Basın Bildirileri
| Sandıktan çıkacak TC iradesine karşı, Kıbrıslıların iradesinin geri alınması mücadelesi için BOYKOT | ||
|
YKP, 7 Şubat’ta gerçekleştirilen olağanüstü Kurultayda alınan
kararların detaylarını 9 Şubat, Pazartesi basın toplantısı ile
açıkladı. Basın toplantısında Yürütme Kurulu üyeleri Murat Kanatlı,
Alpay Durduran, Salih Uyguroğlu ve Erdinç Selasiye hazır bulundu. Basın toplantısında Kurultay kararı ve kurultaya kadar olan süreçle ilgili bilgi veren YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı, ayrıca bundan sonra izleyecekleri mücadele şekillerinin de çerçevesi konusunda açıklamalarda bulundu. Kanatlı’nın basın toplantısında yaptığı açıklama şöyle: Erken seçim kararı açıklandıktan sonra, YKP Parti Meclisi Ocak Olağan Toplantısında, 6 Ocak’ta parti içi demokrasinin çalıştırılması, katılımcı demokrasinin hayata geçirilmesi için, Olağanüstü Kurultay’ın toplanması ve öncesinde üyelerin, parti sempatizanlarının ve parti dostlarının katılımı ile toplantılar düzenlenmesine karar verilmişti. Bu çerçevede Lefkoşa, Mağusa ve Girne İlçelerinde toplantılar düzenlenmiş bu görüşler çerçevesinde Kurultay karar taslağı oluşturularak, Olağanüstü toplanan Parti Meclisi toplantısında onaylanarak tüm üyeler dağıtılmıştı. Ve sonucunda Yeni Kıbrıs Partisi Kurultayı, “Kıbrıs’ın kuzeyindeki işgal karşıtı, demokrasi ve özgürlükler mücadelesi ve 2009 yılı içinde yapılacak olan erken seçimde Yeni Kıbrıs Partisi’nin tavrı” başlığında tek gündemle 7 Şubat, Cumartesi günü saat 14’de KTÖS Lokalinde Olağanüstü olarak toplandı. Toplantı sonunda Taslak oybirliği onaylandı; YKP bu acenta seçimlerini boykot ediyor… Kurultay üyelerinin yüzde seksen beş’inin katılımı ile gerçekleşen olağanüstü kurultay oldukça coşkulu geçti. Ortam YKP’nin gücünü ortaya koyması açısından önemliydi. Bir noktanın altını çizmek istiyoruz, YKP Programında öngörüldüğü şekli ile çalışmalarını ve mücadelesini sürdürmektedir. Seçimler de bu mücadelenin parçasıdır, her seçimi kendi koşulları için yetkili organlarında değerlendirerek kararlar üreten YKP, bundan sonra yapılacak olan her seçimi de kendi koşulları içinde değerlendirip karar verecektir. Yeni Kıbrıs Partisi Programında yazıldığı şekli ile; “Kıbrıs’ın kuzeyindeki seçim olayını, bu ülkedeki işgal koşulları sona ermeden, bir çare olarak görmez çünkü, TC asker - sivil yönetimleri hala bu ülkedeki her seçimi, öncesini ve sonrasını çeşitli müdahalelerle şekillendirmektedir. Dolayısıyla, parti bu koşullar sürdüğü sürece, her seçimi kendi koşulları içinde değerlendirir, bu çerçevede seçime katılır veya katılmaz ancak her halükarda, rejimi deşifre etmek ile kendi görüşlerini ve ileriye doğru tespitlerini halka aktarmak için bir araç olarak kullanır.” YKP organları somut koşulların somut tahlili yaparak araç olarak kullanmanın şekline o gün geldiğinde karar verir, ona göre mücadele şekillerini belirler… Bu süreçteki seçim olayı da kendi üyelerimiz, sempatizanlarımız ve parti dostlarımız ile değerlendirildi ve