BOKSÖRLER GENE DE DÖVÜŞTÜ – Alpay Durduran

107

Kime niyet kime nispet!  Ülkede faşist kafalar yetiştirmenin nereye kadar uzanacağı hiç belli olmaz. Birileri hükümetin üstündeki güçlerden biri haline gelen kumar patronları ile dalaşmak her halde istememiştir. Amma gelin görün ki kendi denetimleri dışında satranç karşılaşmaları düzenlemek isteyenlere engel olmak isteyen faşistler veya faşist olduğunu bile bilmeyen gafil ajanlar devletin denetiminde ve desteğinde kurulacak olan spor federasyonları yasasının kurallarını ileri sürdüler ve o yasadaki mekanizmaların kullanılmaması halinde satranç dahi olsa turnua düzenleyemeyeceklerini bildirdilerdi.

Bu tuhaf anlayışı bu kez Cratos yani hükümet anlamına da gelen kumarhane ve otel sahibi birisine engel oldu. Olabilir mi? Engel derhal kalkmalıydı ve kalktı. Sıra ona gelince satranç düzenlemek isteyenlerin dediği gibi bunun milli bir iş olmadığı hükümetten de bir şey beklediklerinin olmadığı iddiasını bu kez reddedemediler ve izin verildi.

Şimdi merak ederim o satranç yarışması düzenlemek isteyenlere müdahale eden faşist kafalılar utandılar mı? Düzenlemek isteyenler şimdi ne düşünürler?

Öyle insanlarımız vardır ki faşist olmaları gerekmez. Onlar faşistlerin ne düşünebileceklerini düşünüp faşistten faşist davranırlar. Yoksa bir insanın aklına bir gurubun toplanıp kendi aralarında bir yarışma düzenlemesine devletin karışma hakkı olacağını nasıl düşünür? Normal bir ülkede bu insanın aklına gelmez ve tabii böyle bir yasa olup olmayacağı da gelmez. Onun için yasa da aramaz. Bir yasa varsa onu ne için çıkarmış olabileceklerini düşünüp ona göre uygular.

Yasada yarışma yapmak için kurallar konulmuşsa bu kurallara uymayan birisi yarışma düzenleyemez diye yorumlamak için insanın devletle kafayı bozması gerek. Yasaları bu faşist kafalılar o kadar yasaklayıcı yaptılar ki devamında suç icat edilip de ceza konulmayan kalmayacakmış gibidir ama istediklerinde gene de yasaklayacakları şeylerin tanımını yapamazlar ve bir çok suç, suç olmaktan çıkar çünkü gereğini yapmazlar.

Bizim için bunlar önemlidir. Çünkü biz yeni yurttaş kumarhane baronları değiliz. Bize kılıçları işler. Şimdi siz olsaydınız ne olacaktı? Getirdiğiniz müsabıklar geri gideceklerdi. Yani birbirlerini dövemeyeceklerdi. Derseniz, iyi de olurdu. Size derim ki bizim idarenin ne memen  olduğunu bize anlatmakla iyi bir şey yapmıştır.

Esas sorun ise insanın özgür, bağımsız ve dokunulmaz olarak haklarla doğduğunu ve insan haklarının doğumdan geldiğini anlamamaktır. Bizim zavallı ahalimize İngiliz döneminde bile böyle muamele yapılmadı. İnsan haklarımız ya kısıtlanmadıysa mutlaka sınırlanmamıştı onun için kısıtlı olmadığında dilediğimiz yapma duygumuz vardı ve ifade ederdik. Şimdi ise çoğumuz da asimile olduğu için haklarımızı yasaların vermesini beklemeye başladık. Yarışma yapacaksak acaba bize devlet izin verdi mi diye bakmaya zorlanıyoruz. Ne karışıyorsun be diyemiyoruz. Karışma be diyene başka bir Kıbrıslı yasa izin vermez demeden yasaya bakmadan dur denildiği için karışma be diyenler de azalmaya başladı.

Nasıl olur da birimize bu devletin uşakları insan hakları ihlalinde bulunur da birileri dur diyemez ve sonra kalkarlar sorumluları gene seçerler. Emin olun insan hakkı kısıtlanan satranç meraklısı insanlarımızın arasından bile bu kafadakilere oy verilmiştir.

Sedar’ın haline bakın. Biz bunlar nüfusu saymıyorlar Türkiye’yi bekliyorlar dediğimizde bize övünerek biz yaptık, ilk defa, dedilerdi. Şimdi ise Türkiye siz yapamazsınız demiş ve o yapmış diyor. Serdar’ı tanıdık onun için sorun etmiyoruz ama sayımın burada yapıldığını söyleyip övünenler bu kadar aleni bir yalanı bu kadar zaman nasıl sakladılar? Bu sorundur ve yalan söylenmeme hakkımızı yani iyi idare sahibi olma hakkımızı temelden ihlal ettiler ve bizden yüz civarında kişi bildiği halde sustu. Hatta bazıları yalanı saklama suçuna iştirak etti.

Boksörler gene de dövüştü.