Asker “Kaçak”ları – Ercan Jan AKTAŞ

96

490-276Türkiye Cumhuriyeti (TC) tipi demokrasinin tipik son halini yaşıyoruz. Yapılan son düzenleme ile zorunlu askerlik 15 aydan 12 aya indirildi, asker kaçağı olarak ifade edilen 600 bin insan için de yakalama süreci başlatılıyor. Birincisi zorunlu askerliğin kendisi Türkiye’nin altında imzası bulunan uluslararası sözleşmelerde bir insan hakkı ihlalidir. Kişi, birileri/devlet tarafından zorla her ne sebeple olursa olsun alıkonulamaz, zorla çalıştırılamaz. 47 üye ülkenin içinde bulunduğu Avrupa Konseyi’nde zorunlu askerlik yoktur.

Askerlik yükümlüğü olan ülkelerde ise bir kişiden askerlik yapmasın istendiğinde kendisine alternatif olarak vicdani ret hakkı de sunulur. Kişinin bir seçme hakkı vardır. Yani Türkiye’nin de imzasının bulunduğu Avrupa Konseyi sözleşmelerinde vicdani ret bir insan hakkı olarak uygulamadadır. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, vicdani ret hakkını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 9. maddesinde güvence altına alınan din ve vicdan özgürlüğünün zorunlu bir gereği olarak kabul etmiştir.

Gene 1948 yılında Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu tarafından İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 18. Maddesinde ele alınmıştır. Bu maddeye göre; “Düşünce, vicdan ve dini özgürlük herkesin hakkıdır.”

Süreç içinde uluslararası hukuk ve uygulamalar içinde “Öldürmeyi reddetme hakkı” bir insan hakkı olarak hayat bulmuştur. Diğer yandan Türkiye’nin içine girmek için yoğun çaba sarf ettiği Avrupa Birliği’nde (AB) ise vicdani ret açıkça bir inanç özgürlüğü olarak tanınmış ve yasal güvencelere kavuşturulmuştur. AB Temel Hakları Bildirgesi’nin 10. Maddesinde “1) Herkes, düşünce, din ve vicdan özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, din veya inancını değiştirme özgürlüğünü ve din veya inancını tek başına veya topluluk halinde, aleni veya gizli olarak ibadet etme, öğretme, uygulama ve gereklerine uyma şeklinde açığa vurma özgürlüğünü içerir. 2) Bu hakkın kullanılmasına ilişkin ulusal mevzuata uygun olarak dini nedenlerle askerlik görevini yapmayı reddetme hakkı tanınmaktadır” biçiminde düzenlenmiştir.

Açık bir şekilde ifade etmek gerekirse bir kişiyi belirli bir süre için “zorunlu askerlik” için alıkoymak, Türkiye’nin altında imzası bulunan uluslararası sözleşmelere göre insan hakkı ihlalidir; suçtur. T.C. Demokrasisi suç işlemeye devam ediyor. Kaldı ki bu yıl İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen “Sahte çürük raporu davası”nın gerekçeli kararında “zorunlu askerlik” angarya olarak ifade edildi. Böylesi bir gerçek bir tarafta dururken son yapılan açıklama ile 600 bin kişi hakkında “yakalayın kışlaya götürün” demek son derece keyfi, insan hakkı ve özgürlüklerini dikkate almayan bir yaklaşımdır.

Bu ülkede her zaman yüz binlerce insan bu haksız, adaletsiz, tamamen angaryaya dayanan “zorunlu askerlik” süreci içinde yer almak istemedi. Yıllarda kaçak hayat yaşamak zorunda bırakıldılar. Güvencesi olan işlerde çalışamadılar. Kurmak istedikleri hayatları önünde hep bir engel olarak durdu. Hayatları karabasana döndü insanların. Diğer yandan ise 1989 yılından bu yana; “zorunlu askerliği tanımıyorum, asker olmuyorum, vicdani retçiyim” diyen yüzlerce insan benzer hayatları yaşamak zorunda bırakıldı.

Hem zorunlu askerlikte dayatma içinde bulunmak ve hem de bu dayatmaya gelmeyen, angarya ve özgürlüklerinin gasp edilmesine ses çıkaran insanlar için hayatı daha da zorlaştırmak kabul edilemez bir şeydir. Banka hesabı açamama, yurtdışına çıkamama gibi yeni engeller için süreç başlatan AKP, kendi iç yasalarını da ihlal edeceğinin farkında değil. Böylesi bir süreçte yapılması gereken bu yaklaşımın teşhiri ve “zorunlu askerlik” dayatması/angaryası karşısında daha etkili bir şekilde itiraz hakkını kullanmaktır.

Bu ülkede 600 bin “bakaya kaçağı” var ise yüzlerce de vicdani retçi var. Hiçbir şekilde bu angarya içinde olmak istemeyen, “kaçmayan”, “saklanmayan” hayatın içindeki bu yüzlerce insan hep başka bir şey söylediler. “Ölmeyeceğiz, öldürmeyeceğiz, kimsenin askeri olamayacağız”. Bu vesile ile bu seslere daha çok ses katmak zamanıdır. Zorunlu askerlik dayatmalarına karşı özgürlüğümüzü savunmak için daha etkili ve daha çokluk içinde haykırmak reddetmek gerekiyor.

Kaynak: http://bianet.org