AVRUPA SOL PARTİSİ SONUÇ DEKLARASYONU: HALKLAR İÇİN YENİ UMUTLAR DOĞDU

106

14-15 Temmuz tarihlerinde Atina’da gerçekleştirilen Avrupa Sol Partisi (EL) Yürütme toplantısı sonunda açıklanan sonuç deklarasyonu şöyle:

Avrupa’daki kriz gelişiyor. Bununla birlikte değişik Avrupa ülkelerinde, özellikle Yunanistan’da SYRİZA/USF’nin emsalsiz güçlenmesi, Fransa’da Front de Gauche’nin önemli yükselişi gibi sol açısından pozitif gelişmeler tüm Avrupa halkları için yeni umutlar oluşturmuştur. Bu yeni durum, tehlikeli mali anlaşmalar ve tüm sert ve otoriter politikalara karşı Avrupa Solunun etkisini güçlendirmektedir.

Başbakan Merkel, Mario Draghi veya Jean-Claude Junker’in eğerek, bükerek söyledikleri gibi, ülkelerimizin devlet başları AB zirvesinden halkları için zaferle döndüklerini deklere ettiler. Krizin başlamasından beri Avrupa’yı 19. kez kurtardıklarını söylediler. François Hollande dahi, Avrupa’nın doğru bir yöne yönlendirildiğini söyledi. Bu, yanıltıcı bir reklamdır.

AB neoliberal çoğunluğunun bu iyimserliği, üye devletlerin kamu borçlarının daha fazla ödenmeden,özel bankalara Avrupa mekanizmaları tarafından doğrudan sermaye aktarımına dayanmaktadır. Gerçekte bu önlemler pazarın belirleyiciliğini denetleyemez ve bu eşsiz finans krizini durdurma kapasitesine sahip değillerdir. Halk boğulurken özel bankalar hiçbir kamusal ve demokratik kontrole tabi olmaksızın fonlandırılmış ve kurtarılmışlardır.

 

SOSYAL KESİNTİLER VE SALDIRILAR SÜRÜYOR

Aşırı sert zorunluluklarla birlikte ele alınan bu önlemler Avrupa yapısal krizini çözemez. Her ne kadar Avrupa solu bu sözde çözümleri reddetse de, biz  en aşırı mali ve sosyal problemlerle yüz yüze olan üye devlet Yunanistan’ın, Avrupa Konseyi tarafından kararlaştırılan mali düzenlemelerin dışında tutulmasından kaygı duymaktayız. Bu, ülkenin avro bölgesinin eşit bir katılımcısı gibi muameleye tabi tutulmadığının bir diğer kanıtıdır ve onun aşamalı tecridi için tehlikeli bir proje devam etmektedir. Ne yazık ki bu durum memorandum ve süper sertlik politikalarının sadık hizmetkarı olan yeni seçilmiş üçlü çete Yunan koalisyonu tarafından tersyüz edilemez.

François Hollande’nin deklarasyonlarına rağmen, AB “Merkozy” mali anlaşması sağlam bir şekilde durmakta,”AB Liderliği” Avrupa istikrar mekanizmaları tarafından kurtarılan ülkelerin; ileri sertlik programları, sosyal kesintiler, maaşlara ve emekli maaşlarına,işçi haklarına saldırılarla, iç devalüasyon stratejisine yeniden hizmet etme görevlerinin olduğunu belirtmiştir. Sözde “büyüme ve istihdam” anlaşması aynı zamanda geçtiğimiz mart ayında kabul edilen neoliberal “Avrupa Büyüme Planı”nın aynısıdır.

 

FİNANS KAPİTALİN ÇELİŞKİLERİ VE NEOLİBERALİZM

Ulusal bütçelerin Avrupa Komisyonu ve seçilmemiş “Euro Konseyi” tarafından denetlenmesiyle, egemenliklerini ve demokratik haklarını kaybedecek olan Avrupa halklarından, zararların sosyalizasyon bedellerinin ödenmesi yeniden istenecektir. Bu durumun gerçek nedeni, finans kapitalin çelişkileri ve Maastricht’en başlayan Avrupa anlaşmalarının sınıfsal ve neoliberal karakteridir. Son AB anlaşmasının kuralları neoliberal özden uzaklaşmıyor ve rekabetçiliğe vurgu yapıyor. Bu anlaşmaları kabul etmiyoruz. Çünkü biz;  Demokratik Avrupa kuruluşlarından, halkların haklarından, herhangi kritik bir durumda son sözü, Avrupa Parlamentosu ve Ulusal Parlamentoların söylemesinden yanayız.

