Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi askerlik hizmetine karşı vicdani ret hakkını teyit etti

146

Uluslararası Af Örgütü, Uluslararası Vicdan ve Barış Vergisi Örgütü, Uluslararası Hukukçular Komisyonu, BM Quaker Ofisi Cenevre ve Uluslararası Savaş Karşıtları ortak basın açıklaması şöyle:

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yüce Divanı, Bayatyan v. Ermenistan davasında (Başvuru no: 23459/03, 1/6/2011) Perşembe günü verdiği çığır açan bir kararla, devletlerin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. maddesinde öngörülen  düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü haklarına itibar edilmesi yükümlülüklerinin bir parçası olarak, bireylerin vicdani ret haklarına da saygı göstermeleri gerektiğine kanaat getirdi. Bu karar ışığında, yukarıda bahsi geçen kurumlar, Sözleşme’ye taraf olan ülkeler arasında zorunlu askerliğe karşı vicdani ret hakkını hala tanımayan Türkiye ve Azerbaycan hükümetlerini derhal bu hakkı tanımak için gerekli adımları atmaya davet etmektedir. Ayrıca, Ermenistan da, Alternatif Hizmet Kanunu’nu, sunulan alternatif hizmetlerin, Avrupa ve uluslararası standartlar doğrultusunda, tamamen sivil niteliğe haiz, cezai ve caydırıcı özelliklerden uzak olmasını sağlayacak şekilde değiştirmelidir.

Alınan bu kararla, zorunlu askerlik hizmetine karşı vicdani ret hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi katında ilk kez açıkça kabul edilmiştir.

Yukarıda bahsi geçen kurumlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’de yer alan benzeri hükümlerin devletlerin Sözleşme’ye uyum sağladıklarının denetimiyle yükümlü Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu tarafından yapılan tefsiri doğrultusunda aldığı bu kararı memnuniyetle karşılamıştır.

Bayatyan v Ermenistan davası, vicdani nedenlerle zorunlu askerlik hizmetini yapmayı reddettiği için 2.5 yıl hapis cezasına çarptırılan bir Yehova Şahidi ile ilgilidir. Uluslararası Af Örgütü, Uluslararası Vicdan ve Barış Vergisi Örgütü, Uluslararası Hukukçular Komisyonu, BM Quaker Ofisi ve Uluslararası Savaş Karşıtları, Yüce Divan’a üçüncü taraf olarak sunduğu raporda, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu’nun vicdani ret hakkının düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğüne ilişkin haklar altında korunduğuna ilişkin görüşünü vurgulamıştı (http://quno.org/humanrights/CO/coLinks.htm#QUNOPUB). Söz konusu kurumlar, ayrıca, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi ve Bakanlar Komitesi’nin vermiş olduğu önerilerin de altını çizerek, Yüce Divan’a, Avrupa Konseyine üye 47 ülkede askerlik hizmetine karşı vicdani ret hakkının uygulanışı konusunda bilgi vermiştir.

 

Arka plan

Söz konusu davaya konu olan kişi, 1983 doğumlu, Ermenistan’ın başkenti Yerevan’da yaşayan Vahan Bayatyan’dı. Kendisi bir Yehova Şahididir ve vicdani nedenlerden dolayı askeri hizmeti yapmayı reddetmişti. 2001 yılında, 1.5 yıllık hapis cezasına çarptırıldı. Cezası, savcının Bayatyan’ın vicdani reddini “asılsız ve tehlikeli” bulması nedeniyle daha ağır bir ceza verilmesi için temyiz etmesinin ardından bir yıl arttırıldı. Alınan karar, Ermenistan Temyiz Mahkemesinde de onaylanınca, Bayatyan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu.

2000 yılında Avrupa Konseyi’ne katılımıyla beraber, Ermenistan, “Konsey’e katılımının ardından ilk 3 yıl içinde alternatif hizmete ilişkin Avrupa standartlarıyla uyumlu bir kanun çıkaracağı konusunda taahhütte bulunurken, hapis cezasına çarptırılan ya da disiplin taburlarında görev verilen tüm vicdani retçileri affedeceğini ve Alternatif Hizmet Kanunu’nun

yürürlüğe girmesiyle birlikte silahsız bir askeri hizmet ya da sivil hizmette görev almalarını sağlayacaklarını”1 belirtmişti. 17 Aralık 2003 tarihinde yürürlüğe giren Alternatif Hizmet Kanunu, vicdani retçiler için “Alternatif Sivil Hizmetin” oluşturulmasına yönelik bir hüküm tanımış oldu. Ancak Bayatyan’a alternatif hizmetten yararlanma fırsatı hiç bir zaman tanınmadı. Bilakis, Yehova Şahidi olup alternatif hizmette görev alanlar, bu hizmetin sivil bir niteliğe haiz olmadığını, askeri yemin etmek ve askeri üniforma giymek gibi kendileri için kabul edilemez bir takım yükümlülüklerin olduğunu dile getirdiler. Son dört yıl içinde, 80 den fazla Yehova Şahidi, doğası, süresi (tüm dünyada uygulanan en uzun ve askerlik süresinin 1.75 kat daha fazlası olan 42 aylık bir süre,) ve askeri yetkililer tarafından sıkı bir denetim uygulanması itibariyle Avrupa ve uluslararası standartlara açık bir şekilde uymayan bu “alternatif sivil hizmeti” yerine getirmeyi reddettikleri için tutuklandı.

