BİN BEŞ YÜZ YILDIR YANITINI BULAMADIKLARI SORULAR – Alpay Durduran

96

Basının en ünlülerinden biri dincilerin sayfasında gene cevherleri anlattı. Gazetenin sayfalarına mı acısam dedim, bununla defolsun susayım mı dedim, dayanamadım bir yanıt da benden dedim.

Atık her gün beni bilmediğim Arapça ile camiye davet eden makamlı sesler dinlemeye mecburum. Beni de borçlandırıp her kenara bir cami ve bol hoparlörlerle amplifikatörler koyabildikleri için kaçamak yok.

Bazıları sesleri seçemeye tabi tutmak istediği için ve bazıları da sesleri azaltmak istedikleri için şikayet üzerine makamlı okumaya ve okutmaya çalışıyorlar, merkezi sisteme bağlayıp tek gayde ile seslenilsin diyorlar ama seslenilen insanların anladığı dilden olsun diyen yok. Sanırım hiç duyulmasın diyenler anlaşılan dilden olsun diye umursayanlardır, onlar da seslenmeseler anlaşılmaması daha da iyi diyorlardır.

Gazeteler de bir yerden emir almış olmalılar ki Cuma sayfalarına başladılar ve Ramazan sayfalarını arttırdılar. Ben kurtarırsam Müslüman olacaksınız deselerdi kurtulmak isteyen ne kadar olurdu bilmem ama dini baskı Kıbrıslıyı rahatsız eder.

Her ne ise dincilere göre biz de Müslüman’ız onun için susup oturuyoruz. Birisi imamı nasıl susturduğunu anlatıyordu, yarın da birinin nasıl susturulduğunu görmeyi bekliyorum.

Ünlü ünsüz büyük adamlar gelip gittiler. Bir çoğu Kıbrıslı Türk’ün Atatürk devrimlerini ilk kabul edenler olduğunu söyledi, çağdaş ve Avrupai olduklarını söyledi ve son nüktelerden biri de bu yapılarını korumanın çok önemli olduğunu söylemesi idi. Hem de Kıbrıs’ta milyonlarca lira harcama yetkisi olan büyük elçi olanı…

Amma o Kıbrıslının yapısını koruma meraklısı zat yapıyı yıkmak için bol camili ve vaizli kültür kıyıcıları beslemeye de katkıda bulundu, beslemek isteyen TC hükümetine de hizmet etti.

Bu zavallı düşünceleri din kültürü gibi sunmak ve iş garantisi veya hediye paketi olarak takdim etmek buradaki yapıyı bozmaya başladı. Bazıları hediyeye nail oldu mu bilmem. Bildiğim hediye var diyenlerin daha hediyeyi almadan başını sardığıdır. Yoksa bu kadar dar kafayı saracak hediye paketi ödenemez. Bildiğim insanın bir türlü bırakamadığı büyücüler devrinden beri bilinen istismarlar ve 1500 yıldan beri sürmekte olan islam devrinin boş sözlerine kapılmaktır.

Din istismarına karşı yazıları ile tanınanların bile Cuma sayfalarıyla değersiz yazılara yer vermesi hurafelere önem verenlere taviz olduğu gibi hurafelerin değer kazanmasına da hizmet etmektedir.

Namaz kılarken spor yapıldığını ve namaz zorunluluğunun bunun için hikmetli olduğunu yazmanın ne manası var ki böyle şeyler yazanlar makale yazıp para kazanır.

Gazete haberlerinde idi birisinin çoğuna her omzunda bir melek oturduğunu ve ha bre ne yaparsa yazıp Allah’a rapor edeceğini ve kıyamet gününde hesaba çekileceğini okulda hocanın anlattığını ve çocuğun günlerce rahatsızlık duyduğunu söylemiş.

Ne olacaktı yani! Anlatmasın mı idi? İslam’a göre omzunda papağanla gezdiği rivayet edilen topal korsan gibi insanların omuzlarında melekler vardır. İster inanın ister inanmayın. İnanmak için bu “bir tanımdır. Manevi bir şeydir. Siz onları görmezsiniz” deyin öyle inanın isterseniz melek falan yoktur ama bir güç vardır ve ondan iyilik yapmazsak ceza verir, korkulması iyi olur deyin.

Gene de İslam’ın kolonyanın günah olduğuna hükmetmesi, bir kandil gecesi Arapça birkaç söz söylenmesi ile büyük miktar günahtan kurtulma olanağı gibi fetvalar inanılması zor olanlardır.

Esas olan bunlara inanılmamasının günah, bu dünyada bile ceza verilecek suçlar olduğunu kabul etmek ve en korkuncu da bu cezaların devlet eliyle icrasını istemektir. Düşünün ki İslam ülkelerinde Hıristiyan dönüp Müslüman olursa iyidir ama Müslüman Hıristiyan olursa mürtet olur ve idam yer.

Dini iyi kötü tanımı ve iyiliğin savunulması olarak görenler vardır ama bakın gazetelerin dini sayfalarına ve TV’lerdeki vaizlerin sözlerine bütün hikaye dua etmekle ve bazı hareketleri yapmak veya yapmamakla cennete gitmeğe hak kazanmak olduğunu görürsünüz. Bu dünya önemsizdir, dua yeter de artar bile, gırtlağına su kaçarsa oruç bozulmaz, çok olursa zayi orucu tutarsın gibi “bilgileri” 1500 yıldır inceler ve naklederler sonra da dinde hurafe yoktur diye fetva verirler ama huriler, cinler, zebaniler ve kılmanlar dolu bir dünya hayal ederler.

Ne isterseniz inanın ama özgürlüğü koruyun. Bir kadının ailenin baskısıyla başını sardığını görürseniz onaylamayın. Başına kefen diye bez sarıp gezene dikkatle bakın dünyanın felaketini hazırlamaya çalışanların yolunda olabilir.

Atom bombası da tedarik edip barış ve güvenliğe ebediyen son vermek üzeredirler. Korkmadan uçağa binmek artık kolay değil. Bunlar Müslüman işi değil demek işi halletmiyor.Müslümanlar da bunları anlamalı ve masum insanları hedef alanlara destek değil karşı olmalıdırlar.

Dünya küçüldü ve başkası yok. Var diyen ve öteki dünya arayan da var ama ya ötekisi yoksa demek günah olsa bile gereklidir. Kendimizi değil başkalarını ve tüm yaşamı düşünmeliyiz.. İnsanları gavur ve mümin diye ayırmak ve sınırsız güç sahibi olarak tanımladıkları Allah’ın müdafii kesilerek cihat çığlıkları atmak kimseye yarar getirmez.

Küçücük Kıbrıs’tan çıkan Nakşibendi şeyhi’nin bile “bu taraf Gavur bu taraf Müslüman olur mu, dünya Müslüman olmalı yoksa harp gerekir” diye vaaz vermesi, bunun videoya çekilmesine izin vermesi ve sonuçta internetten yayılması olacak iş mi?

Papa ile görüşen bu mu? Bununla konuşan nasıl Müslüman’ın barışa tehdit olmadığına inansın? Dünyayı dar ül-harp ve dar ül-islam   diye ikiye bölen anlayış yaşıyorsa savaş düşük düzeyde de olsa devam eder ve etmektedir. Şimdi ellerine nükleer silah geçirme gayreti içinde olanlara bakıldığında düşükten büyük durumuna geçme olasılığı da kapıda.