BM Din ve İnanç Özgürlüğüyle ilgili Özel Raportöründen kuzeye ağır suçlama

118

(KHA) Birleşmiş Milletlerin  Heiner Bielefeldt’in raporunda, Kıbrıs sorununun dini farklılıklardan kaynaklanmadığı belirtildi.

29 Mart-5 Nisan 2012 tarihlerinde Kıbrıs’ı ziyaret eden Bielefeldt’in hazırladığı raporda açıklandı.

(Raporun tamamı haberin sonunda mevcut)

Yapılan basın açıklamasında, “Kıbrıs Cumhuriyeti, temel insan hakları, dini ve inanç özgürlüklerine tam olarak saygı gösterdiğini yeniden teyit ediyor. Kıbrıs Cumhuriyeti Özel Raportörün ‘Kıbrıs sorunu dini farklılıklardan kaynaklanmıyor’ şeklindeki gözlemine, daha da güçlendirilmesi gereken Kültürel Mirasla ilgili İki Toplumlu Teknik Komite’nin övgüye değer çalışmasına desteğine katılıyor” denildi.

 

Kuzey

Raporda, Kıbrıslı Türklerin dini kimliklerine yönelik yasadışı kolonileştirme baskısından, işgal bölgelerinde zorla dini eğitim yapılmasından özellikle bahsediliyor.

Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgelerine yerleşiklerin gelmesi, Cenevre Antlaşmasının 4.maddesini ihlal ettiği ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Roma Statüsü’ne göre savaş suçu olduğu belirtiliyor.

Bu bakımdan, Kıbrıs Cumhuriyetinin Özel Raportörün din özgürlüğünün vatandaşlığa dayanmaması ile ilgili genel yaklaşımına katılmasına rağmen, yasadışı yerleşiklerin sorununun gözden kaçırılamaz veya küçültülemez bir özellik olduğu vurgulanıyor.

Raporda ayrıca, işgal bölgelerinde yasadışı rejiminin Kıbrıslı Türklerin dini kimliğine etkisinden ve Türk işgali altındaki bölgelerde zorunlu din derslerinin empoze edilmesinden bahsediliyor.

Bununla birlikte, Türk işgali altındaki Kıbrıs’ta baskıcı rejimin askerlik hizmetine karşı vicdani ret hakkını kabul etmemesi de vurgulanıyor.

Özel Raportörün gezdiği Kıbrıs’ın Türk işgali altındaki kuzeyinde mahsur bulunan Kıbrıslı Rumların dini özgürlükleriyle ilgili olarak da raporda, dini anıtlara ve mezarlıklara uygulanan vandalizm, sınırlı sayıda papaz olması, Kıbrıs’ın Türk işgali altındaki bölgede bulunan sözde ‘polis’in, dini ibadet sırasında fotoğraf çekilmesine değiniliyor.

Özel Raportör raporunda, Lahey’de 1954’e kabul edilen Silahlı Çatışma Durumunda Kültürel Mülkün Korunması Anlaşması ve 1975 (paragraf 47) Üçüncü Viyana Anlaşması’nda yer alan dini özgürlük ve temel insan haklarına saygı gösterilmesi çağrısında bulunuyor.

Özel Raportörün ziyaret ettiği Türk işgali altında bulunan bölgelerde yaşayan Kıbrıslı Rumların din özgürlüğü ile ilgili olarak, söz konusu raporda, diğer konuların yanı sıra, dini anıt ve mezarlıklara yönelik vandallık, rahiplerin sınırlı sayısı, din faaliyetleri sırasında sözde polisin yarattığı yıldırmalardan söz ediliyor.

Aynı zamanda, raporda Karpaz Piskoposu’nun 2012 yılının Ocak ayından itibaren kara listeye alınmasının kabul edilemez olduğundan bahsediliyor.

Bununla birlikte, Özel Raportörün işgal rejiminin dini liderlerin gereksiz kısıtlamalar yer almadan, kendi topluluklarını ziyaret etme hakkına saygı göstermeleri çağrısında bulunduğu belirtiliyor.

Maronitlerin dini mekânlarından da söz eden Bielefeldt, askeri bölgelerde bulundukları için  bu mekanlara düzenli erişimin olmadığına işaret ediyor  ve mezarlıklarının kötü durumuna dikkat çekiyor.

Özel Raportör ayrıca, ziyaret ettiği Alevkayası bölgesinde bulunan Ermeni Manastırı’nın çok kötü durumda olduğunu belirtiyor ve yakın zamanda restore edilen Türk işgali altına bulunan Lefkoşa’daki Ermeni Kilisesinin Ermeniler tarafından gelecekte kullanılmasını öneriyor.

Aynı zamanda, Bielefeldt sözde polisin Kıbrıs’ın Türk işgali altındaki bölgelerde dini gruplara uyguladığı yakın gözetimi doğrulayarak kendisinin Maronitler ile bir toplantı yaptığında bir sivil giyimli “polis” tarafından izlendiğine işaret ediyor.

 

Güney

Heiner Bielefeldt raporunda, ‘fiili yetkililerin’ Kıbrıslı Rum dini liderlerinin uygun olmayan sınırlamalar olmadan toplumlarını ziyaret etme haklarına saygı gösterilmesini tavsiye ediyor.

Hükümet kontrolü altındaki adanın güneyinde Müslümanların ibadet yerleriyle ilgili olarak da, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bütün ibadet yerleri, mezarlıklar gibi yerleri sistemli bir şekilde tamir ettiği belirtiliyor.

Basın açıklamasında, Hükümetin Özel Raportörün dini özgürlüklerin ‘vatandaşlıklara’ bağlı olmasına yönelik genel yakınlaşması görüşünü desteklediği, yasadışı kolonileşmenin gözden kaçırılmayacak veya küçümsenemeyecek ciddi bir özelliği olduğuna inandığı ifade ediliyor.

Özel Raportörün raporunun ve tavsiyelerinin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yetkililerince ayrıntılı değerlendirileceği de açıklamada kaydediliyor.

Rapordaki Hükümetin kontrolü altında olan bölgelerdeki Müslüman mekânlarından referanslar ile ilgili olarak, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kontrolü altında olan bölgelerdeki ve mezarlık ve tüm ibadet yerlerini sistematik bir şekilde restore etmesinin vurgulanması gerektiği de belirleniyor.

Aynı zamanda, Kıbrıs Cumhuriyetinin tamamen Kıbrıslı Türklerin dini haklarına saygı göstererek Hükümetin kontrolündeki bölgelerde bulunan ibadet yerlerine yaptıkları ziyaretleri kolaylaştırmasının altı çiziliyor.

Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yasal yoldan giren yabancı hacıların dini haklarına saygı gösterilmesi de vurgulanıyor.

Birleşmiş Milletlerin Din Özgürlüğü ve İnanç Özgürlüğü’yle ilgili Özel Raportörü Heiner Bielefeldt’in raporu, 5 Mart’ta yapılacak olan İnsan Hakları Konseyi’nin oturumuna sunulacak.

 

Raporun tamamı

[gview file=”http://www.ohchr.org/Documents/HRBodies/HRCouncil/RegularSession/Session22/AHRC2251Add.1_English.pdf”]