bu seçimleri boykot kararı alındı… YKP boykot kararını üretirken gerekçelerini aslında 3 kategoride toplayabiliriz… İlki 1989 yılından beridir defalarca söylediğimiz, bu ülkede seçime seçim deme koşulları yoktur ve son yıllarda bu durum daha da ağırlaşmıştır… TC asker ve sivil bürokratların müdahalesi artık herkes tarafından görünür bir haldedir. Bu çerçevede Elçinin son dönemdeki sömürge Valisi gibi tavırları, ikametgah yenileme adı altında tüm TC yurttaşlarını elçiliğe çağırması ve bu şekilde kendilerine TC yurttaşlığını hatırlatması bu yapılacak seçimlere ilk müdahaledir… Bu seçimlerde askerin müdahale araçları da çeşitlenmiş durumdadır. GKK’nın ve Sivil Savunmanın kendi radyolarını kurması da askerin bu seçimlere ve demokratik yaşama müdahalesidir, kabul edilemez… Nüfus konusu da diğer bir unsurdur. Kıbrıs’ın kuzeyindeki aktif nüfus 500 bini geçmiş durumdadır. YKP 2000 sonrası vatandaşlık verilmesinin yine arttığı koşullarda 2001 yılında konuyu AİHM’e götürmüştü… Bugün sorun daha da ağırlaşmış durumdadır. Ergenekon davası sırasında onlarca vatandaş ortaya çıktı, büyük ihtimal bunların seçmen kaydı da vardır. Kimin seçmen olduğu, kaç seçmenin bulunduğu ile ilgili konular net değildir. Kendi yasalarına dahi saygısı olmayan bir yönetim altındaki böylesi bir seçimin sonucuna güvenmenin koşulları yoktur… YKP açısından diğer önemli müdahale devletin propaganda yapması dezenformasyon faaliyetleridir. Bunun da engellenmesi gerekmektedir, suç olduğu tanımlanmalıdır ama son dönemde bayraklı şovlarla, militarist törenlerle devletin propaganda faaliyetine tüm hızı ile devam ettiğini, hatta hız arttırdığını rahatlıkla görmekteyiz… Böylesi koşullarda yapılacak seçimin demokratik olması, sonucuna güvenilir olması beklenemez… İkincisi ise, daha öncesinde de yaşanması rağmen, 2000 seçimleri ile birlikte partilerin aldığı yardımlarda korkunç artışlar olması ve bunun denetlenmemesi, meclisin verdiği yardımların seçimlerde kullanılması partiler arasında eşitliği bozduğu gibi adil, şeffaf ve temiz bir seçimin koşulları ortadan kaldırmıştır. Kimi partiler seçim propagandası için korkunç paralar harcamışlar, hesap vermeye de gelince bir sayfa bir kağıdı gösterip hesap verdiklerini iddia etmişlerdir. Bu korkunç para harcanması ile kimi partiler çarşaf çarşaf gazete ilanları yayınlatmışlar, dakikalarca TV ve radyolarda tanıtım filmleri göstermişlerdir, bu da partiler arasındaki eşitliğe ciddi şekilde zarar vermiş, ancak günün sonunda kimin nerden bu paraya bulup bu yayınları gösterebildiği bağımsız kurumlar tarafından denetlenmemiştir. Bu seçimlere de daha ağırlaşmış koşullarda gidildiği gerçeği ile karşı karşıyayız. Şimdiden partilerin aldığı yardımlarla ilgili bir sürü şaibe vardır, bu partiler bu paraları bu seçimlerde harcayacaklar ve kendi propagandaları yapacaklar, bu yardımın karşılığında da yardımı aldıklarına kimi çıkarlar sağlayacaklar, bunlar her gün gazetelerde konuşulmasına rağmen hiç kimse hiçbir önlem almamaktadır. Bunun yanında medyanın