BU KEZ DE Kİ-MOON TOKATLIYOR

78

Yeniçağ: Sonunda beklenen gerçekleşti ve BM genel sekreteri Ki-moon Ban iki kavgacı tarafı BM genel merkezi olan New York’a davet etti. Günlerce basın ve yayında izlenen cevherlerle tahminlere konu olan Ki-moon’un niyeti gizli ve saklı değildi. Mademki ilerleme yoktu BM onlara çok kez açıkladığı Kıbrıs’tan çekilme planlarını uygulamaya geçmenin zamanı gelip gelmediğini değerlendirecekti. Onları çağırıp ilerleme umudu olup olmadığını anlamaya çalışacaktı. Tabii bu arada dünyaya da Kıbrıslılara da durumu anlatacaktı. Nitekim öyle yaptı.

Ancak basına bakarsanız işler hala anlaşılmış değildir. Ünlü isimler ortaya çıkarılıp üstün fikirlerini almaya devam ediyorlar. Amma BM çekilirse bu yalancılar dünyasında olduğu kadar iyi ilişkileri sürdürmek ve sınır olaylarını denetim altında tutmak mümkün olacak mı diye düşünen olmadı. Bundan sonra görüşmelere devam etmek mi ya da sonrasında kopan görüşmelerin yerine iki ayrı devleti ikame etmek mi gelecek? Yoksa Türkiye’nin valisini karşılama törenlerine fedakârlıklarıyla imkân veren büyük liderlerimizi sağcı solcu ayırt etmeden davet etmek için liste kavgasını başlatmak mı gerekecek? Bunları kim nasıl istiyor ve nasıl olacak?

Kimsenin karnı ağrımıyor ki hakkında konuşulmuyor.

Eskiden milli diye bir dava ve politika kabul etmeyen muhalefet vardı. Şimdi ise oy birliği ile heyetler kurup ziyaretlere gitmek, BM karşısında milli tarafı kayırmak ve sonunda Milli Değer ve Semboller icat etme devri başladı. Onun için muhalefet de Ban’ın liderinin ve Türkiye fırçaladığını yıllardır dünya ile yalanlarıyla alay ettiğini görmedi. Hem de gidişatı bildikleri halde.

Şimdi zaman BM’nin Kıbrıs sorunundaki görevini değiştirmesine yani Kıbrıs’ı terk etmesine izin vermemek için Ocak’a kadar gelişme sağlanmasına katkıda bulunmak veya BM gittikten sonra olacakları düşünüp uyarıda bulunmaktır. Yani uyarıp başkalarının devreye girmesine karşı ne yapılmalı, ayrı devlet tanınmayacaktır denildiğine göre ayrı devlet yoksa ne olacak diye yorumlamalı, ya da iş zamana kaldığına göre bu arada Kıbrıs’ta bir daha çözüm olmasına olanak vermeyecek şekilde nüfus yapısının değişmesinin nasıl engelleneceğini anlatmalıdırlar. Amma ağzını açan yok.

Kim ne derse desin bazılarının ve başbakanın ağzından kaçırdığı gibi zamanı gelmedi ama yakında Hatay olmanın yolu açılacak diye ummaktadırlar. Halkın ne dediği de umurlarında değildir. Çünkü seçimlerde oy verirken seçilme şansı olduğuna inanılan partilerin hiç birinin Hatay olmaya karar verilmesi halinde engel olmaya kalkacağına inanmıyor. Yani istese de istemese de Hatay olunacaktır diye bilmekte ve oy verme sırasında bu faktör olarak düşünülmemektedir.

Amma halk Hatay olma fikrinden dehşete düşmektedir. Elinden geleceğine inandığı takdirde fiilen önlemeye kalkacaktır. Amma aklı sonradan başına gelecek ve daha sonra karşı çıkacaktır.

Kıbrıslının bu aşamada dahi sorunun devam etmesinde menfaati vardır çünkü şu anda Hatay olma tehlikesi dışında sadece bekleme şansı vardır. Hatay olmayı kabul edenler ellerini ovuştururken sorunun hala canlı olmasından da Hatay olmayı nefretle karşılayanlar ellerini ovuşturuyorlar. Hala bir Kıbrıs Türkü varsa Kıbrıs sorunu gündemde olduğu için vardır yoksa Kıbrıs sorunundan bıkıldığı anda Türkiye burayı yutacak ve KKTC diyenler şaşırma fırsatı bile bulmayıp kim Hatay olmaya hizmet etti diye aralarında yarış yapmaya başlayacakladır.