 

AVRUPA SOLUNUN KRİZDEN ÇIKIŞ İÇİN ÖNERİLERİ

Avrupa Solu; demokratik kamu denetimi altındaki bankacılık sektörünün biat etmesi, avro bölgesi ve AB’nin neoliberal yapısının radikal değişiminin, krizden çıkışa olanak sağlayacağına olan kanısını yineler. Var olan tüm araçlar ve yenileri-AB bütçesi, finans kuruluşları, bankacılık sistemi- demokratik olarak kontrol edilmeli ve yeni bir tür büyümeye yönlendirilmelidir. Önerimizin amacı; sosyal gelişme,ekoloji ve dayanışma için demokratik olarak kontrol edilen, kamu yatırımlarının araştırma-geliştirmelerini, kamu hizmetlerini, altyapı ve ekolojik değişimi fonlandıracak olan bir Avrupa Kamu Bankasının yaratılmasıdır. Bu banka; ”finansal işlem vergisi”, Avrupa bütçesi ve para yaratabilecek olan Avrupa Merkez Bankası” tarafından fonlandırılacaktır.

Şimdi, finans sektörünün karlılığını sürekli olarak ilerletmekten ziyade, istihdamın yükseltilmesi ve kamu yatırımlarının kolaylaştırılması, maaşların artırılması, gelirin emek ve sermaye arasında yeniden dağılımı, yüksek gelir ve refahın vergilendirilmesi zamanıdır.

 

SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇÖZÜMLER ÜRETİLMELİ

Her durumda, var olan kamu borç krizine yönelik acil ve sürdürülebilir Avrupa çözümlerinin olması gerekiyor. Bunun için, Avrupa Merkez Bankası’nın rolünün radikal değişiminden ve onun gerçek bir merkez bankasına dönüştürülmesinden başlanmalıdır. Banka,daha fazla üye devletin, devlet bonoları üzerinde oynanan spekülatif kumarın önlenmesi için, devlet bonolarını satın alma yoluyla borç veren son merci olmalıdır.

Aşırı borçlu üye devletlerin problemlerini ağırlaştırmamak için,borç geri ödemelerinin geçici olarak dondurulmasına yönelik bir Avrupa moratoryumu ve borçların sürdürülebilir bir seviyeye getirilmesi amacıyla,kurumsal ve ulus ötesi borçların önemli bir kısmını lağveden bir Avrupa Konvansiyonunun  organize edilmesini öneriyoruz.

 

FİNANSAL İŞLEM VERGİSİ KONULSUN

Avrupa Finans Sektörünün politik olarak düzenlenmesine de ihtiyaç vardır. Bunun için:

a) Avrupa düzeyinde sermaye akışları üzerinde “finansal işlem vergisi”nin başlatılması. Yeterli olunabilmesi için bu vergi, spekülasyon amaçlı kullanılabilecek her tür finansal işlemi kapsamalıdır.

b) Ulusal düzeyde sınırlayıcı mali politikalar olmaksızın, Avrupa bonolarının, Avrupa Merkez Bankası tarafından, kamu yatırımları ve sosyal gelişim için dolaşıma sokulması.

c) Avrupa’daki ticari ve yatırım bankaları arasında açık bir yasal ayırımın olması.

d) Avrupa kamu reyting bürosunun yaratılması.

e) Avrupa içindeki ve dışındaki vergi cennetlerinin yok edilmesi ve mali dampinge karşı savaşılması.

 

SOLUN SORUMLULUKLARI

Avrupa zirvesi kararları, halk egemenliğinin aşırı azaltılması ve demokratik fikir üretiminin yükseltilmesi için açıkça neoliberal kampanyayı işaret etmektedir. Bayan Merkel ve AB liderliği, ulusal bütçeler üzerinde kesin kontrol sağlayacak ve mali, ekonomik ve politik gücü Alman hükümeti ve başat AB çevrelerinin ellerinde toplayacak olan kendi “politik birlik” fikirlerini etkin kılmak için krizi kullanıyorlar. AB liderliği kendi öncü güçlerinin ve pazarın çıkarlarına hizmet etmek için, gerçek bir Avrupa politik ve sosyal birliğini kurban etmeye hazırdırlar.