izlediği politika zaten partiler arası eşitsiz koşulları daha da ağırlaştırmaktadır. Medyadaki canlı yayınlardaki parlamento içi partiler arası, parlamento dışı partiler arası uygulamaları bu eşitsizliği derinleştiren bir unsur olarak 2000’lerden beri önümüzde durmaktadır. Şimdi de köşe yazarları bunun ağırlaştırılması için yazılar yazmaktadır. Kimi partileri 1. Lig partileri, diğerlerini 2. Lig ve bazıları da 3. Lig sayması ve bugünlerdeki birçok programa bunun yansımaya başlamış olması bu ayrımcılığın bu seçimlerde ağırlaşacağını gösteren işaretler olarak önümüzde durmaktadır. Tüm bunlar da şeffaf ve adil bir seçim koşullarına sahip olmadığımızı ortaya koyan verilerdir. Üçüncü konu ise “erken seçime kimin karar verdiği” ile ilgilidir. Bu memlekette hiçbir şey gizli kalmamaktadır. CTP kaynaklarından sızan bilgilere göre, bunlardan rahatlıkla görmekteyiz ki bu karar CTP’ye ait değildir. Bu seçim kararının alınmasında TC’nin müdahalesi açıktır… Yani birileri bize rağmen bir sahne kurmuştur, bir oyun oynamaya karar vermişlerdir. YKP olarak bu oyunda olmadığımızı net olarak ortaya koyuyoruz. Bu sahneyi kuranlara kendileri çalsın kendileri oynasın diyoruz, biz bu oyuna gelmeyeceğiz, talimatlarına uymayacağız diyoruz… Bu müdahalenin gerekçeleri önemlidir. Ne yapılmaya çalışıldığı önemlidir. Seçim sonrası hayata geçirilecek yeni ekonomik paketlere meşruluk sağlamaya çalıştıkları kesindir. Tüm dünyada ekonomik krizi hissederken yıl içersinde Türkiye’nin de kendi önlemini alacağı, bu çerçevede de Kıbrıs’ın kuzeyine yeni bir ekonomik paket dayatacağı gerçeği ile karşı karşıyayız. Seçimin sonucunda UBP sandıktan çıkarsa bize diyeceği enkaz devraldı ve bu paketi uygulaması gerekiyor, CTP gelirse yine kamu ve özel sektördeki şartları eşitliyor masalını okuyacak. Bu eşitleme işlemine birinin karşı çıktığı yok ama CTP’nin yapmaya çalıştığı hali ile sermayenin çıkarına bu eşitlemeyi en düşük seviyede yapması, kamu çalışanlarının da haklarını en aşağıya çekerek bunu sağlama girişimidir, ama bize şimdi okuduğu masalı sürdürüp, halk iradesine saygı duymamız talep edecekleri gerçeğidir. YKP olarak altını çizdiğimiz bu seçimler sonrası acentanın düzenlemesi olacak, Kıbrıslıların iradesi değil, Türkiye’nin iradesi ortaya çıkacak… Tam da bu nedenle seçim sürecinin demokratik, adil ve şeffaf olmadığı, seçimin de tam da bu nedenle meşru olamayacağın mücadelesi için tek seçenek, tepkinin örgütlenmesi ve sandığa boykot olarak yansımasıdır. Benzer şekilde Aralık zirvesine giderken de erken seçim kararının alınmış olması önemlidir. TC buradaki seçim sonuçlarını kullanarak bir şeyler tezgahladığı izlenimi bizlerde hakimdir. Kıbrıs sorunu ile ilgili görüşmeler ve AB’nin Aralık zirvesine doğru burada aldıracağı kararı yine halk iradesi olarak takdim etmeye çalışacaktır, tam da bu nedenle bu seçimlerinin meşruluğunu tartışmaya açmak, bu seçim sonuçlarının TC makamları tarafından dizayn edildiğini ortaya koymak ve geleceğimiz mücadelesi için de elimizde en