Anti-Militarist Barış Harekatı eylemi değerlendirdi: “gelecek sene 14 Ağustosta da yine meydanlarda olacağız”

69

Baraka Kültür Merkezi, BKP Gençlik, KGP, YKP  Gençlik, Doğa Dostları Derneğinin oluşturduğu Anti-Militarist Barış Harekatı Ayşe evine dön eylemini değerlendirdiği Baraka Aktivisti Hasan Yıkıcı imzalı açıklama şöyle:

‘Ayşe’ pabucu yarım çık dışarıya ‘dans’ edelim!

Anti-militarist Barış Harekatı’nın organize ettiği “Dikkat Askersiz Bölge” konseri geçtiğimiz Cumartesi başarı ile gerçekleştirildi. “Tatil bitti, Ayşe evine dön” teması ile gerçekleştirilen etkinlikte sırasıyla Gommalar Müzik Savaşçıları, Özgür, Sol Anahtarı ve Bandista sahne aldı. Sahne alan gruplar ve kişiler etkileyici performansları ile işgal karşıtı, anti-militarist ve anti-kapitalist sloganlara güç ve anlam kattılar.

Türkiye’den Kıbrıs’a tüm kültürel, ideolojik ve dini anlam ve değerlerin ithal edildiği bir ortamda  Bandista grubunun sahneden “biz buraya devrimcilik ithal etmek için değil, buradaki devrimcilerle dayanışmak için geldik” demesi enternasyonalist anlamda önemli bir mesaj olmakla birlikte, Kıbrıs ve Türkiye halklarının emperyalizme ve kapitalizme karşı ortak mücadelesi anlamında da ayrı bir değer taşıyordu.

Konserin örgütlenme çalışmaları sürerken iki arkadaşımıza afiş astıkları gerekçesiyle emniyet tarafından suç duyurusunda bulunuldu. Ardından son dakikada emniyet ve kaymakamlık tarafından konserin, Barış Manço Park’ında yapılması engellenerek Selimiye Meydanı konser alanı olarak gösterildi. Konser, aktivistlerin yoğun çabaları sonucunda Selimiye Meydanı’nda gerçekleştirildi. Emniyet ve kaymakamlığın tüm engelleme ve sabote etme çabalarına rağmen konser muhteşem bir devrimci coşku ve kitle potansiyeli eşliğinde gerçekleşti. Bandista grubu Kıbrıs ile ilgili yaptığı şarkılarını ilk kez seslendirdi. Kalabalığın attığı işgal karşıtı ve anti-kapitalist sloganlar sahneden yükselen ezgilere karışarak şehrin sokaklarında yankılandı. Egemenler tarafından uygulanmak istenen tüm baskı ve korkutma girişimlerine rağmen Selimiye Meydanı’nda insanlar ayaklarını yere vura vura dans ettiler, özgürlüğün şarkılarını söylediler…

Konserin hem örgütleme sürecinde hem de hemen ardından yaşananlar egemen bloğun baskıcı ve antidemokratik yüzünü bir kez daha çıplak bir biçimde göstermiştir. Farklı seslere tahammül edemeyenler veya bundan korkanlar bir yandan yıldırma politikaları izlediler, diğer yandan da başta medya aracılığı ile görmemezlikten gelerek, yok saymaya çalıştırlar. Bu süreç içerisinde yalnızca birkaç unsur göze en fazla çarpanlardı :