Aynı zamanda çeşitli ülkeler otoriter ve antidemokratik deneyimlerle yüz yüzedirler. Anahtar bakanlık pozisyonlarında olan ve kontrol edilemeyen teknokratların varlıklarının genişletilmesi kurumsal meşruiyet kazanmıştır.

 

UMUT VAR, SOLA TEŞEKKÜRLER

Ciddi duruma rağmen umut var, sola teşekkürler.

6 Mayıs ve 17 Haziran’da yapılan Yunan seçimleri tüm Avrupa toplulukları için tarihi öneme sahip iki önemli andır. SYRİZA/USF’nin Yunanistan’da sol bir hükümet kuramaması, son iki yılda neoliberal otoriterizmin ve halk direnişlerinin cephesi olan bir ülkede, radikal solun oylarının yüzde 27’ye ulaşarak ana muhalefet partisi olması gibi emsalsiz bir sonucu alçaltamaz. Bu sonuç, sol fikirlerin, alternatif önermelerin varlığını ve rezonansını sadece Yunanistan’da değil, Avrupa’da ve global ölçekte geliştirmiştir.

Bu gün Avrupa’da çok fazla yurttaş, Avrupa sol güçleri tarafından ifade edilen bir alternatif olduğunu anlamıştır. SYRİZA/USF’nin Yunanistan’da, İzquierda Unida’nın İspanyada, Front de Gauche’nin Fransa’da, kızıl-yeşil ittifakın Danimarka’da aldığı sonuçlar ve Hollanda’da sosyalist parti, İrlanda’da Sinn Fein gibi diğer güçlere olan iyimser yaklaşımlar, sol ve ilerici düşüncelerin anlamlı yükselişini ifade etmektedir. Bu yükseliş gökten zembille inmedi. Bu, şiddet programlarına ve neoliberal otoriterizme karşı ısrarlı bir mücadelenin sonucudur. Bu, solun ortaya çıkan sosyal mücadele ve hareketlerin içinde var olmasıyla, toplumlarımızın büyük çoğunluğunun istemlerinin somut politik alternatiflere dönüştürülmesi arasındaki diyalektik bağın sonucudur. Bu somut politik alternatifler acil önerileri daha fazla stratejik amaçla birleştirerek halkımıza yeniden umut vermiştir.

Şimdi daha güçlüyüz ve Avrupa Solunun şovenist projeler ile ırkçı aşırı sağ partilerin artan etkinliklerine karşı mücadelesini güçlendirmenin yanı sıra yerel,ulusal ve Avrupa düzeyinde toplumlarımızın dayanışmasını ilerletmeye de daha fazla muktediriz.

Önümüzdeki dönemde Avrupa Solu, ülkelerimizde ve Avrupa’da sosyal ve politik aktörlerin daha fazla yakınlaşmalarının sağlanması, Avrupa’da sertlik politikalarından vazgeçilmesi, sosyal açıdan sürdürülebilir önerilerin ilerletilmesi, kriz kurbanlarının itibarlarının yeniden sağlanması için çabalarını ve inisiyatiflerini maksimize etmeye kararlıdır.

 

MEMORANDUMLARA KARŞI SEFERBERLİK

– Bu doğrultuda, tüm parlamenterlerimizi, Avrupa parlamento üyelerimizi, sendikacıları, gençliği ve feminist aktivistleri, AB mali anlaşmasını, sertlik programlarını ve memorandumları önlemek için seferber edeceğiz.

– Alternatif zirve sürecinin başlamasına merhaba diyoruz ve bu sürecin gelecekteki tüm aşamalarına aktif olarak katılacağımızı bildiriyoruz.

– Avrupa solu, sosyal hareketler ve birliklerden ortaklarıyla birlikte Avrupa yurttaş inisiyatifini başlattı. Eylülün ilerleyen günlerinde sosyal ve ekolojik gelişim için bir Avrupa kamu bankasının yaratılmasına yönelik 1 milyon imza toplayacağız. Bu, yeni bir tür büyüme ve yurttaşların AB’nin büyük politik yönelimlerine katılımıyla birlikte krizden çıkış için mücadelede de önemli bir araçtır.

Şimdi Avrupa Solu için, Avrupa’da alternatif bir sosyal, politik ve kültürel projeyi sunma zamanıdır.

(çeviri Birgün)