Basın Bildirileri
| YKP: "Halkı kışkırtıp çözüm umutlarını öldürmeye çalışıyorlar" | ||
|
YKP Dışilişkiler Sekreteri Alpay Durduran İngiltere ile Kıbrıs arasında
yapılan uzlaşma belgesi konusunda değerlendirmelerde bulundu. Konu ile
ilgili açıklama şöyle: İngiltere ile Kıbrıs arasında yapılan uzlaşma belgesinin açıklanmasının ardından CTP ve yönetim erkanının şiddetle protestolar yapmasını ve muhtemelen bu nedenle BM görevlileri ile temaslara bile zorluk çıkarmasını anlamak olanaklı değildir. Ekte yayımlanan ve kendi görüşlerini de içeren bu uzlaşma belgesi ile ilgili provokasyon amacıyla yorum yapmaktan da kaçınmadılar. Halkı kışkırtmak için uzlaşmadaki bir cümleyi anlatış şekilleri gülünç oldu. Rum tarafında “Türk tarafının buna çok sevineceklerini umardık” diye demeçler okuduk, bu bildiri nedeniyle Hristofiyas’a “23 Mayıs Talat- Hristofias açıklamasına tepki gösterdi idik İngiltere’ye de bunu kabul ettirmekle bizi çok zora soktunuz” diye saldırılar başladığını gördük. Bizimkiler de Hristoifas’ın muhalifleri gibi saldırdılar. Bizi dünyaya rezil ettiler. Bu kadar açık bir şekilde iki taraf arasında yapılan bir uzlaşmanın İngiltere tarafından da onaylanmasından başka bir şey olmayan bu mutabakata bu kadar şiddetle tepki gösterilmesi maksatlıdır. Amaç işleri zora sokmaktır. Bahane arıyorlardı buldular ama öyle bir bahane buldular ki rezil oldular. Gazete haberlerine göre uzlaşmada “Kıbrıs’ta ayrı bir siyasi birim tanımayacaklarını belirttiler” denilmektedir. Bu KKTC’nin tanınmayacağını belirtmektedir. Talat tanınma peşinde olmadığını söylediğine göre bunu neden rahatsız edici buldu? İngiltere hiçbir zaman ayrı bir devleti tanımayacağını söylemekten vazgeçmemiştir. Hatta resmen açıklamış mıdır bilmiyoruz ama başka devletlerin tanımaması için de çabalamıştır ve çabalamaktadır. İngiltere’den şikayetçi iseler Türkiye’nin de o türden bir belgeyi İngiltere ile imzaladığı zaman seslerini çıkarmalı ve “KKTC”’nin tanınması için çalışacaklarını yazdırmalı idiler. Eleştirileri komiktir çünkü sanki iki ayrı demokrasi, iki ayrı etnik kimlik ve iki ayrı dil ve ilaveten iki ayrı din laflarıyla sadece çözümden sonraki idari yapı tanımlanmaktadır. Uzlaşmada olan “tanınmayacaktırlar” lafı da çözümden öncesi içindir. Talat’ın kafasında gidilse KKTC ayrı tanınır ve işimiz biterdi. İngiltere ve Amerika tanınmayı engellemiştir ki hala Kıbrıslı Türk diye bir şey söz konusudur. Uzlaşmadaki ifadeye bakıp Kıbrıs’ın kuzeyinde ayrı bir uyduruk idare kurdurduğunu ve garantörlüğe aykırı olarak uzlaşma çabalarlını engellediğini görmemek mümkün değildir. Onun için Türkiye’yi Kıbrıs’ta görmemek demek olan tanımamayı varlığı reddetmek olarak değerlendirmek sadece provokasyondur. Halkı kışkırtıp çözüm umutlarını öldürmeye çalışıyorlar. Çok sürmez Talat da uzlaşmazlıkla suçlanır ve eski duruma dönülür. Herkes aklını başına toplasın ve provokasyonlardan vazgeçsin… YKP bu belgenin Kıbrıs sorununda bir durum tespiti olduğunu, olumlu birçok unsur içermesine rağmen özellikle nüfus başta olmak üzere çözüm sürecinde sorunlu birçok konuya yeteri kadar değinilmemiş olmasından eksik bulur… YKP bu belgede adı geçmeyen İngiliz üslerinin de adanın tümden silahsızlandırılmasının parçası olduğunu hatırlatır, Kıbrıs sorununda bulunacak bir çözümün, istisnasız tüm adanın askersizleştirilmesi, bunun da İngiliz üsleri dahil adadaki tüm yabancı askeri tesisleri kapsaması gerektiği ile ilgili talebini yineler… |
||
|







