Basın Bildirileri
| YKP Avrupa Parlamentosu seçimleri ile ilgili bir kez daha katılım çağrısı yaptı | ||
|
YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı’nın yaptığı açıklama şöyle: AP seçimleri Haziran ayının ilk haftasında, 4-7 Haziran tarihleri arasında yapılacak... 736 milletvekilini 27 ülkenin 492 milyon yurttaşından seçme seçilme kriterlerine uygun 375 milyon Avrupalı oy vererek seçecek... Bu seçimin önemli bir özelliği, etnik temelli değil, kalıcı/uzun süreli ikametgâhı neresi ise orada Avrupalıların seçme ve seçilme hakkına sahip olmaları... Kısa süreli ikametgâh konusunda ise eğer oy verecek olanların sayısı göz ardı edilemeyecek kadarsa, bulundukları coğrafyalarda elçiliklere sandıklar kurulacak... Yani Avrupa Parlamentosu'nun ilkelerine uygun bir süreç... Avrupalıların sesi olarak kendini tanımlayan AP içinde de etnik olarak değil her vekil grubu içinde oturur... Yani geldiği coğrafya ikincil öneme sahiptir. Bunlarla beraber seçimin kuralları, takvimlendirilmesi de Brüksel’de belirlenmekte... Tüm bunlarla bütünlüklü olması için de seçimleri üye devletler bir anlamı ile koordine ederken ihtiyaca göre de bölgesel ayrışmalar yapılabilmekte, örneğin Belçika! Belçika vekilleri üç bölgeden seçilerek AP gitmekte ama bu bölgelerde yaşayan diğer Avrupalıların da seçme seçilme hakkı devam etmektedir... Yani daha açık ifadesi ile Volanlar ve Flamanların bölgesinden yalnızca Volanlar ve Flamanlar seçilecek diye bir kural yok... O zaman, tüm Avrupa’da hangi etnik grupların kaç sandalyesi olacağı yazmazken Kıbrıslı Türklerin iki sandalyesi olduğu nerden ortaya çıkıyor?! Volanlara ve Flamanlara bile direk verilmeyen hak nasıl oluyor da Kıbrıslı Türklere verildiği iddia edilebiliyor?! Son dönemde milliyetçi hezeyanların, ayrılıkçı devlet destekçilerinin, “ayrılıkçı devleti desteklemem ama”cıların bağırtısı ne o zaman?! 2003 yılında mayısta referandum ve haziranda da AP seçimleri yapılacaktı, Annan Planı içinde de buna yönelik düzenleme vardı, yani kuzey parça devleti sınırları içinden 2, güney parça devleti sınırları içinden 4 vekil seçilecekti eğer referandumdan iki evet çıksaydı ama çıkmadı! Tıpkı Belçika'da olduğu gibi direk yazılmasa da pratikte 4 Kıbrıslı Rum ve 2 de Kıbrıslı Türk seçilmiş olacaktı eğer Annan Planı hayata geçseydi... Annan Planının hiçbir parçasını hayata geçirmeyen, hatta Annan Planındaki mülk rejimini ortadan kaldıracak bir politik duruş ortaya koyan Kıbrıs Türk liderliği hangi yüzle Annan Planı içindeki bir uygulamayı hak olarak talep edebiliyor... 2003 sonrası birçok çevrenin ortaya koyamaya alıştığı, Annan Planının uygulanabilecek kısımların tek taraflı hayata geçirilmesi reddedilmiş olmasaydı bu talep mantıklı olabilirdi. Ancak mülk konusunda memorandum yapmayı reddeden, askerleri Mağusa-Lefkoşa yolunun kuzeyine çekmeyen, uzlaşılan 50 bin yerleşiğin kalmasına aykırı hala nüfus taşıyan bir zihniyet Annan Planını bugün itibari ile pratikte çok zor uygulanabilir bir noktaya getirmişken Annan Planındaki bir aniden hakkı hatırlayıp milliyetçi bir söylem geliştirerek AP içinde iki sandalye talep edilmesi en kibar hali ile ikiyüzlü bir politikadır. Bunu yaparken ayni zamanda ayrılıkçı devlet yapısının pozisyonunu da yükseltme niyetleri her yönüyle sırıtmakta çünkü eğer bu seçim bir coğrafya temelinde olacaksa, idari sınırlar nasıl belirlenecek?! Annan Planındaki idari sınırlara göre mi yoksa bugünkü sınırlara göre mi seçim yapılacak?! Artı, bu seçimi kim koordine edecek, Kıbrıs Cumhuriyeti