  • Medyanın görmemezlikten gelmesi! Sağcı, milliyetçi medya odaklarını geçtik. Kendisini demokrasi ve barış yanlısı olarak ifade eden, bağımsız gazetecilik yaptığını savunan medya odakları dahi bu süreci görmemezlikten gelerek, gazetelerinde ya hiç yer vermediler ya da olayın tüm politik içeriğini boşaltarak magazinsel bir unsura dönüştürerek (Yenidüzen gazetesi) verdiler. CTP’nin kendisinin dışında seslere ve farklılıklara tahammül edememesi ve adadaki işgale karşı bir tavır alamaması böylelikle yine kanıtlanmış oldu. Bu, her iki koşulda da medyanın bu süreçte sınıfta kaldığını, hak odaklı habercilik anlayışı bir yana, etik kaygılar bile gütmediğinin göstergesidir. Fakat bu medyamızın alamet-i farikasının bir yanı. Öte tarafta ise Afrika gazetesinin haberi verme biçimi var ki, okuyanların tüylerini diken diken eder. Tamamen çatışmacı bir dil ile yazılan haber metni, konserin temsilini etkinlikte olay çıkmaması üzerinden işliyor. Haberdeki “Türkiyelilerin yoğun bulunduğu bölgede gerçekleşen konser” ve “olaysız geçti” ibreleri bir yandan Türkiyelilere karşı dışlayıcı ve ötekileştirici anlamları taşırken öte yandan da konserin içinde taşıdığı mesajla bire bir zıtlık güdüyordu. Konserde halkların dayanışması ve ortak mücadelesi mesajları ön plana çıkarken, Afrika gazetesi sanki bunlar hiç olmamış gibi “Türkiyelilerin yoğun yaşadığı bölgedeki konser olaysız geçti”  demeyi tercih etti. Diğer taraftan Bandista’nın enternasyonal dayanışma mesajını ve  halkların kardeşliği vurgusunu öne çıkarmayıp gelecek  14 Ağustos ile ilgili önerisini ön plana çıkarması ve tüm karamsar ve kötümser haber dilinin ortasında buna -hedef gösterircesine- yer vermesi çevremizce rahatsızlığa sebebiyet vermiştir. Diğer taraftan ise haberdeki fotoğraflar ile spotların bir birini tutmaması, Günün Kahramanı bölümünde Bandista yazıp Sol Anahtarının fotoğrafının çıkması habercilik sorumluluğunun ne kadar önemsendiğini sergilemektedir. Diğer bir nokta ise Afrika Gazetesinin organizatör örgütlere yer vermesine rağmen KGP ve Doğa Dostları Derneğini haberin dışında bırakmasıdır. Üzücü olan bire diğer unsur ise etkinliğin ana sloganlarından biri olan “Ankara elini yakamızdan çek” sloganını gazetenin yanlış yazmış olmasıdır.

Bizler her iki durumda da (hem yok saymak hem de haberi özensiz ve içinin boşlatılarak verilmesinde) bunun gazetecinin, muhabirin hatası olabileceğini düşünmüyoruz. Bunun tamamen bilerek ve isteyerek, editöryal bir tercih veya yukarıdan gelen bir talimatın sonucunda  olduğunu düşünmekteyiz.

  • Medyamızın zat-ı muhteremlerden aldığı talimatlar doğrultusunda ‘görevini’ başarı ile yerine getirmesi tek başına yeterli olamazdı kuşkusuz. Polis, emniyet ve kaymakamlık da ‘görev’ başındaydı. Konserden önce gerçekleştirilen “Dereboyu yürüyüşünde” iki arkadaşımız afiş astıkları gerekçesi ile ertesi gün polis karakoluna çağrılarak haklarında suç duyurusunda bulunuldu. UBP hükümeti ‘iş başına’ geldi geleli demokrat ve devrimci kesimler üzerinde uygulanan soruşturma ve dava terörü yine egemenler tarafından bir baskı ve yıldırma aracı olarak karşımıza çıkartıldı. Diğer bir yıldırma unsuru ise son dakikada Kaymakamlığın Barış Manço Park’ında ‘meskun mahal’ gerekçesi ile konserin yapılmasını yasaklayarak, yer olarak Selimiye Meydanı’nı göstermesiydi. Bir yandan son gün konserin yapılacağı yerin duyurularını yenilemeye çalışırken diğer yandan da Ramazan ayından dolayı konserin saatinin ileriye alınması organizasyonda aksamalara neden olsa da yine de egemenler amaçlarına ulaşamadılar. Konser camide kılınan namazdan sonra, Selimiye Meydanı’nda coşkuyla gerçekleştirildi. Hatta ‘emniyetin bize attığını sandığı kazık kıyağa bile dönüşmüştü!’

Velhasıl kelam bir 14 Ağustos daha geride kaldı Bizler gelecek sene 14 Ağustosta da yine meydanlarda olacağız. Ayaklarımızı yerlere vura vura dans edecek, avazımız çıktığı kadar sloganlarımızı atacak, özgürlüğün şarkılarına eşlik edeceğiz.

Hani o türküde diyordu ya “halk isyanı coştukça askerler kaçar oldu.” İşte tam da öyle…

Not: Bu vesile ile en sıkışık zamanımızda bizlere yeri doldurulamaz katkılar yapan bölgedeki Galif Meyhanesi ve HASDER’e çok teşekkür ederiz.