Denktaş’a Hatay cumhurbaşkanına yapılan itibar elbette gösterilecektir çünkü sırada kim bilir nerelerinin olduğunu umacaklar çıkacaklardır. Nahcivan?

BM genel sekreteri Güvenlik Konseyi’nin tanınmayı yasaklayan kararını hatırlamamış olması olası değil ama nihayeti o da bir memurdur. Hatırlamamış olsa ona Başpiskopos Hrisostomos hatırlatmış ve Hristofias’ı sıkıştırmaması için ona yalnız KKTC’yi tanınmayın  kararını değil BM’nin ilke ve değerlerini de hatırlatmıştı; onun için sadece ilerleme olmadı değil kim ilerlemeye mani oldu değerlendirmesini bekleyenler çok idi. Olmadı. İkisine birden fırça çekti. Yürüyün dedi. Gerisini de diğer mesajlarıyla beraber alıp değerlendirenler BM genel sekreterliğinin taraflara artık pes edeceğini hatırlattığına inandılar. Haberlere göre yemek ve ardından uzun görüşme esnasında artık BM askerlerinin çekilmesine hazırlanıldığı gündeme geldi.

Çeşitli gözlemciler de bu konuda hemfikirdir. Kıbrıs sorunu artık taraflara bırakılacak ve Kıbrıs sorunun çözümü beklenileceğine başka sorunlara etkisinin kabul edilmeyeceği ileri sürülerek baskılar Kıbrıs sorunu çözülmedi diye takınılan ve yabancılara sorun çıkaran hususlar ayrı olarak ele alınmaya çalışılacak.

Yani, NATO’yla ilişki kurulması çabalarında Kıbrıs’ı veto eden Türkiye’ye Kıbrıs sorununu karıştırma diyecekler, Türkiye ile AB askeri işlerine sıra geldiğinde de Kıbrıs’a Kıbrıs sorununu karıştırma ihtarını yapacaklar. Ayni zamanda Kıbrıs’a Kuzey ile ticaret konusunda AB’nin menfaatlerini değil diğer 26 ülkenin zararına bencil menfaatlerini düşündüğü için mahkemeye vermeye bile kalkabilecekler.

Her halde Kıbrıs Türk yönetimi tanınmamış ülke olarak daha uzun bir periyoda girecek ve yerlilerin aleyhine olan bugünkü defakto durum Kıbrıs karakterini silip götürecek. İnsanlarını seven varsa ve Ada’dan bir parçayı Türkiye’ye vermekten başka bir amacı olmayanlardan değilse bunu tartışma ve çözümün tamamen olanaksızlaşıp Rumları daha iyisi toprak versinler biz de ayrı devleti onaylayalım noktasına gelmesini önleme önerileri ve kavgası başlatmalıdır.

Durum tehlikeli ama umutsuz değil gibi görünmektedir. Çünkü emekli dışişleri bakanı Jack Straw artık ayrılma görüşülmeli derken henüz emekliye ayrılmayan İngiliz milletvekilleri ve David Hannay yeniden birleşme yani çözüm konusunda taleplerini İngiliz hükümetine duyuruyorlardı. AB de çözümü Türkiye’nin üyeliği için önşart olarak hatırlatıyor ve Kuzey’in de AB ülkesi olduğunu orada yaşayan Kıbrıslı Türklerin de AB yurttaşı olduğunu yineliyor ve onlara daha fazla dikkat gösterileceği vurgulanıyordu.

Türkiye de durumun farkında ki ne Kıbrıs’tan ne de AB’den vazgeçmeyeceğini tekrarlıyor ve Kıbrıs sorununu üyeliğini içine sindiremeyen Fransa gibi ülkelerin ön koşul haline getirdiğini ve mazeret olarak kullandığını iddia ediyor.

