarak siyasi hesaplaşma için önemli olduğu için sloganı olmuş ve uzun zaman kavga edilmiş bir konu idi. Kurucu meclis kurulduktan sonra da kavga yeni gelen aralarında benim de bulunduğum üyelerle sürdürülmüştü. Sonda muradımıza ulaşmış ve bütçe meclise inmişti.

İnmişti diyorum çünkü hükümet esastı. Meclis teferruattı. Bakanları devlet başkanı olan Denktaş atardı ama onların da üstünde bayraktar vardı.

Denktaş Kıbrıslı Türkleri denetim altında tutmayı becerip isyana kalkmamalarını sağlayabildiği sürece Türkiye Kıbrıs’ta istediğini uygulatabileceği için işleri Bayraktar ile uyum içinde götürürdü. Paranın kaynağı Türkiye olduğu için şimdi olduğu gibi çok çalma çırpma olmasın diye gözetim yapamaya çalışırdı. Ancak iyi kötü bir idari yapı da korunduğu için aynen şimdi olduğu gibi hamhum olursa da durumu sürtüşmeleri bastırarak idare edip giderlerdi. Araç olarak da başkanlık rejiminin temel yapısı olan bütçe yoluyla denetleme yetkisi vererek meclis işe karışmasın diye hükümetin bütçeyi yapması usulünü getirmişlerdi. Bakanlar kuruluna da elçilikten bir görevli katılırdı. Sistem öyle işlerdi.

Muhaliflerin bazıları bayraktarlığın desteğiyle Kıbrıs usulü sövme saymalı eleştiriler yapardı. Onların tehditleriyle hamhum sınırlanır ve halk da muhalefet var denetleme var sanır ve uslu dururdu.

Bütçe meclise gelince üyeler yani mebuslar bütçenin ne olduğunu öğrenmeye ve öğretmeye çalıştılar. Ancak başkanlık rejimi dolayısıyla bakanları hesaba çekemeyeceklerini sandıkları için ileri gidemediler. Önlerine geçmiş Kıbrıs hükümeti deneyimiyle eski memurların bütçe yasasının görüşülmesinde neler gerektiği hakkında bir şeyler bildiklerini gösteren bilgiler konulmaya başlamıştı. Ancak bunlardan ne elde edileceğini bilemeyerek sade eleştirilerde kullandılar. Mebusların isteklerine yanıt vermeyen, sorularını yanıtlamayan memurlar ve bakanlar için ellerinde yaptırım gücü yoktu. Onun için muhalefet veya serbest hareket edebilen muvafıklar işe yaramadılar.

Arkasından yeni anayasa ile parlamenter sisteme geçiş istekleri baskın çıktı. Çünkü hükümet meclisin güvenoyuna tabi olursa meclis sözünü geçirir beklentisi vardı. Ancak bu da işe yaramadı. Çünkü güçlü başkan cumhurbaşkanı olsa da fark etmedi. Bu kez siyasi parti ile meclisi denetleme olanağı elde etmişti.

Ta ki UBP ile kavgası çok fazla olsun Denktaş ülkeyi başkanlık rejimine benzer şekilde yönetti. Anayasa başka şeyler söylese de o bildiğini okudu. UBP de peşinden sürüklendi.

Bütçe yapma yetkisi işlev kanamadı. Çünkü hukukun arkasında güç yoktu. Anayasa mahkemesi bile kuvvetler ayrılığı ilkesini gerçekleştirmek için devreye sokulamadı.

Meclis hem başkanlık hem parlamenter rejimde parayı denetlemek için kurulmuş ve ortaya çıkmış olmanın gereğini yapamadı.

Çağdaş devlet demokratikliğini başta meclisin parayı denetleyebilmesiyle elde eder. Yürütme denetlenemiyorsa parayla kendini seçtirmenin yolunu bulabilmekte, halktan aldığı parayla halkın uyanıklarını besleyip tümünün değilse bile çoğunun oylarını almayı becerebilmektedir. Tarih bunu kanıtlamıştır.

