Artistler iş başında – Alpay Durduran

91

Gazete Kutlay Erki dışişleri baklanı n-oldu diye TOMA alımını durdurur mu diye sorguladı. Polisin bütçesi savunma bütçesine bağlıdır. Öyle muamele görür ve teçhizatı asker tarafından desteklenir. Onun için bugüne kadar polis sivile bağlanmadığı için bütçesi de sivilin umursamadığı bir bütçe olmuştur. Bu bir hukuka aykırı iş olsa da gelen giden siyasi partiler bu aykırılığı yürütmüştür ve suç ortağıdır. Ama Kutlay’ı göreve davet edeneler de bu suçu hiç işaret etmemişlerdir. Yani basın olarak Yeniçağ dışında polis askere bağlı olsa da sivilin yapması gerekenleri ve anayasadaki geçici 10. maddenin sınırlarını gösterme çabasına kulak asmamışlardır.

Aymazlık onunla kısıtlı da değildir. Hükümet geçici bir hükümettir. İki ay ortada dolaşacak ve görevi yeni seçilenlere devredecektir. Onun için “eksik ve yetersiz yasalar düzenlenecek” gibi bir maddeyi programına alabilen bu hükümet beş yılda bile tamamlanamayacak bu maddeyi koymakla halkın genelinin bunu yutacağını düşünmüştür. Üç parti diye görünen ama aslında açılmış ve kapatılmış partiler ve parti değiştirmiş kişilerle beraber çok daha fazla partiyi temsil ettiğine göre bugünü de değil geçmişi bile yargılamamızı hak ediyor. Ne yazık ki bizim ezici çoğunluğumuz halkı kandırmak için söylediğimiz yalan vaatleri kimsenin umursamayacağına ve seçimlerde dikkate alınmayacağına inanmaktayız.

Yuh olsun bize.

Programı yazıp onaylayanlara sözümüz olmazsa onların da halkın bu genel anlayışını değiştirmeye çalışmayacağımızı kanıtlamış oluruz. Onun için onlara daha büyük bir yuh olsun.

İyi niyetle bunu yaptıklarını söyleyeceklerdir.  Şimdiden sonra olsun se3çim rüşvetini önleyeceğiz, baskı olanaklarını olabildiği kadar durduracağız ama halkı kandırmalarına izin vermemek için böyle yaptık diyeceklerdir. Seçilirsek vaatlerimizin gerisini de yaparız diye konuşacaklardır ama parti üyelerinin yetkililerine yalanı bırakın gerçeğe gelin dememelerinin ve partilerini yolsuzluktan uzaklaştırmamalarının rejimin en tehlikeli zaafı olduğunu bilenler onları affedemezler.

Yolsuzlukların önlenmesi ve devletin baskısının ortadan kaldırılması hukukun üstünlüğünün sağlanmasına bağlıdır. Buna hizmet etmek isteyenler bu geçiş döneminde sadece seçmene bilgi edinme hakkını vermekle, ihale ve menfaat dağıtımının diğer şekillerini sürekli izlemekle görevli denetim kurullarını ve görevlileri özgürleştirmekle işe başlamalıdırlar. Bu arada eski başbakan Çağatay’ın tüm yönetime gizlilik kararı bulunmayan bilgileri saklamamalarını emreden genelgesini de raftan çıkarıp dağıtmalı ve uygulandığının aylık raporlarla bildirilmesini istemelidirler.

Hükümet programında lafazanlıklar etmek bizimle alay etmek anlamındadır. Bunu anlayanlar eminim ki demir çiğnemektedirler ama aralından bir çok partizanın da yalan olacağını bile bile eksik bulduklarıyla oyalanmaktadırlar. Çünkü bu kadar yalanı yazanların seçildikten sonra da yalanlara devam edecek kadar usta olduklarını görerek rahatlamışlar ve yalanlarını iyi niyetle yapıp diğer yalancılardan kurtulacaklarından emin olmak istemektedirler. Hâlbuki yalana izin verenler ancak yalancıları seçmiş olacaklardır. Şimdi yalan söyleyenler sonra da yalana devam edecekler ve iyi yalan kötü yalan birbirine karışacaktır.

TC-KKTC protokollerine aykırı vaatler de gündemdedir. Onlara paketlere atıf yapmadan yer verenler açıkça aramızda paketlere karşı olmayan var onun için bu geçiş döneminde yer veremedik diyeceklerine vaatleri yazalım ama paketi anmayalım kararıyla yapmış gibidirler. O zaman aralarında yalan söylemekte anlaştıkları ortaya çıkmaktadır ki yalan söylemeye izin verenle yalancılar olarak hareket etmektedirler. Bravo bu kültüre! Sınav sonuçlarını çalıp arkadaşlarına veren ve yakalanan insanların bizim kültürümüzde kopya çekmek suç değildir, iftihar konusudur dediklerini duymuştuk. Bunlar da onlar gibi yalan söyleme kültürümüzde suç değildir demiş olmaktadırlar.

Siyasette yalanla karşılaşanlar yalan söylemenin türlerini hatırlarlarsa yalanla mücadele edebilirler. Ancak karşısındakini hasım olarak görmek, hatta halk düşmanı görmek çok kolaydır. Onun için yalana karşı çıkarken düşmana karşı yalana başvurmak ahlaklıdır derken yalanı kime ve ne maksatla söylediğimize emin olmamızı öğütlerim çünkü siyasete yalan başvuran halka yalan söyler ve yalanı yöntem haline getirir.

Halimizin feci olması şaşırtıcı değildir. Biz savaşarak yolsuzluğu siyasi silah haline getirenleri yenmeliyiz yoksa siyasiler her gün bizi daha da denetleyecek olanaklarla bizle savaşacaklardır.

Partisinden kaç defa kaçtığı ve sonra döndüğünün hesapları tutulan insanlarla hükümet düşürüp erkene alınmış bir seçimi daha da erkene almak olası değildiyse azınlığa düşmüş haliyle yetinileceğine  hükümet düşürüp hükümet kurmak ne getirdi? Eskinin hesabı sorulacağında gözetime alınacaklarla ortak sorumluluk yüklenildi.  Yetmezmiş gibi bir de palamut kadar programla vaatler dağıtıldı. Aralarındaki sanıklara bakmadan hesap0 sorma vaat edildi. Biz size ne diyelim yahu!