Bunların hepsi BM gitti diye Kıbrıs’ta sorunun çözümü için neden kalmayacağını sanan ve Tayvan’a bile razı olmayıp Hatay olmaya heves edenlere inat Kıbrıs sorunun devam edeceğini her taşın altından çözüm isteğinin çıkacağını kanıtlıyor. Kıbrıslıları eritmekle Hatay fethini-iltihakını gerçekleştirmenin daha bir süre bekleyeceğini anlatıyor.

Genişleme raporunda Ki-Moon yeni misyonu anlattı

BM VEDA HAVASINA GİRDİ

BM son dönem Kıbrıs’la ilgili gelişme raporunu hazırlayıp BM Güvenlik konseyi üyelerine dağıttı. Raporda Kıbrıs’taki ilgililerin, el birliği ile, BM’ye yılsonuna kadar çözüm bulmak için var güçleri ile çalışacaklarını ve çözüm için umutlu olduklarını söyledikleri anlatıldı. Tabii ilgililer olarak da hem Yunanistan hem de Türkiye işin içinde gösterildi. Gelişmelerin sonuç bölümünde de ilgililerin sözlerinin gereğini yapmadığını ve gelişme kaydetmediklerini anlatan raporda nedenlerin biri olarak da Türk tarafının mülkiyet konusunda ilerleme sağlayabilmek için Rum tarafının iki bölge konusunun gündeme alınması önerisini reddetmesi gösterildi.

Yeşilirmak (Limnidi) kapısının açılmasının da önemli ve yararlı bir gelişme olarak ele alındığı görülen raporda esas olarak liderlerin çözüm fikrini ve şeklini halka anlatmamaları ve halk desteğini almaya çalışmamaları irdelendi. YKP’nin sık sık işaret ettiği gibi halk bir birinden korkutulurken bir çözümü desteklemesinin beklenemeyeceğini onun için liderlerin inisiyatif alıp kararlarını vermelerinin ve halka bunun yararlarını anlatıp desteklerini istemenin esas olduğunu ama bunun yapılmadığını içerdi. Bir taraftan halka dalkavukluk yaparken ve tabii milli birlik ve beraberlik nutukları ile gerçek gelişmeleri ve amacı tam anlatmazken ilerleme beklenemeyeceği raporda yer buldu.

BM’nin görevleri arasında Güvenlik Konseyi kararlarından alıntılar yapılarak hatırlatılan halkın desteği ve sivil toplum örgütlerinin çözüme katılmalarının sağlanması bulunmaktadır ve buy raporda yer aldı. Buna göre BM çözümü ilerletme yönünde bir fiil sivil toplumla işbirliği yapacak ve bizim şaklabanları yabancı müdahale var diye bağırtacak.

Ocak ayında liderleri gene bu kez Cenevre’de toplantıya çağıran Genel Sekreter bu da olmazsa BM Kıbrıs’taki misyonunu gözden geçirecek ve onlara anlatacak. Daha önce de BM karargâhından siyasilere üç kez anlatılan yeni misyona göre ya hiç asker kalmayacak ya da çok küçük bir birlik kalacak, onun dışındaki işleri sivil bir ekip idare edecek. Çünkü BM bundan sonra liderlerin işlerine karışmayı bırakıyor ve Kıbrıslı bir çözüm bulunmasını destekliyor. Tabii Kıbrıslı deyince en büyük Kıbrıslı Cemil Çiçek başka büyük yok diyenlere çözümü terk ediyor.

Halkın çözüm umudunu yitirmesini liderlere çözüm için destek olmak istememesine yani çözüme karşı olduğuna dair düşünceleri paylaşmayan rapor bunun sorumluluğunu halka gelişmeler ve gereklilikler hakkında bilgi vermeyen liderleri sorumlu tuttu. Tavizler koparmak için karşı tarafa saldıran liderlerin halkı bıktırıp çözümden uzaklaştırmasının beklenen bir şey olduğunu dile getiren rapor bu tutumdan vazgeçmelerini ve dostça davranışlar için girilmesini öğütledi.

Sonuçta BM taraflara son bir uyarı yaptı ve bundan sonra gelişme olmazsa Kıbrıs’ta görevini bırakacağını ya da minimuma düşüreceğini ve bunu da Ocak’ta yapacağı görüşmede liderlere anlatacağını rapor etti.