Şimdi meclise bakınca ileri değil geriye gittiğimizi görürüz. Her yıl meclise kamu daire ve kurumlarının başındakiler daha az bilgi vermeye başladılar. Parlamenter rejim olacak da güvenoyu tehdidiyle hükümet denetlenebilecek umudu işe yaramadı. Türkiye faktörü ortadan kalkmadı, bakanlar partilerinin tam desteğini alabildiler ve meclistekileri hiçe sayıp bilgi verme sorumluluklarını bile yerine getirmediler. Milletvekili kendi yetkilerini arttırıp bilgi vermeyeni tepelemeye yetecek güç istemediler.

Bütçe sunulduğunda kalem kalem görüşülür. Önlerinde tasarı vardır. Ancak meclis tasarıda ne var, ne anlıyorum diye uğraşacağına on da ver, sağlığa daha çok para ayır gibi halka hoş geleceğini sandığı konuşmalar yapar. Genel konuları da eleştirir.  Ancak Türkiye’den su getirme gibi dev bir projenin nasıl kararlaştırıldığını, suyun nerelerde kullanılacağını ve kaça satılabileceğini bütçe anlatmaz. Mebuslar da doğal karşılarlar.

Bir zamanlar tasarıda cezaevinde kaç mahkûm için kişi başına kaç para öngörüldüğü bile yazılırdı, şimdi bilgi vermek önemsenmediği için ve bilgi almak için de çaba olmadığı için böyle maddeler de ortadan kalktı.

Tarımda yeni bir tür ekimi için proje sunuldu ve destek verilecek ama bütçede yok ve mebus bunu eleştirdiği halde neden yok diye sormayacak. TC yardımları bütçesi ayrı bir tablo ile meclise sunulur ama cami yapımı orada gösterilmiş olsa da mebuslar bütçeyi onaylarken farkında değilmiş gibi hareket ederler. Sonra bunlar da nereden çıktı diye konuşanlar olur.

Yani zaman içinde bilgi verilemese daha iyi olur; oy versek de bizi bağlamaz deme hakkı elde ettiklerini sanırlar.

Alışma diye slogan var. Bunlar alıştı.

Yeniler de bunu doğal yani adetten sayar oldular.

Meclis içtüzüğü yani milletvekiline yetki ve görev veren yasa için değişiklik istekleri dile getirilir ama yaptıkları ve tasarı veya öneri olarak ortaya koyduklarında kendi kendilerine yetki istemedikleri görülür.

Bütçe bir kez onaylanır sonra unutulur. Maliye yıllık bütçe uygulamasını rapor ile meclise yollar ve ekinde Sayıştay’ın kesin hesap raporu da kesin hesap yasası ile sunulur. Bu yasa tasarısı işleyen meclisler için o kadar önemlidir ki anayasaya madde konulmuştur. Ona göre altı ayda görüşülüp onaylanmış olmalıdır. Onaylanmazsa vay hükümetin başına geleceklere değil mi? Ne yazık ki öyle değil. Muhalefet dibine darı ekip açıklarını, yetkisiz harcamaları ve usulsüzlükleri ele alıp hükümetin tozunu attıracağına susar. Görmek bile istemez.

Mademki halka yolsuzluk, suiistimal ve vurgu var dediğinde “sen ne halt ediyorsun da Sayıştay raporlarının gereğini yaptırtmak için savaşmıyorsun?” diyen bir medya yok, duyan bir halk yok bu iş böyle gider.

Komite bütçeyi ele almaya başladı. Henüz elde etmedim ve ne dediklerini bilmiyorum ama 386 milyon açık olacakmış. Bu açığı nasıl kapatacaklarını tasarıda izah ediyorlar mı? Bunu izah edemedikten sonra mebus nasıl onay verecek? Sen orada niye oturuyorsun? Bütçede nelerin olmasını istersen yasasına koydurmak senin yetkindedir. Ne bekliyorsun?

Sana geçmiş bütçe uygulamasının ay ay ve üçer aylık raporları geldi mi? Nasıl kıyaslayacaksın? Soracak mısın? Zamanında gelmeyen raporların gelmemesindeki suçun nedenini ve sorumlusunu komiteye getirtip soruşturacak mısın?

İktidar partililerinin siz nasıl mebus oluğunuzu unutursunuz(?) kendinize saygınız yok mu(?) sorularına yanıt vermesini  isteyecek misiniz?