Arap sokağa saldırdı ya biz – Alpay Durduran

85

Araplar sokağa saldırdılar. Ellerinde silah da vardı çünkü gösteri hakları ellerinden alınmıştı. Anayasalarında bu şekilde gösteri yapmak için izin olmayabilir ama nefes alma hakkı da anayasada ele alınmamıştır, nefes alamazlar mı? Haklar inanların doğuştan ve doğal hakları vardır. İnsan hakkından bahsedenler bilmelidirler ki hak anayasaya hakkın kullanılması bir düzenleme gerektirirse konur. Başkalarının başka haklarını çiğneme olasılığı varsa kısılmak için konur ve bunu hükümet de yapamaz sadece meclis yapabilir, özüne o da dokunamaz. Onun için anayasa dışına çıkan yönetime karşı kendini savunma durumuna girildi ve Arap halk silaha başvurdu.

Silahla gelen silahla gider deyimi İncil’de de Kuran’da da olan bir iddiadır. Onun için silahla iş görme ancak zorunlulukla olur ve sonucunun garantisi de yoktur.

Halkın haklarını savunması için demokratik yollar açıktır. Bol, bol yürüyüş yapılabiliyor, sandıklar da kuruluyor, ama açıkgözlerimizin sayısı adil bir sonuç sağlamıyor ve bu rezaletin sorumluları otoriteyi sürdürüyorlar.

Araplar gibi ayağa kalksak desek açıkgözler kimin aynında olacak?

Hade halkın desteğini kazandık diyelim gücü elinden bırakmak istemeyenlere kaşı polis kimin yanında olacak? Asker kimin yanında olacak? Bize bağlı değiller ki!

Onun için Türkiye’de de demokratik mekanizma açık olmalı. Acaba açık mı?

Şimdilik aday adaylığı ve seçime katılma hakkı elde edip etmeyecek partilerin ve adayların durumuna göre netice arayabiliriz. Ancak orada ahali “Kıbrıs bizim” diyor. Bizim eylemlerimizi Rum’a koz olarak görecekleri belli değil mi? Nitekim öyle görmediler mi? Onlar Erdoğan hükümetine ne isterlerse söyleyebilirler ama burada Erdoğan hükümeti işimize karışma dersen beğenmezsen güzeye geç derler.

Biz AB yurttaşlarıyız ama onu da ileri süremeyiz. AKİ askıya alındı ya onlar da fazla ilgilenmez. Daha yeni, yeni onlar da bizim yurttaşlarımız diye kararlarını görüyoruz. O sadece hatırlatma babında.

Gene de hem AB’de hem de TC’de sorunlarımızı paylaşacak insanlar aramalıyız ve arıyoruz. Toplum olarak ömrümüz yettiğince mücadeleye devam edeceğiz.

Halkın perişanlığını Türkiye’nin burayı gütmesine ses çıkarmamak şartıyla elde edilecek koltuklar uğruna istismar edeceklere izin vermeden uğraşımızı sürdüreceğiz. Başka yol yok.

Kıbrıs sorunu çözülmeden sorunların çözülemeyeceği aşikârdır çünkü ne bu nüfus yapısını temelden değiştiren politikaya son vermeden ve ekonomiye parasal (döviz kuru, faiz, merkez bankası işlemleri gibi) operasyon yapmadan hiçbir sorun çözülmez ve Türkiye buna kalkışanı tepeler. Kıbrıs sorunu da nüfus yapısı böyle değişince ve Türkiye’nin müdahale olanakları devam ettikçe çözülemez, evet diyecek bir Rum bulunamaz.

İşimiz ipek veya yeni tabirle Çiçek.

Halimiz bu. Gene de açıkgözlüklerle bozduğumuz ahlakımızı bir az aklımızda tutmalıyız. Yoksa çözüm olsa da bu halle azınlık tutumunu sürdürür ve devletin malı deniz deyip devenin hörgücünden geçiniriz. Yönetimi daha da bozup güney’i de mahvederiz.