mi?! Buradaki otorite bunu kabul etmeye yanaşacak mı?! Ve en önemlisi bu seçime hangi nüfus katılacak?! Cevaplar hep bizi bilinen ama dillendirilmeyen tanınma ya da kuzeydeki alt yönetiminin otoritesinin bağımsız bir yapı olarak AB tarafından tanınması talebine götürmektedir. Böylesi bir tanınma BM Güvenlik Konseyinin 541 ve 550 sayılı kararında açıkça karşı çıkılmıştı. Bu talep bir kez daha Uluslar arası hukuğa karşı savaş dolaylı yoldan savaş Açma olarak da okunabilir... Hatırlanılmasında yarar vardır, 541 numaralı kararda Güvenlik Konseyi bütün devletlere, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne saygı duymaları, Kıbrıs Cumhuriyeti dışında başka Kıbrıs devletini tanımama ve durumu kötüleştirecek herhangi bir hareketten uzak durmaları’ yönünde çağrı yapmıştı. 550 numaralı kararda ise ‘ayrılıkçı faaliyetlerle kurulan sözde ‘Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ devletini tanımama ve yukarıda sözü edilen ayrılıkçı varlığa hiçbir şekilde yardım etmeme yönünde bütün devletlere yönelik çağrıda bulunulmuştu. Bu işin hukuksal tarafı, ya politik?! Annan Planında öngörülen kurallar çerçevesinde yapılacak bir seçimde güneyde DİSY ve AKEL’in oy oranları ile 4 vekil seçeceği açık, kuzeyde de UBP ve CTP'nin 2 vekili seçeceği... Benzeşik ideolojik yapılandırmalara sahip 2 set partinin tüm Kıbrıslılar adına AP’de olması ve diğer yapıların bu politik yapının doğallığında sürmesi halinde uzun yıllar bunu kıramayacak olması da ayrı bir politik sorun yaratmakta... AP’nin kararları büyük çoğunlukla gruplardan gelen oylarla belirlenmekte... Yerel konular ise çok özel olmadığı sürece, çoğu kez teknik komitelerde, birçok kez de bürokratların hazırladığı raporlarla karara bağlanmakta yani Kıbrıslı vekillerin Kıbrıs veya Kıbrıslı Türkler/Rumlar için yapabilecekleri çok kısıtlıyken, tüm Avrupalıları ilgilendiren konularda daha geniştir. Tam da böylesi durumda mesela AP içinde son çalışma süresi düzenlemesi tartışmalarında konservatif EPP’nin (Avrupa Halk Partisi) direktifi değiştirmek için bastırmasına sol gruplar muhalefet etmişler ve bunda da başarılı olmuşlardı. Tam da burada düşünmek gerek, sırf etnik egolarımız tatmin olsun diye Kıbrıs’taki vekil seçimini bölüp, AP içinde sağı mı güçlendirelim?! Burada bazılarının itirazını görebiliyoruz, ‘sol çalışsın ve güçlensin’ ama Kıbrıs sorunu çözüldükten sonra da sağ güçlenmeye devam edecek, Kıbrıs’ta sağı güçlü yapan yalnızca Kıbrıs sorunu değil ve bölme şekli ile dediğimiz gibi bir kaç parti rahatlıkla tüm temsiliyeti manipüle edebilir... Bu da politik sorun olarak önümüzde durmakta... Bu nedenle AP seçimlerini tartışırken daha geniş bakıp ona göre taraf seçmekte her zaman yarar var... Bu tartışmalarla gitmekte olduğumuz AP seçimlerine Kıbrıslı Türkler hem Avrupalılık temelinde hem de ortak bir sistem içinde var olabileceklerini göstermeleri için kendi ideolojik duruşlarına göre gidip oy vermelidirler. YKP, seçme hakkı kazanmış tüm Kıbrıslı Türkleri Kıbrıs başta olmak üzere bulundukları coğrafyalarda, milliyetçilerin, ayrılıkçı devlet destekçilerinin, sahte bir şekilde Avrupalılığı savunan bu nedenle bu seçimlerde Kıbrıs Türklerin sandığa gitmesini önlemeye çalışanlara karşı, Avrupalıların sesi olacak parlamento seçimlerinde Avrupa Sol Partisi üyesi partiler olmak üzre, sol gruplar üyesi partileri veya bağımsız adayları desteklemeye çağırır… Ayrılıkçılara inat Kıbrıs’ın ve Kıbrıslıların birleşmesi engellenemeyecek, bu çabamız sürecek... |
||
|