17 kişilik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yüce Divanı tarafından verilen bu karar, 2009 yılı Ekim ayında 7 kişilik bir divanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. Maddesinin askerlik hizmetine karşı vicdani ret hakkını korumadığına dair almış olduğu kararın gözden geçirilmesi sonucunda verildi.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. Maddesi ile Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 18. Maddesi, düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğüne yönelik neredeyse özdeş hükümler içermektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olan tüm devletler aynı zamanda Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’ye de taraftırlar. 1993’ten bu yana, devletlerin Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’deki düzenlemelere riayetini denetlemek üzere kurulan ve bağımsız uzmanlardan oluşan bir organ olan Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu, bu düzenlemeleri, vicdani ret hakkını da kapsayacak biçimde yorumlamıştır. Bayatyan davası, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin vicdani ret hakkı konusunda karar verdiği ilk dava olma özelliğini taşımaktadır. Örneğin Ülke v Türkiye2 gibi daha önceki davalarda, vicdani retçilere askerlik hizmeti yapmayı reddettikleri gerekçesiyle uygulanan hapis ve diğer cezaların insanlık dışı ve aşağılayıcı mahiyette olduğu hükmüne varılmış ancak askerlik hizmetine karşı vicdani ret hakkı doğrudan ele alınmamıştır.

1 Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (PACE) Görüş No. 221 (2000): Ermenistan’ın Avrupa Konseyi’ne üyelik Başvurusu, 28 Haziran 2000

2 Ulke v Türkiye, Başvuru numarası 39437/98, 24 Ocak 2006 tarihli karar

 

Mahkemenin Kararı

Madde 9

Başvurulabilirlik

Daire, AİHK’nin yerleşik içtihatlarına göre Madde 9’un köleliği ve zorla veya zorunlu çalışmayı yasaklayan ve AİHS’yi kabul eden her ülkenin vicdani reddi tanıma seçeneğini sunan Madde 4 ile birlikte ele alınması gerektiğini düşünmüştür. Bu nedenle Daire, Madde 9’un askeri hizmeti vicdani gerekçelerle reddetme hakkını garanti altına almadığını ve Bay Bayatyan’ın davasında bu bakımdan uygulanamaz olduğunu düşünmüştür.

Bununla birlikte, Büyük Daire Sözleşme’nin yaşayan bir hukuki belge olduğunu ve mevcut koşullar ve demokratik Devletlerdeki düşünceler ışığında uyarlanması gerektiğini tekrarlamıştır.

Başvurucunun 9. Madde bağlamında haklarının müdahale edildiğini ileri sürdüğü 2002-2003 yılında, Ermenistan dışında yalnızca dört Avrupa Konseyi ülkesinin Vicdani retçi statüsüne sahip olma olanağını tanımamış, bunların arasından üçünün ise vicdani ret hakkını Anayasalarına dahil etmelerine rağmen bunları gerçekleştirebilecek yasaları henüz oluşturmamıştır.

Zorunlu askerlik hizmetine sahip olan ya da olmuş olan üye Devletler’in neredeyse tümü birçok noktada vicdani ret hakkını tanıma ve uygulamaya yönelik yasalar çıkarmıştır. 1916’da Birleşik Krallık ile başlayarak şöyle devam etmiştir: 1917 – Danimarka, 1920 – İsveç, 1920-1923 – Hollanda, 1922 – Norveç, 1931 – Finlandiya, 1949 – Almanya, 1963 – Fransa ve Lüksemburg, 1964 – Belçika, 1972 – İtalya, 1974 – Avusturya, 1976 – Portekiz ve 1978 – İspanya.

Bu hakka yasal sistemlerinde henüz yer vermemiş Üye veya müstakbel Üye Devletler’de 1980’lerin sonunda ve 1990’larda büyük bir tanıma dalgası birbirini izlemiştir. Bunlar arasında: 1988 – Polonya, 1989 – Çek Cumhuriyeti ve Macaristan, 1990 – Hırvatistan, 1991 – Estonya, Moldovya ve Slovenya, 1992 – Kıbrıs, eski Yugoslavya Federal Cumhuriyeti (2006’da hakkı muhafaza eden iki üye ülkeye bölünmüştür: Sırbistan ve Karadağ), Ukrayna, 1993 – Letonya, 1995 – Slovak Cumhuriyeti ve İsviçre, 1996 – Bosna Hersek, Litvanya ve Romanya, 1997 – Gürcistan ve Yunanistan, 1998 – Bulgaristan.