önemli siyasi mücadele boykottur… Tüm bunlar ışığında Kurultay kararına da yansıyan tavır parti üyelerinin oyları ile belirlenmiştir. Kurultay kararından okumak gerekirse; Bu seçimlerde taraf değiliz Yeni Kıbrıs Partisi tüm bu koşulları değerlendirerek, seçim platformunu nasıl kullanacağına karar verir; - Seçime katılarak bu süreci propaganda amacıyla kullanma koşulları yoktur, bu nedenle güçlü bir boykot çalışması yapılması ve insanların taraf olmadıklarını gösterebilecekleri koşulların yaratılması; - Seçim sürecinde özellikle demografik yapıyı, TC’nin asker ve sivil yetkililerinin müdahalelerini öne çıkararak ve bunu uluslararası kamuoyuna taşıyarak seçimin meşruluğunun sorgulanmasını sağlayacak bir propaganda sürecinin izlenmesi; - Kurultay, Yeni Kıbrıs Partisi’nin örgütsel çalışmaları ile birleştirerek kitle toplantıları yapılması, mitinglerle ve kitle iletişim araçları kullanılarak yapılacak siyasal çalışmalarla partinin örgütsel yapısının güçlendirilmesi için gerekli çalışmaların yapılması amacıyla Parti Meclisi’ni ve partinin diğer yetkili kurullarını görevlendirir. Yeni Kıbrıs Partisi, Kıbrıs’taki tüm işgallerin ortadan kalkması, adanın tamamen askersizleştirilmesi için, Kıbrıs’ın ve Kıbrıslıların birleşmesi için, sınırsız, silahsız, askersiz, garantörsüz ve Sosyalist bir Kıbrıs için bu kavgada 20 yıldır, vardı, vardır ve var olacaktır… Yeni Kıbrıs Partisi, tüm Kıbrıslıları geleceklerine sahip çıkmak için acenta seçimlerini boykot etmeye ve Yeni Kıbrıs Partisi saflarında tüm Kıbrıslıları birleşmeye ve mücadeleye çağırır… Talimat verildi “sandığa git ve olacakları meşrulaştır”; kanma, kandırılma, oyuna gelme, reddet, taraf olma; talimatla yönetilmeye hayır sloganına sahip çıkalım, bu memleket bizim olsun! Çözüm, sokaktan iktidardır; çözüm, Kıbrıs’ın ve Kıbrıslıların birleşmesidir; çözüm, sendedir; Vitrin süsü seçimine değil, mücadeleye katıl, isyanını göster, başkaldır ve geleceğine sahip çık! Dolayısıyla kendine sahip çık. Yarınların geleceği sokakta! Rejime karşı mücadeleye sen de katıl, acenta seçimini BOYKOT et!” Bu karar çerçevesinde YKP yetkili organları en kısa sürede çalışmalarına başlayarak sanki de seçimlere katılıyormuş gibi, bu kararı tüm Kıbrıslılara anlatmak için kitle toplantıları, köy gezileri ve mitingler düzenlemek için değerlendirmelere şimdiden başladık… Bunun yanında bu kararı İngilizce ve Yunancaya da çevirerek hem dünyanın onlarca yerine dağıtarak bu düşünceler çerçevesinde bizimle birlikte ortak düşünenleri mücadeleye çağıracağız, hem de Kıbrıs’ın güneyindekilerle birlikte ortak mücadeleyi daha ileriye nasıl götürebiliriz, bunu da değerlendireceğiz. Bu şekilde bu coğrafya dışındakileri de özellikle seçim sonrasına yönelik olarak bir eylem ve mücadele süreci için hazırlıklı olmaları için koşulları oluşturacağız. YKP Kıbrıs’ın ve Kıbrıslıların iradesi geri alabilmesi için her türlü mücadeleye hazırdır, Kurultay’a katılım ve coşku bunun en güzel örneği idi, bu mücadeleyi yükselteceğiz… |
||
|