Geri kalan üye ülkelerden, 1992’deyken de silahsız askeri hizmet olanağı sunan “Eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya”, 2001 yılında alternatif sivil hizmet olanağını sunmuştur. Rusya ve Arnavutluk, sırasıyla 1993 ve 1998 yıllarında anayasal olarak vicdani ret hakkını tanımış ve sırasıyla 2004 ve 2003 yıllarında mevzuatlarına dahil etmişlerdir. Azerbaycan 1995 yılında vicdani ret hakkını anayasal olarak tanımıştır. Vicdani retçiler Türkiye’de tanınmamaktadır.

Vicdani reddin tanındığı ve tamamıyla uygulandığı çoğu Üye Devletlerde, Romanya ve Ukrayna hariç, vicdani retçi statüsü sadece dini inançlar bazında değil, din harici kişisel inançlara kadar geniş bir yelpazede talep edilebilir. Polonya, Belçika ve Finlandiya gibi bazı üye Devletlerde vicdani retçi statüsü talep etme hakkı yalnızca barış zamanında kabul edilirken, Karadağ ve Slovak Cumhuriyeti gibi bazı üye devletlerde ise bu statüyü tanımına göre talep etmek yalnızca savaş ve seferberlik durumlarında geçerlidir. Son olarak, Finlandiya gibi bazı üye Devletler vicdani retçilerin alternatif hizmetten de muaf olabilecekleri çeşitli kategorilere de yer vermiştir.

Bay Bayatyan’ın davasının olduğu zamanda, Avrupa Konseyi üye Devletlerinin ezici çoğunluğu yasalarında ve uygulamalarında vicdani ret hakkını çoktan tanımıştırlar. Akabinde Ermenistan da bu hakkı tanımıştır. Üye Devletlerin yasaları – ilgili uluslararası sözleşmeler ile birlikte – bu nedenle evrilmiş ve bahsi geçen zamanda Avrupa ve ötesinde bu soru hakkında fiili bir konsensus halihazırda oluşmuştur. Bu nedenle 2002 – 2003’te yaşanan bu olaylar ışığında, Madde 9’un farklı bir biçimde yorumlanabileceğinin öngörülemez olduğu söylenemez.

Büyük Daire Madde 9’un artık Madde 4-3(b) ışığında okunmaması gerektiği sonucuna varmıştır. Akabinde, başvurucunun şikayeti sadece Madde 9 ışığında ele alınmalıdır.

Madde 9 vicdani ret hakkına açık bir biçimde değinmemektedir. Fakat Büyük Daire, – askeri hizmette bulunma zorunluluğu ve bir insanın vicdanı veya derin ve gerçek dini ya da diğer inançları arasındaki ciddi ve aşılamaz bir çatışmadan kaynaklandığı – askeri hizmete karşı olmanın 9. Madde’nin garantisinden faydalanabilmek için yeterli ikna gücü, ciddiyet, uyum ve önemi taşıdığını kabul etmiştir.

Bay Bayatyan orduda hizmete – silahsız da olsa – karşı olan Yehova Şahitleri’nin bir üyesiydi. Bu nedenle Büyük Daire’nin askeri hizmete karşı olmasının askeri hizmette bulunmasına ciddi ve aşılamaz bir çatışmaya sebep olacak dini inançlarından kaynaklanmasından herhangi bir şüphe duymasına sebep yoktur. Bu nedenle, Madde 9 bu dava için uygulanabilirdir.

 

Uygunluk

Büyük Daire, Bay Bayatyan’ın askeri hizmete başvurmamış olmasının dini inançlarının bir ifadesi olduğunu kabul etmiştir. Kendisinin askerlikten kaçmak nedeniyle hüküm giymesi, dini inancını yaşama özgürlüğüne bu nedenle bir müdahale oluşturmuştur.

Büyük Daire kendisi hakkındaki hükmün hukuki olup olmadığı sorusunu açık bırakmıştır. Erişilebilir ve açık yasalara dayanmaktadır. Fakat Ermeni yetkililer aynı zamanda alternatif hizmeti kabul edecek ve aynı zamanda hapis cezasına mahkum edilmiş vicdani retçileri affedecek bir yasal düzenleme yapmayı taahhüt etmişlerdir.

Büyük Daire Ermenistan Hükümetinin Bay Bayatyanın mahkumiyetinin arkasında – kamu düzeninin ve zımnen, başkalarının haklarının korunmasına dair – bir “meşru amaç” bulunduğu iddiasını tartışmayı gerekli görmemiştir. Mamafih, Hükümetin iddiaları özellikle alternatif sivil hizmetin tanınmasını ve yeni vicdani retçileri cezalandırmaktan kaçınacağını vaat etmesi karşılığında ikna edici değildir.

Mahkumiyetinin “demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığı konusunda Büyük Daire Avrupa Konseyinin zorunlu askeri hizmete sahip olan veya olmuş 47 Üye Devletinin neredeyse tamamının askeri hizmete alternatifler sunduğuna dikkat çekmiştir. Dolayısıyla, bunu yapmayan bir Devlet, bir kişinin inanç hürriyetine müdahale etmesini meşru kılacak ikna edici ve zorlayıcı sebepler sunmak zorundadır. Avrupa Devletlerinin ezici çoğunluğunun deneyimlerinin gösterdiği üzere, yarışan çıkarları uzlaştırmaya muktedir tutarlı ve etkili alternatiflerin varlığı da hesaba katıldığında müdahalenin daha azı gerekli görülebilirdi.

Büyük Daire, bir Yehova Şahidi olan Bay Bayatyan’ın askeri hizmetten kişisel bir yarar veya rahatlık için değil, kendisinin gerçekten sahip olduğu dini yükümlülükleri nedeniyle muaf olmak istediğine dikkat çekmiştir. O zamanda Ermenistan’da herhangi bir alternatif sivil hizmetin mümkün olmaması nedeniyle, kendisinin dini inançlarına sadık kalabilmek için askere alınmayı reddetmekten ve bunun sonucu olarak adli yaptırımları göze almaktan başka seçeneği yoktu. Böyle bir sistem toplumun bütününün çıkarları ile Bay Bayatyan’ınkiler arasında adil bir denge sağlamayı başaramamıştır. Bu nedenle Büyük Daire Bay Bayatyan’a vicdan ve inançları için herhangi bir hoşgörü tanınmadığı bu koşullar altında bir cezai yaptırım uygulanmasının, demokratik bir toplumda gereklilik ölçütü bakımından kabul edilemeyeceğini belirtmiştir.

Büyük Daire her tür zorunlu askerlik hizmeti sisteminin vatandaşlar üzerinde ağır bir yük olduğunu kabul etmiştir. Fakat, eğer adil bir biçimde paylaşıldığında ve Bay Bayatyan’ın durumunda olduğu gibi, hizmetten elle tutulur ve ikna edici temellerde muaf olunabildiğinde kabul edilebilirdir.

Büyük Daire çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin demokratik bir toplumun temel taşları olduğunu tekrar eder. Demokrasi, basitçe çoğunluğun görüşlerinin hakim olması anlamına gelmeyip, azınlıklara adil ve uygun davranılmasını ve baskın durumlardan korunmayı sağlayan bir denge sağlamalıdır. Azınlıktaki dini gruplara (Yehova Şahitleri gibi) vicdanlarının gerektirdiği şekilde topluma hizmet etmelerini sağlamak, Hükümet’in iddia ettiği gibi eşitsizlikler ve ayrımcılıklar yaratmanın tam tersine, onların inançlarına karşı Devlet tarafından saygı gösterilmesi, bağlılığı ve istikrarlı çoğulculuğu garanti altına alır ve toplumda dini ahenki ve hoşgörüyü teşvik eder.

Üstelik Bay Bayatyan’ın yargılanması ve mahkum olması Ermenistan’ın alternatif hizmeti sunacağını resmi olarak açıkladığı bir zamana da denk gelmiştir. O süreçte vicdani retçileri cezalandırmama vaatleri, aynı zamanda hapis cezasına çarptırılan vicdani retçileri de affetme taahhütlerinde de kesindir. Bu nedenle, Bay Bayatyan’ın vicdani ret sebebiyle mahkumiyeti, resmi reform politikası ve uluslararası taahhüdü ile doğrultusunda Ermenistan’ın yapmakta olduğu değişikliklerle doğrudan çatışma içerisindedir ve uygulamanın acil bir sosyal ihtiyaca cevap olduğu söylenemez. Buna ek olarak, alternatif hizmet yasası Bay Bayatyan’ın son mahkumiyetinden bir yıldan daha az bir süre sonra kabul edildi. Kendisinin şartlı tahliye edilmiş olması durumu etkilemedi. Yeni yasanın kabul edilmesi de dava üzerinde herhangi bir etki yaratmadı.

Mahkeme bu nedenle Bay Bayatyan’ın mahkumiyetinin inanç özgürlüğü hakkına demokratik toplumlarda gerekli olmayacak ölçüde bir müdahale oluşturduğunu Madde 9’un ihlali olarak karar vermiştir.